Basın ikiye bölündü; Ayşe Arman’ın röportajlardan para alması etik mi değil mi?

Basın ikiye bölündü; Ayşe Arman’ın röportajlardan para alması etik mi değil mi?

Ahmet Hakan’da o tartışmaya katıldı: Bir yatak markasına yazdığın destanları ne çabuk unuttun Hıncal Uluç!

A+A-

Sabah yazarı Hıncal Uluç, 20 Kasım 2018 tarihli köşesinde röportaj karşılığı para aldığı iddia edilen Ayşe Arman hakkında bir yazı yayınladı. Karşılığında Hürriyet'in bir yetkin ismi, "Evet. Bilgimiz dahilinde!" yanıtını verdi.

Yayıncılık ve magazin dünyasını toza dumana bulayan işte o yazı;

Basın Ahlak Yasası mı?

Bu gazete basın ahlak yasalarına uyar" yazardı bir devirde, gazetenin adının hemen yanında..
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından konmuş temel meslek ilkeleriydi bunlar. Basın Şeref Divanı da, yasayı ihlal edenleri yargılardı.
Ne oldu bu yasa, bu divan bilmiyorum.
Oysa tam da zamanıydı..
Neden mi?.
Geçen hafta artık dijital medyaya taşınan HaberTurk'te Sevilay Yılman'ı okudum.. Siz de okuyun..

***

..Hürriyet'in haftalık röportajlarını yapan Ayşe Arman bazı röportajlarının karşılığında ücret alıyormuş.
Basbayağı para karşılığında yapıyormuş röportajlarını.
Ben de inanamadım ilk duyduğumda. Hatta bu bilgiyi ileten şahıs, kendisinin de röportaj için önce Ayşe Arman'ın menajeri denilen şahısla görüştüğünü sonra ise bizzat Arman'ın kendisini aradığını ve röportaj için rakam telaffuz ettiğini ilettiğinde, "Olamaz! Yalandır bu!" deyip reddettim.
Çünkü evet, duyarız bazı gazetecilerle ilgili böyle şeyler ama bunların bir kısmının karalama amaçlı olduğuna inanırız.
Yapanlar varsa da el altından yaparlar bu işi diye biliriz.
Ama Ayşe Arman bunu gizli kapaklı yapmıyormuş.
Bayağı açıktan yapıyormuş.
Önce menajerine ulaşılıyormuş, fiyat belirleniyormuş ve peşin ödeme yapıldıktan sonra da röportaj yapılıp yayınlanıyormuş Hürriyet'te.
Hürriyet'in bir yetkin ismine haberleri olup olmadıklarını sordum.
Biz, "Yok öyle bir şey! Yalan bunlar!" şeklinde bir yanıt beklerken o üst düzey yönetici "Evet. Bilgimiz dahilinde!" yanıtını verdi.
Anlattı...
Arman daha önce gazete yönetiminden habersiz yapıyormuş bu paralı röportaj işini. Bu durum o dönem gazetenin patronu olan Aydın Doğan'a iletilince, Aydın Bey de, "Aldığının yarısını gazeteye bırakırsa devam etsin" demiş.
Tabii bir numaralı patrondan bu işe vize verilince devam etmiş Ayşe Hanım reklam röportajlar yapmaya.
Aldığı ücretler de öyle ufak ücretler değil.
Mesela bana bu bilgiyi aktaran kişi yapılacak röportaj için önce 100 Bin TL talep edildiğini ancak rakam astronomik gelince röportaj isteyen kişinin vazgeçtiğini ve hatta bu yüzden de iki kez ikna için Ayşe Arman tarafından bizzat arandığını söyledi.
Hiçbir biçimde kabul edilemez Ayşe Arman'ın ya da başka birilerinin gazetede para karşılığı röportaj yapması!

***

Ertesi gün Fatih Altaylı, gene HaberTurk'te konuya girdi. İşte onun yazısı..

***

Herkesin bildiği sırrı Sevilay Yılman ifşa etti.
"Ayşe Arman röportajlarını para karşılığı yapıyor." Doğru ve bu bir sır değil.
Ancak Ayşe Arman'a haksızlık yapmayalım.
Bu durumu gazetesi de biliyor ve gazetesi de bu işten para kazanıyor.
Dünyada bunun örnekleri var.
Buradaki büyük ayıp ise bu röportajların "Reklam ve tanıtım" olarak yapıldığının açıklanmamış olması. Gizli reklam olarak yapılması.
Bu da gazetenin editoryal ayıbı, Arman'ın değil.
Ama asıl mesele bu olmamalı.
Asıl meselemiz bunu, gazetesini de, okurunu da kandırarak "el altından" yapanlar.
Ayşe bu işi kendisi açısından "namuslu" bir biçimde yapıyor. Bir anlamda gazetenin reklam servisinin bir parçası gibi çalışıyor.
Ama gazeteye hiçbir katkı sağlamadan, kendi PR ajansları üzerinden bu parayı cebine indirip, hem gazetenin hissedarlarından para çalan hem de o gazetedeki diğer emekçilerin hakkını gasp edenler var. (Fatih kimi, ya da kimleri kast ediyor acaba?.) Asıl rezalet orada.

