Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
Gündem
İlker Başbuğ net konuştu, 'Parlamenter demokrasiden yanayım'

Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ’dan çok önemli açıklamalar. Habertürk’te Didem Aslan Yılmaz’ın konuğu olan Başbuğ, Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili olarak bir birinden önemli açıklamalarda bulundu. Başbuğ, Başkanlık sistemi konusunda da açık ve net konuşarak, “Parlamenter demokrasiden yanayım” dedi.

21.12.2016  01:47

İlker Başbuğ net konuştu, 'Parlamenter demokrasiden yanayım'

Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ Habertürk TV'de Türkiye'nin Nabzı Özel programında Didem Arslan Yılmaz'ın konuğu oldu. Başbuğ, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte Başbuğ'un açıklamalarından satır başları: 


RUS BÜYÜKELÇİYE DÜZENLENEN SUİKAST


"Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti tarihin en zor dönemlerinden geçiyor. Özellikle son bir haftadır yaşadığımız olaylara bakılırsa bu üç olayda bir terör eylemi fakat önemli olan 3 terör eyleminin 1 haftaya sığması tesadüf değil Üçünün de koordineli planlanmış eylemler olduğunu düşünüyorum. Türkiye bu süreçten başarıyla çıkmak zorunda. Bu güce de sahip. Bu sorunlara nasıl yaklaşılmalı? Bunu konuşacağız. Zor bir süreç Cumhuriyet tarihinin en zor süreçlerinden bir tanesi. Nasıl sorusunu konuşacağız."

 

"Rus Büyükelçisine yapılan saldırı çok acı korkunç bir saldırı. 2015 yılının Temmuz ayına gidersek düne kadar olan bir süreçte gerçekten terörle mücadelede sayısız kayıplar verdik. 15 Temmuz darbe girişimi sonunda 246 kişi hayatını kaybetti. Bütün şehitlerimizi ruhunu şad etmemiz lazım onları her an yaşatmamız lazım. Dün Rus Büyükelçisinin öldürülmesi Kayseri'de yaşananların gündemden düşmesine neden oluyor. Maalesef önceki olayları unutuyoruz." 

 

"Birde gaziler var. Gaziler dediğimiz zaman uzuv kaybedenler sağlık sorunları ile baş edenler var. Özellikle bakıma muhtaç binlerce gazimiz var. bunlara yeterince destek verebiliyor muyuz? Şehitlerimizin hatırasını canlı tutabilmemiz lazım. Gazilerimizi de unutmamamız lazım."

 

"Tekrar Türkiye bir darbe girişimi ile karşı karşıya gelebilir dendi. Genel kanı şu oldu. Bu başarısız darbe karşısında suikastler gündeme gelebilir dendi. Bundan sonra yaşanacak risk suikastler dendi. Biz yapı olarak o tehdidi yaşamadan anlamıyoruz gibi geliyor. Bundan sonra Türkiye'de suikastler olabilir dendi. Peki biz bunu ciddiye aldık mı? Biz bir olayı yaşamadan ciddiye almıyoruz."

 

"Güncel olaylar üzerinde yorum yapmak için resmi bilgilere sahip olmak gerekiyor. Burada şu olay var. Rus Büyükelçisinin katıldığı bir sergi var. Niçin orada bir polis emniyet görevlileri olmaz? Özel güvenlik var emniyet yok. Böyle bir faaliyetin olduğundan emniyetin bilgisinin olması lazım. Hassas bir dönemdeyiz. Niçin bir emniyet görevlileri olmaz. Bu bir hata."

 

 

"PLANLANMIŞ BİR OLAY OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"


"Biz bu olaya suikast diyoruz ama bu yaşanan olay sıradan bir olay değil. Suikast yapacak kişi yakalanmak hayatını kaybetme riski almaz. Suikasti yapan kişi ya kaçar ya da risk almaz. Bu eylem sonucunda ölmeyi göze almış. Ölmeyi istiyor. Ben buradan sağ çıkmayacağım diyor. Bunu canlı bomba eylemine getirebilirsiniz. Büyükelçiye ateşe etmeden havaya ateş ediyor. Orada polis olsa bu olayın gerçekleşmesi mümkün değil. Bu sözler onun niyetini mi gösteriyor yoksa bir yanıltma olayı mı var. Bu Rus Büyükelçisine yapılan saldırı bireysel bir olay değil. Şunu kişisel görüş olarak söyleyeyim. Bir kişin kendi kendine düşünüp planlayıp icra ettiği bir olay oluğunu düşünmüyorum. Bir organize var. Birileri tarafından planlanmış bir olay olduğunu düşünüyorum."

 

 

SUİKASTİN HEDEFİ NEYDİ?

