İki partili sistem önerisi 12 Eylül'ün modelidir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, 'iki partili sisteme dayalı başkanlık' çıkışını, 12 Eylül ara rejiminin önerisi olarak değerlendirdi. Bahçeli, 'Bir ihtilalciyle, bugün ileri demokrasi aynı noktada buluşuyorsa, burada bir
MHP lideri Devlet Bahçeli, önceki günkü grup toplantısının ardından gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği iki partili sistem açıklamalarına tepki gösterdi. İki partili başkanlık sisteminin, 1980 ihtilalinin modeli olduğunu anlattı. Bahçeli, “1980 ihtilalinden sonra yeniden siyasi hayata geçiş sürecinde bir çalışma yapılmıştı. Ve bu çalışmalara paralel olarak siyasi konular oluşturulmuştu. Fakat bu oyun bozuldu. Çünkü Milliyetçi Demokrasi Partisi yerine halkın sağduyusu ile Anavatan Partisi oluştu. Bu sistem 12 Eylül ara rejiminin iki partili bir demokratik parlamenter sistemi öngörmesiydi.” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın ‘daha güçlü bir Türkiye için iki partiden oluşacak başkanlık sistemi’ önermesinin aldatmaca olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı’nın Kürt devletinin kurulmasında kendisini daha yetkili bir pozisyona getirmek istediğini anlattı. Bahçeli, “Tabii Cumhurbaşkanı, başkanlık sistemi konusunda ısrarcı gözüküyor. Çünkü başkanlık sistemine geçtiği takdirde toplumsal taleplere özellikle etnik temelli toplumsal taleplere karşı çözüm üretebileceğini zannediyor. Bu talepler yoğunlaştığında birinci aşamada özerklik, yoğunlaşma devam ederse federal, daha da ileride bağımsız bir devletin oluşması için kendisini daha yetkili hale getirmek istiyor. Bu yetkiyle de yasama üzerinde çok etkin olmaya çalışıyor.” dedi. 12 Eylül döneminde Kenan Evren’in, Türkiye’yi 8 bölgeye ayırmayı düşündüğü hatırlatıldı. Bunun üzerine Bahçeli, “Bu proje demek ki yerli değil. Bir ihtilalciyle, bugün ileri demokrasi aynı noktada buluşuyorsa burada bir karışıklık vardır.” ifadesini kullandı.
NEDEN 7 ŞUBAT’TA İSTİFA ETTİ ?
MHP liderinin, MİT Müsteşarı’nın aktif siyasete girmek istemesine yönelik ilk değerlendirmesi, “Demokratik hakkını kullandı.” şeklinde oldu. Ancak, arka arkaya bazı sorular sıraladı: “Malumunuz bir olaydan dolayı 7 Şubat’ta MİT Müsteşarı ile ilgili bir sorgulamanın başlatılmasına dönemin başbakanı müsaade etmemişti. Şimdi ise Fidan, 7 Şubat’ta istifa ettiğini açıkladı. Acaba bu iki 7 Şubat tesadüf müdür yoksa bir şeyleri hatırlatarak bazı mesajlar mı vermektedir? İkinci olarak da Sayın Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın (bir türlü de Cumhurbaşkanı diyemiyoruz), 400 milletvekili talebinde bulunduğu bir süreçte böyle bir istifa acaba ne gibi sonuçlar doğurur? 400 milletvekilini başkanlık sistemine göre talep ediyor. Demokratik rejimde bir değişiklik yaklaşımı var.”
AÇIKLAMALARI SAMİMİ BULMUYORUM
MHP lideri, Cumhurbaşkanı’nın, “Hakan Fidan’ın istifasını uygun bulmuyorum.” sözlerini de değerlendirdi. Cumhurbaşkanı’nın istifadan habersizmiş gibi yaparak tüm sorumluluğu Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yüklediğini vurguladı. Açıklamaları samimi bulmadığını anlattı. Ardından sözü çözüm sürecine getirdi. Sürecin sonuna gelindiği kanaati olduğunu dile getirdi. Mücadeleden müzakereye bir dönüş olduğunu söyledi. Hakan Fidan’ın seçim sonrası için ‘siyasî bir misyon’ yüklenip yüklenmeyeceğinin merak konusu olduğunu söyledi. Şöyle konuştu: “PKK’nın siyasallaşma süreci gittikçe artırılmakta ve bazı gelişmeler de PKK’nın talepleri ve hedefleri doğrultusunda kendini göstermektedir. Bu müzakere sürecinde bilmediğimiz bir uzlaşma zemini varsa, bu uzlaşma zeminini 7 Haziran seçimlerinden sonra hayata geçirebilmek için bu manada müzakereyi çok iyi bilen, Cumhurbaşkanı’nın kafasını çok iyi okuyan, hangi hedefler doğrultusunda birlikte hareket edebilmesini bilen birisinin bir siyasi misyon yüklenmesi mi düşünülüyor acaba? Bu önemlidir.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.