Çözülümcü Ufuk Uras'tan "akil insanlar" açıklaması! "ABD'nin isteği böyle"

Çözülümcü Ufuk Uras'tan "akil insanlar" açıklaması! "ABD'nin isteği böyle"

‘Akil İnsanlar’ heyeti geçtiğimiz günlerde Norveç'in başkenti Oslo'da ‘çözüm sürecinin’ artılarını ve eksilerini masaya yatırmak için bir araya gelmişti. Toplantıya katılan Uras, çok konuşulacak açıklamalar yaptı.

Ufuk Uras, Diken’den Minez Bayülgen’e açıklamalarda bulundu. Uras, son dönemde yaşanan gelişmelerin tesadüf olmadığını ifade ederek, “Ama bunlar bir üst aklın parçası olarak hareket ediyor da değil. Bir ihtiyaç var. ABD’nin tezi de büyük ölçüde böyle” diye konuştu.

Oslo’daki görüşmede yer alan Ufuk Uras, ABD’nin tezini ise şöyle anlattı:

“Anladığım kadarıyla Suriye’nin yeni, federatif modelinde Kürtlere belli bölgede otonomi sağlanması ve Türkiye’nin de bunu kabul etmesi… PKK’nin silah bırakması değil ama Türkiye’den çıkması gibi şeyler tartışılıyor. Bunu Türkiye kabul eder mi? PYD ve diğer unsurlar eder mi?.. Kestirmek güç.”

“SEÇİMLERLE BİR İLGİSİ YOK”

Minez Bayülgen’in Ufuk Uras’la röportajı şöyle:

“Twitter hesabınızdan zamanlaması çok manidar bir fotoğraf paylaştınız geçenlerde. Bu fotoğrafla, AKP iktidarı tarafından bitirilen çözüm sürecini ansızın yeniden akıllara getirdiniz. Neden yerel seçimlere beş kala bu fotoğrafı paylaştınız?

Bu toplantının seçimlerle bir ilgisi yok. Zaten nasıl bir bağlantısı olabilir ki? Hayatım boyunca barış için çabaladım. Kim iktidarda, kim muhalefette, seçimlermiş buna hiç bakmıyorum. Akil İnsan da değilim ayrıca.

Akil İnsanlar ve çözüm süreci toplantıları tekrar ilk kez ne zaman yapıldı?

Fotoğrafını paylaştığım Oslo’daki toplantı bir ilkti. İlk kez Akil İnsanlarla çözüm sürecini, iyisi ve kötüsüyle kayda almak üzerine bir buluşma oldu. Bakın, Akil İnsanların rolü, toplumdaki zihniyeti dönüştürmeye çalışmak. Bu zemini geliştirmek zorundayız.

Akil İnsanlar, dönemin başbakanı bugünün cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atandı ve görevleri de çoktan bitmişti. Bugün kim tarafından görevlendirildiler, sıfatları ne?

Tüm Akil İnsanlara bir çağrı var aslında. Çoğunun programı denk düşmedi. Katılamayanlara yönelik bir daha çağrı yapacağız.

Görevleri bittiyse neden çözüm sürecini konuşmak için toplanıyorsunuz?

‘Nerelerde yanlış yapıldı’, ‘doğru olanlar neydi’ gibi tartışmalar hiç yapılmadı çünkü… HDP’den AK Parti’sine bu süreçten neden sonuç alınamadı? Bunları konuşmak gerek.

Aradan bunca yıl geçtikten sonra mı? Neden bu soruları daha önce sormadınız da iktidar açısından çok kritik yerel seçim öncesinde çözüm sürecini konuştuğunuzu duyuruyorsunuz?

Biz bu toplantıları hep yapıyoruz. Mesela Ankara’da, İrlanda’da da yapıldı.

“TOPLANTILARIMIZDA CHP’Yİ ELEŞTİRDİK”

Çok sayıda toplantı yapmış olabilirsiniz. Ancak ilk kez bunu bir fotoğraf ile duyuruyorsunuz ve adına da ‘çözüm süreci’ diyorsunuz. Ben de ısrarla bunun zamanlamasını soruyorum.

DPI’ın sitesinde bu fotoğraflar her toplantıdan sonra yayımlanıyor zaten. Gizli saklı hiçbir şey yok. Bizim toplantılarımızda yerel seçim konuşulmadı bile. Meselenin bununla bir ilgisi de yok. Kürt sorunu Suriye endeksli gidiyor. Orada bir siyasi model oluşacak. Türkiye’de herkesin bir arada yaşayabileceği bir demokratik anayasa üzerine tartışma zemini kıymetli. Olur ya da olmaz, biz bunun gündemde kalmasını istiyoruz. Siyasi partilerden bağımsız bir şey bu. Zaten o zaman tavır alınıyor.

Anlamadım, kim ne konuda tavır alıyor?

Mesela Akil İnsanlar dönemindeki en büyük eksikliklerden biri CHP’nin sürece yeterince katılmamış olmasıydı. Bizim toplantımızda da CHP’ye çözüm süreci konusunda bir eleştiri vardı. Bu ülkenin muhalefet partisinin itiraz ettiği bir şey nasıl olabilir? İşte zaten olmadı.

