BAŞBAKAN'I KANDIRDILAR !

BAŞBAKAN'I KANDIRDILAR !

CHP'li vekilden Danıştay cinayeti hakkında bomba iddia.. "Milli orduya kumpas" böyle mi kuruldu ?

A+A-

Eski savcı ve CHP milletvekili Ali Özgündüz, hayli tartışılacak bir iddia ortaya attı: CIA ve MOSSAD, Başbakan Erdoğan’ı Ergenekon’un varlığına ikna etmek için Danıştay cinayetini organize etti.


17 Aralık’la başlayan ve Emniyet ile yargıya uzanan operasyonun yankıları sürerken, eski İstanbul Savcısı, CHP Milletvekili Ali Özgündüz’den ilginç bir iddia geldi.


Özgündüz, “derin bir yapının Danıştay saldırısını organize ettiğini ve bununla Başbakan Erdoğan’ı Ergenekon’un varlığına inandırdığını” öne sürdü.


Özgündüz, “eski bir MİT’çinin bu süreçte aktif rol oynadığını” da iddia etti ve “İktidarı kandırıp, milli orduyu tasfiye ettiler” dedi.


Özgündüz, Vatan gazetesinden Deniz Güçer'in :


- Yargı uzun yıllar ‘CHP’nin arka bahçesi’ diye eleştirildi. Şimdi başkalarının arka bahçesi mi ?


Hiçbir zaman yargı CHP’nin arka bahçesi olmadı. Ama tam bağımsız oldu mu derseniz o da olmadı. Çünkü 1982 Anayasa’na göre HSYK’nın başkanı Adalet Bakanıdır. Müsteşar doğal üyedir. Bu olduğu sürece yargı bağımsızlığından bahsedemezsiniz. Referandumda ben cumhuriyet savcısıydım. O zaman da “Adalet bakanı ve müsteşar çıksın” dedik. Ancak hiçbir zaman bu dönemdeki kadar yargıda mücahit mantığıyla, cihat mantığıyla yaklaşan bir özel kadrolaşma olmamıştır. Geçmişten beri sağ iktidar sol iktidarlar gelmiştir. Milliyetçi, muhafazakar, sosyal demokrat kesimden hakim savcılar mesleğe girmiştir. Ancak günde 5 vakit namaz kılanla rakı içen adam kürsüye çıkıp o cübbeyi giydiği zaman, vicdani kanaatlerine, hukuka göre karar vermişlerdir. Etkilerden uzak durmuşlardır. Ama şimdi cihat mantığıyla yaklaşıyorlar.


- Gülen emaatini mi kast ediyorsunuz?


Şu an yargıda Erdoğancılar ve cemaatçiler neredeyse birbirlerinin boğazına sarılacak durumada.


- Size göre yargıda cemaatin bir paralel yapılanması var mı?


Yargıdan daha çok Emniyet içindeki yapılanma önemlidir. Çünkü cumhuriyet savcılığını harekete geçiren Emniyet’tir. Bu soruşturmada olduğu gibi. Bunda da Emniyet’e Balyoz ve Ergenekon’da olduğu gibi ihbar geliyor. Polis bunu savcının önüne getiriyor. ‘Bu yönde ihbar var. Dinlememiz gerekiyor’ diyor. O bunu dedikten savcı hayır diyemez. Polis ne kadarını savcının önüne getiriyorsa, savcı o kadarını mahkemenin önüne getirebiliyor. Ceza soruşturmasında asıl düğmeye basan şuandaki uygulamada ne yazık ki polistir. TCK’ya göre bir çok soruşturmayı savcının bizzat yapması lazım. Ancak savcı gerekli teknik araç gerece sahip değil.


‘Yargıda yaşananlar rezalet’


- Zekeriya Öz’ün görevden alınmasını ve yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Zekeriya Öz beni şahıs olarak ilgilendirmiyor. Geçmişte yaptığı bir çok hata var, o ayrı mesele. Ama yargı bağımsızlığı açısından baktığımda yaşananlar rezalettir. Soruşturmayı başlatan savcı delilleri toplamaya başlarken görevden alınıyorsa, bu açıkça yürütmenin yargıya darbesidir. Rüşvet yolsuzluk dosyasına müşteki olarak dilekçe verdim, davaya katılma talebinde bulundum. Ayrıca savcı arkadaşlarla da görüştüm.


