Amerikan Bayrağıyla Pabuçlarını Parlatan Baba

Amerikan Bayrağıyla Pabuçlarını Parlatan Baba

Al Capone, ABD mafyasının ikonik figürü olarak New York'tan Chicago'ya uzanan suç kariyerinde kaçak içki, cinayet ve siyasi bağlantılarla yükseldi; antikomünist imajıyla tanınan gangster, vergi kaçakçılığından hapse düşüp 48 yaşında öldü.

Ali Hikmet İnce'nin Kaleminden...

'Al Capone, İtalyan’dı fakat Sicilya kökenli değildi. Doğuştan suça meyyaldi. Cürüm işlerken haz duyardı. Bodyguardlık, fedailik, tetikçilik, hırsızlık, beyaz kadın ticareti gibi illegal/kirli işler yaptı. Her seferinde antikomünist ve Amerikan milliyetçisi olduğunu iddia etti. Devletinin ve yönetimin yanında durmuş göründü.

Tam adı Alphonse Gabriel Capone’du. Ama dünya suç tarihine ‘Al Capone’ diye geçti.

Bir dönem ABD’nin en popüler, en bilinen ve icon gangsteriydi. Basına demeç vermeyi, sinemalarda film öncesi gösterilen kısa haber bantlarında görünmeyi severdi. Bir röportajında ilk hırsızlığını ve pişmanlığını anlatacak, öz güvenini sergileyecek ve eylemine meşruiyet kazandırmaya çalışacaktı:

‘Çocuktum. Her gece uyumadan önce, Tanrı’ya yalvarırdım: ‘Bana bisiklet ver!’ Dualarımın ulaşmadığını düşündüm. Fazla beklemedim. Bisiklet çaldım. Amacıma eriştim. Sonra da günahımı/cüretimi affetmesi için yakardım!’

bir-tabak-sicak-corba-icin-sirada-bekleyen-issizler.jpg

Bir tabak sıcak çorba bekleyen işçiler

Bir başka röportajında da, ‘tatlı dil ve tabanca yalnızca tatlı dilden daha etkilidir,’ diyerek uyguladığı - gayri kanuni! - metodun reklamını da yapmaktan çekinmeyecekti.

CAPONE’NİN 8 KARDEŞİ VARDI

Capone, 17 Ocak 1899’da New York’ta dünyaya geldi. Babası Gabriele Capone, mahalle berberiydi. Annesi Teresina Capone terziydi. Ev işlerini de omuzlamıştı. Aile İtalyan asıllıydı. Napoli’den göçmüştü. Al Capone, ilk/en büyük çocuktu. 8 kardeşe daha sahipti. Bazıları, ağabey Capone’ye illegal işlerinde yardım edecekti. James Vincenzo ile Rafaele James, Al ile çalıştı. Bir kardeşi de ailesini ve soyadını değiştirip FBI kadrosuna katılacaktı.
Caponeler Katolik’ti. Bazı kaynaklarda Yahudi kökenli oldukları da ileri sürüldü.


aassd.JPG

Al Capone'nun polisteki ilk resmi

Capone, eğitimine Katolik Okulu’nda başladı. Kurum aşırı disipliniyle bilinirdi. Çalışmayan, dalga geçen öğrenci(ler) tutunamazdı. Öğretmenler, tembelleri, haylazları - önce! - uyarır ve dikkatlerini çekerdi. Sonra da okuldan uzaklaştırırlardı. Al, fazla sıkıştırılmaya/baskıya geleme(z)di. İsyan etti. Kendi anlatımına göre, ‘kazan kaldırdı’. Bayan öğretmenine şiddet kullandı: Yumrukladı. 14 yaşında eğitim hakkını yitirdi, mektepten kovuldu.

Değişik işyerlerinde çalıştı. Şekerci dükkânında tezgâhtarlık, bowling salonunda garsonluk yaptı. Heyecan peşindeydi. Gençti, damarlarındaki kan hızlı akıyordu. Maceranın cazibesine/heyecanına kapıldı. Çabuk ve bol para kazanmalıydı. 15 yaşındaydı, genelevde korumalık yapmaya koyuldu. Ataklığı, sıkı yumruklarıyla dikkatleri üzerinde topladı.

aaa-005.JPG

Al Capone, avukatları ile duruşma arasında


LUCKY LUCİANO, MAFYAYI KURUMSALLAŞTI

Tanınmalı, namı yürümeli ve kendisinden daima korkulmalıydı. Manhattan’da faaliyet gösteren ‘Beş Nokta Çetesi’ne katıldı. Grup, İtalyan göçmenlerden oluşurdu. Cosa Nostra’nın ABD’de kurulan sıkı türeviydi. Çete içinde sonradan Amerikan suç dünyasında ünlenecek, kanunsuz oluşumları yönetecek isimler bulunuyordu. Vito Genovese, Lucky Luciano, Johnny Torrio, Meyer Lansky en bilinecekler arasındaydı.

