Felaket yaklaşıyor!

Felaket yaklaşıyor!

Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş Türkiye'nin üzerine uluslararası alanda yavaş yavaş yaklaşmakta olan kara bulutları yazdı. Terör örgütü IŞİD ve Suriye'nin başımıza çok güçlü ihtimalle açması beklenen tehlikeye dikkat çekti.

Tablo şu:


Bir süreden beri Türkiye’nin müttefikleri ile ilişkileri kötü gidiyor.

Yani, Avrupa Birliği ile özellikle de Almanya ile…

Yani ABD ile, ABD yönetimi ile…

ABD ve Avrupa, Suriye konusundaki politikalarını değiştiriyor.

ABD ve Avrupa’da Türkiye’nin IŞİD’e yardım ettiği, silahlandırdığı, eleman teminine yardımcı olduğu, sınırlarında IŞİD’e geçiş kolaylıkları sağladığı gibi konular gündemden düşmüyor.

Biz ülkemizde IŞİD’in rehin tuttuğu vatandaşlarımız hakkında bile konuşup yazamazken, AB ve ABD’de IŞİD ve IŞİD’e Türkiye’nin yardımı konusu ciddi ciddi tartışılıyor.Alman televizyonlarında Türkiye’deki IŞİD karargahları hakkında haberler yayınlanıyor.

ABD IŞİD’i bombalıyor.

Türkiye IŞİD’e destek vermekle suçlanıyor!

Böyle bir tablo sonunda olabilecekler konusunda bir fikriniz olabilir mi?

Daha bitmedi!

Suriye yönetiminin Türkiye aleyhine savaş suçları ve teröre destek suçlamasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtığı dava kabul edildi ve görülecek.

Yani işler iyi gitmiyor ve bunlar “kaos işaretleri” olarak görülüyor.

Hayalet yazar…

Hatırlarsınız, çapkınlığı ile ünlü İMF Başkanı Dominique Struss-Kahn (DSK) Fransa’ya başkan adayı olacağını düşünürken ABD’de bir otelde oda görevlisi bir kadına sarkıntılıktan tutuklanıverdi. Böylece hem İMF başkanlığı hem Fransa Başkanlığı hayali suya düştü.

Dün Roman Polanski’nin Hayalet Yazar filmini bir daha seyrederken birden zihnime düştü DSK’nın durumu.

Uluslararası düzen, birisi hakkında karar vermişse kim olursa olsun mutlaka bir şekilde saf dışı etme yeteneğine de sahip.

Filmde bir eski İngiltere Başbakanı yine İngiltere Savunma Bakanı tarafından Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne şikayet ediliyor. Savcı dava açıyor ve eski başbakan nereye giderse tutuklanma korkusu yaşıyor. En sonunda savaş suçlarını cezalandırma anlaşmasını imzalamayan birkaç ülke dışında hiçbir yere hareket edemiyor. Gitse tutuklanacak, gitmese ülkesinde aleyhine çok yoğun gösteriler yüzünden evinden çıkamıyor.

Başbakan iken savaş suçu işlediği kabul edilen eski İngiltere Başbakanı’nın Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanmasıyla ilgili bu film buradan bakınca çok ilginç çağrışımlar yapıyor.

Erbakan haklı çıktı…

Türkiye’de başörtüsü yasağı konusunda en zor dönem elbette 28 Şubat dönemiydi.

O dönemde çok insan bu yüzden işinden, eşinden, evinden oldu.

Psikolojisi bozulup tedavi görenler oldu.

Okullarını terk etmek zorunda kaldı genç kızlar.

O sıralarda rahmetli Necmettin Erbakan “Bir gün gelecek bütün rektörler başörtülülere selam duracak” demişti.

Doğrusunu isterseniz o günkü konjonktürde böyle bir söz insanlara pek inandırıcı gelmiyordu.

Geçenlerde cumhurbaşkanlığı devir teslim törenini izlerken dikkatimi çekti. Bir zamanlar cumhurbaşkanı olacak kişinin eşinin başörtülü olması sorundu ama o sorun aşıldı.

Şimdi yeni seçilen cumhurbaşkanının eşi de başörtülü.

Devir teslim töreninde iki başörtülü first lady vardı ve herkes, bütün devlet erkanı, askerler, rektörler, bütün siyasiler ve bürokratlar cumhurbaşkanlarına dolayısıyla da eşlerine selam duruyorlardı!

Yani, gelişmeler rahmetli Erbakan’ı bu konuda haklı çıkardı.

Hatırlatayım istedim.

Burhan Kuzu ile İsmail Köse…

Burhan Kuzu oldukça yetkin bir anayasa profesörüdür. Uzun yıllardır da siyasette bulunuyor.

Bakan olmak en büyük arzularından birisiydi. Mutlaka ve mutlaka bu yetkinlikte bir isme bakanlık verileceği düşüncesiyle yıllarca sabırla bekledi. Olmadı.

En sonunda televizyondaki bir konuşmasında beklentisini açık etti ama yine olmadı.

Burhan Kuzu’nun durumunda geçmişte bir kişi daha vardı. DYP’li İsmail Köse.

İsmail Köse DYP Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Erzurum milletvekiliydi. Demirel’in yakınlarındaydı. Oldukça çalışkandı. Parlamentoda çok aktifti. DYP Grup Başkan Vekilliği yaptı. Her seferinde bakan olacağını düşünerek yılları geçti ama partiye ve Demirel’e çok sadık olduğu için Demirel her seferinde onu es geçti.

Burhan Kuzu ile İsmail Köse’nin durumu birbirine o kadar benziyor ki… Sanki göbekleri beraber kesilmiş. Liderleri tarafından aynı muameleye tabii oluyorlar, sadakatleri böyle ödüllendiriliyor!

Günün tweeti

“Bütün kirli, hukuksuz, keyfi işlerine Allah'ın adını karıştırmaları artık cidden midemi bulandırıyor. Bir de makama önem vermiyoruz masalı!”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.