Kılıçdaroğlu: Fazıl Say piyano çalıyor öbürleri başka şey
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin il başkanları toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ı hedef alan CHP lideri, 'Fazıl Say'a yasak' konusuna da değindi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'dan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na yönelik eleştiriler geldi.
Partisinin il başkanları toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, Davutoğlu'na seslenerek, "Eğer devleti yöneteceksen adam gibi yönet ya da o koltuğu boşalt. Birlilerinin tutsağı olan kişi, Başbakan olamaz" dedi.
"Davutoğlu Türkiye'yi yönetmekten aciz. Başbakanlık koltuğu da Cumhurbaşkanlığı koltuğu da boş. Birileri oturuyor ama anayasal görevlerini yapmıyorlar" diyen CHP lideri şöyle devam etti:
"Davutoğlu'nun görev alanını hamisi belirlemiş ve yasalara rağmen onun dışına çıkamıyor. Kimin koltuk değneği olacak ve bu işi nereye kadar görüreceksin. Başbakan'ın boynuna davulu asıp tokmağı başkasına verirseniz, ülkenin iyi yönetilmediğini görürsünüz.
Bu durum Davutoğlu'nun ağrına gitmeyebilir bu ama ülkenin sorumlu bir yurttaşı ve anamuhalefet partisinin genel başkanı olarak, benim ağrıma gidiyor. Türkiye yi hukukun üstünlüğünden çekip çıkaran bir yapıyı ben kabul edemem.
Yüksek tepede oturan kişi, uçağa binerken ayrı inerken ayrı; başbakan ayrı, dışişleri bakanı ayrı konuşuyor. Soru, 'ne olacak bu memlekin hali?'dir. Türkiye böyle bir yönetimle ilk kez karşılaşıyor. Kaos yönetimi hakim ve kimin ne yaptığı belli değil..."
"GELİNEN NOKTA, ORTADOĞU'NUN..."
Konuşmasına rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla başlayan ve "Tuz koktu. Namuslu insanların cezalandırıldığı bir ülkeden bahsediyoruz. 'Bu ülke nereye gidiyor?' diye düşünüyorsanız, kim bu ülkeyi krizden çıkarır diye de düşüneceksiniz. Birçok olay kamuoyundan gizlenmeye çalışılıyor" diye devam eden Kılıçdaroğlu, "Partiyle devlet iç içe geçiyor" iddiasında bulundu.
"En küçük demokratik tepkiyi kendisine tehdit olarak algılıyor. Demokratik tepkilere asla izin vermiyor. Siyasal iktidarın yasalar çerçevesinde eleştirilmesine bile tahammül edemiyor. Bu süreç demokrasi açısından tehlikeli. Yasama, yürütme ve yargı... Her şey bir kişinin iki dudağı arasında şekilleniyor...
İçeride olduğu gibi dışarıda da sorun olmaya başlayan bir siyasal iktidar var. Biz batının, çağdaş dünyanın bir parçasıyız. 200 yıllık bire mücadele söz konusu ve bugün gelinen nokta, Ortadoğu'nun parçası olan bir Türkiye..."
FAZIL SAY KONUSU
Etnik kimlik ve inanç siyasetinin iktidar tarafından kullanılan iki unsur olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Kullanılması yasak olan bu iki alanı, yolsuzluklar karşısında tabanı bloke etmek için kulanıyorlar. Herkesin ortak görevi, bunu bilmek ve duyurmaktır...
Bu toprakların yetiştirdiği Fazıl Say'a yasak getirdiler. Dünyanın hangi demokrasisinde sanatçılara yasak getirilir... Gerekçe ne? Eline silah mı, molotof mu aldı, yüzünü mü kapattı? Aydınlık bir yüzü var ve tek kulllandığı- çaldığı piyano. Ama alışkanlıkları farklı, o piyano çalıyor öbürleri başka şey. O nedenle yediremiyorar kendilerine..." şeklinde konuştu.
