1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Bakan Soylu'dan "Türkiye'de darbe olur mu?" sorusuna cevap
Bakan Soylu'dan "Türkiye'de darbe olur mu?" sorusuna cevap

Bakan Soylu'dan "Türkiye'de darbe olur mu?" sorusuna cevap

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hadi Özışık'ın Youtube kanalına konuk olarak gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Soylu darbe hakkndaki düşüncelerini paylaşırken 15 Temmuz gecesi yaşananları da anlattı.

A+A-

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, vesayet sisteminin kendisine zemin bulsa yeniden darbeye heveslenebileceğini söyleyerek böyle bir ortamın Türkiye'de kalmadığını söyledi. Türkiye'nin ikliminin değiştiğini 15 Temmuz sonrası devletin de daha geniş bir çerçeveden baktığını anlatan Soylu, vesayetin can damarının kesildiğini ifade etti.

Süleyman Soylu, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarından Erol Olçak'ın ölümüne kadar pek çok konuda yaşadıklarını paylaşan Soylu, Türkiye'nin ikliminin değiştiğini söyledi.

İşte Soylu'nun açıklamalarından satır başları;

"Fethin yıl dönümündeyiz. Bir kere fethin yıl dönümünde İstanbul'da bulunmak büyük ayrıcalık. Biz farklı bir milletiz. Peygamberinin bir sözüne çağ açıp çağ kapatan bir milletiz. Aynı zamanda dünyanın göz bebeği bir şehir, coğrafyanın kalbi bir şehir. Sadece şehir olarak söylemek İstanbul'a haksızlık olur. Onun için Peygamber'in sözü var ve onun sözüne mazhar olmak isteyen bir ecdat var.

KİLİSELER AÇILACAK

Biz bugün uzun bir aradan sonra ilk kez cuma namazı kıldık. 45 bin 571 camide yaklaşım da 5 bin 264 alanda cuma namazı kılındı. Bu bizim açımızdan önemli. Biz bunu yaptık camilerde ibadet başladı peki kiliselerde ne olacak? Hemen arkadaşlar bir telefon diplomasisi kurdular. Ne yapmalıyız ve ne tür adımlar atmayız diye. Hem Sayın Patrik ile konuştular hem diğer cemaat temsilcileriyle görüşüldü. Kendileri ne yapmak istiyorlar, biz nasıl bir adım atabiliriz diye. Şimdi bu toprakların kendine has bir kültürü var. Biz bu kültürü devam ettirmekle mükellefiz. 

İZMİR'DEKİ CAMİLERDEN YAPILAN KORSAN "ÇAV BELLA" YAYINI YORUMU

Bir Ramazan ayında mübarek bir ayda yapılması elbette provokasyon. Bu provokasyonun sorumlularını arkadaşlar arıyorlar, inşallah bulacaklardır. Buna neden olanların iyi niyetli olmadıkları apaçık ortada. 

Bizim hem Emniyet hem de Jandarma teşkilatımızın teknik kabiliyeti çok yüksek. Onur duyabileceğiniz kadar yüksek. Fakat buradaki temel sorun teknoloji meselesi değil. Bir ilkel, geçmişte bilinen Endüstri Meslek Lisesi birinci sınıfında öğretilen, bir telsizle bir linke girmeyi rahat biçimde sağlayabilecek çok basit bir yöntem kullanılmış. Biz başka yöntemlerle bulmaya çalışıyoruz. İnternet üzerinden yapılmış olsa ya da bir GSM operatörü üzerinden yapılsa bulabilme kabiliyetine sahibiz. Camilerde namaz sırasında o sistemler kapalı olacak ve bu tip saldırılara da savunma mekanizması olacak. Bundan sonra yapacakları kanaatindeyim.

DARBE DÖNEMLERİ

80 darbesini biz biraz erken duyduk "Bizim çocuklar bu işi başardı" sözünü. 17-25'in nereden tetiklendiği belli. 17-25'i yapanların kimler tarafından bugün muhafaza edildikleri belli. Dönelim 28 Şubat'ı durum aynı. 17-25'ten sonra bakıyorsunuz 15 Temmuz var ki neyin yaşandığı, arkasında kimin olduğu açıkça belli. 

