1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Lale Devri’nden sonra Tayyip devri
Lale Devri’nden sonra Tayyip devri

Lale Devri’nden sonra Tayyip devri

MHP Grup Başkanvekili Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman ailesiyle tatil yaptığı ve belirli bir grubun kullanımına açık, halkın alınmadığı Urla’daki koyda 1. derece SİT olan yeri 3. dereceye düşürerek kendisine villa yaptırıp gizli cennet

A+A-

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Lale Devri’nden sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sülale devri yaşandığını öne sürerek, Erdoğan’ın “hubris sendromuna” yakalandığını iddia etti.


MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, partisinin İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, iktidarın yolsuzluk ve rüşvet çukurunun üstünü örtmeye çalışırken battığını öne sürdü.

Vural, şöyle konuştu:


“Erdoğan yolsuzluk ve rüşvet çukurunun üzerini ne kadar örtmeye çalışsa da debelendikçe batıyor. Her gün ard arda çıkan tapelerden görülmektedir ki, ülkenin her yerinden adeta yolsuzluk fışkırıyor. AKP iktidarı milletin malını tepe tepe kullanmış, beytülmal, garip guraba hakkı demeden ekolojik bölge yeşil alan gözetmeden bırakın insanlığı börtü böceğin bile canına kast ederek hazine arazilerini yandaşlara, mahdumlara, kayınpeder enişte, bacanaklara talan ettirmişler. Öyle ki, bunlar milletin malını, yetimin hakkını yandaşa talan ettirirken de bunun nasıl yapılacağının yolunu yöntemini öğretmişler, hırsıza yol göstermişler. Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın istifa ederken “Başbakan’da istifa etmelidir' sözünün ne anlama geldiğini bu tapeler açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü tapelerden anlaşılan o ki, yapılan her yolsuzluğun altında Başbakan’ın iradesinin olduğu ayan beyan ortadadır.”

ERDOĞAN’IN SÜLALE DEVRİ

MHP Grup Başkanvekili Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman ailesiyle tatil yaptığı ve belirli bir grubun kullanımına açık, halkın alınmadığı Urla’daki koyda 1. derece SİT olan yeri 3. dereceye düşürerek kendisine villa yaptırıp gizli cennet oluşturma peşinde olduğunu iddia etti. Bu konudaki telefon konuşmalarının internete düştüğünü hatırlatan Vural, şöyle konuştu:


“Başbakanın ve bu iktidar mensuplarının yatacak yeri yok. Bu tapelerden görülmektedir ki, Başbakan ve şürekâsı tüm Türkiye’de olduğu gibi Urla’nın Zeytinli köyünde de usulsüz imar ve yolsuzluk işine girmişler, millet ekmek parası bulamazken bunlar SİT alanlarına kendi villalarını dikme peşinde koşmuşlar. Bu tapelere göre, 1. Sit alanı olan bölgeyi 3. sit alanı ilan etmek için Başbakan’ın, Çevre Bakanı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü ve Kaymakam’ın adının geçtiği tapeler bu çeteyi gözler önüne seriyor. Tapelere göre Erdoğan ve ailesine ait özel bölge için yönetmelik değişikliğini deneyen ancak herkesin bu yönetmelikten yararlanacağı düşünüldüğünden bu yöntemden vazgeçen çete, üniversite hocalarına 130 bin lira rüşvet vererek özel bir rapor hazırlatıyor. Bu tapelerin iddiasına göre Erdoğan sit alanlarını dümdüz ederek, “özel yönetmelik', olmadı rüşvetle “üniversiteden bilirkişi' ayarlanmak suretiyle kendine gizli cennet oluşturmuş. Bu tapelerde yer alan konuşmalara bakılırsa, son 11 yılda Osmanlı’da yaşanan Lale Devri’nin bir benzeri olarak Erdoğan’ın sülale devri yaşanmış.”

YARGIYI EMİR ERİ YAPMAYI DÜŞÜNÜYOR

Vural eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
“Memleketin valisi, genel müdürü, bakanı, kaymakamı bilumum devlet memuru Başbakan’ın villası için seferber edilmiş, kamu gücü Erdoğan’ın ailesinin villaları için meşruiyet dışına çıkılarak kullanılmış. Başbakan boşuna benim bakanım, benim, valim, benim müsteşarım demiyor. Erdoğan bugüne kadar bir tek yargı mensuplarına diyemiyordu HSYK yasasını değiştirerek benim hakimim benim savcım demeyi, yargıyı da emir eri yapmayı düşünüyor.”