 

"Neredeyse canlı bombaya yakın bir eylem görüyoruz. Bazı göstergeler var ama haberlerden bakarak kesin budur demek doğru değil kısa bir zaman sonra istihbarat örgütleri Rusya ve Türkiye birlikte çalışacak bunlara bırakalım. Niye bunu canlı ele geçiremedik diye sormak lazım. Şu olabilir. Acaba o anda büyükelçiyi kurtarma gibi bir durum vardı acaba sağ mıydı bir an önce müdahale edilmesi karar vericilerin en çok dikkat ettiği bir etken olabilir. Acaba yaralanarak saldırgan bertaraf edilebilir miydi? Kedin bir yorum yapmak istemem. Belki büyükelçinin kurtarılma ihtimali nedeniyle böyle bir teknik kullanılmış olabilir."

 

"Amaç ne? Bir kere bu oalyın zamanlaması düşündürücü. Bir haftada 3 olay yaşıyorsunuz. Üç olayda vahim. Bu eylem olduktan sonra Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilere zarar vermek. Bunu Cumhurbaşkanı da Rusya da söyledi. Devlet büyüklerinin açıklamaları iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermek olduğunu söyledi. Eylemi yaptıranlar ciddi bir değerlendirme hatasına düştüler. İki devletin de tutumu çok sağduyulu olması gereken yapılması gereken doğru hareketlerle karşılaştık. Uçağın düşmesi sırasındaki açıdan farklıydı. Herhalde yine o tavrın tekrarlanacağını düşündüler. Devlet adamlığını gereğini yerine getirdikleri için bu hedef amacına ulaşamadı."

 

"Uçak krizinden ders alındı. 24 Kasım 2015 uçak krizinden sonra yaşananlardan sonra iki tarafında ders alındığını söyleyebiliriz. Ayrıca bugün Suriye bağlamında olsun diğer konularda olsun Türkiye Rusya ilişkileri önemli bir noktada. İlişkilere zarar vermekten kaçınıyorlar. Sadece bu mu acaba eylemin amacı. Rusya Türkiye ilişkilerine zara vermek mi? Bunun yanında şu amacın da düşünüldüğünü yadsıyamayız. Güvenlik zaafiyeti olan bir ülke algısı yaratılmaya çalışıyor. Belki olayın arkasındaki ana motif bu olabilir. Yakın sürelerle ciddi terör olaylarıyla karşılaştık."

 

"Ben bu olay olmadan televizyondan duydum. Önümüzdeki sene 3 milyon turistin geleceği haberleri vardı. Terör gerçekten 21. yüzyılın bütün ülkelerin sadece Türkiye değil bütün ülkelerin dün akşam Berlin'de de terör eylemi oldu. Bugün hep söylediğimiz laf vardır. Güvenlik bugün ya her yerde ya da hiç birde. Yarın nerede olacağının bir garantisi yok. Terör en büyük zararı ekonomiye veriyor. Acaba yapılan terör eylemlerinin bütün amacı Türkiye'yi güvensiz bir ülke gösterip ekonomiye zarar vermek midir?"

 

 

TERÖRLE MÜCADELE


"Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak PKK terör örgütü ile 1984'ten beri mücadele ediyoruz. Özellikle terörle mücadele güvenlik güçlerine terör örgütleri ile mücadele devlete düşen bir görevdir. Terörle mücadelenin tam olarak anlaşıldığı kanaatinde değilim. Bir kere terör örgütlerinin hedefleri siyasidir. Terör örgütlerinin askeri hedefleri olmaz hep siyasidir. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerini yenmek mağlup etmek hedefleri olmaz. Bu zaten mümkün değil. Biz bu mücadeleye asimetrik mücadele diyoruz."

 

"Siyasi hedefe nasıl ulaşacak? Önemli olan nokta bu. Yaptıkları terör eylemleri ile toplumu hedef alır. Bütün amaç toplumda korku, umutsuzluk yaratmak. Terör örgütlerinin amacı bu.  Buradan eğer toplum korku içine girerse bu bir noktada siyasi kara alıcılarda baskı yaratacaktır. Siyasilerin toplumun baskısını görmemeleri çok zor."

 

"Siyasi karar alıcılara şu mesajı veriyor siz bu terör olayını güvenlik güçleri ile mücadele ile çözemezsiniz onlarla görüşmeniz gerek. Biz bunu yaşadık. 2007 yılı Türk siyasi tarihinin en önemli yıllarındandır. Komplolarla karşılaştık. Hainlik yapıldı. 2007 yılındaki olaylara bakarsanız bunu çok rahat görürsünüz. 21 Ekim 2007'de Dağlıca Baskını yapıldı. Askeri açıdan bakarsanız kabul edilecek yanlışlıkları vardı. Ama Dağlıca Baskınından sonra gazete başlıklarda TSK terörle mücadelede başarısız dendi. Bu büyük bir haksızlık. Dağlıca Baskınından sonra gazeteler televizyonlar öyle bir algı operasyonu yapıldı ki TSK terörle mücadele başarısız Bu çok haksızlıktı."

