Erdoğan ZAMAN'a neden el koyamıyor
Uzanların, Ciner grubunun ve Karamehmet'in gazete ve Tv'lerine el koyan Erdoğan neden Zaman ve STV'ye el koyamıyor. İşte Hukuki Gerekçeleri
Gazeteci yazar ve akademisyen Emre Uslu, kişisel sitesinde yazdığı yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine ve iktidara yandaşlık yapan kanal ve gazetelerin, neredeyse tamamının bu zamana kadar, zorla el konularak alınan medya organları olduğunu hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın neden cemaat yayın organlarına operasyon yapma sevdasına kapıldığını açıklayan Uslu bunun sebebinin her medya grubuna yerleştirdiği ancak cemaat gazetelerine ve kanallarına yerleştiremediği parti komiserleri yüzünden olduğunu vurguladı.
Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, Erdoğan'ın buna çözüm olarak, cemaati yasa dışı örgüt ilan edip ona yakın medya organlarına da bu şekile konmak istediğini iddia ederek, Zaman ve Today's Zaman'ın, hükümetin haksızlık ve hırsızlıklarını en çok dile getiren, tabiri caizse "sesi en çok çıkan" yayın organları olduğu gerekçesiyle Erdoğan'ın özellikle hedefinde olduğunu dile getirdi.
İşte Emre Uslu'nun o yazısı:
1990’lı yıllarda Türkiye’de işadamları kendilerini korumak için medyaya yatırım yapar gazete sahibi olurlardı. Bu onları hem iktidarın saldırılarına karşı korur, hem de iktidarla anlaşıp kendi mallarına göz kayan rakiplerine karşı bir savunma aracı olurdu.
2002’den sonra AKP iktidara gelince durum değişti. Patronlar için gazete sahibi olmak bir korunma aracı değil, aksine bir tehdit aracına dönüştü. Türkiye’de hangi patronun gazetesi varsa o patron doğrudan iktidarın tehdidi altında. Bu tehdit sadece medya patronlarının iktidarın istediği şekilde yayın yapmasıyla ilgili değil. Bu tehdit çoğu zaman medyayı doğrudan iktidarın denetimine sokma isteğiyle ilgili.
Bugün iktidar Cemaat medyası ve birkaç küçük gazete hariç hemen tüm medyada, Doğan medyası da dahil, parti komiseri bulunduruyor. Bu komiserler aracılığıyla yayın oranlarını denetlemeye çalıyor. Erdoğan’ın gazete patronlarını arayıp azarladığı artık sır değil.
Dahası. tehdit bununla da sınırlı kalmıyor. Gazete patronları yayın organlarını tamamen hükümetin tekeline bıraksalar bile istekler bununla da bitmiyor. Örneğin bir telefonla o patronun sahip olduğu futbol kulübünden bedava futbolcu taransferi yapma talebi de gelebiliyor. Yani patronlar her şeyleriyle, her an iktidarın kölesi gibi davranmak, onların tüm isteklerine boyun eğmek zoruna bırakılıyor.
UZANLAR, CİNER, KARAMEHMET...
Medya sahibi olmak patronlar için o kadar tehlikeli hale geldi ki bu patronların tüm işlerini tehdit eder duruma geldi. Örenğin Uzanlar’ın medyası olmasaydı ve muhalif yayın yapmasaydı Star gazetesi ve televizyonuna gerçekten konulur muydu?
Yine Sabah gazetesinin TMSF’den satışı sonrasında Ciner grubundan alınan bu gazete ve televizyon Ciner grubu için bir tehdit mi yoksa koruma aracı mı oldu?
Akşam gazetesi de aynı şekilde. Karamehmet grubundan alınıp iktidarın denetimine verilen bu medya grubu patronu için bir tehdit mi yoksa bir koruma aracı işlevi mi gördü?
Aydın Doğan’ın doğrudan medyanlarda Erdoğan’ın hedefi olması medyası sayesinde değil mi?
Gülen cemaatinin özellikle muhafazakar kesimlere hitap eden medyası ve okulları olmasaydı Erdoğan’ın hedefi olurlar mıydı?