HUBRES SENDROMU

Oktay Vural, Başbakan’ın “hubris sendromuna” yakalandığını ileri sürerek, şu açıklamayı yaptı:

“Başbakan’ın sürekli kuvvetler ayrılığını hedef aldığı bu örneklerden net olarak anlaşılmıyor mu? Başbakan ve yolsuzluk çetesi rant soygununa izin vermeyen savcılara, hakimlere bu yüzden savaş açıyorlar. Erdoğan ve ekibi bütün bu savcı, hakim ve polislerden kurtulmak için de “PDY’ Paralel Devlet Yapılanması adlı bir örgüt icad etmiş durumdalar. Hükümet adeta bir paranoyaklar topluluğu haline gelmiş vaziyette. Yakında kuraklığın sebebini de bu paralel devlete bağlarsa şaşırmayacağız. Görünen o ki, Erdoğan 10 yıl sendromu denilen ve 10 yılı aşan iktidarlarda görülen “Hubris Sendromu'na tutulmuştur. Bu sendromun belirtilerinden bazılarını ortaya koyduğumda bu teşhisin “cuk’ oturduğunu göreceksiniz. “Hubris Sendromu'nda kişi, giderek gerçekle teması kaybediyor ve yalnızlaşıyor, Kişinin kendi imajıyla narsistik bir meşguliyeti oluyor. Kendisinin ve ülkesinin öncelik ve ilgilerinin aynı olduğunu düşünmesi; kendinden üçüncü tekil şahıs olarak söz etmesi. Başkalarından gelen öneri ya da eleştiriye karşı saygısızlık, hor görme ve bunlara eşlik eden tümgüçlülük (kudret) duygusu. Çevresindeki fanilere ya da halka değil, tarih ve Tanrı'ya hesap verme. Kibre dayalı yetersizlik yani kişinin aşırı özgüveni ve özürlü muhakeme yeteneği yüzünden işlerin ters gitmesi. Son birkaç yılda giderek artan ve 17 Aralık sonrası zirveye ulaşan Erdoğan söz ve eylemlerini bir düşünün ve bu teşhisimizin doğru olup olmadığına siz karar verin. Ayakkabı kutularındaki milyon dolarlık rüşvet ve yolsuzluğu görmeyip, kendisine karşı iç ve dış düşmanların komplo kurduğunu söyleyen Erdoğan sizce hangi psikolojiyi yaşıyor. Bu “hubris sendromu' değildir de nedir? Bu nasıl bir ruh halidir? Siyasetini komplo teorilerinin üzerine oturtan bir siyasetçinin makul bir politika üretebileceğini kim söyleyebilir?”

“BERABER ISLANDIĞINIZ İNSANLARA ŞİMDİ ÇETE DİYORSUNUZ”

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Hükümet’in beraber ıslandığı insanlara bugün “çete ve haşhaşi” dediğini anımsatarak şöyle konuştu:


“11 yıldır beraber yürüdüğünüz, beraber ıslandığınız insanlara bugün ne diyorsunuz biliyor musunuz? “Çete' diyorsunuz, “inlerine gireceğiz' diyorsunuz, “darmadağın edeceğiz' diyorsunuz. “Haşhaşiler' diyorsunuz. Niye diyorsunuz biliyor musunuz bunu? Yazıktır, günahtır; o insanların alnı secdeye değiyor. 3 bin tane polisi değiştirdiniz. Onlar Allah diyen insanlar, onlar Kur'an diyen insanlar. Onun günahının altından nasıl kalkacaksınız? Sen biat kültürüyle biat edebilirsin ama Allah diyenlere haksızlık yaparsan yerle bir olursun! Yerle bir olursun! Bunu göreceksin, bunu göreceksin. Dün övdüğünüz, dün Türkçe Olimpiyatlarına gitmek için sıraya girdiğiniz.”

Vural, iktidarın yolsuzluk ve rüşvetten çıkan kötü kokuyu kapatmak için İzmir’de parfüm dağıttığını ancak kokuyu bastıramadığını ileri sürerek, vatandaşa burnuna mandal takması önerisinde bulundu ve partililere mandal dağıttı.

URLA İDDİALARINA YANIT:KOCA BİR YALAN

AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, İzmir'in Urla İlçesi'nde halka seslendi.

