'Bilal'e anlatır gibi Davutoğlu'na anlatayım'
CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Bu grup toplantısı geçen toplantılara oranla daha coşkulu geçti. Kılıçdaroğlu'nun konuşması sık sık sloganlarla kesildi.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı, Şah Fırat Operasyonu ve Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden İç Güvenlik Paketi’ni değerlendirdi.
İç Güvenlik Paketi görüşmelerinde yaşananlara işaret eden Kılıçdaroğlu şöyle dedi:
“Parlamentoda milletvekillerimize karşı şiddet uygulanıyor, AKP milletvekilleri. Her türlü saldırıya biz hazırız, her türlü baskıya da hazırız. Sanıyorlar ki saldırı yapınca CHP geriye çekilecek, CHP geriye çekilmeyecek, kapı gibi mücadelesini yapacaktır.
-“HÜKÜMET YOK”-
Milleti kandırmak için ‘Efendim biz Molotof kokteyli atılıyor, uyuşturucu ticareti yapılıyor, biz bunları engellemek istiyoruz, CHP buna karşı çıkıyor’. Birisinin Bilal’e anlattığı gibi ben de Davutoğlu’na anlatayım bari. Türk Ceza Kanunu molotof kokteyli kullanmak yasaktır diyor. Cezası vardır diyor. Var zaten. Peki yakalanan var mı, niye yok, hükümet yok, ortada hükümet yok, sen yakaladın da biz sana engel mi olduk? Yapma mı dedik, hayır.
-“UYUŞTURUCU HER YERDE PEYNİR EKMEK GİBİ SATILIYOR”-
Uyuşturucu her yerde peynir ekmek gibi satılıyor. Sen uyuşturucu tacirlerini yakaladın da biz gelip yapma, gel bunları serbest bırak mı dedik, hayır. Bütün okulların kapılarında satılıyor peynir ekmek gibi, gencecik çocuklarımız perişan oluyor, nerede hükümet, hükümet yok. Bizi suçluyorlar. Dün akşam uyuşturucu ile ilgili araştırma önergesi verildi. AKP’nin oylarıyla reddedildi, bu konuyu araştırmayalım diyorlar, niçin kendi suçlulukları ortaya çıkacak.
-“UTANMALARI İÇİN AR DAMARI GEREKİYOR”-
Emin olun utanmazlar, utanmaları için ar damarı gerekiyor, o yoksa ne diyeceksin.
Dedim ki emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında birer maaş ikramiye vereceğiz. Bundan rahatsız oldular. ‘Vay efendim, para yok’. Emekliye gelince para yok.
Bir yolsuzluk dolayısıyla savcılık bir soruşturma açtı. 28 ihalede uğranılan toplam zarar 100 milyar dolar. 100 milyar dolar nedir, emekliye 10 yıl bayram ikramiyesi vermek demektir.
-EMEKLİYE İKRAMİYE SÖZÜ VERDİ-
11 milyon emekliye sesleniyorum, ne derlerse desinler CHP iktidarında benim başbakanlığında sen Ramazan Bayramında ve Kurban Bayramında birer maaş ikramiye alacaksın.
Bu memlekette para var, nerede kullanacağın önemli. Bunun yolunu biz biliriz, onlar cepleri için çalışıyorlar, biz halk için çalışıyoruz”
SÜLEYMAN ŞAH OPERASYONU
Şah Fırat Operasyonu’na değinen CHP Genel Başkanı şöyle dedi:
“Geçen Pazar günü operasyon yapıldı, türbeye gidildi, askerler geri çekildi, geri çekilirken bir de şehit verdi, tek kurşun atılmadı ama bir de şehit verdik. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyoruz.
-“TÜRKİYE BÜTÜN DÜNYANIN ŞAMAR OĞLANI KONUMUNA GELDİ”-
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyoruz, ilk kez. Türkiye aciz bir ülke görünümünü sergilemiştir. Elindeki bütün kozları kaybetmiştir. Sadece Ortadoğu’nun değil, bütün dünyanın şamar oğlanı konumuna getirilmiştir. Benim vicdanım sızlıyor, bu ülkenin bir vatandaşı olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu hale düşürülmesi beni rahatsız ediyor. Sokaktaki vatandaşı da rahatsız ediyor.
