Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
Siyaset
Muharrem Şemsek HAYIR dedi 'Türkiye bir kaç kişiden daha büyüktür'

Milliyetçi ve Ülkücü Hareketin duayen isimlerinden Ülkü Ocakları’nın kurucu Genel Başkanı, gazi olarak namlanmış Muharrem Şemsek, 16 Nisan’da gerçekleşecek olan Başkanlık Sistemi Referandumu ile ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

22.3.2017  21:54

Muharrem Şemsek HAYIR dedi 'Türkiye bir kaç kişiden daha büyüktür'

Başkanlık Sistemi Referandumu tarihi yaklaştıkça MHP ve Ülkücü camiadan HAYIR sesleri yükselmeye devam ediyor. MHP ve Ülkücü Hareketin efsane isimlerinden gazi unvanıyla namlanmış ömrünü Türk Milliyetçiliği ve Ülkücü Harekete vermiş, Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı, MHP Çorum eski milletvekili Muharrem Şemşek, “Türkiye birkaç kişiden daha büyüktür” diyerek, Referandumda Türk Milliyetçilerini ve ülkücüleri HAYIR demeye çağırdı.


Şemsek, “16 Nisan 2017 Anayasa Referandumunda ne yapılmalı?” başlığıyla yaptığı açıklamada, MHP’nin ve Devlet Bahçeli’nin takındığı tutum ve tavırları değerlendirerek, Başkanlık Sistemi’ne yönelik eleştirilerini dile getirdi.


Muharrem Şemsek, teklif edilen Anayasa değişikliği ile fiilen, “Çok partili Demokratik sistem” yerine “İki partili sistemi” hatta zaman içinde “Tek Partili ve Tek Kişilik Diktatörlük” rejimini zorunlu kılan bir yapı ve  Anayasa değişikliği ile demokrasinin temel ilkesi olan kuvvetler ayrılığı kaldırılarak, tek adama bağlanmış kuvvetler birliğinin getirildiğine dikkat çekerek, “İfade edilmeye çalışılan ve başkaca zikredilebilecek mahzurları içinde barındıran bu Anayasa değişikliği teklifine “Hayır” demek Türk Milletinin, Türk Devletinin fert fert vatandaşlarımızın, İlkelerimizin, Milli Birliğimizin, Ülkümüzün ve ülkemizin hayrına görülmektedir. Türkiye bir kaç kişiden daha önemli ve büyüktür” dedi.

  

MUHARREM ŞEMSEK KİMDİR?


12 Eylül'de aralarında Başbuğ Alparslan Türkeş'in de bulunduğu 220 kişilik M.H.P. kadrolarının idamla yargılanma sürecinde Ülkücü tabanı derleyip toparlama, çatıdan dağıtmama çalışmalarında Muharrem Şemsek ön ayak oldu.


M.H.P. Çorum 1.sıra milletvekili adayı olan Muharrem Şemsek 1949 yılında Çorum'un Kınık Köyü'nde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde, ortaokulu ve öğretmen okulunu Çorum'da okudu. Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine seçilerek bitirdi.Ankara Üniversitesi Fen fakültesi ve Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu.


Hasanoğlan Öğretmen Enstitüsünde bir süre öğretmenlik yaptı. T.C. Başbakanlık Atom Enerjisi Kurumu , Ankara Nükleer Araştırma Merkezinde uzman olarak çalıştı.Yayıncılık ve çeşitli gazete dergilerinde yazarlık yaptı.


"Milli Eğitim ve Kültür " isimli ilmi araştırma, inceleme dergisinin sahipliğini yürüttü. 12 Eylül 1980'den sonra yazdığı yazılardan dolayı tutuklandı.


Milliyetçi hareket Partisi Gençlik Kolları Genel Başkan vekilliği, Ülkü Ocakları Derneği Kurucu Üyeliği ve Genel Başkanllığı, Ülkü-Bir Teşkilat Genel sekreterliği yaptı. ....


1979 yılında vatani görevini yaparken terör örgütleri tarafından saldırıya uğrayarak yaralandı 12 Eylül sonrası bugünkü Milliyeçi Hareket Partisi (Muhafazakar Parti - Milliyetçi Çalışma Partisi) kuruculuğunu yürüttü.


Milliyetçi Hareket Partisinin Genel başkan yardımcılığı ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliklerinde bulundu.19. Dönem Milliyetçi Hareket Partisi Çorum Milletvekilliği, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği görevlerini yürüttü.


MHP'nin kurucu üyesi. Genel Sekreterlik ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Ülkü Ocakları'nın kurucu üyeliğini ve Başkanlığı'nı yaptı.