Yıldırım, Urla sahilindeki kampları eleştirerek, "Urla sahilini Urlalıların hizmetine açacağız. Öyle adım başı o kamp bu kamp işgal etmişler. Vatandaş geliyor içeri giremiyor. Böyle şey yok kardeşim. Sahiller öncelikle vatandaşındır" dedi.Ak Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, seçim çalışması için gittiği Urla’da cuma namazını kıldı. Yıldırım, namazın ardından kahve ziyareti gerçekleştirdi. Sohbette ilginç diyaloglar oluştu. Bir vatandaş, Yıldırım’a "Sizin yolunuzda ölmeye hazırım. CHP zihniyetinden bizi kurtarın. Ölümüne arkanızdayız" derken bir başka vatandaş ise oturduğu yerden kalkmadı ve "Hoşgeldiniz emekliye o kadar zam verdiniz ayağa kalkamıyoruz" dedi. Yıldırım, bu siteme gülümseyerek karşılık verdi.

URLA’YI İÇE KAPATANLARI MAHKUM EDİN

Yıldırım, Cumhuriyet Meydanı’nda yaklaşık 300 kişiye seslendi ve Urla Belediye Başkan adayının Erşan Eroğlu olduğunu açıkladı.

"15 gündür sahadayız. Gördüğümüz, dinlediğimiz bir şey var. Herkes söz birliği yapmış gibi şunu söylüyor; Bakanım şu İzmir’i bu hizmet yoksunluğundan kurtarın. Bu belediyelerin İzmir’e kapılarını kapatmış olmaları ağrımıza gidiyor. Belediye başkanı seçildikten sonra kimseye selam vermiyorlar. İşimizi görmüyorlar. Biz buna layık mıyız? İzmir’de Urla’da değişimi gerçekleştirecek olan sizlersiniz. Bir ve beraber olursak Urla’da hizmet diye yola çıkarsak sonuç da çıkar. Burası tarihi geçmişi olan bir yerleşim yeri. Yarımada’nın en güzel yerlerinden biri. Ama plan yok. 1/binlik yok, 1/beş binlik, 1/25 binlik yok. Dolayısıyla mevzi halihazır planlarla belediyeler iş yapmaya çalışıyorlar. Ahbap- çavuş ilişkisi ile iş yapıyorlar. Bizim adamımız işini yapalım, bizim adamımız değil hadi sen işine git. Böyle bir devlet yönetimi belediyecilik olmaz. Siyaset seçimde yapılır, sandıkta yapılır ama seçimden sonra siyaset biter hizmet başlar. 11 yıl Türkiye’nin doğusundan batısına kuzeyinden güneyine ülkeyi bölünmüş yollarla donattık. Yolları böldük hayatları birleştirdik. Yolları böldük milleti birleştirdik. Türkiye’nin her tarafından 4 bin esere imza attık. İzmir’de artık işimiz çok kolay. Yeter ki İzmirli hemşehrilerimiz bize fırsat versin. İzmir efelerin şehridir, İstiklal harbinin kahramanlarının şehridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesini sona erdirenlerin şehridir. Böyle bir İzmir’i 15 yıldır içine kapanmaya mahkum edenleri 30 Mart’ta mahcup etmeye hazır mısınız?"

'KOCA YALAN'

Binali Yıldırım, rakiplerinin "Urla’yı ranta açacaklar, yapılaşma artacak" yönündeki eleştirilerinin haksız olduğunu öne sürerek, şöyle konuştu:

"Urla’da ulaşım sorunlarını biliyoruz, çözümlerini de biliyoruz. Urla sahili size açık mı? Urla sahilini Urlalılar’ ın hizmetine açacağız. Öyle adım başı o kamp bu kamp işgal etmişler. Vatandaş geliyor içeri giremiyor. Böyle şey yok kardeşim. Sahiller öncelikle vatandaşındır. Buradaki yapılaşmayı keyfilikten kurtaracağız. Adamına göre değil hak edene göre muamele var. Buraya gelecek her tarafa yapı yapılacak. Urla’nı güzelliği kaybolacak. Koca bir yalan. Bunu diye diye Urla’yı bir köye dönüştürdünüz. Bizim yapacağımız iş, yeşili, denizi, imarlı güzel yapılarıyla İzmir’in en güzel ilçesini oluşturacağız. Urla’da bizimle frekansı aynı olan ilçe belediye başkanını seçin. Erşan Eroğlu’nu seçin. Sonra biz bir ekip halinde her dediğinizi yaparız. Keyfimize göre değil sizin isteğinize göre çalışacağız. Bu anlayışla bugünlere geldik. Biz siyaseti hep ama hep hizmet aracı olarak gördük. Sonunda hizmet yoksa insanların mutluluğu yoksa öyle belediye başkanlığı olmaz olsun. Biz hizmete talibiz. Afra tafra yapmak hamaset yapmak husumet göstermek bizim işimiz değil. Sizi kendimize benzetmek için boşa çaba sarf etmeyeceğiz. Biz sizin gibi olacağız

Bu haber toplam 1129 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.