Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
Yazarlar


DEVLET BAHÇELİ VE 'HAYIR' ÜZERİNDEN ÜLKÜDAŞLARIMA AÇIK MEKTUP
Hakan SÖNMEZ

Hakan SÖNMEZ

ehakansonmez@yahoo.co.uk

25.3.2017  00:28

1983 yılının Eylül ayında daha 17 yaşına girmeden geldim Ankara’ya. Donuk, gri, isli Ankara’nın bir tek terminalini biliyordum.

 

12 Eyül 1980 darbesinin ardından delişmen bir çocuk olarak geldiğim Ankara’da ruhumdaki Türk Milliyetçiliği beni ülkücü yaptı.

 

Tüm kalbimle inandığım bu davaya canım hariç verebileceğim her şeyi verdim. Çok güzel yıllar yaşadım gençliğimde Bizim Ocak’ta.

 

Rahmetli Başbuğ daha serbest bırakılmadan, cezaevlerindeki ülkücü ağabeylerimizin destansı mücadeleleriyle büyüdük işte.

 

Santim santim Gazi Basın Yayın’dan Bizim Ocak genel merkezine kadar her kademesinde görev aldım.

 

O genç yaşımda çok şeyler öğretti Ocak bana. En öncelikle adam olmayı, mücadeleyi, iradeyi, yılmamayı, yıkılmamayı… Bir çömez olarak başladığım İlk kurucu Ocak Genel Başkanı olan Ayhan Acar’ın yönettiği Bizim Ocak Dergisi’nden 5 yıl sonra kendini yetiştirmiş birisi olarak ayrıldım. Allah var ki, her anına değerdi ülküdaşlarım.

 

O kadar çok ülküdaşım oldu, o kadar çok gardaşım oldu ki, sayısını unuttum ama onların her birinin yüreklerindeki Vatan, Millet ve Allah sevgisini hiç unutmadım.

 

Bilen bilir verdiğim mücadeleyi. Bilmeyenlere de anlatmaya gerek yok. Çünkü benim verdiğim mücadelenin diğer ülküdaşlarımın yanında sözü bile edilmezdi.

 

Ağabeylerimiz can vermişlerdi bu vatan, bu millet, bu devlet için… Allah rızası için çıktıkları bu yolda, kimi şehit oldu, kimi gazi, kimileri de ömürlerini cezaevlerinde çürüttüler.

 

Hepsinden Allah razı olsun.

 

Mesleğim ve işim gereği gazeteci yazarım işte. Ama ruhum Cengiz Han’ın toyunda, Sultan Alparslan’ın ordusunda, Fatih’in kuşattığı İstanbul’un surlarındadır.

 

Tıpkı diğer tüm ülküdaşlarım gibi…

 

Şimdi hepimiz bir yerlerdeyiz işte…

 

Nostalji filan yapmak değil derdim.

 

Sadece önümüzde yaşayacağımız ve hızla sürüklendiğimiz büyük bir uçurumdan önce sizlere seslenmek istedim.

 

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin ardından ülkemizin içinde bulunduğu vahim durum herkes gibi beni de derinden etkiledi.

 

Cemaat ve tarikat adı altında devletin tüm kurumlarına yuvalanmış olan melun örgütlenmenin boyutları gerçekten korkunç boyutlara ulaşmıştı.

 

Evet, her zaman eleştirip İktidarı bu melun grupla beraber olmaması konusunda uyarmıştık. AK Parti iktidarının Cumhuriyetimizin temel dinamiklerini ortadan kaldırmak için bu melun grup ile işbirliği içerisinde olduğunu defalarca söylemiştik.

 

Kökü dışarıda ancak dalları kılcal damarlarımıza kadar girmiş olan bu melunların gerçek yüzlerini herkesin görebilmesi için böyle vahim bir olay ile karşılaşmamız gerekiyormuş.

 

Biz, Türk Milliyetçileri, ülkücüler hiçbir zaman kimsenin inançlarına bir saygısızlık yapmadık. Tasavvufu da reddetmedik. Fakat aklımızı da bir kenara bırakmadık. Çünkü, devlet akıl ister.

 

Bugün atalarımızın kanla, irfanla kurduğu aziz devletimiz ve şanlı Türk Milleti büyük bir yol ayırımındadır.

 

Gençliğim boyunca kendisine “Hocam” diye hitap ettiğim ve tahminen 1984 yılından beri tanıştığım Devlet Bahçeli’nin, Başbuğumuz ölümün ardından MHP’nin başına gelmesine çok sevindiğimi itiraf edeyim. Benim gibi pek çok ülkücü de bundan memnun olmuştu.