 

 

"TERÖR ÖRGÜTLERİYLE SİLAHLARIN ŞARTSIZ BIRAKILMASI ŞARTI İLE GÖRÜŞÜLEBİLİR"


"Elbette hatalarımız olmuştur. Ama siz politik olarak TSK ya saldırırsanız ki o dönemde bize saldırıldı. E olmuyor bu iş o zaman ne olacak? 21 Ekim 2007'de saldırı oldu bundan bir hafta evvel 15 Ekim'de Devfilid Raporu yayınlandı. Bu yayında PKK terör örgütü ile nasıl mücadele yapılır diye bir rapor yayınlandı. Türkiye'nin bir sürece girdiğini gördük. O zaman dendi ki güvenlik alanındaki mücadeleyi bırakalım diğer alanda yapılacak mücadele ile terör örgütünü ortadan kaldıralım dendi.  Terör örgütlerini hedefi siyasidir. Güvenlik güçleriniz yenemezler toplumu korkutarak siyasi otoriter üzerinde baskı kurarak terör örgütü ile görüşmeye götürürsünüz. Silahları şartsız bırakırsınız. Silahların şartlı bırakılması olayların siyasi olduğunu gösterir. Bunun çok büyük faturası oldu."

 

"Emre Taner devlet terbiyesini görmüş bir bürokrattır. Bu süreçte anlaştığımız anlaşmadığımız noktalar oldu. Süreci değerlendirmesi ile ilgili yorum yapmak istemem. Devlet istihbarat örgütü üzerinden terör örgütü ile görüşme yapabilir. Şartsız silahların bırakılması konusunda. Bu görüşmelerin gizli yapılması kanaatindeyim. Onun dışında şartlı yapılan bir görüşme kesinlikle yanlış. Silahların şartsız bırakılması şartı ile istihbarat örgütleri vasıtasıyla devlet görüşmeler yapabilir."

 

"PKK ARTIK YORGUN VE YAŞLI BİR ÖRGÜTTÜR"


"Kandildeki PKK terör örgütünün kademesine bakarsanız yaşlandı. Lider kadro yaşlanmıştır. Terör örgütleri 1984'ten bazı kırılma noktaları yaşadı. Örgüt kaç defa bitme noktasına geldi bariz konjonktürel olaylar ona nefes verdi. Örgütün lider kadrosu hakkaten yaşlandı artık."

 

"Terör örgütleri eylemleri ile topluma yansıtma aracı medyadır. Buradan medyanın görevi çok önemli. Medya kamu görevi yapıyor. Buradan önemli olan şu medyada ne kadar yer alırlarsa o kadar eylemlerinin başarılı oldukları sonucunu çıkarırlar. Ama şimdi burada önemli olan medyada kendini sorgulasın. Terör haberlerini verirken kamuoyunu korkuya mı teşvik ediyorum, umutsuzluğa mı sevk ediyorum? Terör ile ilgili haberi verirken özellikle cenaze törenlerini verirken o haber kamuoyunu umutsuzluğa mı sevk ediyor? Haberin süresi çok önemli. İçeriği çok önemli. Verilen haber kamuoyunun moralini yükseltmeli. Maalesef şehit olayında acı yokmuş gibi davranamazsınız ama ağlayan insanları vermek zorunda mısınız? Verdiğiniz haberin içeriğinde feryat eden insanları verdiğiniz zaman ne oluyor? Kamuoyunu karamsarlığa itiyor musunuz? Bunu sorgulamanız lazım."

 

"2007'den analar ağlamasın dendi. Asker ister mi? Kim ister? Analar ağlamasın sözüne karşı çıkanlara sanki barışa karşı çıkıyormuş gibi gösterildi. Önemli olan acıyı asgariye çekebilmek. Acıları ne kadar aşağıya çekebiliyorsanız o kadar başarılısınızdır. Burada önemli olan verdiğiniz haber veya görüntü topluma moral veriyorsa, umutlarını yitirmeye neden olmuyorsa tamam karşı görüşüm yok."

 

 

TERÖRÜN HEDEFİ NE?


"Terör örgütlerinin amacı siyasi. Bugün ki terör eylemlerinin amacı siyasi iktidarı siyasi masaya çekmek ama bugün 2007'den çok farklı bir duruş var. Toplumun, medyanın, partilerin duruşu çok farklı. Bütün acılara rağmen toplum, medya, siyasi partiler teröre karşı birleşmiş durumda. Normal olması gereken bu. Diyarbakır'da, Hakkari'de, Şırnak'ta halkın toplumun teröre karşı yürümesi tepki vermesi teröre karşı en önemli silahtır."

 

 

ÇÖZÜM SÜRECİNİN YANSIMASI MI?