“CHP’NİN BU SÜRECİN İÇİNE KATILMASI İÇİN DAHA ÇOK ÇABA GÖSTERİLEBİLİRDİ”

Siz de milletvekiliydiniz. CHP, çözüm sürecinin Meclis’te yürütülmesini, AKP tarafından HDP’nin muhatap alınmasını istemişti. Ama AKP bunu istemedi ve süreci kendi atadığı Akil İnsanlar, Kandil ve Öcalan ile yürüttü. Kürt sorununun, Meclis’te seçilmişler tarafından tartışılma fikrini neden eleştiriyorsunuz ki siz?

Meclis’te aslında bir komisyon kuruldu ama olmadı. Barış, tüm dünyada çatışan tarafların müzakere etmesiyle mümkün oluyor. Çatışan bir tarafı devre dışı bıraktığınızda sonuç alınamıyor. Burada esas olan PKK’nin dönüştürülmesi. Komisyonda bu da yer alabilirdi. Yeterince çaba gösterilmemiş olabilir. “CHP hatalıdır” demiyorum. Aksine, CHP’nin bu sürecin içine katılması için daha çok çaba gösterilebilirdi.

Akil İnsanlar şimdi yeniden harekete geçtiğine göre yine aynı sonuç yaşanabilir. Kamuoyunu böyle oyalıyormuş gibi görünmekten, Kürtleri ‘yine bir seçim menfaati’ olarak kullanmış olmaktan çekinmiyor musunuz?

Kürt sorununu araçsallaştırdığınızda, böyle bir menfaat ilişkisi haline getirdiğinizde samimi olmaz. Kim barış istemez ki? Güneydoğu’dan hiç tepki gelmiyor. Tepkiler genelde İç Anadolu ve Ege’den geliyor. Akil İnsanlar toplantısında birkaç öneride bulundum bu konuda.

“MUHTEMELEN BİR SONRAKİ TOPLANTIDA ONLAR DA OLACAK”

Hangi önerilerde bulundunuz?

Örneğin, Akil İnsanlar’dan uzaklaşan Murat Belge, Baskın Oran gibi diğer arkadaşlarla da durum değerlendirmesi yaptık. Muhtemelen bir sonraki toplantıda onlar da olacak.

Murat Belge ve Baskın Oran bir dahaki çözüm süreci toplantınıza katılmayı kabul ettiler mi?

Çağrılacaklar. Bence kabul ederler. Bu resmi bir Akil İnsanlar toplantısı değil. Baskın Oran bana Oslo’daki toplantıyla ilgili mesaj attı. Bir sonraki toplantıda, Oran gibi isimlerin eleştirilerini kayda geçirmenin kıymetli olduğunu düşünüyorum.

Ne toplantısı bunlar o halde?

Biz aydınların, Akil İnsanların yanlışları neydi, bunları kayda geçirelim istiyoruz. Burada bir taraf olma durumu yok.

“ABD’NİN TEZİ DE BÜYÜK ÖLÇÜDE BÖYLE”

Kısa bir süre önce bir yandan AKP’nin önemli ismi Mehdi Eker Erbil’e gidip, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile görüştü. Aynı zamanda Almanya’ya da federal devlet yapısını incelemek üzere bir heyet gönderildi. Bu arada Akil İnsanlar ve aydınların toplandığı kamuoyuna duyuruldu. Bütün bunlar tesadüf mü sizce?

Bunlar tabii ki tesadüf değil ama bunlar bir üst aklın parçası olarak hareket ediyor da değil. Bir ihtiyaç var. ABD’nin tezi de büyük ölçüde böyle.

ABD’nin tezi nedir?

Anladığım kadarıyla Suriye’nin yeni, federatif modelinde Kürtlere belli bölgede otonomi sağlanması ve Türkiye’nin de bunu kabul etmesi… PKK’nin silah bırakması değil ama Türkiye’den çıkması gibi şeyler tartışılıyor. Bunu Türkiye kabul eder mi? PYD ve diğer unsurlar eder mi?.. Kestirmek güç.

Siz ne diyorsunuz?

Bu konuların müzakere edilmesi gerekir diyoruz. Sorunuzdaki bütün örneklere, bu arayışın bir parçası olarak bakmak lazım. Suriye’deki federatif çözüm Türkiye’de geçerli değil. Türkiye’de anca anayasal yurttaşlığı esas alan bir demokratikleşme mümkün olabilir.

Akil İnsanlar harekete geçtiğine göre bu toplantılar devam edecek mi?

Evet, Türkiye’de de devam edecek. Ama bunun “Yeniden açılım süreci mi oluyor” sorusu ile bir ilgisi yok. Biz de bir yandan “Bunlar harekete mi geçti” diye paniğe kapılan milliyetçi kesim ile “Aman keşke harekete geçseler” diye temenni eden demokratik barışçıl kamuoyunun arasına sıkıştık kaldık.

