1. YAZARLAR

  2. Tevfik Diker

  3. Ak Parti'nin kuruluşunda CIA ve Mossad'ın rolü
Tevfik Diker

Tevfik Diker

Tevfik Diker
Yazarın Tüm Yazıları >

Ak Parti'nin kuruluşunda CIA ve Mossad'ın rolü

A+A-

3/03/ 2000'de isimsiz 8 kahramanla başkanlığımda; YOLSUZLUKLA MÜCADELE DERNEĞINİ kurduk.

Dernek olarak Diyanet İşleri Başkanına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına Yargıtay, BAROLAR BİRLİĞİ Başkanına ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu' nu Makamında ziyaret ettik.

O ziyarette tarihi bir görüşme yaptık.

Ziyaret manşetlerde yer aldı.

Hürriyet Gazetesindeki haberde;

"Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'ndan cumhurbaşkanı tarifi:

Ciddi ve şaibesiz

Yolsuzlukla Mücadele Derneği yöneticilerini kabul eden Orgeneral Kıvrıkoğlu, yeni cumhurbaşkanının ‘dürüst, şaibesiz, ciddi biri olması gerektiğini’ belirtti. Kıvrıkoğlu, çeteler ve yolsuzlukla mücadeleyi desteklediğini de söyledi.
ESKİ milletvekili Tevfik Diker başkanlığındaki Yolsuzlukla Mücadele Derneği'nin yöneticilerini kabul eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, konuklarının, ‘‘Cumhurbaşkanı dürüst, ciddi ve şaibesiz olmalı’’ sözlerine destek verdi. Orgeneral Kıvrıkoğlu, siyasetçilerin Avrupa normlarına uyması gerektiğini söyledi.

Diker başkanlığındaki 14 kişilik heyeti, dün saat 11.00'da çalışma odasının yanındaki Şeref Salonu'nda kabul eden Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun kabulü bir saat sürdü. Diker, Orgeneral Kıvrıkoğlu'na, Devlet İhale Yasası'nın değiştirilmesini, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılmasını, hukuk ve adaletin egemen kılınmasını, mahalli idareler reformunun yapılmasını, demokratikleşmenin sağlanmasını, insan haklarının geliştirilmesini, Meclis'teki soruşturmaların sonuçlandırılmasını talep ettiklerini anlattı. Diker, daha sonra da yolsuzlukla mücadeleninin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) gündemine alınmasını önerdi.

KOHL ÖRNEĞİ Diker, Türkiye'de yolsuzluklara karşı bir duyarsızlık bulunduğunu, bu konuyu sürekli gündemde tutmak için dernek kurduklarını belirterek, Almanya'nın eski Başbakan'ı Helmuth Kohl'le ilgili şu olayı anlattı:

‘‘Kohl'ün oğlu ile eşi İtalya'da kaza geçirdi. Alman Hava Kuvvetleri'nden uçak temin ederek İtalya'ya gitti. Dönüşte kendisine 750 bin marklık fatura kesildi. Kohl, aynı uçuşu özel hava yolu ile yapması halinde ne ödeyeceğini araştırdı. 150 bin marklık fatura çıktı. Bunun üzerine Hava Kuvvetleri'nin faturasına itiraz etti. Hava Kuvvetleri de Kohl için VIP uçuşu yaptıklarını, özel hazırlıklar nedeniyle farklı bir masraf çıktığını belirterek, faturada ısrar etti. Kohl de bunu ödedi.’’

 

SİVİLLERE SÖYLÜYORUM

 

Diker'in sözlerini tamamladıktan Orgeneral Kıvrıkoğlu, konuklarına hitap etti. Bu bölümde Orgeneral Kıvrıkoğlu, yeni cumhurbaşkanının ‘dürüst, şaibesiz, ciddi biri olması gerektiği’ yolundaki görüşünü kayda geçirdi.