 

Kendisine yönelik hareketin içerisinden ve dışarısından gelen pek çok eleştiriye hiç kulak asmadım. Devlet Bey, aklı selim, kadirşinas ve mantığıyla hareket eden birisiydi.

 

Zamanla gördüm ki, her şey değiştiği gibi kendisi de değişti. MHP Genel Başkanlığı sürecinden Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e ait olması gereken “Hareketin Lideri Devlet Bahçeli”ye dönüştü.

 

Şunu tüm samimiyetiyle söylemem lazım, Türk İslam Ülkücülüğü adı altında bir ara “İslamcılık” bataklığına savrulan Ülkücü Hareket’i Devlet Bahçeli, Türk Milliyetçiliği çizgisine ve Atatürk sevgisine çekmiştir.

 

Devlet Bahçeli’ye yönelik en amansız eleştirileri getirenler bile bu hakkı kendisine teslim edecektir.

 

Ne olduysa o melun gece sonrası oldu işte…

 

Ülkece kabustan uyandığımız 15 Temmuz gecesinin sabahında, Türk Milletinin yeniden “bir olma, diri olma, iri olma” şansı ufkumuzda belirdi.

 

Solcusu, sağcısı, İslamcısı, Alevisi, Sünnisiyle Türk Milleti derin bir uykudan uyanır gibiydi.

 

Devlet Bey’in Yenikapı’da yaptığı muhteşem konuşma hala kulaklarımda. Televizyondan seyrederken evde tek başına ayağa kalkıp hararetle alkışlamıştım.

 

CHP Lideri Kılıçdaroğlu da oradaydı ve o da akıllı, mantıklı ve önemli bir konuşma yapmıştı.

 

Evet… Türkiye yeniden bir doğrulma şansı yakalamıştı.

 

Sonra bir anda her şey değişiverdi.

 

Kimsenin hiç beklemediği bir anda Devlet Hocamız çıkıp “Getirin şu Başkanlık Sistemini” görüşelim deyiverdi.

 

Hiç kimse inanamadı. Nasıl inansınlar ki!

 

Devletin ve Cumhuriyetin değerlerinin en yaman savunucusu olarak bildiğimiz, AK Parti İktidarının sürekli el altında ülkeye dayatmak istediği Başkanlık Sistemi’ne karşı en büyük eleştirileri yapan Devlet Hocamız bir anda Türkiye’yi allak bullak etmişti.

 

Devlet Hocanın bu çıkışına parti içerisindeki en yakın kurmayları bile inanamadı. Hiç birisinin haberi bile yoktu. İlk önceleri hepsi farklı farklı konuştular. Tevil yapmaya çalıştılar. Fakat, ne söylerse söylesinler Devlet Bey hepsini ters köşeye yatırdı.

 

“Benim bir oyum var, o da evet. Meclis’te de evet diyeceğim, Referandumda da..” diyen Devlet Hocamız, bugün bizden Türk Milliyetçilerini ve ülkücüleri ömrümüz boyunca mücadelesini verdiğimiz “davamızın” inkarını istiyor.

 

Ne için?

 

Son kalemiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir kişinin iradesine teslim etmek için.

 

Hani bunun arkasında İktidar olmak, ülkeyi yönetmek isteği var desek o da yok!

 

Ortak Kabine’yi kabul etmiyor.

 

Başkan Yardımcısı olsun diyorlar, şiddetle reddediyor.

 

İlla ki, “ben böyle söyledim benim arkamdan gelin”den başka bir şey dediği yok.

 

Bir de “Devletin Bekası”nı söylüyor.

 

Yani Devletimiz tehdit altında diyor. Cumhuriyet ile demokrasi ile devletimiz niçin tehdit altında onu bir türlü açıklayamıyor işte.

 

15 yıl boyunca AK Parti iktidarının baskısı altında inim inim inleyen Türk Milliyetçilerini ve ülkücüleri AK Parti’nin “bedelsiz” olarak kuyruğuna takmak istiyor.

 

Bugün Ülkücü Hareketin BBP kırılmasından sonra yaşayabileceği en büyük travmayı yaşıyoruz.

 

Tanıdığım, samimiyetinden ve davasına olan inancından zerre şüphe duymadığım pek çok ülküdaşım bir birlerini ağır ithamlarla suçluyorlar.

 

Kimisi Devlet Hocamızı yalnız bırakmamak için yanında “kale” gibi durmaya çalışıyor. Kimimiz de yaşanan bu ağır tablonun tesiriyle en yaman “muhalife” dönüşmüş.

 

Ama ben “muhalif” değilim işte…

 

MHP’liyim. Ülkücüyüm. Türk Milliyetçisiyim.