Muharrem Şemsek, dönemin M.H.P. Lideri Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş'in de katıldığı bir törenle hayatını Nihal Hanımla birleştirdi.


1969 Adana Kongresi'nde C.K.M.P. Genel Başkanlığı'na Alparslan Türkeş'in seçilmesi ve partinin adının M.H.P. olarak değiştirilmesi ile birlikte Ülkü Ocakları Derneği'ni kuran da yine Muharrem Şemsek'ti.


Ülkü Ocakları'nın kurucu Başkanı olan Şemsek her zaman Milliyetçi camiada eğitimci kimliği ve derin birikimi ile büyük bir saygınlık ve teveccüh kazandı. İsmi ve çalışmaları Ülkücüler arasında gün geçtikçe büyüdü.


Eğitim seminerlerinin önde gelen ismi Muharrem Şemsek bir yandan da parti çalışmalarında önde giden isimdi. Yurdun hemen her bölgesinde Ülkücü kuruluşların teşkilatlanmasında ön ayak olan Şemsek 12 Eylül öncesinde çapraz ateş altında bir saldırıya uğrayarak belden aşağısını kaybetti. Tıpkı Gün Sazak'ın, İsmail Gerçeksöz'ün, İlhan Darendelioğlu'nun, Dursun Önkuzu'nun, Süleyman Özmen'in, Recep Haşatlı'nın katilleri gibi Şemsek'e saldıranlar bulunamadı.


Ülkü Ocakları Derneği Başkanlığı, M.H.P.Gençlik Kolları Başkan Vekilliği, Ülkü-Bir Genel Sekreterliği gibi Ülkücü teşkilatların hemen her kademesinde görev alan Şemsek, 12 Eylül Mahkemelerinde yazılarından ötürü tutuklanarak yargılandı.


12 Eylül'de aralarında Başbuğ Alparslan Türkeş'in de bulunduğu 220 kişilik M.H.P.kadrolarının idamla yargılanma sürecinde Ülkücü tabanı derleyip toparlama, çatıdan dağıtmama çalışmalarında Muharrem Şemsek ön ayak oldu. Ülkücülerin derlenerek toparlanması adına Muhafazakar Parti ve hemen akabindeki Milliyetçi Çalışma Partisi'nin kurucu başkanlığını yaptı.


Siyasi yasakların kalkması ile birlikte 1987 yılında M.Ç.P.'nin isminin M.H.P. ve Genel Başkanın Alparslan Türkeş'in seçilmesi ile birlikte toparlanma sürecini tamamlayan milliyetçi camianın girdiği 20 Ekim 1991'de yapılan genel seçimde 19. Dönem Milletvekili olarak T.B.M.M.'ye girdi.

 

 

MUHARREM ŞEMSEK’İN TARİHE NOT DÜŞECEK OLAN AÇIKLAMASININ TAM METNİ ŞÖYLE:


"Türkiye de 11 Ekim 2016 tarihinde MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’nin gurup toplantısında “AKP, hazırda tuttuğu veya üzerinde çalıştığı bir Anayasa hazırlığı varsa TBMM’ne getirmelidir. Bu Anayasa değişiklik teklifi TBMM Genel Kurulunda ya 367 sınırını aşarak kanunlaşacaktır. Ya da 330 eşiğinin üstünde kalarak referandum yoluyla Milletin kararına sunulacaktır. MHP Türk Milletinin vereceği her karara saygılı ve bağlıdır.” Çıkışı ile o gün bu gündür Anayasa değişikliği ile birlikte MHP yoğun biçimde tartışılmaktadır. Burada MHP’nin aldığı sorumluluk o zaman; Anayasa Değişiklik Teklifinin, Milletin oyuna sunulmasıdır. Evet veya Hayır çıkarmak MHP’nin sorumluluğunu üstlendiği konu değildir. Oylanacak Anayasa değişikliği, Türkiye de; “Başkanlık” sistemini getirmekte fakat Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında tartıştırılmaktadır. Aslında getirilen Anayasa değişikliği Milli iradenin sahipliği ve nasıl kullanılacağı ile ilgili bir durum olan rejimi etkilemekte bir ölçüde rejim değişikliği yolu açılmaktadır.