-“PALAVRACI KAHRAMAN”-
Tabloyu biraz daha net görmek için sizleri biraz geriye götüreceğim. AKP iktidarı döneminde ne oldu da Türkiye bütün dünyanın şamar oğlanı konumuna geldi. İlk kırılma noktası 4 Temmuz 2003’tür.Irak’ın Süleymaniye kentinde 11 askerimizin başına çuval geçirildi. Bu ülkenin başbakanı ağzını açıp tek kelime bile etmedi. Şimdi palavracı kahraman olarak geziyor.
Sonra Mavi Marmara olayı yaşandı. İkinci kırılma noktasıdır.
Efelenmekle dış politika olmuyor. Hala bunu öğrenemediler.
-“DÜNYANIN HER TARAFINDAN MİLİTANLARI TÜRKİYE ÜZERİNDEN SURİYE’YE GEÇİRDİK”-
Bir üçüncü olay Suriye’dir. Ortak bakanlar kurulu yaptık. Beraber tatil yaptılar. Ama bir sabah kalktık Suriye bizim can düşmanımız olmuş. Buradan silahları götürdük. Katar’dan paraları götürdük. Dünyanın her tarafından militanları Türkiye üzerinden Suriye’ye geçirdik. Ve Müslümanlar birbirlerini katletmeye başladılar. Müslüman kanı aktı. Uyardık, yanlış yapıyorsunuz dedik. TIR’larla dolu silah götürüyoruz. Bugün Suriye’de hala kan akıyor ve bunun en büyük sorumlusu AKP Hükümeti’dir.
1 milyon 700 bin resmi rakamlara göre Suriyeli bizim topraklarımızda. Bu başka bir kırılma noktasıdır.
Silah götürürken dedik ki, siz silah götürüyorsunuz yarın bu silahlar IŞİD’in eline geçerse, daha büyük bir bedel öderiz biz. ‘Hayır’ dediler, ‘biz silahları götüreceğiz’ ve götürdüler.
Sonra ne oldu. Niğde Ulukışla’da bir başka olay yaşandı. IŞİD militanları Niğde Ulukışla’da bir kamyon şoförünü, bir askeri, bir polisimizi şehit ettiler. Hala davaları görülüyor, ne olacağı da belli değil.
20 Temmuz 2014… IŞİD youtube bir tehdit koydu. Aynen okuyorum. ‘Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk askerlerinin orayı boşaltması için 3 gün süre veriyoruz’.
-“TIK YOK”-
Senin bayrağını indireceğim diyor, tık yok bunlarda, türbeyi yıkacağım diyor, tık yok bunlarda.
-“IŞİD’E BİR SÜRÜ ŞEYLER İKRAM ETTİLER, VERDİLER”-
Sonra Musul Başkonsolosluğumuzu bastılar. 49 görevliyi rehin aldılar. Araya bir sürü insan girdi. IŞİD’e bir sürü şeyler ikram ettiler, verdiler ve 49 görevli serbest bırakıldı.
Şimdi sıra geldi Süleyman Şah Türbesi’ne.
TBMM’ye bir tezkere geldi. 2 Ekim 2014. Milli Savunma Bakanı konuşuyor, Meclis’te. ‘IŞİD’in Suriye Türkiye sınırına 37 kilometre mesafede bulunan Süleyman Şah Saygı Karakolu bölgesindeki mevcudiyeti ulusal güvenliğimize yönelik apaçık bir risk, apaçık bir tehdit oluşturmaktadır. Türk anavatanının ayrılmaz bir parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolunu korumak devletimizin asli vazifesidir’.
Doğru mu, yüzde yüz doğru.
Benim topraklarıma saldırı olacak, ben yerimde oturacağım, bu mümkün değil. Süleyman Şah bizim vatan toprağımız. 1921’de anlaşma yapmışız. Orası Türkiye Cumhuriyetine aittir diye uluslararası sözleşmemiz var. Lozan Anlaşmasıyla da biz bunu perçinlemişiz. Nasıl oluyor da biz orayı terk ediyoruz. Hangi gerekçeyle biz orayı terk ediyoruz. 3 naaşı hangi gerekçeyle oradan biz taşıyoruz.
Geriye gidelim, biz ne yapmışız bugüne kadar. Süleyman Şah’ı güvence altın almış mıyız, almışız. Niye terk ediyoruz.
-"KENDİ ÜLKESİNİN TOPRAĞINI YABANCILARA TESLİM EDEN, TESLİM EDERKEN DE KAÇAN BİR İKTİDARA NE DENİR"-
77 milyon yurttaşıma açık ve net çağrı yapıyorum. Kendi ülkesinin toprağını yabancılara teslim eden, teslim ederken de kaçan bir iktidara ne denir, oturup düşünün.