 

Benim için MHP’nin yüzde 50 oy almasıyla yüzde 1 oy alması arasında bir fark yoktur.

 

Mesele, MHP’nin Türk Milleti için nerede durduğudur!

 

Maalesef, MHP bugün Türk Milleti’nin ve Türk Devlet geleneğinin tam karşısında durmaktadır.

 

Tarihimizde Kağanlarımız, Hakanlarımız, Başbuğlarımız vardır elbette.

 

Ancak bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Kağanı da, Hakanı da, Başbuğu da Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

 

Devletimiz ve Cumhuriyetimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temelinde kurulmuştur.

 

Temeli anlamsızlaştırır, etkisizleştirir, basitleştirir iseniz en ufak sarsıntıda tüm binayı üzerine yıkarsınız.

 

Emperyalist küresel güçlerin amansızca yeniden abandığı bölgemizde ve ülkemizde bizi bir arada tutacak olan “bir kişi” değil, “biziz”

 

Onun da en büyük teminatı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

 

Görülüyor ki,

 

Önümüze gelen bu yaman süreçte, ülkemizi ve Türk Milleti’ni koruma görevi yine Türk Milliyetçilerine, ülkücülere düşmekte.

 

Her türlü ayak oyunu ve kata külli ile “pul toplayarak” önümüze getirilen Anayasa Değişikliği Referandumunda işte bu sorumlulukla hareket etmek boynumuzun borcudur.

 

Siyaset, çekişme, ayak oyunları… Hepsini elimizin tersi ile bir kenara iterek, 16 Nisan’da Hakk’ı ve Adaleti yeniden tesis etmek için, el birliğiyle, tek yürek, tek ruh olarak HAYIR diyelim.

 

Aramıza fitne ve fesat tohumlarının ekilmesine de müsaade etmeyelim.

 

Unutmayalım ki,

 

Biz ülkücüyüz ve “Ülkücüler kardeştir”.

 

Kardeşliğimiz, Devletimiz gibi baki olsun.



Hakan Sönmez           siyasetcafe.com

Okuyucu Yorumları

İsmet bardak

5.4.2017

Türkiye'm için kesinlikle hayır

İSMAİL TOPAL

4.4.2017

TEŞEKKÜRLER,NEDEN DİĞELERİDE ONUN GİBİ DÜŞÜNMEK ZORUNDA KALDILAR.40 KİŞİ BİR KİŞİYİ İKNA EDEMEDİLER Mİ?SEVERİM KENDİSİNİ AMA YİNEDE HAYIR "DOSTLUK BAŞKA ALIŞVERİŞ BAŞKA"

ünal mecnunoğlu

4.4.2017

Kaleminize, yüreğinize sağlık. Elbette "Ülkücüler kardeştir". Şüphesi olan mı var?

Ad Soyad

4.4.2017

Kalemine saglik kardesim yolun acik olsun kardesi

Emre korkusuz

4.4.2017

Pkk ve fetö ile aynı saflarda olmayı nereye koyacaksınız

Ayhan ÇOBAN

4.4.2017

İmzalıYORUM

kemal AKGÜN

27.3.2017

YÜREGİNE KALEMİNE SAGLIK BİZ ALLAH DAVASININ İLAYİ KELİMETULLAH İÇİN VARIZ DEVLET BEY İÇİN DEGİL LİDERLER FANİDİR DAVA BAKİDİR HAYIR HAYR HAYIR

Ad Soyad

26.3.2017

Satilik Devlet Bahçeli görevini yerine getirip Mhp yi bitirmistir.

BABAMURAT.CCC

25.3.2017

DOĞRU BİR TESPİT.TEBRİKLER.BİZLERE TERCÜMAN OLDUNUZ.BAHÇELİ ASLINDA BİR MESAJ VERDİ." BENİM BİR OYUM VAR, O DA EVET OLACAK DEDİ.TABANI BENCE SERBEST BIRAKTI. BENİM BİR OYUM VAR DEDİ.BİZİM DEMEDİ.EVET OYU VERECEK ÜLKÜCÜLER BENCE DURUMDAN VAZİFE ÇIKARIYOR.İYİ DÜŞÜNSÜNLER.ÜLKÜCÜ OLMAK, HAŞHAŞİ OLMAYI GEREKTİRMİYOR.