ÜLKÜCÜ APTAL DEĞİLDİR


MHP’nin Genel Başkanının Anayasa değişikliğini niçin gündeme getirdiği hususunun yoğun şekilde tartışılmasının şüphesiz birçok gerekçesi olabilir. Çünkü Türk Milleti MHP’yi bu güne kadar Demokrasi, İnsan Hakları, Özgürlükler, Hukukun Üstünlüğü, Çok Partili Demokratik Sistem, Yasama, Yürütme ve Yargı arasında Kuvvetler ayrılığı, Bölünmez Bütünlük ilkesi, Ahlak, Milli ve manevi değerler….vb.nin teminatı olarak görmüş, Türk Milliyetçileri ve Ülkücüleri de Türk Milleti ve Türk Devletinin varlığının sigortası bilmiş rahat etmiştir.


MHP Erdoğan’a bakarak yahut Kılıçdaroğlu Perinçek, veya bir başkasının cephe ve pozisyonuna göre yer ve tavır belirleyecek bir parti değildir. Siyasi partiler devlet memurluğu yapılacak kurumlar değildir. İktidar olup Millete ve Devlete hizmet yerleridir. MHP bağımsız ve kendi organları ile istişare etmesi gerekenlere danışarak ve ülkenin milli çıkarlarını esas alarak karar vermeli. Böyle karar verildiğinden de Ülkücüler-Türk Milliyetçileri emin olmalıdır. Ülkücüler akıllı insanlardır. Ülkücü aptal olmaz. Ülkücüler aklını kullanır ve doğru işlere itiraz etmez. 


Türkiye’nin bu gün; Suriye de yürüttüğü bir savaş var. Her gün şehitlerimiz geliyor. Irakta askerimiz cephede. Bütün komşularımızla problemler yaşıyoruz. AB ile ABD ile tartışmalar var. Rusya ve İsrail ile dün düşman bu gün böyle, Almanya, Hollanda, Avusturya, Norveç, vb. birçok ülke ile kendi yarattığı krizleri yaşıyor. Yunanistan Egede nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Kıbrıs’ta oldu bittilerle Milli haklarımız yok edilmek isteniyor.


Barzani bağımsızlık teraneleri atarken, Türk Semalarına hükümetçe “Sözde Kürdistan Bayrağı” paçavrası, çekilirken ‘Türkiye’nin bu şuursuz davranışını örnek göstererek Kerkük’e “ Kürdistan bayragı “ asılıyor. Türkiye’nin içerisinde PKK, FETÖ, DEAŞ,DHKP-C…..terör örgütleri ile mücadele ediliyor. Yüz binlerce memurun memuriyet görevine son verilmiş durumda.


Ceza evine konmuş veya açığa alınmış, milyonlarca insanımız mağdur edilmiştir. Ekonomi gizlenmeye çalışılsa da krizde. Firmalar, dükkanlar kapanıyor, işten çıkarmalar yaşanıyor. Memur, işçi, emekli geçim sıkıntısı içinde. İşsizlik gün geçtikçe artarken milyonlarca işsiz iş bekliyor.


MHP’NİN TAVRI BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI

 

2003 yılından beri, Ülkede tam bir “Güvensizlik ve Belirsizlik” süreci yaşanıyor. 15 yıldır özellikle son bir yıldır kimsenin iş güvenliği, can ve mal güvenliği yoktur. Kimse yarınından emin değil. Anayasaya ve Kanunlara uyulmuyor. Siyasi müdahaleler ve vesayetle Mahkemelerinden Adalet çıkmaz bir Türkiye karşımızda. Böylesi bir dönemde MHP gibi Milliyetçi Siyaset güden partiye düşen; iş başında hangi iktidar olursa olsun, iktidarın dikkat ve ilgisini bu Milli meselelere çekerek çözümüne katkı sağlamaktır. MHP bunu yapmak yerine iktidarın gündemden kaldırdığı ve nerede ise unuttuğu “Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemi” tartışmalarını gündem yapmıştır. MHP’nin, böylece iktidarın dikkat ve ilgisini Anayasa tartışmalarına çekmesi ve Anayasaya ve Kanunlara uymayanların, “Kanun ve Anayasa dışı fiili durumlarını” Anayasa metni haline getirmeye çalışması Ülkeye faydası olmayacak bir iş görülmüştür.


Aylardır temel Milli meselelerin ilgisiz ve sahipsiz bırakılmış olması, MHP’yi sevenlerde hayal kırıklığı yaratmıştır. Hele MHP’nin bunu; Ülkücüler, Türk Milliyetçileri son yirmi yıldır özelliklede son on beş yıldır; “Eli Kanlı Katiller, Morg Bekçileri, Kandan Beslenenler, salyası akanlar….vb.” Suçlama ve iftiralara muhatap olduğu ve “Andımızın, Türkiye Cumhuriyeti ibarelerinin” yasaklandığı, “Milliyetçiliği Ayaklarımın Altına aldım, Anayasanın ilk üç maddesi de tartışılsın, Anayasadan Türk kelimesi çıksın…”vb. beyanlarının ortada dolaştığı bir dönemde bu iftira ve beyan sahipleri ile birlikte yapması Türk Milletinde, Türk Milliyetçileri ve Ülkücülerde büyük bir kırılmaya sebep olabilecek infiallere sebep olmuştur.


