Bülent Arınç, AKP ve Erdoğan yandaşlarını yerden yere vurdu

Bülent Arınç, AKP ve Erdoğan yandaşlarını yerden yere vurdu

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Dolmabahçe mutakabakatından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın haberi olduğunu söyledi. Oslo'da konuşulanların sızdırılmasının iyi olduğunu ama hükümeti yıpratma amacı güttüğünü belirten Arınç, AKP içindeki iki başlılık iddial

Bülent Arınç, çözüm sürecinin adı ve içeriği değiştirilerek de olsa yeniden başlatılması gerektiğini söyleyerek; 'Hükümetten ayrılmış bir insan olarak 2 sebeple mutlaka çözüm sürecine benzer bir şeye ihtiyacımız var...Yarından itibaren olacak şekilde bunun gerçekleşmesi lazım' dedi.


Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecinde terör örgütüne göz yumulması bir konunun gündeme gelmediğini söyledi. Arınç, Oslo'da konuşulanların sızdırılmasındaki asıl amacın da hükümeti yıpratmak olduğunu ifade etti.

Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dolmabahçe Mutabakatı'ndan haberi olduğunu söyledi. Arınç ayrıca aylardır gerçekleştirilen nefret operasyonları için 'Öyle davalar açılıyor ki üzerime cübbeyi tekrar geçirmek istiyorum' ifadelerini kullandı. 

SİYASETİ BIRAKTIKTAN SONRA ERDOĞAN İLE GÖRÜŞEMEDİK

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, aktif siyaseti bıraktıntan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmediklerini söyledi. "Parti içerisinde çift başlılık var" iddialarına da cevap veren Arınç, zaman zaman hem Refah hem de Fazilet Partisi'nde bu tür sorunlar yaşandığını söyledi. Arınç, "AK Parti'de var mı?" sorusuna ise "Bilirim ama konuşmam doğru olmaz" diye cevap verdi.

Bülent Arınç, 1 Kasım seçimlerinden sonra ilk kez konuştu. CNN Türk'te Taha Akyol'un sorularını cevaplayan Arınç, aktif siyaseti bıraktığını; ancak siyaseti bırakmadığını söyledi. 

Çalışmalarını, TBMM'de kendisi gibi eski Meclis Başkanları'na tahsis edilen büroda zaman zaman orada zaman zaman da Ankara'daki bürosunda sürdürdüğünü anlatan Arınç, vakit buldukça da ihmal ettiği eski arkadaşlarını ziyaret ettiğini söyledi.

ERDOĞAN İLE GÖRÜŞMEDİM"

Kendisine davet gelmediğini, böyle bir talebinin de olmadığını bu nedenle Erdoğan ile görüşmediğini söyleyen Arınç, Başbakan Davutoğlu ile zaman zaman görüştüklerini anlattı. Erdoğan sonrası Davutoğlu'nun genel başkan olmasına sevindiğini, bunu da kendisine söylediğini ifade eden Arınç, Davutoğlu'nun da üslubunu beğendiğini ifade etti. 

Arınç programda şunları söyledi;

"BİLİRİM AMA SÖYLEMEM"

Aralarında çift başlılık nedir bilmem. Ya da bilirim konuşmam. Biz şunu hatırlarız. Refah Partisi kapatılmıştı, Fazilet Partisi'nde toplandık; ancak kapanma durumu vardı. Parti kurulurken "bir köyde iki muhtar olmaz" dedik, laf arasında. 

Bazı konularda derin istişareler yapıyorlardır. Türkiye'yi böyle gül gibi idare ediyorlar.

"HABUR'DA YAŞANANLAR TALİHSİZLİKTİ"

Bu konuyu burada konuşacağımızı bilerek geldim. 1 Mayıs 2009'da Başbakan Yardımcısı oldum ve aralıksız tüm hükümetlerde aynı görevi yaptım. Oslo'dan başlayarak sonraki Habur'daki talihsizliğe kadar süreç ve sonrasında MİT'in adayla yaptığı görüşmeleri daha da artırarak belli aşamada sürdürüldü.
Oslo sürecinde konuşulanlar, üçüncü bir dünya ülke ülkesinin de yer almasıyla ilgili oradaki görüşmelerin nasıl sızdığı ayrı bir konu. Bu bir şeyler ümit edilerek sızdırıldığını düşünüyorum. Deşifre olduğu da iyi oldu. Oradaki görüşmeleri parti ve ya da hükümet üyesi değil, devletin bir yapısı olarak MİT'in görüştüğü de ortaya çıkmış oldu.

Bunun üzerinden hükümet yıpratılmaya çalışıldı. Habur girişleri önemli bu konuda. Kapıdan girenler gösteriye dönüştürdüler. Sonra da Öcalan'ın talimatıyla geldiklerini söylediler."

"DOLMABAHÇE MUTABAKATINDA METİN HÜKÜMETİN ÖNÜNE GELMİŞTİ"
Dolmabahçe Mutabakatında okunan metin hükümetin önüne gelinmişti. Oturma düzenine kadar her şey kararlaştırılmıştı. 