Diker'in verdiği bilgiye göre, Orgeneral Kıvrıkoğlu şu değerlendirmelerde bulundu:

 

EMNİYETE ZİYARET

 

Ben bu mücadelenizden dolayı sizleri kutluyorum. Geçmişte de Emniyet Genel Müdürü'nü ziyaret ettim. Bu protokol kurallarını aşarak yapılmış bir ziyaretti. Bu ziyaretimi basın, çetelerle mücadelede emniyete verdiğim destek olarak yorumladı. Doğru yorumladılar. Amacım buydu. Sizi kabulüm de destek anlamına geliyor.


KOHL KONUSU İLGİNÇ

 

Kohl'le ilgili anlattıklarınız ilginç. Kohl, ülkesinde 16 yıl başbakanlık yapmış, iki Almanya'yı birleştirmiş bir siyasetçi, devlet adamı. Ama onunla ilgili suçlamalar gündeme geldiğinde, Almanya'da kimse kalkıp da, ‘Kohl hakkındaki şu suçlamaları da görmezlikten gelelim’ gibi bir gerekçeye sığınmadı.


AVRUPALI SİYASETÇİ

 

Siyaset, partiler, dolayısıyla siyasetçi çözüm yerleri ve makamlarıdır. Bizim siyasetçilerimizin de kendilerine Avrupa normlarına uydurmaları lazım. Ben bunları zaman zaman MGK'da dile getiriyorum. Hukuk eğitiminin önemine değiniyorum. Savcıların sadece şikayet halinde değil, resen de harekete geçmesi gerektiğini anlatıyorum.


DİYANET'E TAKDİR

 

Geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Nuri Yılmaz'ın yolsuzlukla mücadeleye verdiği desteği okudum. Kendisinin bu beyanlarını da takdirle karşılıyorum. Bu konuda mücadele herkesin görevidir.

 

Bahçeli'nin cumhurbaşkanı için 6 şartı

 

BAŞBAKAN Bülent Ecevit'in cumhurbaşkanı adayları için öngördüğü 3 şarttan sonra, Koalisyon ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli de 6 şart açıkladı. Adayın kim ve hangi partiden olduğundan çok niteliklerinin önemli olduğunu vurgulayan Bahçeli, cumhurbaşkanı adayının ‘şaibesiz’ olması gerektiğinin altını çizdi. Bahçeli'nin açıklaması Ecevit'in ‘adayın muhalefetin desteğiyle belirlenmesi’ ve başından beri vurguladığı ‘cumhurbaşkanlığının hükümet meselesinden ayrı ele alınması’ uyarısıyla örtüştü.

Bahçeli, dünkü MHP Grubu'nda milletvekillerini, Meclis'in ve siyasetin itibarını zedeleyecek tavırlardan kaçınmaya çağırdı.

Bahçeli, cumhurbaşkanı adayı konusundaki 6 önerisini şöyle sıraladı:

1 Cumhurbaşkanı seçimi sadece koalisyonu oluşturan partileri ilgilendiren bir konu değil. Konuyu doğrudan hükümetle irtibatlandırmak yerine, hükümet meselesinden ayrı ele almak daha doğru bir yaklaşım olur.
Meclis'teki tüm partilerle diyalogla, mümkün olan en geniş uzlaşma zemininde ortaya çıkacak bir anlayış ve işbirliği sonucunda seçilmeli.
Partiler ve Meclis, cumhurbaşkanı seçimine, küçük ve kişisel hesapların değil, siyasetin prestij kazanma ve güven tazelemesinin aracı olarak yaklaşmalı.

Yeni cumhurbaşkanının kim olmasından çok, nasıl bir şahsiyetin cumhurbaşkanlığı makamına seçilmesi önemli. Uzlaşma arayışlarında, cumuhrbaşkanı olacak şahsın vasıfları belirleyici olmalı.

Cumhurbaşkanı olacak şahsın, herşeyden önce Türkiye'nin bütünlüğü ve Türk devletinin milli ve üniter yapısı konusunda temsil edici, cumhuriyetin temel değerlerini sahiplenecek bir kimliğe sahip olması önemli.