FİİLİ DURUM SÖZÜ İNANDIRICI DEĞİL

 

MHP’nin, Türkiye’nin uzun bir süredir içine düştüğü iç ve dış “güvensizlik ve belirsizlikten” kurtarılması ve Temel Milli Meselelerin çözümüne katkı vermek yerine “Güvensizlik ve belirsizlik” sürecini 2019’a kadar sürdürme teklifine destek görüntüsü izahı yapılamayan bir durumdur. Gerçi MHP bunu; “2007Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşananlar, yapılan referandumlar, 15 Temmuz darbe girişimi, Erdoğan’ın Anayasayı tanımaması, fiili durum yaratması” sebepleri ile izaha çalışsa da inandırıcı ve tatmin edici bulunmamaktadır. 


BAŞKANLIK SİSTEMİ DIŞ MERKEZLERİN DAYATMASI


Türkiye de Başkanlık Sistemi; dış merkezlerin AKP ve bazı muhalefet partilerini kullanarak Türkiye’nin üniter yapısını bozmak için oluşturduğu Türkiye’nin bölünmesi projesidir. Bu bazen “BOP” projesi bazen de “Kürt açılımı, Çözüm süreci, Oslo, Habur, İmralı, Kandil, İmralı-Dolmabahçe” süreçleri adı ile gündeme gelmiştir. “Yerli ve Milli” bir proje değildir. Dış güçlerin ve gayrı Milli merkezlerin müşterek ürünüdür.


İktidar partisinin Anayasa referandum sürecini sertleştirmek ve toplumu kutuplaştırmak için çok aşırı yollarla başvurduğu görülmektedir. “Evet” savunanların “İç savaşa hazır olun”, “PKK, FETÖ, DEAŞ hayır diyor o halde herkes evet versin” yoksa….vb. gibi akıl dışı ve kabul edilemez korku, baskı yollarına başvurması “Hayır” çalışması yapacakların faaliyetlerini yasaklamaları, Avrupa ülkeleri ile kendi yarattığı kavgaları, Devlet imkanlarının adaletsiz, ölçüsüz ve ayrımcı şekilde kullanılması kendilerine de ülkeye de faydası olmayacak vahim yanlışlardır. Bazen MHP’nin de bu işe iştirak etmesi hiç yakışık almamaktadır. Oysa yapılan iş bir seçim bile değildir. Oylar partilere verilmiyor. Anayasa referandumu yapılacak. Hayır çıkarsa Cumhurbaşkanı, Başbakan, Hükümet, Parti Başkanları herkes yerinde duracak. Ülkedeki şu anki kargaşa, kaos, belirsizlik ve güvensizlik son bulacak ülke önünü görecek. Evet çıkarsa da kıyamet kopmayacak. Hayır verende Evet verende bu ülkenin insanı. Ülkede gelecekte yine birlikte yaşayacağız. Olayı çığırından çıkarmak Türk Milletinin düşmanlarının işine yarar.


TBMM’NİN İTİBARI KALMAYACAK


Türkiye’de Anayasa konusunda ihtiyaç olan; Çok partili parlamenter sistemin, demokrasinin ve TBMM’nin güçlendirilmesidir. Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri arasındaki uyumsuzlukları giderecek değişikliklerdir. “Güçlü Yasama”, Denetlenebilir, Sorgulanabilir, Hesap verebilir, Yargılanabilir Denge-Denetimi iyi kurulmuş “Güçlü Yürütme” ve Bağımsız, tarafsız hiç bir etki ve telkine açık olmayan, kimseden emir almayan hür vicdan ile karar verebilecek “Güçlü Bir Yargı’yı” meydana getirecek değişikliklerdir. 


Getirilen Anayasa değişikliği Başkanlık tek adam sistemi ile; TBMM’nin itibarı zedelenmekte, yetkileri azaltılmakta, Milli iradeyi temsil eden TBMM’nin yetkilerinin bir kısmı Cumhurbaşkanına devredilmektedir. Oysa Milli irade hiçbir kişi veya kuruma devredilemez-paylaştırılamaz bir iradedir. TBMM’nin soru, gensoru, güvenoyu vb. hükümeti denetleme yetkileri yok edilmektedir. Meclis soruşturması da TBMM de Dört yüz Milletvekilinin (400) oyuna bağlanarak fiilen imkansız hale getirilmekte Cumhurbaşkanı ve Hükümet üyeleri ömür boyu denetlenemez-sorgulanamaz ve yargılanamaz olmaktadır.