New York’ta mafya organizasyonları henüz kurumsallaşmamıştı. ‘5 büyük aile’ diye tanımlanan gruplar bilinmiyordu. Yahudi, İtalyan ve İrlandalı suç çeteleri/grupları şehirde üstünlük oluşturma savaş(lar)ındaydı. Bölüşümün netleşmesi, sınırların belirlenmesi için zaman gerekliydi. Lucky Luciano, yepyeni örgüt modeli, karizmatik ve akıllı kişiliğiyle kontrolü sağlayacaktı. Mafya teşkilatlanmasını - neredeyse! - sıfırdan oluşturacaktı. Hatta Al Capone’yi de emrine alacak ve yönetecekti/yönlendirecekti.

aaas.JPG

Al Capone, beyzbol maçında

Genelev zinciri çalıştırıcısı, ‘Tilki’ takma adıyla tanınan, Don Johnny Torrio ile tanıştı ve çevresini genişletti. Frankie Yale’ye yardımcı oldu. Ödenmeyen paralarını tahsil etti. Bazı tetikçilik eylemlerine girişti, cesaretini gösterdi. Gece kulübünde korumalık, fedailik yaptı.

Barda çalışırken Shelly Russo adlı genç kıza hakaret etti. Karşılığını ağır gördü. Ağabeyi Frank Gallucio, Capone’nin yakasına yapışıp hesap sordu. Sonra da ustura gibi keskin bıçağını çalıştırdı. Yüzünde kalıcı kesik izleri oluştu(r)du. Gallucio da mimli, polis takibinde, suç dosyası hayli kabarık kanun tanımazdı. - Capone, hayatında belki de ilk defa sert kayaya çarp(mış)tı! - Yüzündeki izlerden ötürü, arkadaşları ve yakın çevresince ‘Scarface’ - ‘Yaralı Yüz’! - diye anılacaktı. Çok samimi dostları ‘Snorky’ diye de seslenecekti. Ama Capone her iki lakabı sev(e)medi. Sık sık beğenmediğini hatırlattı.

nm.JPG

Chicago'yu haraca kesen Mor Çete'nin elemanlarından

KATIKSIZ ANTİKOMÜNİSTTİ

Bir savunma/övünme geliştirmekte gecikmedi: ‘Birinci Dünya Savaşı’na gönüllü katılmış, yüzünden yaralanmıştı.’ Su katılmamış vatanseverdi ve bedelini de fazlasıyla ödemişti. Bayrağa, vatan toprağına, ABD’nin büyüklüğüne ve devletin kutsallığına inanıyordu/adeta tapıyordu. İleriki yıllarda Amerikan Milliyetçiliği ve antikomünizmin propagandasını da yapacaktı. Sistemin hızlı savunucusu kesilecekti. Ama çok yakın çevresinde konuşulanlara bakılırsa, söylemi başka, icraatı bambaşkaydı. ‘Her sabah evinden çıkmadan pabuçlarını ABD bayrağı ile parlatırdı!’

30 Aralık 1917’de, İrlanda asıllı Mae Josephin Coughlin ile New York'taki ‘St. Mary Star of the Sea Kilisesi'nde hayatını birleştirdi.

Eşi kendisinden 2 yaş büyüktü. Nikâhları ailelerin onayı ile kıyılabildi. 21 yaşını doldurmayanların evlenme akitleri yerine getirilmezdi. Gelin hanımın familyaya girişi ile ilgili iki rivayet vardı. İlki: Bayan Coughlin ile Al Capone bir gece kulübünde dansta tanışmıştı. İkincisi ise: Anne Teresina Capone, gelin adayını kilisede bulmuştu. Oğlu ile görüşmesini sağlamıştı.

asdf.JPG


Capone ve oğlu, beyzbol maçında bir yıldız oyuncuya beyzbol topu imzalatırken

Evliliklerinden oğul sahibi oldular. Adını Albert Francis Capone koydular. Oğul Capone, daha sonra kendi isteği ile aile soyadını değiştirdi/reddetti. Babasının maddi ve manevi mirasını kabullenmediğini gösterdi.