Dürüst, şaibesiz ve milletimizin manevi değerlerine saygılı hüviyeti ile tebaruz etmiş, demokrasinin ilkelerinde duyarlı bir şahsiyet olmalı.

Herkesin geleceğe yönelik beklentileri ve ümitleri bakımından cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemli bir sınav olduğunu söyleyen Bahçeli, seçimlerin krizsiz, bunalımsız aşılmasının, 18 Nisan seçimlerinden sonra başlayan atılımların ve ortaya çıkan istikrarın sürekliliğini kolaylaştıracağını da kaydetti.

ANAP'ta cumhurbaşkanının C'sini bile konuşmak yasak

ANAP milletvekilleri, liderler zirvesinden önce cumhurbaşkanlığıyla ilgili görüşlerini açıklamama kararı aldılar.

ANAP MKYK toplantısından sonra grup toplantısında da sözalan konuşmacılar, cumhurbaşkanlığına ilişkin yorumlarda bulunmaktan kaçınırken, bir milletvekili, ‘‘İçinde C var diye Ceviz bile demedik’’ esprisini yaptı.

ANAP kurmayları, Mesut Yılmaz'ın isminin aday olarak ortaya atılmasının ‘yıpratma taktiği’ olduğunu öne sürdüler. Koalisyonu oluşturan üç liderin bu konuda ortak bir karar almadan Yılmaz'ın isminin tartışılmasını doğru bulmadıklarını belirten parti kurmayları, ‘‘Kapalı grup toplantısında bile tek bir arkadaşımız cumhurbaşkanlığı konusunda söz almadı.

Cumhurbaşkanlığının C'sinden bile söz etmedik’’ dediler.

*
Genelkurmay Ziyaretimiz ve Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun açıklamasından sonra iç ve dış güçler ilgi alanına girdim.ABD,CIA ve MOSSAD,Türkiyede yeni bir 
siyasi yapı kurmak için kolları sıvadı.
Görevlendirdikleri heyet aylarca beni ikna etmeye çalıştı.

"Teklifimizi ret edersen Erdoğan'ı cezaevinden çıkaracağız, onunla A.Gül, A.Şener, B.Arınç'a destek vereceğiz." Dediler.Milli Gazetede yayınlanan açıklamalarımın yer aldığı

İlgili haberde;

"Yıl 2000. Türkiye ekonomik krizle yatıp kalkıyor. Başbakan Ecevit rahatsız. Siyasi istikrar yok. Başbakan Ecevit‘in yardımcıları Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli.
Medya manşetleri televizyon ekranlarında sürekli hortum haberleri.
Halk, yolsuzluklardan bıkmış.

Yolsuzluklar can yakmaya da başlamıştı.
Bazı kamu bankaları hortumlanmış 50 veya 60 milyar dolar uçmuştu.
Hayali ihracat, naylon fatura, ihale yolsuzlukları, BİT‘lerdeki, belediyelerdeki yolsuzluklarla birlikte o günlerde 100 milyar dolarlık bir hortum söz konusuydu.

Hortumcular siyasetçilerle iç içeydi.
Bir şeyler yapmak gerektiğine inanarak isimsiz sekiz kahraman arkadaşla birlikte 3 Mart 2000 tarihinde Yolsuzlukla Mücadele Derneğini benim başkanlığımda kurduk.

Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanlığı, Baro Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarına ve Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcısı Vural Savaş ile Yargıtay Başkanı Sami Selçuk‘a yazılı bir mektupla derneğin amacını anlatmak maksadıyla bir diyalog çağrısında bulundum.

Anlayacağınız isteklerimizi ve düşüncelerimizi paylaşmak üzere hepsinden yazılı bir randevu talep ettim.

11 Nisan 2000 tarihinde Genelkurmay Başkanı (E.) Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu‘dan davet aldık.
Genelkurmay Karargahı‘nda yaklaşık bir buçuk saat karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk.