-“NEYİN KARŞILIĞINDA SİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ TOPRAKLARINI TERK ETTİNİZ”-
Uluslararası sözleşmelerle Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak bilinen bir yerden askerimizi çekerseniz, türbeyi bombalarsanız, naaşları getirirseniz, buna ne denir?
-“NEYİN KARŞILIĞINDA KAÇTINIZ SİZ?”-
Neyin karşılığında siz Türkiye Cumhuriyeti topraklarını terk ettiniz, neyin karşılığında kaçtınız siz? Bu ülkede namuslu her vatandaşın bu soruyu sormasını istiyorum.
1921’de orası Türkiye toprağıdır diye anlaşma yapmışız.
1923’de Lozan Anlaşması yapmışız.
1936’da Montrö Anlaşması yapmışız.
1938’de Hatay’ı Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katmışız.
1974’de garantörlük hakkımızı kullanarak Kıbrıs’a gitmişiz.
77 milyon vatandaşıma soruyorum, bunların tamamını kim yaptı? CHP yaptı.
-“KAÇTIN”-
77 milyon yurttaşıma tekrar soruyorum, biz bunları yaptık. Bir karış toprağımızdan ödün vermedik. Bir karış toprağımızı terk etmedik. Kaçmadık, göğsümüzü açtık, mücadelemizi yaptık. Bu ülkenin onuru için. Sen ne yaptın, Süleyman Şah’tan kaçtın, kaçarken nal topladın sen. Senin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olduğun tartışmalıdır bu saatten sonra, kimse kusura bakmasın,
-“HEM KAÇIYORLAR, HEM DE ZAFER DİYORLAR”-
Hem kaçıyorlar, hem de zafer diyorlar. Şaşırdığım da o zaten. Kaçmak ne zamandan beri zafer oldu?
-"BUNU DA MİLLETE ZAFER DİYE KAKALIYORSUN"-
Kendi toprağı. Askerler orda. Süleyman Şah orada, iki askeri orada. Ve orayı terk ediyorsun. Terk ediyorsun, kaçıyorsun, geliyorsun, bunu da millete zafer diye kakalıyorsun. Kendi toprağını satan adama ne denirse ben de onu söylüyorum.
-"SANA YETKİYİ VERDİK, KAÇ DİYE VERMEDİK Kİ"-
Toprak kime ait, bize ait. Askerler kime ait, bize ait, orada yatan naaşlar kime ait, bize ait. Orada görev yapan askerler kime ait, onlar da bize ait, niye kaçıyoruz? Hangi gerekçeyle kaçıyoruz. Sen yetki istedin TBMM’den Süleyman Şah’a saldırı olabilir diye. Biz de sana yetkiyi verdik, sana yetkiyi verdik, kaç diye vermedik ki. Toprağı koru diye, vatanı koru diye yetkiyi verdik.
-“KORKAKLIĞIN, KAÇMANIN, SÜNEPELİĞİN, ACİZ OLMANIN ZAFER OLDUĞUNU GÖRDÜM YA”-
Hayatımda kaçmayı zafer olarak sunan bir iktidar da gördüm ya, yani hiçbir zaman aklıma gelmezdi. Korkaklığın, kaçmanın, sünepeliğin, aciz olmanın zafer olduğunu gördüm ya, anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.
Ben onlara söyleyeyim, sen zafer mi görmek istiyorsun. Sakarya’ya bakacaksın zafer orada. Dumlupınar’a bakacaksın zafer orada. Afyon’a bakacaksın. Erzurum’da Nene Hatun’a bakacaksın. Maraş’ta Sütçü İmam’a bakacaksın.
Bunların hiçbirisi ülkesini terk etmedi. Ölümü göze aldılar.
Siz ne yapıyorsunuz. Bir de kalkmışlar bunu zafer diye satıyorlar. Zafer mi görmek istiyorsun Kıbrıs’ın beş parmak dağlarına bakacaksın.
-“BÜYÜK BİR FİYASKO”-
Öyle anlaşılıyor ki çok büyük bir tiyatro ile karşı karşıyayız, bunu zafer diye satıyorlar, yerlerse diyorlar ama bu ülkenin namuslu ve onurlu insanları, bayrağını seven vatanını seven herkes bunun büyük bir fiyasko olduğunu biliyor. Büyük bir fiyasko olduğunu biliyor.
