İhsanoğlu: Türkiye rejim arayışında değil
"Millet Meclisi bunu kabul etmeden birilerin çıkıp biz sistemi değiştireceğiz demeleri, bu memlekette kriz yaratır."
CUMHURBAŞKANI adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Samsun'da yaptığı açıklamada Türkiye'nin rejim arayışında olmadığını belirterek, "Türkiye'de rejimin adı belli, anayasadaki sistem belli. Bu kuvvetler ayrılığı partlementer rejim sistemi. Türkiye'de böyle bir talep olabilir, bazı siyasiler böyle düşünebilir, bazı yazarlarımız bunu düşünebilir, ona benim itirazım yok. Ama bu rejim değişikliği yapılmadan, Millet Meclisi bunu kabul etmeden birilerin çıkıp biz sistemi değiştireceğiz demeleri, bu memlekette kriz yaratır" dedi.
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ve eşi Füsun İhsanoğlu bugün saat 09.50'de tarifeli uçakla Samsun'a geldi. İhsanoğlu Samsun Çarşamba Havalimanı'nda CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Haluk Koç, CHP Samsun Milletvekili İhsan Kalkavan, MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ile İzmir bağımsız milletvekili Ertuğrul Günay ve partililer karşıladı. İhsanoğlu daha sonra seçim otobüsüne binerek konvoy eşliğinde kent merkezine geldi.
Burada şehir turu atan Ekmeleddin İhsanoğlu'na vatandaşlar alkışlarla destek verdi. İlkadım İlçesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi'nde esnaf ziyaretinde bulundu. Çay ocaklarına giderek vatandaşlarla çay içip sohbet etti. Bir vatandaş İhsanoğlu'na üzerinde adı yazan 'Türkmen yağlığı' hediye etti.
'TAŞERON SİSTEMİNİ KALDIRMAK LAZIM'
Esnaf ziyareti sırasında, taşeron işçi olarak çalıştığı kurumda işten atıldığını söyleyen bir vatandaş İhsanoğlu'na Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi halinde taşeron işçilerin sorunları ile ilgili bir çalışma yapıp yapmayacağını sordu. Bunun üzerine İhsanoğlu, hukukun üstünlüğünün her şeyden üstün ve önce olduğunu belirterek, "Bir ülkede hukukun üstünlüğü kayboldu mu her şey kötü olur. Ne diyorlar mahkemelerde bir yazı var 'adalet mülkün temelidir.' Bu mülkün temelinde adalet kaybolduğu zaman bu mülk çöker. İşte sizin gibi binlerce yüzbinlerce milyonlarca da olabilir. Başka sırf kömür ocaklarında değil, başka görevlerde devletin dairelerinde bile taşeronluk yapılıyor. Bu sistemi kaldırmak lazım. Üniversitelerde taşeronluk sistemi temizlik işçileri bu tamamen yanlış. Bu Türk devlet yapısına aykırı bir yapıdır. Türk devlet yapısına Türk hukuk sistemine aykırı bir sistemdir. Bu bir yerde kölelik sistemine benzeyen bir şeydir. Elbette bunu kaldırmak lazım. Bunun için biz büyük mücadele vereceğiz inşallah" dedi.
KANUNLARA SAYGILI OLACAĞIZ
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu esnaf ziyaretinin sonrasında Büyük Samsun Oteli'nde gerçekleştirilen basın toplantısını katıldı. Burada basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Bir basın mensubunun seçim anketleriyle ilgili sorusuna cevap veren İhsanoğlu, "Seçim yasağına, biz bütün yasaklara biz saygılıyız. Bazıları kendilerini kanunun üzerinde görüyorlar ve yasak falan dinlemiyorlar. Anketlerden bahsetmek seçim yasağına girdiği için konuşma imkanımız yok. Bazıları konuşuyorlar çünkü bazı insanlar kendilerini kanun üstünde kabul ediyorlar. Yani onların her yaptıkları şey kanundur, kanun üstüdür, biz vatandaş olarak, cumhurbaşkanı adayı olarak ve inşallah cumhurbaşkanı olarak her şeyden önce kanunlara saygılı olacağız. Zaten bizim bu kampanyanın bir tarafı da biraz saygı telkin etmektir. Bu seçimlerde saygılı bir şekilde yarışa devam etmek onun için biz buna riayet edeceğiz. Ve burada rakamlar üzerinden konuşmayacağım" diye konuştu.