- Ne diyorlar?


Savcılar soruşturmaya siyasetçilerin müdahalesinden çok rahatsız. Dinlemeleri yapan, sanıkları izleyen Emniyet Mali Suçlar Müdürlüğü ve Organize Suçlar Müdürlüğü’ndeki bütün ekip görevden alındı. Sistem çöktü. Asayiş’ten, Çevik Kuvvet’ten polisler atandı. Bu polisler hiçbir şey bilmiyorlar. Yeni savcılar onlarca klasörlük dosyayı anlamaya çalışıyorlar. ‘Sorguya çağırsak neyi soracağız onu anlamaya çalışıyoruz’ diyorlar. Bir ülkede mahkeme kararları uygulanmazsa, o zaman siz Balyoz ve Ergenekon’da tutuklu olan kişileri de içerde tutamazsınız. Vatandaş gider o cezaevi duvarlarını yıkar.


Savcı polise mahkum

 

- Paralel yapılanma varsa çıkışı Emniyet mi?


Kesinlikle Emniyettir. Ancak cemaate yakın yine başbakana yakın hakimler savcılar da var. O yapılanma kendisine yakın hakim ve savcılarla iş yapıyor. O savcının nöbetinde gidip o talebi alıyor, o hakimin nöbetinde gidip o kararı alıyor. İşler böyle yürüyor. Kimse kendisini kandırmasın. Polis savcıya ‘bu numarayı dinleyeceğiz’ diyor. Ama savcı o numaranın gerçekten o kişiye ait olup olmadığını da kontrol etmiyor. Polis dinlemeyi kendisi yapıyor, tapelerin çözümünü kendisi yapıyor.


- 2 bine yakın polisin görevden alınması işe yarar mı?


Böyle bir şey olmaz. Bu polisleri alan, bu müdürleri atayan zaten bu iktidar. Yani paralel yapılanma falan varsa bunu hükümet yaptı. Paralel yapılanma TSK’nın milli ordu unsurlarını tasfiye etmek için işbirliği yaptı. Kumpas varsa siz birlikte kurdunuz. Ya da birileri iktidarı çok kötü kandırdı. Birileri sizleri manüple etti.


- Kim kandırdı?


Danıştay saldırısı olduğu zaman, dönemin Bakanı Mehmet Ali Şahin, “Daha durun neler çıkacak” dedi. Ben Ergenekon duruşmalarını izlerken biri, “Alparslan Aslan’ın CIA ve MOSSAD’la bağlantılı meşhur MİT’çiyle Üsküdar’daki görüşmelerini bir araştırın’ demişti. O zaman bir de şeyhten söz ediliyordu biliyorsunuz. İsmini vermek istemediğim o ünlü MİT’çinin bu kişiyle irtibatının araştırılması gerekir. Bunlar Alparslan Aslan’ı kullandılar, şeyhin telkinleriyle bu cinayeti işlettiler. Sonra bu işi yapan o örgüt, Başbakana, “Ergenekon denilen bir yapı var. Seni devirmek istiyorlar. Bunun için bu cinayeti işlediler’ dedi. Cenazede bakanlar yuhalandı. Hükümet buna inandı. O kişi yapan kimse hem AKP’yi kullanarak milli Orduyu tasfiye etti hem de AKP’yi Ergenekon’a inandırdı. Başbakan ve ekibi de buna inandı ve yol verdi. Ve bugüne geldik.


- CIA ve MOSSAD parmağı olduğuna mı inanıyorsunuz?


Kesinlikle. Bu olayın hedefi milli ordu unsurlarının tasfiyesidir. Bugüne bakın Doğu Güneydoğu’da olanlar, Orta Doğuda yaşananlar.... Hiçbiri birbirinden bağımsız değil. İktidar kullanıldı. CIA -MOSSAD bağlantılı bir operasyondur. Başbakanın aklı başına yeni geliyor. Ama iş işten geçti. Ama şunu kesinlikle söyleyeyim: Rüşvet yolsuzluk olayıyla bu işi karıştırmamak lazım.


ÖYM’lerde yeniden yargılamanın bir anlamı yok’


- Yeniden yargılamayla ilgili CHP’nin tavrı ne olacak?