Düne kadar Esad’ı ve rejimini hiç muhatap almıyorlardı. Ne yaptılar, muhatap aldılar, İstanbul Başkonsolosluğu haber verdiler, biz oraya gidiyoruz diye, bu kadar iki yüzlü bunlar.
Çözüm, ne yapacağız. CHP iktidarında benim başbakanlığımda senin yüzün yere eğilmeyecektir.
Bu ülkenin onuruyla oynadılar. Bunlara dersini vermek bu ülkede her vatandaşın boynunun borcudur.
Bizim iktidarımızda Ortadoğu’da kan akmayacak. Suriye ve Irak’ı da biz inşa edeceğiz, yeniden, barış köprülerini biz kuracağız yeniden.
Libya’ya bakın. Hiçbir Türk istemiyorlar.
Kaddafi’yi arkadan hançerlersen senin gibi insanlara Libyalılar da adam yerine koymaz.
İngiltere’yi bilirsiniz. Binlerce kilometre ötede Falkland adaları var, Arjantin’e komşu. Arjantin dedi burası bana ait, gitti, işgal etti. Gemilerle gittiler, adayı geri aldılar.
Sen sana ait topraktan kaçıp geliyorsun, bunu da zafer diye satıyorsun bu millete. Bu kadar ahlaksızlık, bu kadar utanmazlık tarihte yoktur. “
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Milli İstihbarat Teşkilatı gayri milli bir oluşum içinde olamaz. MİT ya milli olur ya da biz o isimlerin hepsini açıklarız. Duyduğumuz saygı dolayısıyla sesimizi çıkarmıyoruz, artık yeter. Almanya'da Gestapo neyse onların bir kanadı da Gestapo gibi çalışıyor, iktidara hizmet ediyor, muhalefeti dinliyor, belgeler uyduruyorlar" dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı, atanamayan öğretmenlere seslenerek, "Atama bekleyen öğretmenler Haziran'a kadar sabredin, ondan sonra Türkiye'yi göreceksiniz" dedi.
-"HEPSİNİ MAHKEMEYE VERDİK"-
CHP Genel Başkanı konuşmasına şöyle devam etti:
"Geçen hafta bizim alışkın olduğumuz bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. Bana ve bazı CHP milletvekillerine yönelik ahlaksızca saldırılar yapıldı. Saldırıyı yapan haram medyasıydı. Hepsini mahkemeye verdik.
Şimdi merak ediyorum, mahkemede neler söyleyecekler diye, tabi bunlar için tazminat ödemek hiçbir şey değil. Paraları bol, yeşil dolarları bol, iftira at, parayı ver, ne olacak.
Bu saldırılar CHP'nin iktidara yürüdüğünü gösteriyor, korkuyorlar. İstediğiniz kadar korkun, istediğiniz kadar baskı kurun, istediğiniz kadar iftira atın, iktidar olacağız ve bunun hesabını soracağız.
Onlar paraya güveniyorlar. Yandaşlara güveniyorlar. Biz halkımıza güveniyoruz.
Bir köstebek vardı bunlarda, köstebek Beşir Atalay. O da beni mahkemeye verdi, neden bana köstebek dedin diye. Mahkeme beni haklı buldu. Onun köstebek olduğu tescil edilmiş oldu.
Şimdi bu köstebek geçen gün açıklama yapmış, diyor ki, bu iftiraların bu yazışmaların devamı gelecek diye, kendileri hazırlıyorlar ya.
-"MİT YA MİLLİ OLUR YA DA BİZ O İSİMLERİN HEPSİNİ AÇIKLARIZ"-
Söyledik adında ve unvanında milli olan bir kuruluş yani Milli İstihbarat Teşkilatı gayri milli bir oluşum içinde olamaz. İktidara hizmet etmek, iktidarda olan partiye hizmet etmek gibi bir görevi yoktur MİT'in. MİT ya milli olur ya da biz o isimlerin hepsini açıklarız. Duyduğumuz saygı dolayısıyla sesimizi çıkarmıyoruz, artık yeter, Almanya'da Gestapo neyse onların bir kanadı da Gestapo gibi çalışıyor, iktidara hizmet ediyor, muhalefeti dinliyor, belgeler uyduruyorlar. İstediğiniz kadar uydurun belgeyi. Rahmetli babamın dediğim gibi oğlum sen doğru dur eğri belasını bulur diyor, aynen öyle."
Kılıçdaroğlu, CHP'ye katılan Teğmen Mehmet Ali Çelebi ve Feyzi Septioğlu'na parti rozetlerini taktı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.