“HDP’NİN TEK BAŞINA SÜRECİ SÜRDÜRMESİ MESELEYİ DARALTIYOR”

Yıllar evvel de ABD’nin, Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesini istediği öne sürülmüştü. Bu istek de, ‘Tek adamla ilişki kurmak, uzlaşmak daha kolay olur’ diyerek gerekçelendirilmişti. Sizce federatif bir Türkiye inşa edilirse bu, başkanlığın tamamlayıcısı olarak mı görülür? AKP bu yüzden mi federatif sistemi araştırmaya başladı?

Federatif çözüm Türkiye’ye uymuyor. Zor bir ihtimal gibi duruyor. Örneğin, Türkiye’deki nüfus geçişkenliği nedeniyle İstanbul, Kürtlerin en kalabalık olduğu şehir konumunda. Bu da anca yurttaş merkezli demokratikleşme sağlanmasıyla çözülebilir.

Toplantılarınıza dönecek olursak… Kürtlerin temsilcileri, seçtikleri milletvekilleri var. Neden onlar bu süreçte yok da siz varsınız? Onlar varken neden size ihtiyaç duyulsun?

Bir ihtiyaç da zaten bu. HDP’nin, Kürt sorununu tek başına sürdürüyor olması, meseleyi daraltıyor. Zaten DPI’ın Ankara’daki toplantısında AK Partili, CHP’li, HDP’li vekiller de vardı; Ahmet Türk, Sırrı Sakık gibi…

DPI pek çok konu başlığı altında toplantılar yapıyor. AKP, CHP, HDP’li vekillerin bir araya geldiğini söylediğiniz toplantının konusu demokrasi miydi yoksa çözüm süreci miydi?

Demokratikleşmeydi. Dünya deneyimleri karşısında demokratikleşmeydi ama sonuçta çözüm süreci gibi temalar da bir şekilde gündeme geliyor.

“ÇÖZÜM TOPLANTILARIMIZA KÜRT VEKİLLERİ DE ÇAĞIRACAĞIZ”

Kürt sorununun çözümünü konuştuğunuz toplantılar yapıyorsunuz ama paylaştığınız fotoğrafta bir tane seçilmiş Kürt vekil yok. Sizce de tuhaf değil mi?

Bu toplantı Akil İnsanlar merkezliydi, vekillerin aralarında Akil İnsan olmadığı için toplantıda da yoklardı.

HDP’li vekilleri de davet edecek misiniz çözüm süreci toplantılarına?

Gayet tabii. Zaten onlar da önemsiyor bu toplantılara katılmayı. Çok da faydalı oluyor.

Sizler ‘Kartlar yeniden dağıtılır mı’ diye umut içeren mesajlar veriyorsunuz ancak masayı deviren Cumhurbaşkanı olmuştu. İktidar masaya bir kez daha neden otursun?

Barışı temin etmek görevimiz çünkü. Aynı aktörlerle yeni bir durum olmaz elbette. “Pardon yanlış oldu, kaldığımız yerden devam edelim” diyemezseniz. Zaten AKP de kabul etmiyor.

Yerel seçimlerde yine en kritik seçmen grubu Kürtler. Sizlerin bu açıklamaları, AKP’ye oy vermeyen Kürtlerin oyunu AKP’ye çekmek ve HDP’den uzaklaştırmak için bir hamle olabilir mi?

Olamaz. Zaten HDP’den AKP’ye büyük kaymalar yaşanmaz diye düşünüyorum. Evet, Kürt seçmenin oyları çok kritik… Burada esas mesele muhalefet. Millet İttifakı, HDP’yi hep dışarıda tuttu. Asıl Millet İttifakı’nın şu anda Kürtlerin reyine ihtiyacı var.

AKP’nin yok mu?

Elbette var. Bakın, hayat sadece DPI’dan ibaret değil. Biz bu diyalog grubunu AK Parti’ye karşı oluşturduk.

Diyelim ki iktidar, Kürt sorununu çözeceğini söyledi. Gerçekleşmesi garanti olmayan bu vaat, HDP’nin oylarını AKP’ye yöneltir mi?

Tam tersi, HDP’nin taraf olması HDP’nin gücünü artırır çünkü AK Parti’yi masaya oturtmak için HDP’nin de güçlü olması gerekir.

Cezaevinde çok fazla HDP’li siyasetçi varken ve hala gözaltına alınmaya devam edilirken mi? Siyasi iktidar HDP’li vekillere ‘terörist’ diyor. AKP, HDP’yi nasıl muhatap alacak?

AK Parti’nin, MHP hakkında bir dün söylediklerine, bir de bugün söylediklerine bakın. Ya da Milli Savunma Bakanlığı bütçesi görüşülürken Hulusi Akar, HDP’den gelen bir soru üzerine çıkıyor ve “Bu kadar da karamsar olmayın, pozitif olmak gerek, yeni sentezler oluşabilir” diyebiliyor. Akar da bölgedeki malzemeyi görüyor.

Demirtaş’ı haberdar ettiniz mi Akil İnsanlar toplantısından ve diğerlerinden?

Bu toplantıyla ilgili değil ama bütün bu süreci biliyor tabii ki. Biz diyalog grubu üzerinden toplantıların bilgisini veriyoruz.”

siyasetcafe.com

Kaynak:Diken

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.