1919’da, ABD’de içki yasağı onaylandı, bir yıl sonra da devreye sokuldu. Uygulama, ne hükümet ve ne de yerel yönetimler tarafından sıkı şekilde denetlenmedi. Yasadışı gruplar, özellikle de organize suç örgütü mafya kaçak içki işine girdi. Gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında üretilen müskirat tüketime sunuldu. Vergisiz, makul fiyatlı yeni ürün(ler) büyük paralar kazandırdı. Servetlerine servet katan cürüm teşkilatı liderleri, daha çok siyasetçi, polis, istihbarat elemanı, yargı mensubu satın almaya başladı. Devlet memurlarını finanse edip, dokunulmazlık ve görmemezlik kazanma gayretine giriştiler. - Al Capone’nin yıllık 30 milyon dolardan fazla rüşvet dağıttığı mahkeme zabıtlarında yazılmıştı! -

asdfg.JPG

Capone, Chicago Belediye Başkanı Lansky ile

CAPONE, CHİCAGO’DA GENELEV YÖNETİCİLİĞİ YAPTI

Capone, New York’ta rakip çetenin bir elemanını hastanelik etti/yaraladı. Rivayete göreyse, öldürdü. Olayın soğuması, tarafların yatışması için ortadan kaybolması gerekti. Ailesini de alıp Chicago’ya geldi. Beş Nokta Çetesi’nin yeni lideri Johnny Torrio’nun yanında konuşlandı. Genelevlerinden birisinin yöneticiliği üstlendi. Silahşorluğunu yaptı. İstenilen kişileri yaraladı/öldürdü. ‘İş bitirici’, ‘temizlikçi’, ‘kıyıcı’ gibi lakaplarla anıldı. Kendisinin de bilmediği sayıda gözaltına alındı, tutuklandı. Fakat Torrio’nun beslediği yargo/emniyet bürokrasinin yardımıyla kurtuldu. Adeta ‘dokunulmazlık’ sağladı. New York’tan gelen ‘gözü kara adam’ her seferinde sokaklara döndü. Kendisinden beklenilen misyonu yerine getirdi.

asdfgh.JPG

Capone,koruması ile yataklı tren kompartımanında

Chicago Beş Nokta Çetesi’nin eski lideri Jim Colosimo öldürülünce yerine Johnny Torrio geçmişti. - Polisteki bilgiye göre Colosimo’yu - Torrio’nun yönlendirmesiyle/talimatıyla! - Al Capone öldürdü. - Yeni liderin 2 adamı, Al Capone ve Frankie Yale şüpheliler arasındaydı. Ancak olayla bağlantıları ispatlanamadığından (!) serbest bırakıldılar.

Capone, yükseleceği, serpileceği, zenginleşeceği, hatta - bir süre! - yöneteceği şehirdeydi. Chicago, çok gelişmiş ağır sanayi merkeziydi. İnsanları zengindi. Halkının alım gücü yerindeydi. Kaçak alkol su gibi satılırdı. Mafya olağanüstü derecede para kazandı. Üyeleri, milyarderler benzeri lüks ötesi hayat sürüyordu. Eyalet yöneticileri ile dostluk(lar) kuruyor, rüşvet(ler) ödeyip satın/teslim alıyorlardı. Şehir yönetimi tamamen mafyanın ve elemanlarının kontrolüne girdi.

asdfghj.JPG

Capone'nin Chicago'daki ilk yıllarında çekilmiş bir resmi

CHİCAGO’DA BEŞ NOKTA ÇETESİ’Nİ YÖNETTİ

Chicago’nun murakabesi, kaçak içki pazarının paylaşımı için kanlı çatışmalar yaşandı. Beş Nokta Çetesi ile Genna Ailesi dağıtım ortaklığı kurdu. Tekelleşmeyi denediler. Diğer güçlü suç örgütü - İrlanda kökenlilerin oluşturduğu! - Kuzey Kesimi Çetesi sahaya indi ve kanlı savaş başlattı. Çetenin reisi Dean O’Banion’un şehrin göbeğindeki içki tesisi federal polislerce basıldı. Ürettiği/depoladığı kaçak içki stoklarına el konuldu.

Mukavemet gösteren çete mensupları yaka paça götürüldü. O’Banion, organizasyonunun yönetimini ve farklı yerlerdeki diğer içki depolarını, Beş Nokta Çetesi’nin lideri Johnny Torrio’ya devretti. Karşılığında da yüklü miktarda paralar aldı. Ama 2 taraf arasındaki sıkıntı giderilemedi. Torrio, selefi O’Banion’dan kazık yediğini düşündü ve öldürttü. Kendisine de karşı saldırı düzenlendi, ağır şekilde yaralandı. Öldürülmekten korktu. Teşkilatının - Chicago Beş Nokta Çetesi’nin! - yönetimini en güvendiği elemanı Al Capone’ye devretti. Üç yıl kalacağı İtalya’ya kaçtı/hicret etti.