O görüşmede Org. Kıvrıkoğlu, "Genelkurmay Başkanı olduğumda protokol kurallarını çiğneyerek, Emniyet Genel Müdürlüğüne gidişim, çetelerle mücadeleye destek olarak değerlendirildi. Şimdi sizi kabulüm de yolsuzlukla mücadeleye destek anlamındadır" dedi.

O günlerde gündemde birinci madde 10.Cumhurbaşkanı seçimiydi.
Mesut Yılmaz, Demirel‘in tekrar Cumhurbaşkanı olması için yapılan 5 5 değişikliğinin önünü kesmişti.

Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu‘na görüşmede; "Cumhurbaşkanı aynı zamanda Başkomutandır. Başkomutanın şaibeli ve TBMM‘de dosyası olan birinin olması uygun değildir. Bu konuda Başbakan Ecevit‘ le konuyu görüşmenizde fayda var. Kamuoyundan gelen bu konudaki değerlendirmeleri sunuyorum" demiştim.

Kamuoyunun malumları olduğu üzere Org. Kıvrıkoğlu, Başbakan Ecevit‘le kırkbeş dakikalık bir baş başa görüşme yapmış bilahare de Anayasa Mahkemesi Başkanı Necdet Sezer, tüm parti liderlerinin ortak önerisiyle 10. Cumhurbaşkanı seçilmişti." Denilmişti.

 

ss-005.jpg

 

*

AKP nin kuruluş yıllarında CIA ve MOSSAD!..

Yıl 2000. Türkiye ekonomik krizle yatıp kalkıyor. Başbakan Ecevit rahatsız. Siyasi istikrar yok. Başbakan Ecevit‘in yardımcıları Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli.
Medya manşetleri televizyon ekranlarında sürekli hortum haberleri.
Halk, yolsuzluklardan bıkmış.
Yolsuzluklar can yakmaya da başlamıştı.
Bazı kamu bankaları hortumlanmış 50 veya 60 milyar dolar uçmuştu.
Hayali ihracat, naylon fatura, ihale yolsuzlukları, BİT‘lerdeki, belediyelerdeki yolsuzluklarla birlikte o günlerde 100 milyar dolarlık bir hortum söz konusuydu.
Hortumcular siyasetçilerle iç içeydi.
Bir şeyler yapmak gerektiğine inanarak isimsiz sekiz kahraman arkadaşla birlikte 3 Mart 2000 tarihinde Yolsuzlukla Mücadele Derneğini benim başkanlığımda kurduk.
Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanlığı, Baro Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarına ve Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcısı Vural Savaş ile Yargıtay Başkanı Sami Selçuk‘a yazılı bir mektupla derneğin amacını anlatmak maksadıyla bir diyalog çağrısında bulundum.
Anlayacağınız isteklerimizi ve düşüncelerimizi paylaşmak üzere hepsinden yazılı bir randevu talep ettim.
11 Nisan 2000 tarihinde Genelkurmay Başkanı (E.) Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu‘dan davet aldık.
Genelkurmay Karargahı‘nda yaklaşık bir buçuk saat karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk.
O görüşmede Org. Kıvrıkoğlu, "Genelkurmay Başkanı olduğumda protokol kurallarını çiğneyerek, Emniyet Genel Müdürlüğüne gidişim, çetelerle mücadeleye destek olarak değerlendirildi. Şimdi sizi kabulüm de yolsuzlukla mücadeleye destek anlamındadır" dedi.
O günlerde gündemde birinci madde 10.Cumhurbaşkanı seçimiydi.
Mesut Yılmaz, Demirel‘in tekrar Cumhurbaşkanı olması için yapılan  değişikliğinin önünü kesmişti.

Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu‘na görüşmede; "Cumhurbaşkanı aynı zamanda Başkomutandır. Başkomutanın şaibeli ve TBMM‘de dosyası olan birinin olması uygun değildir. Bu konuda Başbakan Ecevit‘ le konuyu görüşmenizde fayda var. Kamuoyundan gelen bu konudaki değerlendirmeleri sunuyorum" demiştim.