"O zaman 2015 Temmuzundan sonra yapılan mücadeleyi nereye koyacaklar. Özellikle 2015 Temmuzundan sonra yaşanan olaylara bakarsak PKK halkı neredeyse halkı devlete karşı isyana kalkacağını zannetti fakat o dönemde de çeşitli defalar söyledim bu süreçte en büyük zararı Güneydoğuda halkımız gördü Biz bunu düne kadar anladık, paylaştık. Halkı devlete karşı ayaklanacağını düşündü ama halk sağduyulu provokasyonlara gelmiyor. 2015 Temmuzundan sonra da halk terör örgütünü yanında olmadı. Halkın toplumumuzun bu karşı duruşunun Çözüm Sürecinin bir yansıması olduğunu düşünmüyorum."

 

"1984'ten beri PKK terör örgütünden en çok o dönemde yaşayan insanlar zarar gördü. PKK olmasaydı bugün Diyarbakır, Mardin, Van, nerede olurdu? Halk bu örgütün başarıya ulaşacağına inanmıyor."

 

"Terör ile mücadele eş zamanlı koordineli olmaktan geçiyor. Güvenlik güçleri terörle mücadelede nelere dikkat etmeli? Terör örgütleri ile mücadelede ana hedef şu olmalı. O bölgede terör örgütünün inisiyatifindeki eylem sayılarında artış varsa o zaman sorunu iyi ele almak gerekir. Güvenlik kuvvetlerin istihbaratı da eklemelisiniz devletin tümünü alın öneli olan terör örgütünün eylemlerini aşağı çekmek gerek o zaman iyi yoldasınız. Ele geçirilen terörist sayısı ile başarı ölçütü sayılmaz."

 

"2015'e kadar güvenlik alanındaki mücadele ile 2015 Temmuzdan sonraki mücadele birbirinden farklı. 2015'den önce kırsal alanda eylemler var. Suriye'deki olaylarla da bağlantılı terör örgütlerini eylemlerinin değişmesi. Afganistan savaşından sonra el yapımı patlayıcılar ortaya çıktı. Güvenlik kuvvetlerinin karşı karşıya kaldığı eylemler karakter değiştirdi. Canlı bombalar intihar saldırıları. Bugün çok farklı teknik karşısında güvenlik güçlerinin elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum. Ancak burada sorun yalnızca güvenlik güçlerinin sorunu değil. Bakın 1 haftada 3 tane canlı bomba eylemi ile karşı karşıya kaldınız. Burada ne diye durup sormanız lazım."

 

"Terörle mücadelede güvenlik güçleri  eylem sayısını aşağı çekmeye çalışacak. Şimdi bu terör eylemlerini yapanların ardından gitmeniz gerekir. Bir yere bir saldırı olmuş bu saldırıdan sonra eylemi yapanları yakalayıp etkisiz hale getirmelisiniz. Karşılaştığımız tehdit çok farklı. Terörle mücadelede başarının ölçütü şudur örgüte katılımlar azalıyorsa başarılısınız. Örgüte katılımlar artıyorsa olaya dikkatli bakmamız lazım. Bizim terör ile mücadelede başarısız olduğumuz şey PKK terör örgütünün Irak'ın Kuzeyindeki güvenli bölgelerden söküp atamamanız."

 

 

"İNTİHAR SALDIRILARI EN KÖTÜ TERÖR TEHDİDİ"


"Operasyonlarla PKK'yı o güvenli bölgelerden söküp atamazsınız. Oradan sökmek için o bölgelerde uzun süreli kalmanız lazım. Şimdi birde Suriye’deki Kürt  koridoru çıktı ki özellikle PKK ile mücadeleyi daha karmaşık hale getirdi. Canlı bomba intihar saldırıları en kötü intihar saldırıları."

 

"Vatandaş olarak söylüyorum terör eylemlerinden sonra aşırı derecede konuşma yapılıyor. Devlet Başkanını Cumhurbaşkanını Bakanları anlıyorum ama herkes konuşuyor. Bence bu konuşmalar olduğu zaman çok fazla ses çıkıyor. Konuşmalar klişe eğer siz çok konuşma ve bu konuşmalar klişeye dönerse bu konuşlar olumlu mu etki yapıyor olumsuz mu etki yapıyor. Terör eylemlerinin karşısında normal hayatın devam etmesi lazım."

 

"Bir ülkede bir prensip almışlar şehit olanların cenazeleri kaldırılmadan kimse konuşmuyor. Başka bir kitapta gördüm bunu. Terör örgütü eylemlerinin uzun süre gündemde yer almasını ister terör örgütü. Kişisel olarak bu olayın biraz daha az konuşulmasını istiyorum."

 

 

CANLI BOMBALARIN ARTMASI


"2010'a kadar PKK terör örgütünün eylemlerinde saldırılar el yapımı patlayıcılar vardı. PKK kırsal alanda eğitimli bir örgüttü. 2010'u yıllardan sonra TAK çıktı. Bunlar canlı bomba eylemleri için kurulmuş örgütler. Canlı bomba dünyada karşılaşılan en ciddi tehdit. TAK bu süreçte eğitim aldı 2010'dan sonraki süreçte. 5 yılda bu noktaya geldiler. 5 Haziran 2015 ile başlıyor. Bir noktada dün akşam yapılan saldırıyı da bu noktaya koyuyorum 33 eylem."