asdfghjk.JPG

Capone'nin düğün resmi

Capone, Torrio’nun kanatları altına girince, ortak içki kaçakçılığı işine de teşebbüs etmişi. Büyük paralar kazandı. Beş Nokta Çetesi’nin yıllık geliri 100 milyon dolara kadar yükseldi. Ruhsatsız içki sevkiyatını ülkenin tüm doğu sahillerine ve orta bölgelerine kadar genişletti. Sahile hükmeden Yahudi asıllıların kurduğu ‘Mor Çete’ ile anlaştı. Blaise Diesbourg aracılığıyla şehrine - Chicago’ya! - kaçak viski getirtti. İçkiler gecenin karanlığında tepeden tırnağa silahlandırılmış insanlar aracılığıyla ulaştırılırdı. Müttefiklik kazancın artışını sağladı. Capone daha çok hukuki ve politik güç satın almaya girişti. Rüşvetlerinin/‘hediyelerinin’ miktarını çoğalttı.

as-005.JPG

Chicago'nin Miami Polis Teşkilatı'nda çekilmiş resimleri

DÜŞMANLARINA KARŞI SERT TEDBİRLER ALDI

Capone, para kazanıp tanındıkça taktik değiştirdi. Sertlik yanlısı kesildi: Ürettiği/Getirttiği içkiyi satmayan dükkânları imhaya girişti. İşyerlerini bombalattı. Olaylarda yüzlerce insan yaralandı, hayatını yitirdi. Dostlarının yanında düşmanları da arttı. Al Capone ve ailesi hedefe konuldu.

Bir saldırıdan kıl payı kurtulabildi. Ünlü gangster, can güvenliğini sağlayabilmek için şehir dışına çıkmak zorunda kaldı. Çok yakınındaki birkaç kişi dışında kimsenin bulunduğu yere ilişkin bilgisi yoktu. Farklı kimlikler kullandı, taşra otellerinde kaldı. Yataklı tren vagonlarını mesken edindi. Ülkeyi baştanbaşa gezme/dolaşma fırsatı yakaladı.

ekran-alintisi-033.JPG

Capone'nun karargah olarak kullandığı Lexington Oteli

Dönüşünde cüretini artırdı. Chicago’nun merkezindeki Lexington Hotel’e taşındı. 5. ve 6. katındaki bütün odaları kapattı. Ruhsatlı ağır silahlarla donanmış çetesini yerleştirdi. Otelin ana kapısı S. Michigan Avenue’ye açılırdı. - Devasa otelin 1891 veya 1892’de yapıldığı bilinirdi. Capone 1931’de tutuklanana kadar, ‘Al’ın Kalesi’ diye anıldı. Daha sonra ‘The New Michigan Hotel’ ismini aldı. 400 odasıyla süper lüks genelev şeklinde hizmet verdi. 1980’de kapatıldı. Yerel yönetim tarafından, Capone’nin hatırasını canlı tuttuğu/hatırlattığı iddiasıyla 1995’de de temellerine kadar yıktırıldı! - İddiaya göre çete elemanları, kurbanlarının cesetlerini yeni inşa edilen yüksek binaların/gökdelenlerin beton temellerine yerleştirirdi.

asdfghjkl-001.JPG

Capone'nin evinin güvenliğini sağlayan elemanların bindiği otomobil


30 YAŞINDAN ÖNCE DOLAR MİLYONERİYDİ

Otelin kahvaltı salonunda gazetecilere ikramda bulunurdu. Sorularını cevaplar, günün önemli olaylarını değerlendirir, fikirlerini açıklardı. Kendisini ülkenin saygın bir işadamı sayardı. Mesleği/formasyonu gereği başta ekonomi, gündemdeki her konuyu yorumlayabilirdi.

FBI istihbaratına/kayıtlarına göre Capone, ‘30 yaşına basmadan milyoner unvanı kazanmıştı.’ ‘Servetinin büyük çoğunluğu kumar, fuhuş ve içki kaçakçılığındandı.’

Kazancının zirve yapması, Al Capone’nun hayat standardını/tarzını değiştirdi. Daha öne çıktı, gazetelerin/dergilerin sayfalarında fazlaca boy gösterdi. Lüks yaşantısı, titiz giyimi, ağzından eksik etmediği pahalı puroları, son model otomobilleri ile magazin sütunlarını doldurdu. Şehrin en popüler isimleri arasına girdi. Magazinin zirvesine hızla tırmandı.

Hayır hasenat işlerine de ağırlık verdi. Bedelsiz yemek dağıtan lokantalar açtı. Büyük Buhran’dan etkilenen binlerce işsiz insanı, yemek yiyebilme imkânına kavuşturdu. Fakir ailelere yiyecek paketleri dağıttı. İlkokul öğrencilerine şişe sütü tevziinde bulundu. Yoksul halk arasında adı: ‘Robin Hood’a çıktı. Gazetelerde sayfalar dolusu iaşe resimleri ve haberleri yayınlandı. Federal devlete tek cent vergi ödemeyen, ticari kaydı bile bulunmayan efsanevi hayırsever yere göğe sığdırılamadı. ‘Servetinin kaynağı belli değildi. ‘İyilikleri’ gazete sayfalarında, sokaklarda, şehrin dilindeydi.’