Biz Özel Yetkili Mahkemeler (OYM) kaldırılmadığı sürece yeniden yargılamanın bir anlamı yok. Ama onlarla birlikte Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesine göre görev yapan mahkemeler de kaldırılmalı. Yargıtay Genel Kurul’u, Balyoz’u mutlaka bozacaktır.


- Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?


Çünkü Balyoz davası kararını onayan 9. Ceza Dairesi üyeleri müzakereye başlamadan önce kendi aralarında bir prensip kararı aldılar. ‘Biz kamuoyunda spekülasyona neden olmamak için ayrışık oy yazmayacağız, bu karar oy birliği ile çıkacak” şeklinde bir hukuk adamının kabul edemeyeceği şekilde bir prensip kararıyla masaya oturdular. Karar onun için oy birliğiyle çıktı. Ama beraatler ve mahkumiyetler konusunda aynı fikirde değiller. Bu karar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gittiği zaman mutlaka bozulacaktır. Eksik soruşturmadan dolayı, yeterli değerlendirme yapılmadığından dolayı bozulacaktır. Ayrıca karardan sonra MGK’nın 2004 tarihli kararı çıktı. Yalçın Akdoğan’ın açıklamaları ortada... Mesela Gölcük donanmasından elde edildiği söylenen 5 nolu hard disk üzerinde parmak izi araması bile yapılmadı. Parmak izi var ama kime ait olduğu araştırılmadı.


Kanadoğlu’nun önerisi daha mantıklı


- TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yeniden yargılanma girişimlerini iktidar da muhalefett de eleştirdi...


AKP’nin de iyi niyetli olduğunu düşündü. Ama Hüseyin Çelik bunun öyle olmadığın gösterdi. Sıkışma noktasında Feyzioğlu destek olmuştur. Sonra Çelik tarafından refüze edilmiştir.


Sayın Başkana üzüldüm.


- Yeniden yargılamayla ilgili hangi öneri daha makul.


Kanadoğlu’nun tezi daha mantıklı geliyor. Tek bir kanun maddesiyle sorun çözülür, yeniden yargılama için kanun çıkarmaya gerek yok. Tümden çözüm isteniyorsa da TCK’nın 312. maddesinde değişiklik yapılır. Eski savcı ve CHP milletvekili Ali Özgündüz, hayli tartışılacak bir iddia ortaya attı: CIA ve MOSSAD, Başbakan Erdoğan’ı Ergenekon’un varlığına ikna etmek için Danıştay cinayetini organize etti.


17 Aralık’la başlayan ve Emniyet ile yargıya uzanan operasyonun yankıları sürerken, eski İstanbul Savcısı, CHP Milletvekili Ali Özgündüz’den ilginç bir iddia geldi.

Özgündüz, “derin bir yapının Danıştay saldırısını organize ettiğini ve bununla Başbakan Erdoğan’ı Ergenekon’un varlığına inandırdığını” öne sürdü.

Özgündüz, “eski bir MİT’çinin bu süreçte aktif rol oynadığını” da iddia etti ve “İktidarı kandırıp, milli orduyu tasfiye ettiler” dedi.

Özgündüz, Vatan gazetesinden Deniz Güçer'in :

- Yargı uzun yıllar ‘CHP’nin arka bahçesi’ diye eleştirildi. Şimdi başkalarının arka bahçesi mi ?

Hiçbir zaman yargı CHP’nin arka bahçesi olmadı. Ama tam bağımsız oldu mu derseniz o da olmadı. Çünkü 1982 Anayasa’na göre HSYK’nın başkanı Adalet Bakanıdır. Müsteşar doğal üyedir. Bu olduğu sürece yargı bağımsızlığından bahsedemezsiniz. Referandumda ben cumhuriyet savcısıydım. O zaman da “Adalet bakanı ve müsteşar çıksın” dedik. Ancak hiçbir zaman bu dönemdeki kadar yargıda mücahit mantığıyla, cihat mantığıyla yaklaşan bir özel kadrolaşma olmamıştır. Geçmişten beri sağ iktidar sol iktidarlar gelmiştir. Milliyetçi, muhafazakar, sosyal demokrat kesimden hakim savcılar mesleğe girmiştir. Ancak günde 5 vakit namaz kılanla rakı içen adam kürsüye çıkıp o cübbeyi giydiği zaman, vicdani kanaatlerine, hukuka göre karar vermişlerdir. Etkilerden uzak durmuşlardır. Ama şimdi cihat mantığıyla yaklaşıyorlar.