 

"Bu eylemlere baktığınız zaman PKK ki TAK bazıları kabulleniyor. TAK demeyelim PKK diyelim. TAK lafının kullanılmasını doğru bulmuyorum. PKK canım. TAK deyince insanlar anlamıyor. Amaç da bu zaten. Diyarbakır'daki saldırıyı DEAŞ üstlendi. Vilayetlere bakalım. 2 vilayet öne çıkmış biri İstanbul diğer Diyarbakır. Buralarda meydana gelen canlı bomba saldırısı 8 adet. Sonrasında Ankara ortaya çıkıyor. Ankara'da 3 tane. Ankara’yı Mardin izliyor 3. Gaziantep 2 Bursa, Van, Hakkari, Elazığ'da var. bir de Ankara’yı ilave edersek 4 oluyor. Canımızı yakan eylemler Diyabakır ve İstanbul."

 

"Örgüte katılımda Diyarbakır ve İstanbul öne çıkıyor, canlı bomba intihar saldırılarında da bu iki il ortaya çıkıyor. Eylemlerde de karşımıza İstanbul ve Diyarbakır ortaya çıkıyor. Bir analiz edilmesi lazım enden burada çok çıkıyor? Bir stratejiniz olur. En çok nerelerde oluyor buralarda oluyor. İstihbarat olmazsa adam bombayı taktıktan sonra önlemek çok zor."

 

"Nerede yetersiz olduğunuzu sorgulamanız lazım. İntihar saldırıları zor bir olay."

 

 

CANLI BOMBALAR ÖNLENEBİLİR Mİ?


"Canlı bomba olayının üzerinde ciddi durulması gerekiyor. Birincisi canlı bomba ya da intihar saldırı araçla yapılan tip genelde intihar saldırısı. Çatışmanın olduğu yerde bu işe soyunanlar var birde çatışma ortamı dışında olup canlı bomba saldırısı yapanlar var. Canlı bomba intihar saldırısına giden insanlarda travmatik bozukluk var. Sosyal bağları koptuktan 30 gün sonra eyleme geçiliyor. İntihar saldırına gidenleri bu olaya götüren, intikam, milliyetçilik, adaleti sağlama bunlar genellikle milliyetçilik toplumsal savunma düşüncesi canlı bomba eylemine götürüyor. Bu kişiler ağırlıklı olarak internetten etkileniyorlarmış. Almanya’daki bir kişinin IŞİD'e gelip canlı bomba olması. İdeolojik düşünce, dışlanma, yabancılaşma, yaşamın anlamını kaybetmiş olmak. Çatışma ortamının dışında olan canlı bombalarda karşımıza çıkıyor."

 

"Canlı bomba olayı örgüt işi burada istihbarat önem kazanıyor. Canlı bomba örgüt işi. Eğitim var var malzemelerin temiz edilmesi var. Canlı bomba veya intihar saldırıları genellikle terörle mücadelenin son safhalarında görülüyor. Demek ki bu terör örgütlerini çatışma süreçlerini son dönemlerinde ortaya çıktığı söyleniyor. Dünyada şöyle bir algı var. Canlı bomba hep Müslümanlar tarafından yapılıyor. Dinin adeta bu işe cevaz verdiği söyleniyor. Bu fevkalade yanlış. İslam dini saptırılarak kullanılıyor. Maalesef Avrupa'da böyle bir algı var. Bu İslam ile ilgili değil tamamen ideolojik bir yaklaşım."

 

"Ben Suriye'nin Kuzeyinde yaşanan olayların bir laboratuvar olduğunu düşünüyorum IŞİD bir laboratuvar. Canlı bombalar için özel bir birim kurulması lazım istihbarat birimi operasyonel tim kurulması lazım. Biz el yapımı patlayıcılarla mücadele için özel birimler kurduk. O birimler bu konuya tamamen konsantre oldular. Yanlışları doğruları ortaya çıkardılar. Buna karşı tedbirleri bize bunları çıkardılar. Kesinlikle uzmanlaşma olması lazım."

 

 

SURİYE VE IRAK'TAKİ GELİŞMELERİN ETKİSİ


"2015 Temmuzunda terör neden tekrar başladı, PKK'yı kastediyorum. 2011 yılında açılım süreci hızlanıyor 2013 Temmuzunda Suriye'de IŞİD oluşumu başlıyor. Hemen akabinde 7 Aralık 2013'te Abdullah Öcalan "Müzakere çökerse bütün şehirlerde bir ayaklanma olur" diyor. Bir hafta sonra yeni oluşacak "Suriye'de bizimkiler önemli bir rol oynar. Özerk bölgeler oluşturur." dedi. 2014 yazına geldiğimizde Cumhurbaşkanı Dolmabahçe açıklamasını kabul etmiyor. Aynerat alanına Kürtler biz kendimiz bir şeyler yapabiliriz diyor. Sayın Cumhurbaşkanı  o zaman seçimden evvel gelin ABD ile Suriye'nin Kuzeyinde birlikte operasyon yapalım diyor ama bunlar dinlenmedi. Böyle bir tablo var."