Milli iradenin %100 (yüz de yüz)’ünü temsil eden TBMM’ni fesih yetkisi %51’le seçilen Cumhurbaşkanı’na tek başına denetimsiz bir şekilde verilerek, “Tek Adamlık”, “Fiili Diktatörlük”, “Otoriterleşme” rejimine imkan verilmektedir. Cumhurbaşkanına TBMM üyelerinin büyük çoğunluğunu belirleme yetkisi, Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin büyük çoğunluğunu tek başına belirleme yetkisi verilmektedir. Kamu görevlilerinin tamamını, Bakanları, Müsteşarları, Elçi vali vb. dahil bütün üst yönetimi Cumhurbaşkanı belirlemekte, kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler birliği yaratılmakta, kamu görevlilerinin “Çalışma Hakkı ve Güvenceleri” ile parlamenter sistem adeta yok olmaktadır.


TÜRKİYE OHAL ÜLKESİ OLAMAZ


Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi vererek tek başına her türlü kararı alabilme yetkisi verilmekte gizli maddelerle de TBMM tamamen devre dışı bırakılmaktadır. Tek adam rejiminde; Türkiye’nin üniter yapısının bozulmasına, ülkenin bölünmesine varabilecek kararları bir kişinin tek başına alabilmesine yol açılmakta, Ülke darbelere ve dış müdahalelere açık hale gelmektedir. Tek adam rejiminde aynı şekilde tek başına “Olağanüstü Hal” ilan etme yetkisi verilerek kişi hak ve özgürlüklerinin demokrasinin askıya alınmasına, Türkiye’nin demokrasi dışı “OHAL” ülkesi haline getirilmesine imkan tanınmaktadır.


TBMM’nin üye sayısının 600 (Altı yüze) çıkartılması ve Milletvekili seçilme yaşının 18 (On sekiz’e) düşürülmesi de iyi düşünülmemiş, ülke çıkarı yerine siyasi çıkarı esas alan bir yaklaşımdır. 


Partili Cumhurbaşkanlığı getirilerek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin seksen milyon Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşının Devleti olması yerine, parti devletine çevrilmekte, Cumhurbaşkanının partisinin devleti yapılmakta tarafsızlık yok olmaktadır.


Başbakanlık kaldırılıyor, Bakanlar TBMM dışından atanarak hükümetin TBMM ile Milletvekilleri ile ilişkisi kesiliyor. Böylece halka aracılık eden TBMM’nden ve halktan kopuk bir hükümet sistemi oluşturuluyor. 


“TÜRKİYE BİR KAÇ KİŞİDEN DAHA BÜYÜKTÜR”


Teklif edilen Anayasa değişikliği ile fiilen, “Çok partili Demokratik sistem” yerine “İki partili sistemi” hatta zaman içinde “Tek Partili ve Tek Kişilik Diktatörlük” rejimini zorunlu kılan bir yapı getiriliyor. Anayasa değişikliği ile demokrasinin temel ilkesi olan kuvvetler ayrılığı kaldırılarak, tek adama bağlanmış kuvvetler birliği getiriliyor.



İfade edilmeye çalışılan ve başkaca zikredilebilecek mahzurları içinde barındıran bu Anayasa değişikliği teklifine “Hayır” demek Türk Milletinin, Türk Devletinin fert fert vatandaşlarımızın, İlkelerimizin, Milli Birliğimizin, Ülkümüzün ve ülkemizin hayrına görülmektedir. Türkiye bir kaç kişiden daha önemli ve büyüktür.”


Hakan Sönmez                 siyasetcafe.com

Okuyucu Yorumları

Ad Soyad

26.3.2017

Bu anayasa diye yutturulmaya calisilan ,aslinda birilerinin cignedikleri anayasa suclari yuzunden hesap vermemek icin yapilan bir manevra.Bunu da cok az dusunme yetenegi olan her insan evladi anlayabiliyor,Bu anayasa diye yutturulmaya calisilan seye HAYIR demek icin sagci solcu olmaya gerek yok,insan olup bir parca beynin olmasi yeterli

Hayırlı halil

23.3.2017

Muhteşem

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Serbay Interactive Reklam Ajansı
Serbay Interactive Reklam Ajansı

Twitter'da Bizi Takip Edin

Facebook'da Bizi Takip Edin