Kamuoyunun malumları olduğu üzere Org. Kıvrıkoğlu, Başbakan Ecevit‘le kırkbeş dakikalık bir baş başa görüşme yapmış bilahare de Anayasa Mahkemesi Başkanı Necdet Sezer, tüm parti liderlerinin ortak önerisiyle 10. Cumhurbaşkanı seçilmişti.

2000‘li yıllarda TBMM‘de muhalefeti DYP-Çiller ve Fazilet Partisi Recai Kutan temsil ediyordu.
Fazilet Partisi üzerine hesaplar okyanus ötesinden yapılmış ve düğmeye basılmıştı.

Yenilikçiler adı altında bir organizasyon yapılması için gerekçe hazırdı.
Parti kapatılacak ve gerekçe hazır olacaktı.

RP-Fazilet Partisi daha açıkçası "Milli Görüş" elbisesiyle büyüyen dörtlü "Gül, Erdoğan, Arınç ve Şener"le yola çıkılarak bir parti kurulacaktı.
Fazilet Partisi Büyük Kongresi‘nde Gül‘ün Genel Başkan adaylığı bu süreçte önemli bir virajdı.

Şunu açık yüreklilikle söylemekte fayda var.
Benim bilgilerime göre senaryolarda Gül, Arınç ve Şener hiçbir zaman yeni partinin lideri değildiler.
Lider, Erdoğan‘dı.

Kod adı da Reis‘ti.
Kısa bir anekdot vermekte yarar var.
O yıllarda Yeni Şafak Gazetesi‘ nde Yolsuzlukla Mücadele logosuyla da köşe yazıyordum.

Yani, Fehmi Koru, Selahattin Sadıkoğlu, Ömer Çelik başta olmak üzere Erdoğan kadrolarıyla yakın diyaloğum vardı.
Erdoğan parti kuruluşunda bizzat telefonla beni de aradı.
Eski Milletvekili Bekir Sobacı da diyalogda olduğum bazı şeyleri paylaştığım bir dostumdu.

Erdoğan, ceza evinde yatarken, Ankara‘da Turan Güneş‘te bir sitede Gül ve arkadaşları parti kurma çalışmalarına başladılar. Hasan Celal Güzel‘in partisi dahil bazı seçime girmeye hazır partilerle de temas ettiler.
Sonra yeni parti kurmaya ve adını Adalet ve Kalkınma Partisi yapmaya karar verdiler.

Bu süreçte Yolsuzlukla Mücadele Derneği olarak bizler de "101 merkez sağ- merkez ve merkez sol- kimlikli kişiye yolsuzlukla mücadele onur ödülü verdik.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu.

Bir dernek nasıl oluyor da bir Genelkurmay ziyaretiyle 10. Cumhurbaşkanlığı seçiminde faktör oluyor ve verdiği ödüllerle kamuoyunun yakın ilgisini çekiyor.

ABD Başkanı Bill Clinton, Yardımcısı Al Gore ve Dış İşleri Başkanı Madline Olbrayt‘ın direktifleriyle National Democratic Institute | NDI‘ın Orta Doğu Koordinatörü Thomas Berry temasa geçti.
TSK‘dan emekli olduktan sonra ABD Kongresinde hakkında çıkarılan bir özel kanunla ABD Ankara Büyükelçiliğinde 17 yıl müşavirlik yapan bir (E.) Hava Pilot Kurmay Albay sağ ve tanıktır.

Bu temaslarda yanımda en az beş- altı kişi bulundurdum.
Konu derneği partileştirmemizdi.
Gerekli destek vaadi yapıldı.

Eski DTP Müsteşarı İlhan Kesici‘nin Genel Başkanlığında bir yeni "Milli Demokrat" parti denemesi yapılması telkin edildi.
Kesici, zor yolla Başbakan olmak yerine daha kolay yolu bekler gibiydi!...
Uzatmayayım bunu ne yazık ki başaramadık.