"VESAYET TERÖR ÖRGÜTLERİNİ KULLANIR"

Türkiye dediğiniz ülke vesayetlerle yönetilmeye mahkum edilmeye çalışılan bir ülkedir. Darbe, vesayetin bir aracıdır, aletidir. Vesayeti bir patron olarak görmek gerekir. Vesayet, terörü kullanır. PKK'yı, DHKP-C'yi kullanır, icat eder FETÖ'yü DEAŞ'ı kullanır. Şimdi bunu yapar ama darbeyi de kullanır. Darbe de onun bir aracıdır. Faiz sistemi ve uluslararası ekonomik sistemde vesayetin bir aracıdır. Şimdi bunlarla ilgili eğer bir sonuç alamazlarsa süikastlere, bombalı eylemlere başlarlar.

BOMBALARI, KATLİAMLARI, ŞEHİTLERİ ÇABUK UNUTTUK

İstanbul'da bombaların patladığı günler Türkiye'de intihar saldırıların yaşandığı günleri, katliamların olduğu, polislerimizin askerlerimizin şehirlerin ortasında şehit edildiği günler. Bütün bu silahlı saldırıların, bombalı eylemlerin yapıldığı günler işte vesayetin istediği günler. İktidar bunlarla uğraşır, kafanızı gömersiniz. Gidip Karadeniz'de kendinize ait enerji bulmak aklınıza bile gelmez o zaman.  Birilerine sus payı vermek için uluslararası sistemin bahşişini verirsiniz. Gelip oraya günlerce aylarca arama yaparlar ondan sonra da bir şey bulamazsınız.

TÜRKİYE'NİN İKLİMİ DEĞİŞTİ

Şimdi bir taraftan kendinize ait üretimi geliştiriyorsunuz. Diğer taraftan teknolojiyi bulur hale geliyorsunuz. Diğer taraftan iç istikrarı temin ediyorsunuz. Ne olacak? Eski alışkanlıklar vardır işte sokakları hareketlendirelim. Böyle bir fobiye gerek yok. Bugün Türkiye böyle bir fobiyi yaşamasına da gerek yok. Bugün Türkiye'nin iklimi bambaşka.

15 TEMMUZ SONRASI TÜRKİYE

Türkiye 15 Temmuz'dan sonra geçmiş birikimleriyle çok farklı bir noktaya geldi. Gezi bambaşka ama 15 Temmuz daha başka. Bu tip olaylar toplumu koklar. Yani kırılganlık toplar. Bu tip olaylar insanların bir arada olmadığı, güvenin yoksun olduğu, gelecekle ilgili herkesin endişeli olduğu bir zaman dilimi koklar. Oysa biz çok uzun zamandır, özellikle 15 Temmuz'dan itibaren hakikaten kendini bir noktaya almış ve buradan da bütün dünyayı gözleyen bir yapı söz konusu.

TÜRKİYE'DE DARBE OLUR MU?

Kim yapabilecek darbeyi? Bir şey söyleyeyim. Türkiye'de darbe üzerinden siyaset üretmeye çalışan insanlar Türkiye'nin bugününden kopuk insanlardır. Bundan iki gün önce 27 Mayıs'ı andık. Bunun üzerinden 60 koca yıl geçmiş ve Türkiye hala unutmamış. 27 Mayıs bu ülkede 1980 darbesinin sonrasına kadar bayram olarak kutlandı. Bu millete "Bu sizin bayramınız bu insanlardan kurtuldunuz" dendi. 

MUHALEFETE YÜKLENDİ

Burada bunu söyleyenlerin bir tek sebebi var. O da muhalefetten yaşanan siyaset boşluğu. Ne diyecek heybesinde kefesinde bir şey yok zaten. Bunlar kendini gündeme yazdırabilmek için söylenen sözler. Bunlar ayıplanması gereken sözler.

"DERDİMİZ MİLLETE KENDİMİZİ ANLATABİLMEK"

Demokratik mücadele yapıyoruz. Seçimde meydan meydan gezdik. Bizim hükümet gücümüz seçim kazanmayı sağlayabilecekti de bu ülkenin cumhurbaşkanı seçimlerde niye meydan meydan geziyor? Niye evlere konuk oluyor? Ben 2-2,5 ay nerede yattığımı bilmedim. Derdimiz millete kendimizi anlatabilmek. Yaptıklarımızı anlatabilmek.