 

 

FIRAT KALKANI HAREKATI


"Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin milli hedefleri nedir buna bakmak lazım. Bu operasyonun amacı ne bunu anlamamız lazım. Bugün gelinen noktaya 2 sene evvel gelinseydi farklı bir noktada olurduk. Dış politikada birinci parametre İngiliz Dışişleri Bakanı der ki ,"Ne dostluklar ne de düşmanlıklar sonsuz kadar sürer devletler arasında." Önemli olan sonsuza kadar sürecek milli menfaatlerdir. Mustafa Kemal milli sınırlar içinde varlığınızı koruyacaksınız topraklarınız koruyacaksınız milletinizin refahına çalışacaksınız diyor. Bu kadar milli menfaat. İkinci parametre gerçeklikten uzaklaşırsanız dış dünyadan koparsınız. Reel politikte ideolojiler hakim olmaz. İdeolojik olarak dış politikalara bakarsanız başarılı olamazsınız. Duygusallık yok. Milli menfaatleriniz milli gücünüzün sınırları içinde olmalı. Bunlar dış politikanın temel eksenleri. Suriye ile ilgili milli menfaatlerimiz. Bir: Sınır güvenliğimiz. İki: Suriye'nin toprak ve siyasi bütünlüğünün korunmasını istiyor muyuz evet istiyoruz bunda tereddüt yok. Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt koridoru oluştu. Büyük boyutuyla oluştu. Kürt koridorunun oluşum Türkiye açısından ciddi bir güvenlik tehdidi."

 

"Irak'ın kuzeyinde bir Kürt oluşumu var mı var. Ama orası PKK'nın hakim olduğu bir alan değil. Irak'ın kuzeyinde ki oluşum ile Suriye’deki oluşum aynı değil. YPG, PYD nedir PKK'nın koludur. Bahoz Erdal var YPG'nin başında. PKK'nın askeri kolunun başındaki adam. Şimdi nerede YPG'nin başında. Suriye'nin kuzeyinde oluşan Kürt koridoru PKK'nın yönetiminde bir toprak parçası oluşmasını sağlayan bir toprak. 30 Aralık 1922 Lozan Konferansında Amerikalılar Ermenilere ulusal bir yurt yapalım neresi Suriye'nin kuzeyi. O zaman da gündeme gelmiş. Hatta Suriye'nin kuzeyi denize de açılıyor. Suriye'nin kuzeyindeki Kürt koridoru Türkiye için ciddi bir tehdit. PKK ile komşu oluyorsunuz bu çok ciddi bir tehdit. PKK toprak sahibi oluyor."

 

 

BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?


"Sınırı güvenliğimizi yok. Fırat Kalkanı operasyonundan önce IŞİD ile komşuyduk Fırat Kalkanı gerekliydi hatta geç kalınmış bile denebilir. Türkiye bunu Amerika’ya defalarca söyledi bunu neticesinde Türkiye bu operasyonu yapmak zorunda kaldı. EL Baba Halep'in kuzeyinde olan hassas bir yer burada kontrol sağlandığında Menbiç'e gitmesi gerek. PKK'nın oluşturduğu koridoru kesmek için de gerekli ÖSO ile bunu yapmaya mecbur kaldık. ÖSO ie bunun ne kadar götürebiliriz? Bu bölgenin kontrolünden sonra Suriye rejim ile görüşmek en iyi diyalog tarzı olası en doğru olduğunu düşünüyorum. PYD ile olan ilişki problem yaratacak mı bundan sonrası?"

 

"Fırat Kalkanı Operasyonu Menbiç'e döndükten sonra Türkiye'nin kararlı tutum alması neticesinde Türkiye YPG arasında çatışma ortamının oluşmayacağını düşünüyorum. Madem Suriye'nin toprak bütünlüğünü istiyorsunuz Bunu yalnız yapamazsınız Rusya ve İran. Rusya ve İran kiminle hareket ediyor Suriye. İş buraya geliyor. Bu durum Amerika’yı karşınıza almanızı gerektirmez. Esad iyi bir lider değil memleketini savaş götürdü bunlar bir gerçek. Reel politik olarak baktığımızda BM Bu adamı tanıyor. Duygular olmaz gerçekçi olmanız lazım. 500 bin civarında insan öldü. Bunlar Esad'ın iyi bir lider olmadığını gösterir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Suriye hükümeti ile ilişkilere geçmek zorunda. PKK'nın kendi toprakları olacak. Bu koridor PYD koridoru PYD kim PKK. Bu koridorun mutlaka engellenmesi lazım. Rusya ve İran ile birlikte hareket etmemiz lazım. Dış politikada değişiklik görüyorum. Üçlü toplantı bunu gösteriyor."