Cumhurbaşkanı'nın haberi olduğunu biliyorum, tahmin ediyorum. Yalçın Akdoğan anında haberi olduğunu aktarmıştı. Ben kendisiyle konuşmadım ama Yalçın Akdoğan ve Mahir Ünal'ın haberdar ettiğini belirttiler. Belki kendisine yeterince bilgi verilmemiş olabilir. Bu işlerde ben anı anına bilgi verilmeden yapılacağını tahmin etmiyorum. 

Oturma düzeni dahil, kimin nasıl konuşacağı, taraflar o konuda anlaştılar. Cumhurbaşkanı'nın haberinin olduğunu biliyorum, tahmin ediyorum. Bana söylendiği kadarıyla sayın Başkanımız da sayın Yalçın Akdoğan da gelişmelerden anında kendisini bilgi sahibi kıldıklarını ifade ettiler. Kaldı ki sanıyorum Mart ya da Nisan ayıydı, sayın Cumhurbaşkanı'nı bu görüntüyü eleştiren bazı sözleri oldu.

Bu sözlere ben hükümet sözcüsü olarak karşılık vermek durumunda kaldım. Oradaki bir cümlem "Sayın Cumhurbaşkanı bu gelişmelerden haberdardır" cümlesidir. 

Ben kendisiyle konuşmadım, sayın Başbakanımızın, sayın Yalçın Akdoğan'ın verdiği bilgilerden sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda haberdar edildiğini ben onlara atfen söylüyorum. Herhalde onlar da yalan söyleyecek değiller. 

Dolayısıyla ben sayın Cumhurbaşkanımız, bu işi başlatan, süreci takip eden birisidir. Belki kendisini yeterince bilgi verilmemiş olabilir ama bu konuda, akil insanlar heyetini kuran oydu, görevlendiren oydu. Bu işlerde de ben anı anına kendisine bilgi verilmeden bir şey yapılacağını zannetmiyorum. Böyle bir görüntüye girmeden önce, birkaç gün öncesinden 'biz şunu yapacağız' diye haberdar ettiklerini onlar söylediler" 

"BAZILARI ÖZEL İŞLERİNİ BİLE SORUYOR"

Bazı arkadaşlarımız özel işlerini bile sorarken böyle bir görüntüye girmeden önce sormuştur. Ben böyle düşünüyorum. HDP dışında başka aktör yoksa onu güçlendirmek gerek. Çözüm süreci yarından tezi yok başlatılmalıdır. 


"YARINDAN İTİBAREN OLACAK ŞEKİLDE BUNUN GERÇEKLEŞMESİ LAZIM"

Arınç, Çözüm Süreci'ni terör örgütün bitirdiğini söyledi. Adı ve içeriği farklı da olsa çözüm süreci benzeri bir duruma ihtiyaç olduğuna dair kanaatini olduğunu söyleyen Arınç, şunları kaydetti; "Hükümetten ayrılmış bir insan olarak 2 sebeple mutlaka çözüm sürecine benzer bir şeye ihtiyacımız var. 

Türkiye'nin iç ve dış tehditler vardır ancak dış tehditler daha öndedir. Türkiye'nin terörü mutlaka sonlandırması gerekiyor... Yarından itibaren olacak şekilde bunun gerçekleşmesi lazım. Operasyonlara bitti gözüyle bakmamız lazım, sonlanmaya yakın. Terör örgütünün, dış dünyada kendisine destek bulabileceği bir ortamdayız."

"TAHİR ELÇİ'YE DAVA AÇILMASININ AYIP OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

Arınç, öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi hakkında, "PKK terör örgütü değildir" sözleri nedeniyle dava açılmasını değerlendirerek; "Tahir Elçi hakkında bu dava açılamaz. Çünkü 2013 yılında Terörle Mücadele Kanunu'nun 7'nci maddesinin 2'nci fıkrasını değiştirdik, propaganda maddesidir. 

Şimdi orada, mesela 'Sayın Öcalan' dendiği zaman davalar açılmış, mahkumiyetler olmuş. Şiddete, teröre çağrı olmadıkça propaganda unsuru olmaz denildi. Kanun böyle düzenlenmişken Tahir Elçi hakkında dava açılmasının, mutlaka mahkeme beraat verecekti ama bir ayıp olduğunu düşünüyorum" dedi

"ÖYLE DAVALAR VAR Kİ ÜSTÜME CÜBBEYİ YENİDEN GEÇİRMEYİ ARZULUYORUM"

Paralel ile mücadele kapsamında açılan o kadar çok dava var ki üstüme cübbeyi tekrar geçirmek istiyorum. Bunlar okuldan alınan öğretmenler, Bank Asya'ya para yatırdığı için silahlı terör örgütüne üye olmaktan yargılanıyor. Öyle davalar açılıyor ki üzerime cübbeyi tekrar geçirmek istiyorum. Kendi içimizde latife ediyoruz, bizi de bi yere kayyum yapsalar diye, parası da güzelmiş. 

Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmasını değerlendiren Arınç şöyle konuştu; "MİT TIR'ları konusunda, çok ağır suçlamalar var. Böyle bir suçtan dolayı ne tutuklanması, ne dava açılması ne de mahkemenin bir ceza kararı vermesi mümkün değil. İddianame kabul edildi, olabilir. Şimdi yargının en ağır yaralarından birisi, savcılara böyle çok iddialı davalar açtırmak.

 Yargının içine düştüğü acı bir durumdur, bundan yargının kurturulması gerekir. 

Hukuk herkese lazım. Sadece Can Dündar ve Erdem Gül hakkında açılan davalar da değil, bugün paralelle mücadele kapsamında açılan o kadar davalar var ki üstüme cübbeyi yeniden geçirmeyi arzu ediyorum. Bunlar, silahlı terör örgütü diye başlayan, öğrencilerinin önünden alınıp götürülen kadın öğretmenlerle, 2 aydır cezaevinden tutulan kadınlar. 

Yargının kendi içinde problemleri giderek arttı. Hakim ve savcıların adalet ve vicdandan başka bir takım korkularla hareket etmesi, bugün en büyük sorun. Belli yerlerden talimatlar almaktan korkuyorlar."

KADINLARA BİZİM CAMİADA 'TROLİÇE' DİYORLAR

 Akıllı ol, benim sözümü tut, sırtını sıvazlarım gibi. Bunların kim olduklarını az çok biliyoruz. Bugünkü görüşmelerimizden bile ne anlamlar çıkaracak akbabalar varmış. Kadınlarına bizim camiada ‘trolliçe' diyorlar. 

Arınç'ın troliçe dediği Hilal Kaplan'dan Arınç'a: Manisalı Lawrence

AKADEMİSYENLER MESELESİ 

Sakarya Üniversitesi'nden konferansa gidiyorum, tam konuya girmek üzereyiz sol tarafta bir AVM var, çok güzel bir mescidi var. Hanım da var yanımda, hemen gidelim dedim. Karşıladılar, tatlı ikram ettiler, çıktık. Belli bir haber kanalında itirafçı noktasında gelmiş bir zavallı tweet'ler atmış. Bülent Arınç'ın AVM'ye gitme sebebini FETÖ'nun has adamlarından birisidir, destek veriyor dedi. Soyadı Aslan da. Bu başka bir Aslan dediler, hayatı rezalet birisi. Ben niye oraya girdim, niye Cuma namazını kıldım, örgüte destek diye oraya girdim diyor. Bunlar türedi ama inanın, ahlak dürüst insanlar çok fazla, bu durumlardan çok şikayetçi. 

MEDYAYA BASKI VE BASKINLAR

 Doğan gurubuyla alakalı çok ciddi şeyler yazdılar. Aydın Doğan beyle bir şeyim yok. Özel hayatına saygı duyaırm, bir şey bilmem. Mesut Yılmaz'la karşılaşmasından beri zaman zaman eleştirmişimdir, olayın öyle olmadığını kibarca anlatmıştır. Hakkında pek çok konuda yanlış düşündüğümü sonradan öğrenmiş birisiyİm. 

RTÜK'ÜN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM 

Ben RTÜK'ten sorunluydum, bir problem görmedim yayın akışlarında. Selim Kiraz'ın başına silah dayanmış fotoğrafın yayınlanması çok yanlış. Vicdanları çok yaralayan, bir insanın yıllar sonra bile bu fotoğrafa baktığında bile gözyaşı dökeceği bir fotoğraf. Doğan'ın başına bir bere geçirerek terör örgütü mensubuymuş gibi fotoraflarını yayınladılar, bu vicdansızlıktır. 

Sayın Cumhurbaşknımız da çok iyi bilirler. Ben 2009'dan sonra RTÜK'ten sorumlu oldum. Terör olaylarının yayınlanma biçimleriyle ilgili düşüncelerimiz var. Paniğe sevk ediyor diye uluslararsı camiada yayınlar nasıl yapılıyor diye örneklerini aldık. Bizde çok kötü yapılıyor ama iyi yapılıyor. Medya patronlarını davet edelim dedi o zamanki Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı. Ekim 2011'de, hafızamda tutuyorum. Herkes orada. 

Oradakilerin hepsini temsilen Aydın Doğan konuştu: Hepsini kabul ediyoruz, biz de terörle mücadeleyi destekleriz. Hassasiyetleri aynen uygulayacağız. Siz yönetmenlerle de bir konuşun, onlara da anlatsın, biz talimat vereceğiz dedi. Doğan'a teşekkür etti Başbakan. Bana görev verdi, bundan sonraki süreci sen götür diye. Bir toplantı için ricada bulundum. Yine bütün patronlar var. Turgay Ciner'le Zaman'dan kimse yoktu. Orada biz yine patronlara konuştuk, tamam dediler. 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.