17 Aralık paniğinin temel nedeni
Prof. Dr. Osman ÖZSOY Rota Haber'de kaleme aldığı bir yazısında 17 Aralık Yolsuzluğunun yapılan yolsuzlukların yüzde 1'i kadar bile olmadığını iddia ederek Erdoğan'ın asıl korkusunu yazdı
Son 1 yılda ortaya çıkan belge, bilgi, tape ve bunlara yönelik iddialardan yola çıkarak oluşan genel kanaat şu:
17 - 25 Aralık’ta yüzleştiğimiz RÜŞVET veYOLSUZLUK iddiaları GERÇEKLEŞENİN yüzde 1’i kadar bile olmama ihtimali çok güçlü...
Kanaatimizce 17 Aralık paniğinin temel nedeni de buradan kaynaklanıyor...
Eğer konu 17 – 25 Aralık’la sınırlı olsaydı, iddialara konu kişilerin kamu vicdanında AK’lanmasına fırsat vermek için YARGI süreci başlatılır ve siyasi otorite de bunun arkasında dururdu.
Fakat öyle olmadı...
Siyasi otoritetam aksine; demokrasiyi vehukuku rafa kaldırma pahasına 17 – 25 Aralık’ı kapatma yönünde tüm enerjisini harcadı.
“17 – 25 Aralık üzerinden bana gelmek istiyorlar”diyenin temel korkusu da buydu.
Eğer gerçekten 17 - 25 Aralık iddialarının SUÇ teşkil eden hukuki bir karşılığı vardıysa, normal işleyen bir demokraside kime uzandığının zerre kadar kiymetinin olmaması, ortaya çıkan iddialardan AK’lanmak için herkes için hukuk zemininin işletilmesi gerekiyordu.
Eğer iddialara konu kişilerle bir SUÇ ORTAKLIĞI YOKSA, panik yapılması için de ortada bir neden yok demekti...
ZamanGazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, dün akşam Bugün TV’de katıldığı programda, değişik zamanlarda kendisine gelen 2 işadamının, başta belediyeler olmak üzere, artık önemli kamu kurumlarında rüşvetsiz iş yapılamaz hale geldiğine yönelik serzenişlerini bizzat aktardıklarını örnekleriyle sıraladı.
Bu toprakların tarihinde, Rüşvet ve Yolsuzluğun DİN KILIFI altında yapıldığı böyle bir dönem hiç yaşanmadı...
Ortaya kamuoyunun dikkatini çekecek İRİ bir cami projesi koyup, ardından işadamlarının oraya yapacakları zoraki bağış karşılığında ancak işlerinin görülüceği bir ortam oluşturmak nasıl İslam anlayışıdır?
Buna fetva vermek, adresi belli yerlere zoraki bağışa sıcak bakmayanları iş yapamaz hale getirmek nasıl bir Müslümanlıktır?
Projeler büyüdükçe, ödenmesi gereken zoraki bağışların miktarı da artınca, yapılması düşünülen caminin maliyetini ona, yüze katlayan bir bağış girdisi sağlamak da kaçınılmaz olarak ortaya çıktı.
Bu paralar nerelere gidiyor?
Toplamı nedir?
Ne kadarı kayıtiçi, ne kadarı kayıtdışıdır?
Kimsenin günahına girmek istemem fakat; Türkiye’nin dört bir yanında son süreçte hızla açılan İmam Hatip Okullarından bazılarının da, İslam’a hizmet için değil, İslam adına zoraki bağış toplama adresleri olarak kullanılmak üzere açılmış olabileceğine yönelik kaygılarım var.
Rüşvet her kente yayılınca, her ilde zoraki bağış için çekim merkezi olabilecek bu tür bir adres oluşturmak da ihtiyaç haline geliyor...
Nitekim 17 Aralık Zihniyetinin temsilcilerinden bir kısmı, kutular içinde çıkan milyonlarca doları, biz o paraları falanca yere İmam Hatip yapmak için almıştık, onlar bağış, demek gibi mazeretlerle karşımıza çıktı.
Kanaatimce, medyada sıklıkla konu olan ve birkaç yıl içinde ülke genelinde yaygınlaşan, güçlenen ve adeta emlak ve bağış zengini haline gelen VAKIF da bu amaca hizmet etmek üzere devreye sokuldu.
Bence 17 Aralık operasyonu DİN KILIFLI böyle bir düzene çomak soktu...
17 Aralık’la doğrudan organik bağları olmamasına rağmen, ülkenin her görüşten şerefli memurlarının oradan oraya sürülmesi de böyle bir kaygıdan kaynaklanıyor. Kendi illerinde yaşanan benzer çarpık düzenin şifrelerini çözmüş olma ihtimali, suça bulaşmış olanların paniğinin ülke geneline yayılmasına neden oluyor.
Netice-i kelam, yazık oldu...
Bu ülkede dindar adamlara yönelik algılar başta olmak üzere, diyaneti, camisi, imam hatiplisi, bunlar çalmaz denilen insanlara yönelik bakış açıları kirletildi.
Gelinen noktada karşımıza çıkan tablo şu;
Çin’den Kanada’yakadar tüm dünya artık bizi bizden daha iyi bilir hale geldi...
Bir yandan dalga geçseler de, bu güzel ülkenin hızla bu hale getirilmesinden yana samimiyetle üzülenler de var...
Bu ülkenin şu an dünyadaki imajı; pşine taktığı vagonlarla birlikte son sürat yanlış yolda gittiği için, ya bir duvara toslama ya da raydan çıkma ihtimali bulunan, üstelik bu çağda kömürle çalışan bir lokomotifin belirsizliğe uzanan yolculuğudur.
HİZMETEolan düşmanlığın temel nedenlerinden biri de buradan kaynaklanıyor...
Kirletmeye çalışmak suretiyle bu çarpık sürece alet olmaları, o olmadı bari göz yummaları istendi ama, bunu sağlayamadılar... Herkes güce boyun eğerken onlar dik durdular... 1 yıldır didik didik ettiler suç bulamadılar... Hayal alemi olan senaryolardan çıkış yolu aradılar. Bu defa kastı cürümle vicdanlarda da mahkum oldular.
Bu çarpık süreç böyle gider mi, elbette gitmez...
Gitmediğini yakında göreceksiniz..
Demişti, dersiniz...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY / Rotahaber
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.