Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
Ekonomi
Vatandaş için ‘Türkiye Varlık Fonu’ neden tehlikeli

Hazinede bulunan kamu sermayeli şirketler ile özelleştirme programında bulunan bazı şirketlere ait hisselerin; Türkiye Varlık Fonu'na devredildiği açıklandı...

6.2.2017  08:33

Vatandaş için ‘Türkiye Varlık Fonu’ neden tehlikeli

Hazinede bulunan kamu sermayeli şirketler ile özelleştirme programında bulunan bazı şirketlere ait hisselerin; Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Varlık Fonu'na devredildiği açıklandı. 

 

Bakanlar Kurulu Kararı'yla yapılan devirde Ziraat Bankası, Borsa İstanbul, BOTAŞ, PTT, TPAO, TÜRKSAT, ETİ Maden, Çaykur, BİST Varlık Fonu'na aktarıldı.

 

Bu kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın Saray'daki görüşmesinin hemen ardından gelmesi dikkat çekti.

 

Peki vatandaşın cebini doğrudan ilgilendiren ve Ağustos 2016'da Türkiye'nin gündemine giren "Varlık Fonu" hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz...

 

Bu konuyu o dönemde, 26 Ağustos'ta kendi bloğunda kaleme alan ekonomist Mahfi Eğilmez, sosyal medya hesabından, yazısını takipçileriyle paylaştı.

 

Eğilmez yazısında Varlık Fonu'nun ne olduğunu, neyi amaçladığını ve nasıl "denetlenemeyeceğini" okuyucularıyla paylaştı.

 

Mahfi Eğilmez yazısında en tehlikeli noktayı ise, "Fon’un gelirleri sıralanmış olduğu halde giderlerinin hangi alanlara yöneleceği konusunda yasada hiçbir açıklama bulunmamaktadır" diyerek açıklıyor.

 

Eğilmez, yazısının "Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin eleştirilerim" başlıklı bölümünde madde madde şunları sıralıyor:

 

(1) Türkiye Varlık Fonu, yukarıda ana çizgilerini özetlediğimiz şekliyle herhangi bir emtiaya ya da bir gelir fazlalığına dayanmamaktadır. Türkiye’nin petrol, doğalgaz gibi bir emtiayı ihraç ederek elde ettiği gelirleriyle yaratabildiği bir bütçe fazlası olmadığı gibi cari fazlası veya fazla veren bir kamu emeklilik sistemi de yoktur. Tam tersine Türkiye, son dönemlerde azaltmış olsa da bütçe açığı ve cari açık veren, kamu emeklilik sisteminin açığını da bütçeden karşılayan bir sisteme sahiptir. Gelir fazlası olan tek kamu fonu İşsizlik Sigortasıdır. O da bu amaç için kullanılamayacak bir fondur. Özetle Türkiye’nin bir varlık fonu kurmak için gerekli emtiası da gelir fazlası da yoktur.  

 

(2) Fon’un gelirleri sıralanmış olduğu halde giderlerinin hangi alanlara yöneleceği konusunda yasada hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Hangi giderlere yöneleceğini kanun metninden değil genel gerekçedeki açıklamalardan anlıyoruz. Bu durumda bu yasaya göre yapılacak gider denetiminin neye dayanarak yapılacağını çıkarmak mümkün görünmemektedir.

 

(3) Varlık Fonu için yeni bir gelir tanımlanmamakta, sadece bütçeye gidecek gelirlerin bir bölümü bu Fon’a aktarılmış olmaktadır. Normal olarak bütçeye aktarılan özelleştirme gelirlerinin Fon’a yönlendirilmesi ve bütçe gelirlerinden Fon’a pay verilmesi, bütçe gelirlerinin azalmasına ve dolayısıyla bütçe açıklarının artmasına yol açacak bir gelişmedir.

 

(4) Bankaların finans sektöründeki egemenliğinin azaltılması, İslami finans uygulamasının artırılması gibi bir Varlık Fonu’ndan beklenmeyen bir takım amaçların bu çerçeveye yüklenmesi zaten sıkıntılı olan düzenlemeyi iyice sıkıntıya sokmuş görünmektedir.

 

 

AKLIMA ERBAKAN GELDİ

 

(5) 1996 – 97 yıllarında Erbakan’ın koalisyon hükümeti sırasında bir uygulama popülerlik kazanmıştı: Kamu kaynak havuzu. Bütçe dışındaki kamu kesimine ait kaynaklar bu havuzda toplanmaya ve buradan harcanmaya çalışılıyordu. Bu havuza her gün yeni bir kaynak aktarılıyor, bir süre sonra bu aktarımların başka bir alandaki dengeyi bozduğu görülünce yeni kaynak arayışları gündeme geliyordu. Türkiye Varlık Fonunun kaynaklarına bakınca aklıma Erbakan’ın Kamu Kaynak Havuzu uygulaması geldi.

 

(6) 1940’ların sonunda ve 1950’lerde Amerikalı ünlü karikatürist ve çizgi romancı Al Capp’ın yarattığı ve Shmoo adını verdiği bowling oyunundaki kukalara benzer hayali bir hayvan vardı. Müthiş sevimli bir tipti Shmoo. Siz ne hayal ederseniz o oluyordu. Örneğin tavuk olarak yemek isteseniz tavuk, et olarak yemek isteseniz et oluyordu.  Kendi kendine çoğalabiliyordu. Türkiye Varlık Fonundan beklentileri okuyunca da aklıma Shmoo geldi.

 

(7) Başka ülkeleri bilemem ama Türk tarihi bu tür mali buluşlarla doludur. III. Selim’in padişahlığı sırasında 1793 yılında İrad‑ı Cedid Hazinesi kurulmuş ve böylece Osmanlı İmparatorluğu'nda tek ve merkezi Hazine düşüncesinden ilk sapma ortaya çıkmıştır. Bunu Tersane Hazinesi ve Zahire Hazinesi izlemiştir. Sonraki dönemlerde Hazine sayısı artmaya devam etmiştir. Mukataat Hazinesi, Mansure Hazinesi, Redif Hazinesi, Darphane Hazinesi ve Maliye Hazinesi bunların en önemlileridir. Hazinelerin çoğalması Osmanlı mali sistemini rahatlatmamış, tam tersine mali disiplini alt üst etmiştir. Hazine sayısının artmasının Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde özel bir yeri vardır. 1839 yılında tek ve merkezi Hazine sistemine geri dönülmüştür.


Kaynak: Odatv.com


Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Serbay Interactive Reklam Ajansı

ÇOK OKUNANLAR

16.5.2017 12:53

DEVLET MEMURLUĞU BİTİYOR!

18.5.2017 13:51

BİTMİŞİZ HABERİMİZ YOK!

Twitter'da Bizi Takip Edin

Facebook'da Bizi Takip Edin