**************************************************************

Konuyla ilgili tartışmaya Ahmet Hakan’da köşesindeki yazı ile katıldı ve “Bir yatak markasına yazdığın destanları ne çabuk unuttun Hıncal Uluç!”diye başlık attı. İşte o yazı;

“TEMPUR” diye bir yatak markası var. Uzay mekiklerinde kullanılan malzemeden yatak üretiyor.

Fakat bir sorun var: Bu markanın ürünleri aşırı pahalı!

*

Geç de olsa şunu keşfettim bir süre önce:

Meğer bizim yerli ve milli bir firmamız, aynı teknolojiyi kendi imkânlarıyla geliştirmiş, “Tempur” denilen yabancı markanın ürettiğinden çok daha iyisini üretmiş ve çok daha ucuza satıyormuş.

Yerli ve milli markamıza azıcık destek çıkayım dedim. Mahcupça, çekinerek, ürkerek bir destek yazısı yazmış bulundum.

Hay yazmaz olaydım!

*

“Reklam yapıyor” falan diye üzerime çullanmalar, çirkin imalar falan.

Tam “Ya sabır” diyordum ki...

Hıncal Uluç’un yazısını gördüm.

*

Hıncal Uluç, yazdığım yazıyla benim basın ahlakını çiğnediğimi ima ediyor ve bizim yayın grubumuzun İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal’a şöyle sesleniyor:

*

“Sözüm Hürriyet’in yönetici patronu Mehmet Soysal’a! Ben 70 yıldır, çocukluğumdan beri Hürriyet’i hep keyifle okudum. Öyle okumaya devam etmek istiyorum Bay Soysal! Şimdi Ahmet Hakan başta tüm Hürriyet yazarlarına eskisi gibi zevk alarak devam etmem ya da artık her satırlarına ‘Kaça yazmış acaba?’ korkunç şüphesi içinde bakmam sizin elinizde. Duruma acil el koyun.”

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Bu Hıncal Uluç var ya bu Hıncal Uluç...

Türk matbuat tarihinde bir yatak firmasına hem lirik, hem de epik sayısız destanlar düzmekle meşhur ilk ve tek yazardır.

*

Mesela şunu Hıncal Uluç yazmıştır:

“Tempur marka yatağım var. Böyle bir şey olamaz. Bir uzaktan kumandası var yatağın... Düğmelere basmaya başlıyorsunuz. Baş kısmı yükseliyor. Bu arada yorgun ayaklarınızı dinlendirmek isterseniz ayak kısmını havaya kaldıran bir düğme de var. Ama bunlar başlangıç. Asıl harika olan... Kumanda üzerindeki düğmelerle masaj başlatabiliyorsunuz. Bu müthiş yatağı daha yakından tanımak isterseniz... İşte internet adresi: www... En iyisi (...) adresindeki showroom’a gidin, görün ve deneyin. 0216 368 57....’den randevu alabilirsiniz.”

*

Mesela şunu da Hıncal Uluç yazmıştır:

“İnsanı dinlendiren derin uykudur. Derin uyudunuz mu hatta üç saat bile yeter insana. Ben Tempur yatak ve yastıklarını keşfedince derin uykuyu yakaladım.”

*

Mesela şunu da Hıncal Uluç yazmıştır:

“Vallahi iyi para verdim ama değdi. NASA’nın astronotları için ısmarladığı Tempur yatakları, 35 yıldır bel fıtıklı Hıncal’ı kurtardı. Tempur yatakları, dünyada hastane ve otellerin kalite garantisi ve belgesi gibi adeta... Pahalı... Ama bir defa alıyorsunuz. Evladiyelik.”

*

Neyse... Daha çok örnek var, üstelik hiçbiri bu alıntılar kadar kısa değil. En az yarım gazete sayfası!

Ama yeter sanırım.

*

Bir kör kuruşçuk bile menfaat sağlamadan... Tamamen yerli ve milli bir markamızı, bir yabancı marka karşısında azıcık öne çıkarmak maksadıyla yazdığım bir yazı dolayısıyla... Beni yayın grubumuzun en tepe yöneticisine şikâyet eden Hıncal Uluç’a sadece tek bir soru sorup bırakacağım:

Yahu Hıncal Uluç! Sen utanıp sıkılmayı ne zaman öğreneceksin?

 

************************

Editörün Yorumu: Tartışmaya daha kimler , hangi gazeteciler katılacak bilinmez ama görünen o ki basın dünyası ikiye ayrılmış durumda ve ortada konuyla ilgili ciddi fikir ayrılıkları var ve adeta okurlar kalem savaşlarına tanık olmakta..! Bakalım bu savaşta hangi taraf galip gelecek..! Ama ortada olan bir gerçek var ki basında dürüstlük ve etik kurallar, ahlak her zaman ilk planda olmalı, şahsi menfaatlerden çok halka hizmet baz alınmalı, genel geçer tek akçe bu olmalı...!

 

siyasetcafe.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.