ABD Başkanı Herbert Hoover ile samimi dostluk kurmayı bile başardı. Suçlarının görmezden geleceğini düşündü/sandı.

Capone çok sosyaldi. Devlet yetkililerinin verdiği davetlere katılırdı. ABD Başkanı, eyalet valileri, belediye başkanları ve adliye yetkilileri ile sıcak/samimi ilişkiler tesis ederdi. Bazı valileri ve belediye başkanlarını kendine bağlamıştı. Chicago Belediye Başkanı Lansky, ABD Başkanı Herbert Hoover ile tanışmasını sağladı. - Şans perisi aniden dokunmuş ve Capone’ye dünyanın en büyük ikramiyesini sunmuştu! – ‘Kaçak içki tüccarı’ siyasetin zirvesine yelken açtı.

aas.JPG

Capone, Chicago'da Yargılandığı Mahkeme Salonunda

Dönem tarihçilerine göre Başkan Hoover, ekonomi yönetiminde başarısızdı. Ülkesini, Büyük Buhran’dan az hasarla çıkaramamıştı.

Capone, yönetimde etkin çok sayıda bürokratla tanıştı/yakınlaştı. Sovyet Rusya’nın aleyhinde beyanlarda bulundu. Greve giden/çıkan işçi sendikalarını ‘komünistlik’le suçlamayı sürdürdü.

Capone ve şürekâsı, ABD Başkanı’nın yanında konuşlandı. Polis ve adliye içindeki müttefiklerinin de yardımıyla işçi gösterilerini bastı, grevleri çözmeye çalıştı. ‘Komünist’ diye tanıtılan/yaftalanan işçi örgütlerinin liderlerine saldırttı, darp ettirdi. İddialara göre, ‘hatta ‘fail(ler)i meçhul cinayetler’e kurban ettirdi.’

asdf-001.JPG

Capone, Miami'deki Malikanesinin Bahçesinde

Güç kullanıp işçinin sesini/taleplerini kısmaya çalışanlar adeta ‘kahraman’ gibi görüldü/değerlendirildi.

BAŞKANLA YAKINLIĞI GAZETELERE KONU EDİLDİ

Capone siyaset yapmaktan geri durmadı: ‘Bütün ABD vatandaşlarını Başkan Hoover’ın etrafında toplanmaya, ‘komünizme karşı set oluşturmaya’ davet etti. Sovyet yayılmasını, komünizmi ancak Amerikan Milliyetçiliği/askeri gücü önleyebilirdi.’ Kendisi yurtseverdi ve ülkesinin emrinde idi. ‘Yüzündeki yara izleri de samimiyetinin, cesaretinin, ülke aşkının, fedakârlığının işaretiydi.’ Bütün ABD’de de böyle bilindi. Bazı basın yayın organlarında şu soruya cevap aranmaya başlandı:

‘Ülkeyi Hoover mi, yoksa Capone mi yönetiyor?’


Çetesi ile şehri kontrol eden, vergisiz milyonlarca dolara hükmeden Capone siyasete de girdi. 1927’de yapılan Belediye Seçimleri’ne hile karıştırdı. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı William Hale Thompson’ın kazanmasını sağladı. Thompson rüşvet almayı sürdürdü. Destekçisinin şehirdeki faaliyetlerine göz yumdu. - Ama el altından suç dosyalarını yeni belgelerle kabartmaya devam etti. Belki ileride kullanması gerekebilirdi! - Nitekim zamanı geldiğinde, hamisini/’velinimeti’ni kentten uzaklaştırmak/kovmak için bir lahza dâhi düşünmedi. Üstelik Frank Capone’yi emrindeki polislerin öldürmesine de ses çıkarmadı. Göstermelik soruşturmayla olayın örtülmesini sağladı.

asdfgh-001.JPG

Capone'nin Chıcago Polis Teşkilatı'nca Çekilmiş Baskı Sabıka Fotoğrafları

Biyografisini yazanlara bakılırsa Capone, ‘silahı eline alıp hiç adam öldürmedi.’ (!) Ama silahı ile kendini vurmayı başardı. Olayın duyulmasını, basında haberleştirilmesini istemedi. Hastaneye kaldırılıp tedavi altına alındı. Sahte isimle kaydı yapıldı, kimliği saklandı. Rakip çetelerin saldırısından korunmak için kaldığı katın bütün odaları kiralanıp boş tutuldu. Tepeden tırnağa silahlı adamları 24 saat nöbetteydi.