Bu konuda her türlü detay bilgiyi bir çok eski parlamenter arkadaşımla paylaştım.
Ayrıca benim milli duruşum ABD yetkililerini rahatsız etmiş.
Bu daha sonra bana söylendi.

Bizimle yeni parti için temasta olan güçler aynı zamanda da FP‘deki yenilikçilerle de temastaydı.

İsrail Ordusun‘dan emekli, Türkiye‘de MSB F-16 Modernizasyon Projesi‘nde görevli hem İsrail, hem de Türk vatandaşı bir MOSSAD yetkilisi ( M.B.) bir gün bana; elinizi çabuk tutun başaramazsanız Recep Tayyip Erdoğan cezaevinden çıkacak, yeni parti kuracak, parti iktidar olacak ve Erdoğan Başbakan olacak, sana da tavsiyem partide kurucu ol" dedi.
Geleceği nasıl okuyorsun? Dediğimde de." Projeyi yapanlar nelerin olacağını üç aşağı beş yukarı bilirler herhalde" dedi.
Gerekçelerini de şöyle sıraladı.
*İsrail‘in bölgede sonsuzluğa kadar güveni için yeni bir Ortadoğu kurulacak.
*Irak‘ta operasyon yapılacak Baba BUSH‘un intikamı alınacak.
*Türkiye‘de İslami duyarlılığı olan kesimlerin eylemlerinin önü kesilecek.
*Su ve enerji kaynakları kontrol altında tutulacak.
*PKK ile mücadelede Barzani ve Talabani ile işbirliğine girecek bir Türkiye olacak.
*Türkiye, globalleşecek. Dedi.
Aynı tarihlerde Egemen Bağış, İshak Alaton ve Erdoğan‘a "Üstün Cesaret Madalyası" veren Yahudi Lobisi, Ömer Çelik ve Cüneyd Zapsu ile ABD‘de gereken lobi çalışmaları yapmaktaydılar.
Bir dönemi ve perde arkasını bir makaleye sığdırmak elbette mümkün değil.
Kemal Derviş olayını bu olaylardan soyutlamak da yanlış olur.
2000‘li yıllarda okyanus ötesinden düğmeye basılarak Türkiye‘ye Ilımlı İslam adında yeni bir elbise giydirildi.
ABD bölgedeki projesini hayata geçirmek için önce "Milli Görüş" başta olmak üzere Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ı ve bilahare de "Milli Duruş"cuların üzeri çizdi."
Denildi.
*
Erdoğan'ı BOP Eş  Başkanı nasıl yaptıklarını okudunuz.
*
Binali YILDIRIM, AKP Genel Başkanlığını ve  Başbakanlığı aldığında yaptığı ilk iş YOLSUZLUKLA Mücade Yüksek Kurulunu kaldırmak oldu.
Davutoğlu, ilk Genel Başkan olduğunda;

AK Parti kadroları yolsuzluğa karşı mücadelede töhmet altında bırakılamaz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkına el uzatan kardeşimiz bile olsa o eli keseriz. Allah aşkına yolsuzluk yapan bir hükümet ülke ekonomisini bu noktaya getirebilir miydi? Ahlakın ve erdemin olmadığı siyaset yozlaşır ve çürür."
Dedi.
Ama o elleri kesemedi.ERDOĞAN Davutoğlu'nun siyasi elini kesti.
AKP'den güle güle dedi.
*
Kurucu Başkanı  olduğum YOLSUZLUKLA MÜCADELE  DERNEĞİ'NİN masrafları üzerime yıkıldı.Kimseden yardım gelmedi.
Masrafları karşılayamadım Derneği DYP'den tanıdığım.Afyonkarahisarlı ve şimdiki DP Genel Başkanı Gültekin Uysal'ın eniştesi Dr Mahmut Koçak'a verdim.
Koçak AKP'den Milletvekili seçildi sonra istifa etti Erkan Mumcu ile ANAP'ta siyaset yaptı.
Teslim ettiğim YOLSUZLUKLA MÜCADELE Derneğini ne yaptı kamu oyuna açıklamaya davet ediyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar