Erdoğan'ı 'cehenneme' götüren ikili

Erdoğan'ı 'cehenneme' götüren ikili

Erdoğan’ı siyasi “cehenneme” götüren ikili “strateji küpü” Ahmet Davutoğlu ve “sır küpü” Hakan Fidan’dır. 

 

Baştan belirteyim buradaki “cehennem” teolojik bir referansa işaret etmez. Aksine siyasi hatalar yapmak ve Ortadoğu çıkmazı anlamında kullanıyorum “cehennem” kavramını. Zaten teolojik referans verseydim sanırım Hayrettin Karaman üstünden bir analiz yapmam gerekirdi, ki o benim uzmanlık alanım değil.

 

Temel bir soruyla başlayalım: Türkiye’de işler ne zaman kötü gitmeye başladı? Bunun cevabı belli; Avrupa Birliği’nden uzaklaşıp yönümüzü Ortadoğu’ya dönmeye başlamakla birlikte..

 

Kim ne derse desin Erdoğan’ın yönünü Ortadoğu’ya çeviren ikili Davutoğlu ve Fidan’dır. İran’dan Tunus’a, Erdoğan’ın temelde Türkiye’nin AB tarafından durduğundan dolayı  kazandığı sevgi ve sempatinin kaynağını bile iyi anlamayıp, Erdoğan’ın  Müslümanlığından dolayı Ortadoğu halkları Türkiye’ye sempati duyuyor sanıp, müflis tüccar gibi Ortadoğu sokaklarında harcayan kişidir Fidan ve Davutoğlu.

 

Kişisel olarak ikisini de tanıyanlar “beyefendi” “adam gibi adam” yorumları yaparlar. Ancak bir kişinin bey efendi olması veya adam gibi adam olması iyi stratejist, iyi  istihbaratçı olması anlamına gelmiyor. 

 

Türkiye kurumlaşamamış bir ülkedir. Var olan kurumları da bu ikili tarafından kadrolaşmak ve siyasi hırslar tarafından partizan kurumlara dönüştürülünce başladı Erdoğan’ın “cehenneme” giden yolculuğu...

 

Türkiye 2010’un sonlarından itibaren hatalar yapmaya başladı. Bu dönem aynı zamanda Erdoğan’ın devlete bu ikili üzerinden nüfuz etmeye başladığı zamandır. MİT’e Hakan Fidan’ın atanmadı Dışişlerinde monşerlerin tasfiye edilip, Davutoğlu zihniyetinin hakim olmaya başlaması bu dönemden itibaren başlar. Her iki kurum da hızlıca dönüştürülünce dönüşümün hızı oranında “cehenneme” gidiş de hızlandı...

 

Oysa 2010 öncesinde Erdoğan, devletin kurumlarına güvenmez, bir kurumdan gelen bilgiyi, başka kurumlardan gelen bilgilerle çarpıştırır, kendi kararını buna göre verirdi. 2010 sonrasında Erdoğan’ın bilgi kaynağı tekleşti; attık sadece MİT’den gelen bilgilere güvenmeye başladı. Çünkü orada Erdoğan’ın “sır küpü” vardı...

 

Erdoğan, çok güvendiği bu ikilinin giriştiği her işten zararlı çıktı. Zarar yazan ilk operasyon İran’ın nükleer müzakere sürecinde ikilinin yönlendirmesiyle İran’ın yanında tavır almamızla başlamıştı. Hatırlayın, Batı dünyası İran’a ambargo koymaya çalışırken, Davutoğlu, Brezilya ile birlikte Tahran’a gitti dünyanın gidişatına ters bir şov yaptı. Bir anlaşma imzaladı. Ancak o anlaşma döndü suratımıza şamar gibi yapıştı. Bugün İran ABD ile müzakere yürütürken biz arkadan seyrediyoruz. Hem stratejik hamle üstünlüğümüzü kaybettik hem de bölgesel önemimizi...

 

O dönemde Türkiye’nin nükleer müzakerecisi  Hakan Fidan’dı. Diplomasi koridorlarından sızan bilgilere göre Fidan’da uluslararası toplantılarda hep İran’ın nükleer santral kurma hakkını savundu.  Bu batılı siyasi elitler arasında Türkiye hakkında şüphelerin artmasına neden oldu.

 

Üstüne üstlük sanki dünyaya nizam veriyormuşuz gibi BM Güvenlik konseyinde İran lehine oy kullanan tek ülke Türkiye oldu. O dönem İran kontrolündeki Hizbullah’ı etkili olduğu Lübnan bile çekimser kaldı...