POLİS ZORUYLA CHİCAGO’DAN KOVULDU

Capone kaçak içki, kumarhaneler ve genelevlerden gelen paralarla kendisine yıkılmaz imparatorluk kurduğunu sandı. Bir sabah evini basan polis ordusu tarafından şehirden kovuldu. Florida’ya yerleşti. Saray yavrusu satın alıp oturmaya başladı. Fakat Chicago’daki işlerini yönetmeyi de sürdürdü.

Şehirden silah zoruyla gönderilmesi, rakip çeteleri cesaretlendirdi.

awg.JPG

Çete Elemanlarından Ele Geçirilen Ağır Silahlar Mahkeme Salonunda

Genişlemeyi, etki alanlarını çoğaltmayı planladılar. Bilhassa ‘Bugs Moran Çetesi’ çok istekli ve ataktı. Lider George Moran, Polonya göçmeniydi. - Çizgi roman kahramanı Bugs Bunny’e benzerdi. Pek şişmandı ve gamzeliydi! - Kendisini ‘İrlandalı’ olarak tanıttı. Hemşerilerini organize etti. Al Capone ile sürtüştü. Sonra beklemediği sert tepki ile karşılaştı. ‘Capone’nin adamları, Moran’a hediye vermek istedi.’ 14 Şubat 1929’da, ‘Sevgililer Günü’nde sürpriz yaptılar: ‘Karargâhını bastılar.’ Polis üniformalı çete elemanları ağır silahlar taşıyordu. Mekândaki 7 organizasyon üyesini duvara dayayıp taradılar. Asıl hedef: George Moran’dı fakat bulunamadı. Gecikmesi hayatını kurtarmıştı.

asdfghjk-001.JPG

Capone'nin Karısı Mae Josephin Coughlin

Soruşturmadan sonuç alınamadı. Al Capone da suçlamalardan sıyırdı.

Eylemin yapıldığı anda sürgünde, Florida’daydı.

Moran, intikam için sınırlı davrandı. Capone’nin çok stratejik noktalarını hedef aldı. Kaçak içki sevkiyatı yaptığı 2 uçağını yaktı, kullanılmaz duruma soktu. Destekçisi 2 belediye başkanının ölüm fermanını imzaladı. Eli kanlı tetikçilerinden Jack McGurn’un öldürülmesini sağladı. - McGurn, tam 7 yıl sonra, 1936’da, yine ‘Sevgililer Günü’nde sokak ortasında pusuya düşürüldü. Çapraz ateşle hayatını kaybetti. Katiller, kurbanın eline 2 iri kırmızı gül bıraktı! - Moran, aynı yıl cezasını çektiği eyalet hapishanesinde akciğer kanserinden öldü.

awe-001.JPG

Capone'nin Kurşun Geçirmez Özel Otomobili

CAPONE, FLORİDA’DA POLİSİN TAKİBİNDEYDİ

ABD Başkanı Hoover’ın destekçisi Al Capone, Florida’da rahat edemedi. Yerel yöneticiler, polisler tarafından kulp takılmaya çalışıldı. Federal yasaları çiğnediği iddiasıyla mahkemeye çağrıldı. 27 Mayıs 1929’da çıkarıldığı duruşmada savunma yapmayı reddetti. Saygısız davrandığı ileri sürüldü ve 7 gün tutuklu kaldı. Aynı günlerde Chicago’da da aleyhinde soruşturma açıldı.

Seçilmesini sağladığı, yandaşı Belediye Başkanı William Hale Thompson topladığı belgeler işe yaramıştı. Şehir Suç Komisyonu tarafından ‘Bir Numaralı Halk Düşmanı’ ilan edildi. İthamın cezası, bir yıl hapis yatmaktı. Bin dolar da ağır para cezası ödeyecekti. Capone yine ilişkilerini kullandı, yüksek miktarlarda nakit rüşvet dağıt(tır)ıp mahkeme sonuçlarını geçersiz saydırdı.

qf.JPG

Çete Savaşı Kurbanlarından Bir Görüntü

Bir kez dokunulduktan sonra Capone sihrini yitirmişti. Philadelphia'da kaldığı otelde gözlem altına alındı. Tarih: 17 Mayıs 1929’du. Kendisi ve koruması ruhsatsız ağır silah taşıyordu. Suçüstü mahkemesince birer yıl hapse mahkûm edildiler. Capone 9 ay yattı. İyi halden erken serbest bırakıldı.


