1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Heyecan yaratan iddia: Hz. Yusuf'un mezarı Mısır'da bulundu
Heyecan yaratan iddia: Hz. Yusuf'un mezarı Mısır'da bulundu

Heyecan yaratan iddia: Hz. Yusuf'un mezarı Mısır'da bulundu

Hz. Yakub’un oğlu olan Hz.Yusuf'un mezarının Mısır'da bulunduğu iddiası gündem oldu.

A+A-

Dünya arkeoloji çevreleri uzun süredir yapılan bir çalışmanın kesin sonuçlarının açıklanmasına odaklanmış durumda.

Yaşamından kesitler, "kuyu" meseli ile Tevrat ve Kur’an’da ayrıntılı biçimde anlatılan, güzelliği dillere destan Hz. Yusuf'un mezarının Mısır'da bulunduğu iddia edildi.

Hz. Yakub’un oğlu olan Hz. Yusuf, dini kaynaklarda çektiği çileler ve kardeş kıskançlığının gazabına uğramış bir figür olarak konu ediliyordu.

Hz. Yusuf'un mezarının bulunduğuna dair inancın temeli de yine bu mesellere dayanıyor. Hz. Yakub'un oğlu Hz.Yûsuf'a "liderliğe ve asalete işaret eden bir giysi olan uzun ve renkli bir pelerin yaptığı" rivayet ediliyordu, işte bulunan kalıntıda Tevrat'ta bahsedilen o renkli pelerinden izlere ulaşıldığı düşünülüyor.

 

Konu hakkında detaylı bilgileri Murat Bardakçı Habertürk'teki köşesinde şöyle paylaştı;

 

- Mısır’da ortaya çıkartılan bu mezar Hazreti Yusuf’a mı ait?

Avrupa ve Amerika’nın önde gelen Mısır arkeologları ile Tevrat uzmanı dinbilimciler bir müddet önce Mısır’da bulunan bir mezarın Hazreti Yusuf’un kabri olup olmadığını tartışıyorlar…

Büyük dedesi Hazreti İbrahim, dedesi Hazreti İshak, babası da Hazreti Yakup olan; Hazreti Muhammed’in Mirac’a çıkarken semânın üçüncü katında karşılaştığı şeklinde hadisi bulunan ve Kur’an-ı Kerim’in Yusuf Suresi’nde uzun uzadıya bahsi geçen Hazreti Yusuf’un kim olduğunu hemen herkesin bildiğini düşündüğüm için meşhur “kıssa”nın ayrıntılarını anlatmaya lüzum görmüyorum. Ama, Kur’an’ın yanısıra Tevrat’ta da Hazreti Yusuf’tan gayet ayrıntılı şekilde bahsedildiğini, Kur’an’daki bahisler ile Tevrat’taki ifadelerin temelinin aynı olduğunu, aralarında sadece ufak bazı farklar bulunduğunu söyleyeceğim…

 

hazyusuf-mezari-siyasetcafe.jpg

 

Önce, ortaya çıkartılan mezarın özelliklerinden bahsedeyim:

 

Mısır’da Nil Deltası ile Sina Yarımadası arasında kazı yapan arkeologlar, yeri henüz tam olarak açıklanmayan bir yerde toprak altından ana hatlarını kolayca belirledikleri büyük bir ev buldular. Evin zengin bir Mısırlı’ya ait olduğu anlaşılıyordu; avluda 12 mezar, küçük bir tapınak ve tapınakta da yine bir mezar ile parçalara ayrılmış bir de heykel vardı…

 

Bu ve daha başka ayrıntılar, arkeologlara Tevrat’ın Hazreti Yusuf hakkında anlattıklarını hatırlattı:

 

Milâttan Önce 15. asırda dünyaya geldiğine inanılan Hazreti Yusuf, ailesi ile beraber Filistin’de yaşıyordu. Kardeşleri tarafından Kur’an’a göre bir kuyuya atılan, Tevrat’a göre ise Mısır’a giden bir kervana satılan Hazreti Yusuf götürüldüğü Mısır’da binbir türlü derde uğramış, senelerce zindanda kaldıktan sonra nihayet serbest bırakılmış, Firavun’un veziri olmuş, orada evlenmiş ve 12 çocuğu dünyaya gelmişti.

