Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
Yaşam
Türkiye'nin ilk Rum zabıtası

2014 yılındaki yerel seçimleri MHP’li belediye başkanı Ünal Çetin kazandı ve Çetin’in ilk icraatlarından biri Nikolaos Karanikola’yı sözleşmeli olarak işe almak oldu.

18.12.2016  15:12

Türkiye'nin ilk Rum zabıtası

1964’te Gökçeada'daki (İmroz) Rum okullarını kapatma kararının ardından, adada bulunan okullardaki 730 öğrenci, okulsuzluk nedeniyle aileleriyle göç etmek zorunda kaldı. Mübadele sonrasından ise 15 bin nüfusa sahip İmrozlu Rumlar başta Yunanistan olmak üzere tüm dünyaya dağıldı, sadece küçük bir kısmı adalarında kaldı. Ancak son yıllarda yeni gelişmeler yaşanıyor. 

Agos gazetesinden Gözde Kazaz ve Uygar Gültekin'in haberine göre, adada tekrar Rum okullarının açılmasına izin verilmesinin ardından, 15 aile memleketlerine geri döndü.

2012’de Millî Eğitim Bakanlığı'nın izin vermesinin ardından önce adada 49 yıldır metruk halde bulunan Zeytinli köyündeki Rum İlkokulu cemaatin çabalarıyla, ayağa kaldırılmış, 2015 yılında da ortaokul ve lise binasında eğitim vermeye başlamıştı.

Geçen sene 11 öğrencinin eğitime başladığı ortaokul ve lisede bugün 26 öğrenci var. "İmrozlu" aileler, adadan ayrıldıktan sonra Atina’ya, Selanik’e, Girit’e yerleşmişlerdi. Ancak okulların tekrar açılmasıyla Gökçeada'ya dönüş yaptılar.

 

 ‘BURADA YARATICILIK VAR’

Şu anda 26 öğrencinin okuduğu okulda 15 öğretmen bulunuyor. Maaşlarını Türkiye ile yapılan anlaşma sonucu Yunanistan hükümetinden alan bu öğretmenlerden biri de İskeçe’den Gökçeada'ya gelen fizik hocası Dimitris Frangatzis.

Aynı zamanda bir çocuğu lisede, bir çocuğu da ilkokulda okuyan Frangatzis, yolunun adaya nasıl düştüğünü şöyle anlatıyor: “Lise müdürü Kamburopulos’un çocukluk arkadaşıyım. Okulun açılacağını ondan haber almıştım, okulda ders verebilecek edebiyatçı arıyorlardı. ‘Edebiyatçı bilmiyorum ama oraya gelebilecek fizikçi tanıyorum’ dedim. Yunanistan’da ekonomik açıdan geçinebilmek için özel ders vermek zorundaydım. Buradaki teklifin ekonomik açıdan iyi bir teklif olduğunu düşündüm. Eşim de ilgiyle karşıladı. Köy yaşamını seveceğini düşünüyordu, öyle de oldu.”

Fizik hocası Frangatzis, Yunanistan’daki eğitim ve Gökçeada’daki eğitim arasındaki farkın hem yönetim hem de okulun yapısıyla ilgili olduğunu vurguluyor: “Daha az öğrenci olduğu için hepsiyle daha çok ilgilenebiliyoruz. Devlet okulu gibi değil, okul yönetimi tüm sorunlarımızı dinliyor, ilgileniyor. Burada yaratıcılık var. Yunanistan’da bir şey yaparsınız, okul sizi buna mecbur sayar. Buradaysa çocuklar için yaptıklarımın takdir edildiği hissini yaşıyorum. Verdiğimiz emeklerin sonucunu görebiliyoruz.”

 

TÜRKİYE'NİN İLK RUM ZABITASI

 


2014 yılındaki yerel seçimleri MHP’li belediye başkanı Ünal Çetin kazandı ve Çetin’in ilk icraatlarından biri Nikolaos Karanikola’yı sözleşmeli olarak işe almak oldu.

Türkiye’nin ilk Rum zabıtası olan Karanikola, bu ilginç hikayeyi “Belediye başkanıyla seçime beraber girdik, kazanınca bana ‘Giy zabıta kıyafetini, gel' dedi. Kendisi eskiden ilkokul müdürüydü, adada doğduğu için Rum-Türk ayrımı yok. Yılbaşı oldu mu gelir kutlar. Zaten adanın yüzde 90’ı parti gözetmez, kişiye bakar.” sözleriyle anlattı. 

Zabıta Niko, Rum okullarının açılmasının hem ada ekonomisine katkı sağladığını hem de artan Rum nüfusunun adanın yerlilerine güven verdiğini söylüyor; “Adada asıl sıkıntı yazın değil, kışın. Çocukları yanında olmayan, köylerde yaşayan çok yaşlı var adada. Şimdi yeni insanlar gelince, onlar da kendilerini daha güvenli hissetmeye başladı. Okullar sürdürülebilir bence. Millet ne yapsın, mecbur gelecek. Burada kira derdi yok, evleri var, bahçeleri var. Ama gençler için zor tabii.”

 

‘YENİ BİR SAYFA AÇIYORUZ’

 

2013’ten beri açık olan Özel Gökçeada Rum İlkokulu’nun müdürü Paraşkevi Vula Berber Katakalos, aslen İmroz, Zeytinli köylü. Zapyon Rum İlkokulu’nda eğitmenken İmroz’daki okulun açılma sürecinde adaya gelmiş ve yerleşmiş. Ailelerin gelmesinin önemini vurgulayan Katalakos, adanın dünü ve bugününü şöyle anlatıyor: “Eskiden biraz daha kapalıydı burada yaşam. Halk da daha kapalıydı. Son 20 senede turizmle birlikte gelişmeler yaşandı. Şimdi biraz daha açıldı insanlar. Sonuçta alışkanlıklarımız, umutlarımız, sıkıntılarımız aynı. Yeni bir sayfa açıyoruz burada.” Okul müfredatında lise ve ortaokulda olduğu gibi Türkçe de var, “İki dili de birlikte öğrenebilmeliler. Bizim zamanında yaşadığımız zorlukları çocuklara yaşatmamaya çalışıyoruz” diyor Katalakos, çocukların dil öğrenme konusunda daha yetenekli olduklarını, aileler için de özel çalışmalar yapıldığını belirtiyor. İmroz Eğitim ve Kültür Derneği, bu sene itibariyle veliler için Türkçe kursu başlatmış.

 

 ‘NEGATİF KANUNLARLA YOK EDİLEN BİR HALK POZİTİF AYRIMCILIKLA AYAKTA KALABİLİR’ 

 

Ortaokul ve lisenin müdürü İokim Makis Kamburopulos, şimdi müdür olduğu binada 69-71 yılları arasında eğitim görmüş. Sonrasında yaşananları ise şöyle anlatıyor:

 “Adada Rum okulu kalmayınca, 71’den sonra beni İstanbul’a gönderdiler. İmrozlu olan ama tanımadığım bir ailenin yanında geçirdim okul yıllarını. Bir kere kültürel travma yaşıyorsun, ben gittiğimde Tepeköy’de elektrik yoktu, İstanbul’a gittiğimde binlerce araba, binlerce ışık... Aileniz yok, kime güveneceğini bilmiyorsunuz. Sonra ailem de İstanbul’a geldi, sonra da Yunanistan’a gittim. Rum toplumunun erimesinin, dağılmasının canlı tanıklarıyız.”

 

YENİ KUŞAKLARA YENİ PARADİGMALAR

 

Sürecin en önemli mimarlarından biri olan ve okulların açılmasıyla ilgili tüm çalışmaların içinde bizzat yer alan İmroz Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Laki Vingas, “50 yıllık geçmişte vuku bulan sistematik tasfiye anlayışı, İmrozlularda farklı bir tetikleme yarattı. Tüm toplumda olduğu gibi, kendi dünyasını, eğitimini, sosyal dokusunu kaybedince, bu travmanın unutulması mümkün olmadı. 50 senelik bu süreçte kaybedilenler üzerinden bir kimlik yaratıldı. Geçmiş nostaljisiyle kalan İmrozlular paramparça oldu. Dünyanın pek çok ülkesindeki İmrozlular derneklerini ayakta tutan da o kimlik. Ama bugünün çocukları, aynı kimliğe sahip çıkamazlar. Yaşananlardan sonra daha yumuşak bir kimlik ortaya çıkacak. Sadece geçmiş değil, geleceği de düşünen bir kimlik yaratılacak. Bunu umut ediyoruz. Şimdi Türkiye’nin ve coğrafyanın yaşadığı sıkıntılar var. Nereye gider bilemiyoruz, ama her şey normal gitseydi bu kimlik daha yumuşak bir kimlik olacaktı.” ifadelerini kullandı.

Okuyucu Yorumları

selim

6.1.2017

mhp yi yedirmeyecegiz

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Serbay Interactive Reklam Ajansı

Twitter'da Bizi Takip Edin

Facebook'da Bizi Takip Edin