AK PARTİLİ KARDEŞLERİMİZLE AYNI CAMİANIN İNSANLARIYIZ
Bu seçimin çok farklı olduğunu söyleyen İhsanoğlu, "Yani Mart'taki seçimden farklı, gelecek seneki seçimden farklı. Bu milletvekili, belediye reisi seçimi değil. Burada bir tek sandalye var. 10, 100, 1000 tane değil. Ve o sandalyeye üç aday yarışıyor. Bu üç adaydan birisini millet seçecek, seçimi de parti esası üzerinden yapmayacak. Ben bu görevle karşı karşıya geldiğim zaman çok geniş istişare yaptım. İstişare ettiklerim arasında Ak Partili kardeşlerimiz de vardı. Onlar bana bu konuda tavsiyelerde bulundu. Kurucular, halen görevde olanlar. Biz Ak Partili kardeşlerimizin bize teveccühlerini görüyoruz. Çünkü biz aynı camianın insanlarıyız" diyerek şöyle devam etti:
BİR AYDIN DİKTATÖRLÜĞÜ NASIL KABUL EDER
"Cumhurbaşkanı köprü, hastane, okul açmayacak. Onu hükümet açacak, yeni başbakan yapacak, kimse başbakan, o yapacak. Cumhurbaşkanı yol yapmaz, yol gösterir. Bizim sistem budur. Bizim parlamenter sistem kuvveter ayrılığı icra yargı denetim yasama bunlar ayrı ayrı kuvvetler. Bu her gücün tek adamda olduğu sisteme diktatörya derler. Mutlakiyet derler. Bunu belki bazılarımız isteyebilir. Herkes hür düşündüğü gibi söylemeli, yazmalı. Ama ben şuna inanıyorum bunu bir aydın kişi, mürekkep yalamış kişi Türkiye'nin diktatöryaya gitmesini nasıl kabul eder."
ARAP ÜLKELERİNDEKİ KAVGALARA TARAF OLMAMALIYIZ
Bir basın mensubunun Ortadoğu ile ilgili sorusu üzerine Ekmeleddin İhsanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:
"Türkiye Ortadoğu'nun çok önemli bir ülkesi. Aynı zamanda Balkan, Avrupa, Akdeniz ülkesiyiz. Bütün bu bölgelerle komşu ülkeyiz. Bu bölgelerle bizim müşterek tarihi bağlarımız, hala demografik bağlarımız var. Ve bu bölge yakın zamana kadar bir nevi kendine göre bir istikrar içerisindeydi. Herkes aynı şekilde yaşıyordu. Birden bire bu 'Arap baharı' denilen hadise çıkınca her şey alt üstü oldu ve herkes bu bahar, aslında bahar değilde sonbahar bu diktatörlerin son baharıydı. Benim tabirim bu. Bu diktatörlerin yıkılmasıyla bütün sosyoekonomik, sosyo kültürel ve stratejik dengeler bozuldu. Bunlarla ilgili dünya aktörleri adaptasyonu vakit aldı. Türkiye bu konuda kendi dış politika prensiplerinden biraz ayrıldı. Çünkü bizim dış politika prensiplerinden bir tanesi Arap kardeşlerimizin aralarındaki kavgalara taraf olmamaktı. Ve bu çok doğru bir prensiptir. Bunu başka ülkeler takip ediyor, biz çok uzun müddet takip ettik ve başarılıydık. Böylece o kavganın içinde kendimizi bulduk. Bu bizim en büyük düzeltilmesi gereken husustur. Temenni ediyorum seçildiğim andan itibaren bunu düzeltmeye gayret edeceğim."