"VESAYETİN CAN DAMARI KESİLMİŞTİR"

Darbenin ve darbe türü oyunların sonuç alamadığı bir dönemden geçiyoruz. Yani 2002 ile 2020 arasında bu 18 yıllık dönemin en önemli özeti şudur: Vesayetin can damarı kesilmiştir. Bakın darbe demiyorum vesayetin kesilmiştir. Ekonomik saldırılarla beraber zemini istediği noktaya çeker. Daha sonra istikrarsızlaştırma ortayı oluşturmaya çalışan bir yapı bugün Türkiye'de kendine bir canlanma alanı bulamamaktadır. Bu önemli bir şey. Bence AK Parti iktidarının Türkiye'ye kazandırdığı en büyük karakter budur.

 

ADANA VEFA GRUBU'NA SALDIRI
Adana’da CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım ile koruma polisi arasında yaşanan arbedeyi değerlendiren Soylu, “Adana’da Vefa Grubu’na bir saldırı oldu. Siyasi partiler sorumluluğun olduğu alanlardır. Siyasi partiler de elbette hata yapılabilir ama büyükler, ‘Sakın bir daha böyle bir şey yapma’ der. Hukukun yapması gereken varsa yapar ama bu yürütülmez. Aksi takdirde, kötü savunulan bir örnek haline gelir. Bunun önünü alamazsınız. Burada bir il başkan yardımcısı böyle bir şey yapmamalıdır. Hukukun cezası ayrıdır o başka konu. Ben senin etiğine bakıyorum. Adana’da Gençlik Kolları’nda genç bir çocuk, hata yapmıştır. Bunun hata yaptığını tesis etmesi gereken ilk önce kendi partisinin büyükleridir. Burada bir kaymakam soğanların bir arabadan arabaya nakledilmesine tanıklık etmek ve oradaki meselenin başında bulunmak için durur mu, durmuş işte. Netice itibariyle bunlar da bir siyasi partinin temsilcileri, ‘Burada ne oluyor’ diyerek belki bir gençlik heyecanıyla gelmişler. Sonra iş, başka bir tartışmaya dönmüş. Kaymakam orada, polis orada, bir arbede çıkmaya başlıyor. Böyle bir duruma sebebiyet vermek bile başlı başına yanlıştır. Siyasetin görevi bu değildir. Bir silah hadisesi filan yok. Böyle bir görüntü de böyle bir durum da yok. O esnada kaymakama yönelik bir hal söz konusu olunca koruma polisi orada müdahale ediyor. Sonra orada darbediliyor zaten” şeklinde konuştu.

SEVDA NOYAN YORUMU
Bakan Soylu, katıldığı bir televizyon programındaki sözleriyle eleştirilerin odağı haline gelen Sevda Noyan hakkında, “Biz toplumun her noktasında bütünleşmeyi zedeleyecek her hali takip ederiz. Adalet ve hakkaniyet noktasında bir yapı ortaya koyamazsak, arkadaşlarımızın giydikleri kıyafetlere vatandaşın iyi olarak bakma kabiliyeti zayıflar. Bu konularda milletimizi başka bir noktaya çekmeye çalışanlara yönelik gerekli hukukun prosedürlerini yerine getiriyoruz. Bizi çekmek istedikleri her tartışmayı da merkezimize taşımamalıyız. Türkiye’nin temel sapmalarından biri budur. Eğer bir takım marjinal çıkışları, toplumun merkezine alırsak sabahtan akşama kadar bu tip oluyormuş gibi değerlendirmede olursak kendi gündemimize de yanlış yapmış oluruz”  değerlendirmesinde bulundu.

‘BAŞKA BİR ÜLKE GÖSTERSİNLER, ELLERİNİ ÖPECEĞİM’
Bakanlığı dönemindeki çalışmalara da değinen Soylu, şöyle konuştu:

“15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de 232 organize suç çetesi çökertildi. Dünyanın bir yerinden bana böyle bir rakam getirsinler. Türkiye’de kaçak sigaranın miktarı yüzde 21’di, bugün bu miktar yüzde 2. ‘Türkiye’nin hangi yerinde patlama olacak’ diye ödümüz kopuyordu. En son Reyna, 2017 yılbaşında. Şeytan kulağına kurşun. Emniyet ve jandarma teşkilatımız canla başla bir mücadele ortaya koyuyor. Malvarlığına karşı işlenen suçların yüzde 38’i aydınlatılıyordu, şu anda yüzde 54’ü aydınlatılıyor. Dünyada 4 yılda rakamı bu seviyeye çıkaran başka bir ülke göstersinler, ellerini öpeceğim.”

