Mehmet Şefkek EYGİ dayanamadı 'Rüşvetçi pezevenk herif'

Mehmet Şefkek EYGİ dayanamadı 'Rüşvetçi pezevenk herif'

Vahdet gazetesi yazarı Mehmet Şevket Eygi de sonunda dayanamayıp isyan etti. Köşesinden 'ağzımı bozacağım” diyen Eygi, ismini yazmadığı birine küfretti. Şimdi herkes o rüşvetçinin kim olduğunu merak ediyor.

Eygi’nin bugünkü köşesi “Notlar Açıklamalar” başlığını taşıyordu. Başlıktan da anlaşılacağı gibi; Eygi günlük hayata, İslam’a ve kendisine dair notları okuyucusuyla paylaştı. 18 maddelik o notların 17’ncisi şöyleydi:

 

“17. (Ağ­zı­mı bo­za­ca­ğım ku­su­ra bak­ma­yı­n…) O rüş­vet­çi pezevenk he­rif!..  (İs­mi­ni kayd et­me­ye lü­zum yok, o ken­di­ni bi­lir).” Şimdi herkes Eygi'yi çileden çıkaran o rüşvetçinin kim olduğunu merak ediyor. İşte Eygi'nin yazısının tamamı...

 

NOTLAR AÇIKLAMALAR...

 

1. Pu­su­la­lar ya­zı­mın baş­lı­ğın­da­ki pu­su­la ke­li­me­si “kü­çük bir ka­ğı­da ya­zıl­mış kı­sa mek­tu­p” ma­na­sı­na­dır.

 

2. Ka­za­vat kaz­lar de­mek­tir.  Ayak­la­rı sı­kı­ca ye­re bas­ma­sı ge­re­ken ba­zı­la­rı kaz gi­bi uçu­yor ya, iş­te on­lar.  

 

3. Li­se ve üni­ver­si­te­de oku­ma­ya is­ti­da­dı ol­ma­yan­la­rı ite ka­ka il­le de okut­mak mem­le­ke­tin ve dev­le­tin bat­ma­sı­na yol açar.

 

4. Ah­lak­sız ve soy­su­zu okut­mak, hır­sız ço­cu­ğu­na çi­lin­gir­lik öğ­ret­mek gi­bi­dir.

 

5. İs­la­mî ku­ral ve edeb: Ma­lı sa­tıp pa­ra­sı­nı alan kim­se “Al­lah be­re­ket ver­si­n” der. Sa­tın alan, bu­nun üze­ri­ne “Be­re­ke­ti­ni gö­r” kar­şı­lı­ğı­nı ve­rir. Sa­tan “â­mi­n” de­r…

 

6. Sen na­maz kı­lın­ca şey­tan “Oh ne iyi et­tin de na­ma­zı­nı kı­lı­ver­di­n” der.  Sa­kın al­da­nıp “Hak­kın var şey­tan be­ye­fen­di, ne iyi et­tim ya­” de­me. Şey­ta­nı kov ve “Al­lah be­ni af­vet­sin, O’­na la­yık iba­det ede­mi­yo­ru­m” di­ye ağ­la.

 

7. Ak­rep ta­bi­at­lı bir kim­se­ye: Sen­de  bu ha­set ve çe­ke­me­mez­lik mev­cut ol­du­ğu müd­det­çe di­lin­den, ya­lan ve if­ti­ra­la­rın­dan, gıy­be­tin­den, şer­rin­den  kur­tul­mak müm­kün ol­maz.  

 

8. Ken­di­ne düş­man ara­ma, için­de­ki ene­’n se­nin en bü­yük düş­ma­nın­dır.  

 

9. Müs­lü­man genç, okul­dan ve­ya üni­ver­si­te­den eve dön­dü­ğün­de ak­şam ye­me­ğin­de tar­ha­na çor­ba­sı, bul­gur pi­la­vı ve erik ku­ru­su ho­şa­fı bul­du. (Ba­ba­sı­nın iş­le­ri bi­raz bo­zuk­tu  da). An­ne­ci­ğim bun­lar be­nim çok sev­di­ğim ye­mek­ler, el­le­ri­ne sağ­lık di­ye­rek afi­yet­le ye­di. Ço­cuk kı­lık­lı nan­kör  kö­pek ise “Öfff! Bun­lar ye­nir mi  be!..” di­ye su­rat as­tı, oda­sı­na ka­pan­dı.