TÜRKİYE REJİM ARAYIŞINDA DEĞİL
İhsanoğlu bir basın mensubunun başkanlık ve yarı başkanlık sistemiyle ilgili düşüncelerini sorması üzerine şöyle cevap verdi:
"Türkiye rejim arayışında değil. Türkiye'de rejimin adı belli, anayasadaki sistem belli. Bu kuvvetler ayrılığı partlementer rejim sistemi. Türkiye'de böyle bir talep olabilir, bazı siyasiler böyle düşünebilir, bazı yazarlarımız bunu düşünebilir ona benim itirazım yok. Ama bu rejim değişikliği yapılmadan, Millet Meclisi bunu kabul etmeden birlerin çıkıp biz sistemi değiştireceğiz demeleri bu memlekette kriz yaratır. Zaten bir adalet krizimiz var. Hukuksuzluk, kanunsuzluk krizimiz var. Bunun üzerine bir rejim krizi yaratırsak Türkiye gerçekten istenmeyen bir noktaya sürüklenir."
Bir basın mensubu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Eskişehir'deki konuşmada milletin korku içinde olduğunu söylediğini hatırlatarak bu cümleyi detaylandırmasını istedi. Soruya yanıt veren İhsanoğlu, "Korku var her türlü korku var. Her şeyden önce bir baskı var insanlar rahat konuşamıyor. Millette bir ayrışma korkusu var. Çünkü bazı yüksek sesler sen Alevisin, sen Zazasın, sen şusun busun demeye başladı. Ve bu Türkiye'de kırmızı çizgidir. Millet bunu duymak istemiyor. Millet bin seneden beri barış, huzur içerisinde yaşıyor ve bunu devam ettirmek istiyor. Bunu demokrasi ve laiklik prensipleri içerisinde, bu anayasal düzen içerisinde AB batı standardında insan hak ve hürriyetleri normlarında yaşamak istiyorlar. Etrafımızdaki ateş çemberi. Suriye, Irak oradaki görüşmeler, savaşlar, radikal hareketler. Bu radikal hareketlerin bir kısmının Türkiye'ye sızdığını bizim basınımız yazıyor. Fotoğraflarını görüyoruz. İstanbul'da bazı yerlerde bunlar para topluyorlar. Bayram günü namaz kılıyorlar, kıldıkları namazın adı hepimizin kıldığı bayram namazı değil. Cihat namazı. Bunun ne olduğunu biz sorduk, kimse bize cevap vermedi. Bunları vatandaşın kendisinden, ağızlarından dinliyoruz. Kendi ifadeleri burada. Ve sonunda diyorlar ki Türkiye'nin bundan kurtulması lazım. Onun için bizim etrafımızı sarıyorlar. Onun için bu mücadelenin demokrasi mücadelesi olduğunu ve bunun istikbal mücadelesi olduğunu görüyorum. Burada sessiz yığınların Pazar günü gerçek oyunu göstereceğinden eminim" diye konuştu.
Ekmeleddin İhsanoğlu, daha sonra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile biraraya geldi.
İHSANOĞLU : PEHLİVANDAN HAKEM OLUR MU?
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Büyük Samsun Oteli’nde kentteki sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlarla bir araya geldiği toplantıda konuştu. İhsanoğlu, "Bir mevkiye bir makama ulaşmak için milleti bu kadar ayrıştırabilir misiniz? Türkiye bunları kabul etmiyor. Türkiye bunları reddedecek. Türkiye Pazar günü bunun cevabını verecektir. Siyasi partilerin bazıları bu ayrışmayı yaparak belirli oylar almışlardır. ‘Bu oylar beni iktidara taşıyor, gelmeyen oylarla ben ilgilenmiyorum. Yahutta vatan haini’ bu anlayış içerisinde eğer cumhurbaşkanı bu şekilde davranırsa yani yüzde 50 oy aldıktan sonra o öbür 50 benim kimliğim değildir, vatan hainidir, onlar ötekiler derse ne olur bu memleketin hali düşünebiliyor musunuz? Türkiye bu yolda giderse nereye gelir arkadaşlar. Tefrikaya gider ben başka kelime kullanmak istemiyorum. Başka şeylerden Türkiye’yi Allah korusun. Bizim etrafımız ateş çemberi. Alevler sıçramasın kıvılcımlar içeri sıçramasın. Siz bunun karşısında ayrıştıranı mı seçeceksiniz birleştireni mi seçeceksiniz?” dedi.