‘BİZİM MÜDAHALE PRENSİPLERİMİZ VAR’
Bakan Soylu, Adana’da uygulamadan kaçarken polis memurunun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Suriye uyruklu kişi hakkındaki soru üzerine, öfke kontrolüne ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bunu o olay için söylemiyorum. Bu anlık gelişen, olmaması gereken bir olay olmuş. Bizim müdahale prensiplerimiz var. O prensiplere uyduğunuz anda hiçbir problem olmaz” dedi.

‘2 BİN, 2 BİN 500 KADIN POLİS DAHA ALMAYI DÜŞÜNÜYORUZ’
Çarşı ve mahalle bekçilerinin yetki tartışmalarına da değinen Soylu, “Bekçiler, 1966’dan beri kimlik soruyor. Yönetmeliği var, soruyor ama polisin bir takım yaptıklarını yapamaz bekçi. Şu anda 26 bin civarında bekçimiz var, 2 bin 500 daha başlayacak, 28 bin 500 olacak. Toplam 30 bin kadromuz var, bunun 28 bin 500’ünü doldurduk, 1500 kadar kadromuz var ama Sayın Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz böyle bir kadro açma kararında bulunursa, 40 bin rakamına belki tamamlayabiliriz. Kadın polis sayımız, Avrupa ortalamalarına göre düşük, yüzde 20 kadın polis kontenjanımız var. 2 bin, 2 bin 500 kadın polis daha almayı düşünüyoruz” diye konuştu.

Bakan Soylu, izleyicilerden gelen ‘Düğün salonları ne zaman açılacak’ sorusuna ise Koronavirüs Bilim Kurulu’nu işaret etti. Soylu ayrıca, PMYO mezuniyetinin de koronavirüs nedeniyle gerçekleşemediğini söyledi.

 

"ÖZGÜRLÜK OLMASA BİZDEN AYRILANLAR PARTİ KURABİLİR Mİ?"

Ankara ve İstanbul seçimlerini ana muhalefet partisi kazanabildi. Demokrasi meselesini dünyada en iyi yönetebilen ülkelerden birisiyiz biz. Bakın bizim siyasi partimizden insanlar ayrıldılar parti kurdular. Özgürlük alanı olmasa bu kurulabilir mi? Demek ki herkesin istediği partiyi kurabilme hakkı var.

Yanlış yerden başlamasın bu arkadaşlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diğerlerinden farkı bu. Dünyanın yeni normalini, taleplerini, istediklerini bizden çok daha iyi takip edebilme kabiliyetine sahip.

15 TEMMUZ GECESİ NELER YAŞANDI?

O gecenin masumiyeti hep bizde kalsın. Biz o gece bir şey yaşadık. O gece de bir hal var tabi. İnanın o gece ailem gözümün önünden geçti. İşte orada 1960'da yaşananlar daha sonrası yaşananlar hep gözümün önünden geçti. Allah şahit o günden söyledim bugün de söylüyorum. En ufak bir tedirginliğimiz, endişemiz, çekincemiz olmadı. Ölüm korkusu hiç duymadık.

Önce Çankaya'ya gittik. Arabadan indim ve Çankaya'nın demir kapılarında buraya bizden başka kim girmeye çalışırsa öldüreceksiniz. Kimseyi almayacaksınız. Burası sizin namusunuz" dedim. 

"EYVAH TUZAĞA DÜŞTÜK"

O gecenin kendine ait özellikleri var ama beni en çok etkileyen şeyi Mehmet Muş haber verdi, benim haberim yoktu. Mehmet Muş, "Muğla'da bir şeyler oluyor. Anlatamıyor da telefonda. Sayın Cumhurbaşkanı orada" dedi. İşte o zaman "Eyvah tuzağa düştük" dedim. İlk aklıma o geldi. Çünkü orası sınırlı sayıda korumanın olabileceği yerdi.

SOYLU'NUN GÖZLERİ YAŞARDI

O gecenin tüm şehitleri bizim için azizdir. Erol Abi'nin kendine ait özelliği var. Sıradışı bir adam. Bir çok meseleyi çözmüş bir insan. Sadece AK Parti'nin reklam kampanyasını yürüten bir insan değil. Böyle farklı insanlar olur. Bunlar önemli insanlardır ki öyle bir insandı. Türkiye'de kendi meselesinin nasıl yapılabileceğini bilen bir insandı."

 

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN!

Siyasetcafe.com

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.