 

"2003 Irak'a yapılan müdahale bugün yaşanan bütün pisliklerin ana nedeni. Amerika Irak ordusunu tamamen kaldırmayacağız sadece Saddam'ın taraftarlarını temizleyeceğiz dedi. Irak'ın silahlı kuvvetlerini yok ettiler. Bugünkü sorunların başı budur. Amerika bunu bilinçli mi yaptı bilinçsiz mi bilmiyorum. Bu tamamen hata olarak konuşuluyor. Maliki'nin Şii mezhepsel yönetmesi IŞİD'in doğmasına neden oldu."

 

"IŞİD El Kaide'nin stratejisini kullanıyor. Saddam'ın adamları aşiretlerin sosyal tabanlarını kullanıyor. Irak ne olacak? Esasında petrolden kim kazanacak İran'ın etkisi altına mı girecek ABD'yi en çok rahatsız eden o. Irak parçalanır orada Kürt devleti oluşur mu böyle bir ihtimal var. Kürt Bölgesel Yönetimi kimin desteği ile ayakta duruyor Türkiye'nin desteği ile."

 

 

DONALD TRUMP NASIL BAKIYOR?

 

"Trump'ın dönemi hakikaten bilinmez. Görünen bir şey var. Milli Savunma Bakanı Milli Güvenlik Danışmanı emekli bir asker. Trump'ın hükümeti askerlerin ağırlıklı olduğu bir hükümet olacak. Amerika'da ciddi bir tepki var. ABD'de askerlerin etkisi fazla olacak bunda şüphe yok."

"Kişisel olarak Donal Trump döneminde ABD ile Rusya ilişkilerinin daha iyi olacağını düşünüyorum. Çok ciddi problemlerin olacağını beklemiyorum. ABD ile Çin arasında çok ciddi sorunların olacağını düşünmüyorum. Trump döneminde İran'ın sorunlara yaşayacağını söylesek yanlış olmaz. ABD'nin en büyük korkusu Irak'ın İran'ın kontrolüne girmesi. "

 

 

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE TSK'NIN HATASI VAR MI?


"15 Temmuz darbe girişiminin asıl hedefi TSK'dır. Bu daha önce yapılan darbelerle aynı değildir. Bunu yapan cemaat mensubu kişiler. Fethullah Gülen'den aldıkları talimatları yerine getiren kişiler. Yanlış tedavi olduğu kanaatindeyim her zaman kurumlarda yanlış çıkanlar olmuştur. Kişiler yanlış çıktı diye kurumları kaldıramazsınız. Türkiye zor bir coğrafyadır. Türkiye'de asker sivil ilişkileri anayasada belirtilmiştir. Dışına çıkamazsınız. Diyalog ortamını yetki ve sorumluluklarını bilmesi lazım. Samimiyet çok önemli. Karşılıklı güve ve itimat çok önemli. Yapılan düzenlemeler güvensizlik nedeniyle yapıldığını düşünüyorum. Geçmişte hataları oldu silahlı kuvvetlerin. Bu sızmalar nasıl oldu neden oldu esasa üzerinde durulması gereken konu bu. Sicil amirleri neden dikkatli olmadı? FETÖ'cü adamları yakalayabilmesi lazım. Ben cemaatle en çok mücadele edenim. Bilgi yok. Bize bilgi gelmedi. Emre Taner de söyledi doğrudur. Biz silahlı kuvvetlere bunlar FETÖ’cüdür diye bilgi veremedik dedi. İstihbarat açısından büyük zafiyet var. Şu haklı bir sorudur. Birinci sicil amirleri neden başarısız oldu? Birinci sicil amirlerini sorgulamamız lazım. Yönerge talimat verilmeli."

 

"Komisyonun çalışmasından bir şey çıkacak mı zor bir ihtimal. Ben manevi şahsiyet karşısında saygı gösterilmelidir. Konuşmalar meclis akdinde yer alıyor. Tarihe not düştüm. Davet edilenlerin komisyona gitmesi gerekir."

 

 

TÜRKİYE ABD İLİŞKİLERİ


"İki konu var. Bugün Türkiye-ABD ilişkilerini etkileyecek PYD konusu var. Trump, Obama'nın yürüdüğü yolda giderse Türkiye-ABD arasında ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. 40 yıllık dost ülkeleriz kalkıp Türkiye ile PYD'yi aynı kefeye koyarsanız yanlış yaparsınız dedik. Türkiye elindeki gücü doğru kullanmalı."

 

"İkinci ise Fethullah Gülen ile ilgili ABD'nin nasıl bir politika izleyeceği. 15 Temmuz başarısız darbeyi planlayan Fethullah Gülen belgeler deliller var dedik. Burada Amerikalılar bu konuyu artık anlamış gözüküyor. Sizden beklentimiz bu dosyaları mahkemeye verin dedik. Trump bu dosyaları mahkemeye iletecek mi iletmeyecek mi?"

