Binali Yıldırım, AKP Genel başkanlığı için iddiası olduğunu ima etti

Binali Yıldırım, AKP Genel başkanlığı için iddiası olduğunu ima etti

Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkanlığı için iddialı olduğunu söyledi. Binali Yıldırım, oğlunun kumar görüntülerinin kendisine karşı bir operasyon olduğu konusunda da bir takım kuşkuları olduğunu dile getirdi.

Ak Parti'de Davutoğlu'nun yerine konuşulan en önemli isim Binali Yıldırım, Milliyet'ten Serpil Çevikcan'a konuştu. Binali Yıldırım ilk defa "Genel Başkan için iddialı olduğunu" ima eden bir cümle sarfetti.  


“Genel başkanlık için isminiz geçmişti. Bu konuda iddianız var mı?’ sorusuna “İddiasız siyaset olmaz” cevabını verdi.

Yıldırım, oğlunun kumar görüntülerinin kendisine karşı bir operasyon olduğu konusunda da bir takım kuşkuları olduğunu dile getirdi. 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım gündemdeki sıcak siyasi tartışmalara ilişkin de önemli açıklamalar yaptı. 
 
 
Bakan Yıldırım, özetle şunları söyledi:

KAFAMDA KUŞKULAR VAR: (Oğlunun Singapur’daki görüntüleri) Bunun bana karşı bir operasyon olduğunu düşünmek için elimizde somut birtakım bilgiler olması lazım. Aksi takdirde benim siyaset anlayışımda, somut, elle tutulur bir bilgi-belge olmadıktan sonra onun peşine düşmem. O yüzden bunun çok masum bir iş olmadığını düşünmekle beraber herhangi bir adrese de işaret etmiyorum. Kafamda birtakım kuşkular var. Ama bu eninde sonunda ortaya çıkar. Siyasetçinin ismi her zaman ilgi çeker ama siyasetteki yöntemi veya gazeteciliğin bu olmadığını düşünüyorum. Belden aşağı siyaset artık çok modası geçmiş bir siyasettir. Bunu tekrar ihya etmek isteyenler büyük yanlış içerisine düşerler. Siyaseti aile üzerinden, çocuklar üzerinden yapmaya kalktığınız zaman bunun bedeli herkes için ağır olur. Bunun ülkeye de siyasete de katkısı yok. Kavga edilecekse, kavganın da bir ahlakı var. O ahlaka riayet etmek lazım. Özellikle internet ve sosyal medyanın hayatımıza girdiği bu günlerde algı oluşturma çok moda oldu. Herhangi birini yargısız infaza tabi tutup, itibarını zedeleyebilirsiniz. Bize düşen insanların kişilik haklarını korumak, özel hayatlarına saldırı olmasına izin vermemek, tüm bunları yaparken düşüncelerini ifade edebilmesine de sonuna kadar özen göstermek. 

‘Her şeyimiz açık’

HERKES BİLDİĞİNİ AÇIKLASIN: Bunun siyasi bir arka planı olduğunu düşünmek istemiyorum. Ama bunu yorumlayan gerek medya mensupları, gerek siyasetçiler sıradan bir iş olmadığını, arka planının mutlaka olabileceğini söylüyorlar. Ben bu işlere alışığım. 13 yıldır bunun daha ağırına, haksız saldırılara maruz kaldım. Dolayısıyla şerbetliyim. Daha ne bildikleri varsa herkes bildiğini açıklasın. Hiç benim umruma gelmez. Ekşi ayran içmedim ki karnım ağrısın. Ne yaparlarsa yapsınlar. Biz zaten siyasi hayatın içindeyiz, her şeyimiz açık seçik. Herkesin gözü önünde iş yapıyoruz. Yaptığımız işleri de günahıyla sevabıyla vatandaş görüyor ve not veriyor. Bu ve buna benzer ayak oyunları benim için bir şey ifade etmiyor. Ne zaman endişeye düşerim; vatandaş bana yüzünü çevirdiği zaman. Benim için en büyük ceza odur. Öbür türlü, kapalı kapılar arkasında hazırlanan birtakım tezgâhlar. Daha öteye geçemez.

SİYASET İDDİASIZ OLMAZ: (Genel başkanlık için isminiz geçmişti. Bu konuda iddianız var mı?) Siyasette iddiasız hiçbir şey olmaz. Ama benim iddiam Ak Parti’nin başarısı, memleketin kalkınmasıdır. Siyasette 13 yılı geride bıraktık. Konum, makam, mevki benim için samimiyetle söylüyorum ikinci planda. Hiç oturduğum koltuktan güç almadım, hep o koltuğu güçlendirmek için gece gündüz çalıştım. Bunu bakanlığımdan görebilirsiniz. Ulaştırma Bakanlığı 80’li, 90’lı yıllarda neredeydi, şimdi nerede? Ülkenin yıllardır efsaneye dönüşmüş projelerini hayata geçirdik. Benim kısa gün siyasetiyle, günlük polemik siyasetiyle işim olmadı. Onu da yaparız ama bu ülkeye faydası yok. Ona laf yetiştir, buna yetiştir, işi kim yapacak? Ben kendimi hep amele bakan diye tanımlarım. Milletin amelesi. Gurur duyuyorum. Önemli olan bir yerlere gözünü dikmek değil, aldığınız sorumluluğun ne kadar hakkını veriyorsunuz onu bilmektir. Mutlaka siyaset iddia işidir. Kader çizginizde ne varsa onu yaşarsınız. Şu an başbakanımız da genel başkanımız da var. Dolayısıyla bu gerçeği görmemiz lazım.