TÜRKİYE'NİN BÖYLE HAFİFLİKLERE TAHAMMÜLÜ YOK
Kendisinin hiçbir parti ve cemaatin mensubu olmadığını söyleyen İhsanoğlu, "Doçentlik çalışmamı İngiliz casusluğu meselesi haline getirdiler. Kendi kafalarına göre bir casusluk metni uydurdular. Böyle adi iftiralar adi yalanlar. Ben İstiklal Marşı’nı güya yanlış okumuşum doğru okumuşum bunu sahneye kurdular, Karagöz Hacivat oynatır gibi büyük ekranlarda sahneye kurdular ve millete seyrettirdiler. Hala arife günündeki bir hadiseyi hala ısıtıp ısıtıp her gün. Şimdi eğer bu memleket cumhurbaşkanını ilk defa seçiyorsa o zaman seçimle ilgili meseleleri konuşalım. Ama konuşmuyorlar İstiklal Marşı, İstiklal Marşı. Ahmet bey, Yahya Kemal bey falan filan. İyi ki yani tanzimat, divan edebiyatı falan girmedi. Yoksa biz 2023’e kadar giderdik tartışa tartışa. Türkiye’nin böyle hafifliklere tahammülü yok arkadaşlar. Pazar günü karar verecek millet. Ama ben şuna inanıyorum bu millet demokrasi için karar verecek. Bu millet her şeyden önce milli birlik ve bütünlük için karar verecek" diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partilerin mevzu bahis olmadığını belirten İhsanoğlu, “Burada bir hakemlik müessesesi. Cumhurbaşkanı hakemdir. Pehlivandan hakem olur mu? Pehlivan güreşir, bırakır güreşsin. Bırakın kazansın. Ama hakem yapmayın. Çünkü hakem yaparsanız taraf tutacaktır. Taraf tutarsa toplumda yaracağı huzursuzluk daha büyük olacaktır. Devletin tepesi orası. Devletin tepesi sorun çözme yeridir sorun yaratma yeri değildir” dedi.
PAZALIĞA DAYALI BARIŞ, KÖTÜ BİR SAVAŞIN BAŞLANGICIDIR
Samsun ve Karadeniz için çok önemli bir mesele olan barış meselesi üzerinde durmak istediğini söyleyen Ekmeleddin İhsanoğlu, “Kürt kardeşlerimizle ilgili mesele ve barış konusu tabi buradaki Karadeniz’deki hassasiyetleri çok iyi biliyorum. Biz 30 bin evladımızı kaybettik. Bunun bir daha tekerrür etmesini hiç kimse istemez. Onun için barış yapacağız. Ama bu barış onurlu bir barış olması lazım. Herkesi memnun edecek, herkesin kabul edeceği bir barış olması lazım. Bu birinci şart. İkinci şart TBMM’nin bunu kabul etmesi lazım. Üçüncü şart milli mütabakat olması lazım. Onların olmadığı takdirde iki kişiye indirgenen ve siyasi yatırımlara indirgenen bir barış pazarlığa dayalı bir barış, barış değildir. Kötü bir savaşın başlangıcıdır. Bu şekilde doğan barış aksaktır. ‘Siz bana oylarınızı veriniz ben size inşallah şunları şunları yaparım.’ Bunu ben zaten Kürt kardeşlerimizin kabul edeceğini zannetmiyorum. Böyle kısa vadeli bir barış uzun vadeli bir sıkıntı doğurur” diye konuştu.
Ekmeleddin İhsanoğlu, toplantının ardından karayolu ile Ordu'ya hareket etti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.