Bugün sadece yontuldukları taşın renginde olan antik heykeller aslında renklidirler, yani yontulduktan sonra boyanmışlardır ve boyalar yeni bulunan mezarlarda ortaya çıkartılan heykellerin bazılarında gayet belirgindir…

Toprak altında bulunan evin Hazreti Yusuf’a ait olup olmadığı tartışmalarını işte bu parçalanmış heykel başlattı. Tevrat’ta, Hazreti Yusuf’un babası Hazreti Yakub’un en sevdiği oğlu olan Yusuf’a hediye olarak rengârenk kumaştan dikilmiş pelerini andıran bir palto diktirdiği yazılıydı…

Evin tapınak kısmındaki taş heykelin sırt kısmında yine taştan, Tevrat’ta bahsi geçen pelerini andıran renkli bir giysinin bulunduğu farkediliyordu. Firavun’dan sonra gelen çok önemli kişilerden birine ait olduğu anlaşılan ev antik Mısır yapılarına benzemiyordu, inşa tarzı Mezopotamya, Filistin ve Suriye mimarîsini andırıyordu, üstelik avluda Hazreti Yusuf’un çocuklarının adedi kadar tam 12 mezar vardı! Üstelik heykel bir Mısırlıyı değil, o taraflarda pek rastlanmayan kızıl saçlı ve sarışın bir yabancıyı temsil ediyordu ama yüz kısmı sonradan kazınmıştı.

Heykelin ve mezarların bulunuşunun ardından, eski Mısır uzmanları mezarın Yusuf’a ait olup olmadığını belirleyebilmek için yine Tevrat’ta anlatılan bir hadiseye müracaat ettiler:

Tevrat’ta Hazreti Yusuf’un vefatından kısa bir zaman önce çocuklarına ve yakınlarına “İsrailoğulları, Mısır’dan ayrılacakları zaman kemiklerimi burada bırakmasınlar; asıl memleketim olan Şekem’e götürsünler” diye vasiyette bulunduğu yazılıydı.

Hazreti Yusuf’un vefatından uzun seneler sonra İsrailoğulları’nın başına geçen Hazreti Musa, halkını Mısır’dan çıkartacağı zaman bu vasiyeti yerine getirmek için üç gün boyunca Yusuf’un tabutunu aramış, bir nehirde bulmuş, yarılan Kızıldeniz’den geçerek Filistin’e giderken yanında götürmüş, çöllerde kırk sene boyunca bu tabutla dolaşmış ve kemikler “Şekem” taraflarına defnedilmişti.

 

hazyusuf-mezari-siyasetcafe1.jpg

 

O zamanki ismi “Şekem” olan bölgenin tam olarak neresi olduğu bugün hâlâ bilinmiyor. Batılı bazı din tarihçileri Filistin’de, Nablus şehrinde bulunan ve asırlardan buyana Hazreti Yusuf’a ait olduğuna inanılan bir türbenin mevcudiyetini gözönüne alarak “Şekem”in Nablus ve civarı olabileceğini söylüyorlar.

Yusuf’un kabrinin yerinden Kur’anda bahsedilmemesine rağmen bazı İslâmî kaynaklar bu hususta bilgi veriyor ve naaşın Nil kıyısında bir yere defnedildiğini yazıyorlar. Defnin yapıldığı bölge, Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında “Goşen” diye geçiyor…

Goşen’in de tam olarak nerede bulunduğu da hâlâ bugün bilinmiyor; sadece “Nil Deltası’nın kuzeyinde, Sina Yarımadası’na yakın bir bölge” şeklinde ifade edilebiliyor…

Toprak altından çıkartılan ve Hazreti Yusuf’un mezarı olduğu düşünülen ev, işte “Goşen” olduğuna inanılan bu bölgede bulundu!

Arkeologlar ile dinler tarihi uzmanlarının mezar konusundaki çalışmaları ve tartışmaları daha bir müddet devam edeceğe benziyor ve vardıkları neticeden sizleri haberdar edeceğim…

Hazreti Yusuf’un kabri olduğu düşünülen mekânda bulunan kırılmış heykelin renkli pelerini temsil ettiği söylenen sırt kısmı.

Aynı kabirde bulunan ama bir Mısırlıyı değil, o taraflarda pek rastlanmayan kızıl saçlı sarışın bir yabancıyı temsil eden heykelin baş kısmı. Heykelin yüzünü kimlerin niçin kazıdığı şimdilik bilinmiyor.

 

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN!

Siyasetcafe.com

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.