Nisan 1930’da, Capone ve ailesi, Miami’de sahilde güneşlenirken gözetim altına alındı. Suçlama: ‘Serserilik’ ve ‘Çevreye Rahatsızlık Verme’ idi! ‘Yalan beyanda bulunmakla da suçlandı.’ Capone, gözaltında tehdit edildiğini, kötü muamele gördüğünü, yemek ve su ihtiyacının karşılanmadığını iddia etti. Mahkemece suçsuz görüldü, serbest bırakıldı.

er-004.JPG

Capone'nin Mahkum Edildiği Duruşma Sonunda Mahkeme Önünde Toplanan Meraklılar

CHİCAGO SAVCISI YAKALAMA KARARI VERDİ

Aynı yılın Eylül ayında yeni soruşturmaya daha muhatap oldu. Chicago Savcısı, yakalama emri yayınladı. Şubat 1931’de mahkemeye çıktı. Hâkim James Herbert Wilkerson tarafından 6 ay hapse mahkûm edildi.

Avukatlarının itirazı üzerine beraatı sağlandı.

Capone kendisine görkemli/gösterişli kartvizit bastırmıştı. Mesleğini ‘İkinci El Mobilya Satıcısı’ olarak tanımlamıştı. Kullanılmış eşya ticareti ile milyon dolarların sahibi olmuştu. Adresi de, karargâhı Lexington Hotel’di. ‘Fakat ABD Gelir İdaresi’ne kayıtlı değildi. Vergi mükellefi sayıl(a)mazdı.’

Dost bildiği kişilerin kadrine uğradı. Arkasından vuruldu. 1927’de federal hükümet yasa çıkardı. ‘İllegal yollardan kazanılan her kalem gelir vergilendirilecekti.’ Amaç: Kaçak içkiden elde edilen korkunç servetlerin kontrol edilebilmesiydi. Beyan vermeyenler hakkında gizli/etkin soruşturmalar açıldı. Vergi Dairesi Özel Araştırma Bürosu, listeye aldığı kişileri izlemeye aldı. Al Capone de kovuşturulanlar arasındaydı. Talimatın altında da, ABD Başkanı Herbert Hoover’in imzası okunuyordu.

Eliot Ness adlı özel ajan tarafından kurulan tim, Capone’yi izledi ve suç delillerini topladı. Al Capone, 17 Ekim 1931’de, vergi kaçırmaktan suçlu bulundu. 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hâkimi James Herbert Wilkinson’u tehdide, rüşvet vermeye teşebbüs etti. Jüriyi de korkutmayı denedi. Mahkumiyet kararı açıklanana kadar beraat edeceğine inan(dırıl)dı. Fakat güvendiği dağlara kar yağdı. ‘50 bin dolar para cezası aldı. Duruşma masrafları için 8 bin dolar ödeyecekti. Hakime hakaretten de 6 ay fazladan hapis yatacaktı.’

KURŞUNGEÇİRMEZ LİMUZİNİ ABD BAŞKANI’NA TAHSİS EDİLDİ

Özel üretim, kurşungeçirmez Cadillac limuzine el konuldu. 32. ABD Başkanı Franklin Roosevelt’e tahsis edildi. Makam aracı olarak kullandırıldı.

1932’nin Mayıs ayında Atlanta Hapishanesi’ne kapatıldı. Oradan Lincoln Hapishanesi’ne gönderildi. 11 Ağustos 1934’te de Alcatraz’a nakledildi. Banka soyguncusu James Lucas tarafından sürekli tehdit edildi ve saldırısına uğradı.

6 Ocak 1939’da Kaliforniya’da başka tutukevine yollandı. Aynı yıl, 7 yıl, 6 ay ve 2 haftalık tutukluluk süresinin sonunda serbest bırakıldı. - 16 Kasım 1939’da şartlı tahliye hakkı kazandı ve hürriyetine kavuştu! - Bütün para cezalarını, vergi borçlarını da ödedi.

Mevkuf kaldığı sürede defalarca öldürülmeye çalışılmıştı. Bunalıma girdi, psikolojik tedavi gördü. Sık sık hapishane revirine yatırıldı veya hastaneye kaldırıldı.

Hapis kaldığı 8 yıl boyunca annesi ile hiç görüşemedi. Validesi İngilizce bilmezdi, yalnızca İtalyanca konuşurdu. ABD cezaevlerinde ziyaretçiler sadece İngilizce kullanabilirdi. Capone de yürürlükteki yönetmeliğin kurbanıydı.

Örgütü zayıflamıştı. İşlerini devrettiği Frank Nitti, değişen şartlara uyum sağlayamamıştı. Balık avlayarak, arkadaşlarıyla iskambil oynayarak avunmaya çalıştı. Arada bir metresini ziyaret etti. Ama yine sürprizle boğuşacaktı: ‘Frengi hastalığına yakalanmıştı.’ Ülkesinde, antibiyotik tedavisine alınan ilk kişiydi. Fakat canı çok kıymetliydi/tatlıydı. Tahlil için kan vermeye yanaşmadı. Omurundan sıvı alınmasına da muhalefet etti.

bhj-002.JPG

Cenazesi Tabut İçinde Miami'deki Evinden Çıkarılırken

CHİCAGO’YA ANCAK CENAZESİ DÖNEBİLDİ

Krallığını ilan ettiği, yıllarca yönettiği Chicago’ya çok istemesine rağmen geri dönemedi. 1946’da ani şekilde hafıza kaybı ve zekâ geriliği gösterdi. Hastalık ilerledikçe yetileri zayıfladı. Ünlü gangster, son muayenesinde çıkan sonuca göre, 10 yaşındaki çocuğun akli seviyesindeydi.