 

10. Er­kek­ler ka­rı­la­şın­ca, ka­rı­lar er­kek­le­şin­ce ül­ke ba­tar.  Gü­ven­li bir ye­re ka­ça­bi­lir­sen kaç.

 

11. Me­zar­lık üze­ri­ne ya­pı­lan  lüks  re­zi­dans­ta sa­na be­da­va dai­re ver­se­ler otur­ma. Hem be­da­va, hem de üze­ri­ne pa­ra ver­se­ler yi­ne otur­ma. Hem me­zar­lık, hem va­kıf ara­zi­si­dir. Üze­ri­ne la­net iner de mahv olur­sun. Ak­lı­nı ba­şı­na top­la, ken­di­ni yak­ma.

 

12. Din ilim­le­ri  oku­muş söz­de âlim ol­muş­sun ama mü­te­ma­di­yen (de­vam­lı ola­rak) gıy­bet edi­yor­sun. Sen ke­sin­lik­le ha­ki­kî âlim de­ğil­sin ve adam ola­ma­mış­sın.

 

13. Din, âyet, mu­kad­de­sat ti­ca­re­tiy­le ka­zan­dı­ğın ser­vet  ateş­tir. Ben­den uzak dur ey Ce­hen­nem odu­nu!

 

14. Ge­çen gün çok lüks, pa­ha­lı, caf­caf­lı, şa­şa­alı   bir oto­mo­bi­lin di­rek­si­yo­nun­da  mü­ces­sem bir öküz gör­düm. Ko­ca­man boy­nu­zu­nun bi­ri cam­dan dı­şa­rı çık­mış­tı­… Oto­mo­bil kul­la­nan ökü­z… Gü­zel bir hi­ka­ye baş­lı­ğı olur.

 

15. Son­ra­dan gör­müş o rü­küş ka­rı, çay soh­be­tin­de ko­nu­şur­ken laf ara­sın­da (mi­yan-ı  güf­tü­gû­da) göz­le­ri­ni sü­ze­rek “Son ta­til­de beş yıl­dız­lı otel­de kal­dık, doğ­ru dü­rüst is­ti­ra­hat ede­me­dik, ilk bay­ram­da ye­di yıl­dız­lı­ya gi­de­ce­ği­z” de­miş. Pes­pâ­ye!..

 

16. Pen­ce­re­le­ri  ve te­le­fo­nu ka­pat­tım, tam bir sa­at Ab­dül­ka­dir Me­ragî­’den mü­zik din­le­dim.

 

17. (Ağ­zı­mı bo­za­ca­ğım ku­su­ra bak­ma­yı­n…) O rüş­vet­çi p…­…k he­rif!..  (İs­mi­ni kayd et­me­ye lü­zum yok, o ken­di­ni bi­lir).

 

18. Mah­ke­me Su­lu­ku­le­’ye ya­pı­lan lüks ev­le­rin ka­nun­suz olu­ğu­na hükm et­miş ve yı­kıl­ma­la­rı­na  ka­rar ver­miş.  Ro­man va­tan­daş­la­ra bu ko­nu­da çok zulm edil­miş­ti. Zul­mün so­nu iyi ol­maz. (Su­lu­ku­le yı­kıl­ma­dan ön­ce ora­da üç ay­rı ta­ri­ka­tin tek­ke­si var­dı. Bun­lar­dan bi­ri­ne iki ke­re git­miş­tim. Dö­nü­şüm fur­ya­sı için­de o tek­ke­ler de yı­kıl­mış­tı.)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.