BOZKURT

25.3.2017

ÇOK YAZIK

RAMAZAN BEKER

25.3.2017

KAVGALI KONGREDE BAHÇELİYE OY VERMEYİP R. ONGUNA OY VEREN TEK ANKARA DELEGESİYIM.(BEN DOĞRUYU YAPTIM R. ONGUN YANLIŞ YAPTI.) TAA O ZAMAN DERİN DEVLETİN BAHÇELİYİ NASIL DESTEKLEDİĞİNİ GÖRDÜM. YANILMADIM. KEŞKE YANILMIŞ OLSAYDIM.ŞİMDİ İSE DERİN DEVLETİN TALİMATIYLA HAREKET EDEN BİR BAHÇELİ VAR.(TÜRKÜN DERİN DEVLETİ OLMADIĞINA GÖRE.)BUNUN DIŞINDA BAŞKA HİÇ BİR ŞEKİLDE BAHÇELİNİN TAVRI IZAH EDİLEMEZ.BÜYÜK IHANETLE KARŞI KARŞIYAYIZ.

Bozkurt74

25.3.2017

Mükemmel bir tespit ve harika bir yazı olmuş hakan bey.. Özellikle 50-1 kıyaslamanız... Aynı fikirdeyim...

Vatan Sana Canım Feda

25.3.2017

Allah, bu memleketin bekası için samimi olarak endişe duyan ve vatan için, millet için, İslam için, bayrak için hulasa tüm mukaddes değerlerimiz için hiç bir karşılık beklemeden canım feda diyen yiğitlerden razı olsun. Bu memleket bizim çıkarları için vatanperver görünenlerin şerrinden Allah bu memleketi korusun. Rabbim Müslüman TÜRK Milletinin yar ve yardımcısı olsun.

Alibey Ocak

25.3.2017

Doğru sözlere ne denir.Ben de yetmişlerin ülkücüsü olarak aynı duygulardan olgulardan geçtim ve Ben daha ileri giderek Bahçeliyi hain ilan ettim. Hayır,Ülkücülere onurlarını geri iade edecektir.Asıl Türkiye'nin bekası bundadır.

AHMET MERDAN

25.3.2017

DEVLET BEY BU DAVAYA BENCE İHANET ETMİŞTİR ALLAH CEZASINI VERECEKTİR BU KADAR YAPTIGINDAN SONRA ARKASINDAN GİDİLMEZ DÜN HESAP SORMAZSAM NAMERTDİYEN BÜTÜN MİLLİYETCİLİKLERİ AYAKLAR ALTINA ALAN BİRİSİNİ NASI ÜLKÜCÜLERE DESTEK VERDİRİYORSUNUZ BAHÇELİ EFENDİ YAZIKLAR OLSUN ŞAHSİYETİNİZE YAKIŞMIYOR

Ad Soyad

25.3.2017

bizde hayır diyoruz..

besim demirbaş

25.3.2017

teşekkürler bende halen ülkücüyüm halen mhplim vede öyle kalacağım ama devlet ve milletimizin bekası için 9ışık doktrinindenaldığım feyzle HAYIR DİYECEĞİM teşekürler sayın ülküdaşım hakan bey

Mustafa Yavaş

25.3.2017

Sevggili kardeşim yazılarınızı baştan sona okudum ülkücü değilim lakin vatanın selameti için çalışan herkes kardeşim tespit lerinizin çoğuna katılmakla beraber DB nin 2002 seçim startı yine başkanlı startı yine yurtseverliğine inandığım bazı kişileri ıhracı şaibelidir teşekkürler

Erkan YILMAZ

25.3.2017

Yazınızın tamamını hem de iki kez okudum ve de çok etkilendim. Elinize yüreğinize sağlık Hakan Bey. Ben diyorum ki Devlet BAHÇELİ böylesine bir çelişkiye düşecek bir insan değildi. Bu işn içinde sanki bir bit yeniği var gibi. Çünkü bu sisteme AKP'li seçmenlerin bile büyük bir çoğunluğu hayır diyecek, hatta başbakan bile...Son anda da olsa Bahçeli bunlara bir oyun oynayacaktır diye düşünüyorum. Zaten Tuğrul TÜRKEŞ'İN de bu konuda kuşkuları var. Selamlar...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siyasetcafe.com sorumlu tutulamaz.

Erdoğan'dan 'Hayır'cılara ahiret şantajı!

YAZARLAR

SON ÇAĞRI

SON ÇAĞRI

Gülbeniz BAYRAMLI

2017

2017

Mürteza ÖZTÜRK

Türkiye'de parlamenter sistem var mıydı?

Türkiye'de parlamenter sistem var mıydı?

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

ALAEDDİN PAŞA

ALAEDDİN PAŞA

Vedat DEMİRBAĞ

Kabulleniş...

Kabulleniş...

Azade Aliyeva

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Twitter'da Bizi Takip Edin

Facebook'da Bizi Takip Edin