 

"Dosya verilmiş bu dosyaları bırakın mahkeme değerlendirsin. Mahkeme kararı ayrıdır. Birinci beklentinin bu olduğunu söyledik. 15 Temmuz Darbe Girişinden ABD istihbarat örgütlerinin haberinin olmaması akla ziyandır. Bilgisinin olması darbe girişimini arkasında olduğu anlamına gelmez. CIA'in haberi yoksa gidin kapısına dikilin dedim."

 

 

RUSYA'NIN SUİKASTI BMGK'YA TAŞIMASI

 

"Rusya'nın suikast olayını BMGK'ya götürmesi önemli suikastin arkasında hangi güç var. Bunu götürdüklerine göre bu işin arkasında kim var bunu yaşayıp göreceğiz. Bir yapılanma var ama kimdir nedir? FETÖ ile ilgili olduğu gösterir mahiyette. 10 Mart 2003'te mahkeme cezasını 5 yıl koyacak neden 10 Mart 2003. Cezasının 5 yıl ertelenmesi. Yeşil kart alması 2008 yılına denk geliyor. Ben Fethulllah Gülen olayı ile TSK 'ya yapılan komplo arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Sanki bir bağlantı olduğunu değerlendiriyorum. Ama elimde belge olmadan böyledir demek bize yakışmaz."

 

FETÖ İLE MÜCADELE

 

"Ben bu yapının arasında masum insanların da olduğunu düşünüyorum. Bir an evvel suçlu ile suçsuzun ayrılması gerek."

 

 TÜRKİYE'NİN EĞİTİM KARNESİ


"AK Parti dönemine baktığımızda kaç tane Milli Eğitim Bakanı değişti, Milli Eğitim politikaları değişti. Sistemler değişti. Dolayısıyla OCD raporuna baktığımız zaman bu rapordaki veriler alarm veriyor. Türkiye'nin geleceğinin iyi olacağını bize göstermiyor. 2012'den itibaren eğitim ve öğretim kalitesinde ciddi bir düşüş var. Niye bu düşüş var? Sistem değişikliği. 4+4'e getirdiniz. Tam tartıştı mı bunu Türkiye? Sınıf başına düşen öğrenci sayısına baktığınızda Türkiye çok yukarılarda. Bilişim teknolojisinde yetersizliklerimiz var. Fen bilimlerine baktığımız zaman 6 kategori var. En üstte bütün soruları yapanlar var. Türkiye'de bir tane bile yok. Singapur en başta. Fen bilimlerinde 72 ülke arasında 52'desiniz. Matematiğe bakıyorsunuz 72 ülkede 49. Yine Türkiye'ye yakışmıyor. Bu neden böyle? Çünkü eğitim sistemi ezberci. Sorgulama yok. OCD'nin yaptığı araştırmada temel soru öğrencinin sorgulayıp sorgulamadığı. Bizde hep ezber."

 

 

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE BAŞKANLIK


"Bu konu önemli bir konu. Herkes kişisel olarak karşılıklı fikirlere saygı göstermeli. Herkes düşüncesini söylemeli. Türkiye için parlamenter sistemin iyi olduğunu düşünüyorum. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, bu devleti kurarken parlamenter sistemin uygun olacağını düşünmüş. 25 Eylül 1930, İsmet Paşa Başbakanlıktan istifa ediyor. Atatürk tekrar bu görevi veriyor. 2 Ekim 1930'da Mustafa Kemal Atatürk şöyle bir konuşma yapmış; 'Arkadaşlarımız arasında başvekillik yapacaklar çoktur. Milletin genel eğilimi, benim başvekil olmama icap ettirirse bu vazifeyi minnetle yapmaya razıyım. Bu takdirde benim aynı zamanda riyaseti cumhuru üzerimde bulundurmama kanuni imkan yoktur. Amerika sisteminin memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz şekilde reis-i cumhurlukla birleştirmeyi hiç düşünmedim' Parlamenter sistem demokratik bir sistem. Neden Türkiye'de başkanlık sistemine ihtiyaç duyuluyor? Bunu anlatsınlar Türkiye'ye. İkincisi başkanlık sistemi Türkiye'nin yaşadığı sorunlara nasıl çözüm getirecek? Terörle mücadele daha mı farklı olacak? Başkanlık sistemini savunanların bu iki soruya cevap vermesi lazım. Neden ihtiyaç duyuluyor ben anlayamıyorum. Şimdi yürütme yavaş mı? İktidar partisi ile Cumhurbaşkanı farklı olsa tartışmaya açık ama aynı parti. Bir koalisyon hükümeti yok. Tek parti hükümeti var. Koalisyon olsa tartışmaya açık. Cumhurbaşkanı ayrı bir partiden, parlamento çoğunluğu başka olsa diyebilirsiniz. Ama içinde bulunduğumuz şartlarda neden olduğuna dair cevabı bulamıyorum."

Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Serbay Interactive Reklam Ajansı

Twitter'da Bizi Takip Edin

Facebook'da Bizi Takip Edin