 

Bizim cehennem yolculuğumuz böyle başladı işte. Bu ikili başlattı...

 

Arkası geldi. Arab Baharı sırasında aynı hatayı yaptırdı bu ikili. Önce NATO’nun Libya’da ne işi var çıkışı yaptırıp, ardından Libya’ya gemi gönderme çelişkisi yaşattılar Erdoğan’a.

 

Mısır’da Mursi’ye darbe olmayacak diye bilgi verip diren mesajları verenler de bu ikiliydi. Bir ülke düşünün ki Kahire Büyükelçisi  darbeden önce Ankara’ya “Mısır ordusu müdahale etmez” mesajı geçecek, aynı büyükelçi bu fecaat rapordan sonra Dışişleri Bakanı tarafından ödül bir atamayla başka bir göreve atanacak...

 

Boğazımıza kadar batağa saplandığımız Suriye’de de bu ikilinin rolü vardı.  Hatırlayın süreç başlamadan Esad’a gidip konuşan ikili bu ikiliydi. Esad rejimi iki haftada devrilir diyen de Davutoğlu’ydu, mülteci sayısı 100 bini geçerse Suriye’ye müdahale ederiz diyen de.

 

IŞİD Süleyman Şah türbesini bastığında türbeyi bombalamayı konuşan da bu ikili...

 

Güneydoğu’da PKK hakimiyeti de bu ikiliden birinin parmağı olması tesadüf mü. Çözüm sürecini bölgede PKK’nın hakimiyetine dönüştürmek nasıl bir stratejik akılın ürünüdür. Çözüm süreci diye yola çıktığımız son iki yıldan bu yana PKK, siyasi, askeri, sosyal ve ekonomik gücünü üç kat artırırken, bölgede devlet üç kat zayıflamışsa bunu başarı hanesine mi yazacağız yoksa bir siyasi cehenneme sürükleniş olarak mı göreceğiz.

 

KCK’ya operasyon yapan polisi durduran Fidan değil miydi? Bu gün o KCK Asayiş birimleri o komutanlıktaki bayrağı indiren birimler işte. O bayrakla birlikte Erdoğan’ı imajı da yere indi, batıdaki seçmenin gözünde. Bunu kim sağladı?

 

Erdoğan’ın Cemaat kavgasının arkasındaki ismin de Fidan olduğu iddia ediliyor.  En azından  medyaya yansıyan bilgilere göre Cemaate yapılan operasyonlar MİT merkezli yürütülüyor.  Erdoğan’ın cemaatle kavga etmesinden kim karlı çıktı? Erdoğan mı? Güldürmeyin adamı...

 

Erdoğan, Cemaatle –kazanamayacağı, en azından siyaseten büyük yara alacağı- kavgaya kim itti? Ya da kim engel olmadı? Bu kavgadan büyük yara alırız demesi gereken istihbarat bilgilerini elinde tutan “sır küpü” değil miydi?

 

Bana sadece bir örnek verin ki bu ikilinin giriştiği faaliyet Erdoğan’ın hanesine zarar olarak yazılmış olmasın. Veremezsiniz. Yok  öyle bir faaliyet.

 

En son Musul konsolosluğunun basılmasında bu ikilinin en hafif deyimiyle beceriksizliğinin rolü yok mu. Musul konsolosluğu birilerinin düzenlediği bir kumpas değilse, bu ikiliden birinin önceden doğru dürüst istihbarat vermesi, diğerinin de konsolosluğu bir an önce boşalttırması gerekmez miydi?

 

Bu ikili nereye ellerini atsa Erdoğan için felaketle sonuçlandı...

 

Erdoğan’ı Çözüm sürecine ittiler, bataklığa saplandı.

 

Erdoğan’ı Suriye cehennemine ittiler, bataklığa saplandı

 

Erdoğan’ı Ortadoğu cehennemine ittiler, bataklığa saplandı

 

Erdoğan’ı cemaatle kavgaya tutuşturdular bataklık..

 

Kim bu ikili Allah aşkına...

 

Bu arada Erdoğan henüz “cehenneme” tamamen sürüklenmemişse onu orada tutan tek kişi var Ali Babacan. Onun yerine de jöleliyi kaydırmayı düşünüyorlar.  Erdoğan nefretini siyasi kimlik haline getirmiş çevreler bile bunu başaramamıştı. Kutlarım...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.