KEŞKE O ZAMAN YAPSAYDIK: (Cumhurbaşkanı-başbakan ilişkileri) Kim, neyi paylaşamayacak? Cumhurbaşkanının konumu belli. Cumhuriyet tarihinde en fazla halk desteği alarak göreve gelmiş bir cumhurbaşkanından söz ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın siyasi sorumluluğu başlamıştır halkın oylarıyla seçildiği için. Yarın milletin karşısına gittiğinizde ne diyecek, ‘Yüzde 52 oy verdik, ne için, ülkede kardeşlik olsun, terör olmasın, bölmeye çalışanlara fırsat verilmesin, ülke kalkınsın.’ Bütün bunların adresi olarak vatandaş Cumhurbaşkanı’nı görüyor. Keşke o zaman cumhurbaşkanını halk tarafından seçerken aynı zamanda bütün icranın başı olarak tanımlasaydık. Anayasadaki çelişkiyi ortadan kaldırsaydık bu dedikodular hiç olmazdı. Dedikodular itibar ederseniz büyür. Ortaya atılan bu iddiaların maksatlı olduğunu düşünüyorum. Ak Parti’nin başarısını etik siyasetle durduramayanlar farklı yöntemler kullanarak parti içinde acaba bir zaafiyet, ayrışma, siyasi bir çatışma ortamı oluşturabilir miyiz gayreti içindeler. Bütün fikirler yüzde 100 uyuşacak diye bir şey yok. Başbakanımızla kabinede konuşuyoruz, bir kısım arkadaşlar farklı görüşte oluyor, bir karara varılıyor. Verilen karar benim hoşuma gitmedi. Soluk soluğa çıkıp ben buna karşı çıktım mı diyeceğim? O olmaz. Bazen görüyorum, Ak Parti’de görev yapmış arkadaşlar var. İşin dışında kalınca başlıyorlar içeriyi tenkit etmeye. Ama vatandaş bunlara itibar etmiyor. Diyor ki; “Böyle düşünüyorsan niye yıllarca o hükümetlerde görev aldın?” Hem orada durayım, hem muhalif gibi davranayım, bunu kimse yemez. Bu şekilde hareket edenlerin şimdi ismi bile geçmiyor, okunmuyor. 

Kurucu da lider de Tayyip Erdoğan’dır

İCRANIN AYNI ZAMANDA BAŞI: Şunu bilelim; bakın Ak Parti’nin kurucusu Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bugün de lider Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ak Parti camiası da öyle bilir, Türkiye de öyle bilir, dünya da öyle bilir. Peki Sayın Ahmet Davutoğlu nedir; başbakandır, genel başkandır. Hem anayasal olarak, hem konum olarak Ahmet Davutoğlu ile Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı seviyede, birbiriyle fikir ayrılığına düşer konumda göstermek doğru değil. Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin birliğini, güvenliğini temsil eden, kurumların uyum içinde çalışmasını sağlayan, yasaları onaylayan ve icranın aynı zamanda başı. İstediği zaman bakanlar kuruluna başkanlık edebiliyor, MGK’nın başkanı. Cumhurbaşkanımızın Türkiye siyasetindeki yeri sembolik cumhurbaşkanlığı olan ülkeler gibi değil. Güçlü cumhurbaşkanlığı. Hele seçimle geldikten sonra fiilen de böyle. Yapmamız gereken fiili duruma uygun anayasa değişikliğini yapmak. Ülke zaman kaybetmemeli.

B PLANIMIZ DEVREYE GİRER: Türkiye’de darbelerle, vesayetle yapılan anayasanın artık ihtiyacı karşılamadığını cümle alem kabul ediyor. Kendimiz bir anayasa hazırlıyoruz. Bitince kamuoyunun görüşüne açacağız ve aynı zamanda Meclis’e yeni anayasa olarak sunacağız. Sonrası Meclis’in işi. Tek başına sayımız yetmiyor. Bu konu toplumda ve diğer siyasi partilerimiz tarafından tekrar değerlendirilir, gerekli desteği görürse amenna. O zaman ümit ederiz ki 367 olur, çıkar, geçer, gider. Ama 330-367 arası olsa da fark etmez, orada da referandum yolu açılır. Eğer böyle olmazsa bizim o zaman B planımız devreye girer. B planımız da var. Daha kısa, bugünkü yaşanan çelişkileri ortadan kaldıran bir metinle gelebiliriz. Kısa vadeli ihtiyaçları görmek açısından. Bu da yine anayasa değişikliği teklifi. Partili cumhurbaşkanı olabilir. Başbakanlık-cumhurbaşkanlığı ilişkilerinde onunla uyumlu birkaç maddelik düzenleme düşünülebilir. 

Kaynak: Milliyet - Serpil Çevikcan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.