- Gülen emaatini mi kast ediyorsunuz?

Şu an yargıda Erdoğancılar ve cemaatçiler neredeyse birbirlerinin boğazına sarılacak durumada.

- Size göre yargıda cemaatin bir paralel yapılanması var mı?

Yargıdan daha çok Emniyet içindeki yapılanma önemlidir. Çünkü cumhuriyet savcılığını harekete geçiren Emniyet’tir. Bu soruşturmada olduğu gibi. Bunda da Emniyet’e Balyoz ve Ergenekon’da olduğu gibi ihbar geliyor. Polis bunu savcının önüne getiriyor. ‘Bu yönde ihbar var. Dinlememiz gerekiyor’ diyor. O bunu dedikten savcı hayır diyemez. Polis ne kadarını savcının önüne getiriyorsa, savcı o kadarını mahkemenin önüne getirebiliyor. Ceza soruşturmasında asıl düğmeye basan şuandaki uygulamada ne yazık ki polistir. TCK’ya göre bir çok soruşturmayı savcının bizzat yapması lazım. Ancak savcı gerekli teknik araç gerece sahip değil.

‘Yargıda yaşananlar rezalet’

- Zekeriya Öz’ün görevden alınmasını ve yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zekeriya Öz beni şahıs olarak ilgilendirmiyor. Geçmişte yaptığı bir çok hata var, o ayrı mesele. Ama yargı bağımsızlığı açısından baktığımda yaşananlar rezalettir. Soruşturmayı başlatan savcı delilleri toplamaya başlarken görevden alınıyorsa, bu açıkça yürütmenin yargıya darbesidir. Rüşvet yolsuzluk dosyasına müşteki olarak dilekçe verdim, davaya katılma talebinde bulundum. Ayrıca savcı arkadaşlarla da görüştüm.

- Ne diyorlar?

Savcılar soruşturmaya siyasetçilerin müdahalesinden çok rahatsız. Dinlemeleri yapan, sanıkları izleyen Emniyet Mali Suçlar Müdürlüğü ve Organize Suçlar Müdürlüğü’ndeki bütün ekip görevden alındı. Sistem çöktü. Asayiş’ten, Çevik Kuvvet’ten polisler atandı. Bu polisler hiçbir şey bilmiyorlar. Yeni savcılar onlarca klasörlük dosyayı anlamaya çalışıyorlar. ‘Sorguya çağırsak neyi soracağız onu anlamaya çalışıyoruz’ diyorlar. Bir ülkede mahkeme kararları uygulanmazsa, o zaman siz Balyoz ve Ergenekon’da tutuklu olan kişileri de içerde tutamazsınız. Vatandaş gider o cezaevi duvarlarını yıkar.

Savcı polise mahkum

- Paralel yapılanma varsa çıkışı Emniyet mi?

Kesinlikle Emniyettir. Ancak cemaate yakın yine başbakana yakın hakimler savcılar da var. O yapılanma kendisine yakın hakim ve savcılarla iş yapıyor. O savcının nöbetinde gidip o talebi alıyor, o hakimin nöbetinde gidip o kararı alıyor. İşler böyle yürüyor. Kimse kendisini kandırmasın. Polis savcıya ‘bu numarayı dinleyeceğiz’ diyor. Ama savcı o numaranın gerçekten o kişiye ait olup olmadığını da kontrol etmiyor. Polis dinlemeyi kendisi yapıyor, tapelerin çözümünü kendisi yapıyor.

- 2 bine yakın polisin görevden alınması işe yarar mı?

Böyle bir şey olmaz. Bu polisleri alan, bu müdürleri atayan zaten bu iktidar. Yani paralel yapılanma falan varsa bunu hükümet yaptı. Paralel yapılanma TSK’nın milli ordu unsurlarını tasfiye etmek için işbirliği yaptı. Kumpas varsa siz birlikte kurdunuz. Ya da birileri iktidarı çok kötü kandırdı. Birileri sizleri manüple etti.