21 Ocak 1947’de felç geçirdi. 4 gün sonra da hayatını yitirdi. Ölüm raporunda inmenin yanında zatürre de ölüm sebebi gösterildi. Dünyaya veda ettiğinde 48 yaşındaydı.

Chicago’ya ancak cenazesi dönebildi. Cesedi yakıldı. Külleri, Hillside Mount Carmel Mezarlığı’ndaki anıt gömüte terk edildi.

asdfg-002.JPG

Capone Yakılmadan Az Önce Tabut İçinde


Capone dış görünüşüne, kılık kıyafetine çok özen gösterirdi. Özel terzisinin beyanına göre, modayı izlerdi. Kaliteli takım elbiseler diktirirdi/giyerdi. ‘Dünyaya yönetmek ve kral gibi hüküm sürmek için geldiğine inanırdı.’ Şatafata, hava basmaya, aşırı lükse düşkündü. Tanınmış isimler, tecrübeli politikacılar gibi hareket etmeyi davranış biçimi haline getirmişti.


Kısa boylu, oldukça geniş omuzluydu. Zayıflamak için düzenli spor yapardı. Üyesi olduğu sosyetik spor salonları ve özel çalıştırıcıları vardı. Kilolu, hatta şişman sayılabilirdi. Aleyhinde yazanlar, - tepki çekmemek için! - adı vermez, kendisinden ‘Goril’ diye bahsederdi.

asdfghj-003.JPG

Capone'nin Chicago'daki Anıt Mezarı

ÖLÜSÜ BİLE CHİCAGO’YA AKIN AKIN TURİST ÇEKTİ

Her sabah özel berberinde sakal tıraşı olurdu. Yüzünün sol yanında kıl çıkmadığından yara izlerinin belirgin şekilde görünmesini istemezdi. Gazetecilerle samimiydi. Yakışıklı fotoğraflarının neşredilmesini beklerdi.

Golf oynamayı severdi. Mükemmel sayılmazdı. Haftada birkaç defa ‘Burnham Woods Tesisleri’ne giderdi. Bahse girmeye bayılırdı.

Sicilya doğumlu/kökenli olmayışını dezavantaj şeklinde değerlendirirdi. Ada mensuplarının kavi dayanışmasını, dostluğunu gıpta ile izlerdi. Kendisini desteklemelerini beklerdi fakat aradığını bulamazdı. Sicilyalıların organizasyonlarını yönlendirmeyi ve yönetmeyi düşlerdi.

‘Emekçilerin değil yemekçilerin yanındaydı.’

Her fırsatta kendisini ağır şekilde eleştiren, suçlu gösteren Chicago Tribune gazetesinin sahibinin yardım ricasını bile geri çevirmedi. Ceridenin de dağıtımını yapan firmada ücret artışı için greve giden işçilerin eylemini engelledi. Bir lokma fazla ekmek isteyenlerin çabasını boşa çıkarmakla/boğazlarına düğümlemekle övündü.

‘Sermayenin, kuvvetlinin, yönetimin yanında yer almayı temel politika benimsedi. Güçlüden zarar gelmeyeceğine, kendisini de kuvvetlendireceğine inan(ır)dı.’

Hakkında soruşturma(lar) açılması ve hapse atılması Hollywood’un da cesaretini artırdı. Yaşarken, hayatı ve işlediği/işlettiği suçlar filme konu edildi. Yüzündeki bıçak izleri adının önüne geçmişti. 1932’de, Howard Hawks tarafından hayat hikâyesi - ilk kez! - beyaz perdeye aktarıldı. Hawks, Fox Film Stüdyosu’na çalışırdı. ‘Scarface’ - Yaralı Yüz! - filmini çekti ve efsaneleşti.

assd.JPG

Capone, Miami'ye Sürüldüğü İlk Günlerde

Al Capone, - öldükten sonra! - Chicago’da turistik ikon haline geldi/getirildi. Maceraları dillerde dolaştı. Resimlerinden, heykellerinden hediyelik eşyalar yapıldı. Yaşadığı, nefes aldığı, eylem koyduğu mekânlar ilgi ile gezildi.

‘Kapitalist sistem, yandaşının/muhalifinin postundan dahi para kazanmayı, kâr sağlamayı bildi/bildiğini gösterdi.’

Siyasetcafe.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.