"ŞİMDİDEN SÖYLEYEYİM"
Demiştim ya bir dönem Almanya'da Führer'e doğru diye bir kavram var. Davutoğlu'na dediler ki tepedeki kişi talimat verdi biz yapıyoruz. Ne var bu teklifte? Bir yeri aramak için kuvvetli şüpheyi makul şüpheye dönüştürüyorlar. Bana göre makul şüphe, ben senin evini iş yerini basacağım diyor. Bütün iş verenlerin dikkatle dinlemesini isterim, başınıza gelecekleri ben şimdiden söyleyeyim. Taşınmazlarına el koymak için kolaylaştırıyorlar. Senin yıllar yılı biriktirdiğin taşınmazlara el koyacaklar. Bu da yetmiyor.
Dava dosyası görüşülürken mağdurun avukatına hakim isterse dava dosyasını göstermeyecek. Fotokopi vermeyecek. Bu mudur demokrasi? Şöyle bir iş adamını düşünün. İş yeri basıldı, mal varlığına el konuldu, adam gitti avukat buldu. Avukat dosyaya gidip bakacak. Hakim karar vermiş dosyayı göremeyeceksin arkadaş. Bunun adı da ileri demokrasi, demokrasi adil düzen olacak.
Başına ne geleceğini bugünden söyleyeyim sana. Sen de AKP'ye niye oy verdim diye kendine sor bakalım. Bu mudur demokrasi? Senin güvencenin hukuk olması lazım. Senin güvencen kalmıyor artık. Bunun tipik örneğini parlamentoya gelen yolsuzluk dosyasında gördük. Milletvekillerine dosya verilmiyor. Oradan fotokopi alma yetkisi yok. Ama bakanların avukatlarına bütün dosya verildi. Bütün vatandaşlarım ellerine vicdanlarına koyup bir düşünsünler. Doğrusu hangisi acaba…
"GİTMEYİN, KİRLENMEYİN"
Önümüzde Cumhuriyet Bayramı var. Davetler geldi. Sizlere de gelmiştir. Bizi Ak Saray'da bekliyorlarmış. Şunu söyledim. Gitmeyin kirlenmeyin. Gidenler kirlenecektir. O bina alın teriyle ödediği vergilerle yapıldı. Kaçak bir bina. Bir ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı kaçak binada oturur mu? Gece kondu binada oturur mu? Bekliyorlar orada cumhuriyet kutlayacaklarmış. Hangi cumhuriyeti? Alın teri ve gözyaşıyla kurulan cumhuriyeti mi, yolsuzlukların başkenti yaptıkları orayı ak sarayı o cumhuriyeti mi? Hangi cumhuriyeti kutlayacaklar? Biz cumhuriyeti meydanlarda kutlayacağız, fener alaylarıyla kutlayacağız. Halkımızla kutlayacağız, coşkumuzu yaşayacağız.
Onlarda oraya gidenler de kimliği ne olursa olsun, ister sanatçı ister iş adamı. Mahkeme kararıyla yapımı durdurulan, ama mahkeme kararı dinlenmeyen, kaçak bir yapıya gidip, Erdoğan'ın dizinin dibine çöken insanları tarih affetmeyecektir.
Bırakın kendi kendilerine kutlasınlar. Yolsuzluklarını kutlasınlar orada. 17 Aralık hırsızlık haftası olarak kutlansın ve ak sarayda kutlansın. Otursunlar, dört bakanı çağırsınlar, Rıza Sarraf'ı çağırsınlar. Onlara yakışır. Otursunlar kutlasınlar. Bunu affetmeyeceğiz. Sanıyorlar ki, biz savcı çıktı, dosyayı kapattı unutacağız. Ne o savcıyı ne de dosyayı unutacağız. Neymiş dava açacakmış. Açmazsan namertsin sen.
Kalkacaksın gideceksin hırsızların dizinin dibine çökeceksin. Sen savcı falan değilsin. Sen hırsızların avukatısın. Açık ve net söylüyorum. Biz bunu affetmeyeceğiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.