İsterseniz konuya şöyle de bakabilirsiniz: Erdoğan’ı destekleyen ne kadar medya organı varsa hemen hemen tamamı devlet zoruyla patronlarının elinden alınmış medya organlarıdır. Erdoğan devlet gücünü bir sopa gibi kullanıp medya sahibi olan patronların elinden o gazeteleri alıp kendi denetimine sokuyor. Bunu kendi rejiminin devamı için hayati bir konu olarak görüyor.
YAZAR ATTIRAMADIĞI TEK YAYIN ORGANI
Bana göre Gülen cemaatinin başına gelenlerin çoğu da bu taleple ilgili. Erdoğan’ın Gülen Cemaatinin medya organlarının başına bir parti komiseri atayıp orayı kontrol etmek istediği medya çevrelerinde konuşulan bir iddia. Gülen cemaatinin bunu kabul etmediği biliniyor. Ayrıca Erdoğan’ın yazar attıramadığı tek medya organı Gülen cemaatine ait gazete ve TV’ler. Gördüğüm kadarıyla bu Erdoğan’ı çıldırtıyor. Haliyle Gülen cemaatini de Erdoğan’ın hedefi haline getiriyor.
Son dönemde Gülen cemaatinin gazetelerine operasyon yapılacak, 150 gazeteci içeri alınacak, cemaatin yayın organlarına el konulacak bilgisi bizzat Erdoğan’a yakın gazeteciler, örneğin Yeni Şafak gazetesinin yayın danışmanı Cem Küçük tarafından yazıldı.
SORUN: BORSADA HİSSELERİNİN OLMAMASI
Sorun şu: Erdoğan bu gazeteleri mevcut hukuki kuralları işleterek el koyamıyor. Gazeteler zarar etmiyor. Borsa da hisseleri yok. Dolaysıyla TMSF gibi kurumlar doğrudan el koyamıyor. Bu gazetelere el koymanın tek yolu var Gülen cemaatini illegal bir yapı ilan edip bu gazeteleri de o yapının parçası olarak lanse etmek.
Sanırım şimdilerde onu yapıp gazetelere el koymak istiyor. 150 Gazeteciyi de bu yüzden içeri atıp onların malına konmak istiyor.
ZAMAN İLE TODAY'S ZAMAN'IN YERİ AYRI
İktidar için Zaman ve Today’s Zaman’a el koymayı zorunlu kılan özel nedenler var. Zaman özellikle muhafazakar kesimler üzerinde çok etkili bir gazete. Erdoğan meydanlarda gazetelerini almayın diye kendi oy tabanına seslendi ama Zaman’ın tirajı bir milyon civarında ve düşme olmadı.
Muhafazakar oy tabanında giderek yaygınlaşan “AKP’de yolsuzluk ve hırsızlık çok” algısı ile “AKP zalimleşiyor” algısının yerleşmesinde Zaman’ın etkisi büyük. Bu yüzden Erdoğan Zaman’a el koymak istiyor.
Today’s Zaman’dan özellikle rahatız olduklarını zaten gizlemiyorlar. Today’s Zaman’ın yabancıların Türkiye’yi izledikleri en iyi mecra olduğunu onlar da biliyor. Bu gazetenin etkisini kırmak için İngilizce yayınlanan gazeteler de çıkardılar ama onların ektisi çok az. Zira dışarıdan Türkiye’yi takip eden okurlar AKP’ye oy veren kitleler gibi eğitimsiz kimseler değil. Bu yüzden iktidar gazetelerinde haber diye anlatılan saçmalıkların hemen farkına varıyorlar. Today’s Zaman’ın etkisi bu yüzden önemli. İşte bu yüzden de TZ’ye el koymak istiyorlar.
BU AŞKTAN VAZGEÇİLECEK GİBİ DEĞİL
Cemaat gazetelerine el koyabilirler mi bundan çok emin değilim. Gazetelerin okurlarının dün geceki tepkisi bunun kolay olmayacağını gösteriyor ama iktidarın gazetelerden rahatsızlığı ve bunlara el koyma aşkı da hiç kolay atlatılacak gibi değil.
Türkiye 2014’de türbülanslı bir yolculuk yaptı 2015’de sarsıntılar daha da artacak gibi görünüyor…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.