- Kim kandırdı?

Danıştay saldırısı olduğu zaman, dönemin Bakanı Mehmet Ali Şahin, “Daha durun neler çıkacak” dedi. Ben Ergenekon duruşmalarını izlerken biri, “Alparslan Aslan’ın CIA ve MOSSAD’la bağlantılı meşhur MİT’çiyle Üsküdar’daki görüşmelerini bir araştırın’ demişti. O zaman bir de şeyhten söz ediliyordu biliyorsunuz. İsmini vermek istemediğim o ünlü MİT’çinin bu kişiyle irtibatının araştırılması gerekir. Bunlar Alparslan Aslan’ı kullandılar, şeyhin telkinleriyle bu cinayeti işlettiler. Sonra bu işi yapan o örgüt, Başbakana, “Ergenekon denilen bir yapı var. Seni devirmek istiyorlar. Bunun için bu cinayeti işlediler’ dedi. Cenazede bakanlar yuhalandı. Hükümet buna inandı. O kişi yapan kimse hem AKP’yi kullanarak milli Orduyu tasfiye etti hem de AKP’yi Ergenekon’a inandırdı. Başbakan ve ekibi de buna inandı ve yol verdi. Ve bugüne geldik.

- CIA ve MOSSAD parmağı olduğuna mı inanıyorsunuz?

Kesinlikle. Bu olayın hedefi milli ordu unsurlarının tasfiyesidir. Bugüne bakın Doğu Güneydoğu’da olanlar, Orta Doğuda yaşananlar.... Hiçbiri birbirinden bağımsız değil. İktidar kullanıldı. CIA -MOSSAD bağlantılı bir operasyondur. Başbakanın aklı başına yeni geliyor. Ama iş işten geçti. Ama şunu kesinlikle söyleyeyim: Rüşvet yolsuzluk olayıyla bu işi karıştırmamak lazım.

ÖYM’lerde yeniden yargılamanın bir anlamı yok’

- Yeniden yargılamayla ilgili CHP’nin tavrı ne olacak?

Biz Özel Yetkili Mahkemeler (OYM) kaldırılmadığı sürece yeniden yargılamanın bir anlamı yok. Ama onlarla birlikte Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesine göre görev yapan mahkemeler de kaldırılmalı. Yargıtay Genel Kurul’u, Balyoz’u mutlaka bozacaktır.

- Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?

Çünkü Balyoz davası kararını onayan 9. Ceza Dairesi üyeleri müzakereye başlamadan önce kendi aralarında bir prensip kararı aldılar. ‘Biz kamuoyunda spekülasyona neden olmamak için ayrışık oy yazmayacağız, bu karar oy birliği ile çıkacak” şeklinde bir hukuk adamının kabul edemeyeceği şekilde bir prensip kararıyla masaya oturdular. Karar onun için oy birliğiyle çıktı. Ama beraatler ve mahkumiyetler konusunda aynı fikirde değiller. Bu karar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gittiği zaman mutlaka bozulacaktır. Eksik soruşturmadan dolayı, yeterli değerlendirme yapılmadığından dolayı bozulacaktır. Ayrıca karardan sonra MGK’nın 2004 tarihli kararı çıktı. Yalçın Akdoğan’ın açıklamaları ortada... Mesela Gölcük donanmasından elde edildiği söylenen 5 nolu hard disk üzerinde parmak izi araması bile yapılmadı. Parmak izi var ama kime ait olduğu araştırılmadı.

Kanadoğlu’nun önerisi daha mantıklı

- TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yeniden yargılanma girişimlerini iktidar da muhalefett de eleştirdi...

AKP’nin de iyi niyetli olduğunu düşündü. Ama Hüseyin Çelik bunun öyle olmadığın gösterdi. Sıkışma noktasında Feyzioğlu destek olmuştur. Sonra Çelik tarafından refüze edilmiştir.

Sayın Başkana üzüldüm.

- Yeniden yargılamayla ilgili hangi öneri daha makul.

Kanadoğlu’nun tezi daha mantıklı geliyor. Tek bir kanun maddesiyle sorun çözülür, yeniden yargılama için kanun çıkarmaya gerek yok. Tümden çözüm isteniyorsa da TCK’nın 312. maddesinde değişiklik yapılır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.