Müslümanlar 'süslüman' oldu
Her müslüman kadının bilmesi gereken iki ayet ile söze başlıyoruz. Bismillahirrahmanirrahim.
“ Ey Peygamberim ! Hanımlarına, kızlarına ve mümin kadınlara söyle, cilbablarını ( dış kıyafetlerini) baştan ayağa sarkıtarak örtünsünler. Böylesi tanınmalarına ve tanınıpta incitilmemelerine daha uygundur. Allah çokça bağışlayan ve pek çok merhamet edendir.”
Ahzab/59
“ Mümin kadınlara da söyle: gözlerini korusunlar, namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, kendi kadınları ( mümineler), elleri altında bulunan (köleler) erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte olduğu ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah’a Tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz. Nur/31
Bizim örtüyle ilgili ayetlerimiz bunlardır. Açıktır ve nettir. Ayetler ışığında birkaç noktaya ve Mücahideliğimize değinelim.
Kıyafetlerimiz genel olarak bütün vücudu örtmelidir. ( el ve yüz dışında)
Vücut hatlarımızı belli etmemelidir. Dar elbisenin hükmü; giyinik çıplaklıktır ve yasaklanmıştır.
Elbisemiz şeffaf ve ince olup, kadın tenini kesinlikle göstermemelidir.
Mücahide kıyafeti, kafir kadın kıyafetinden ayrı olmalıdır. Yani mücahidemize uzaktan bakan insanın; “ İşte bu Müslüman Mücahide kadındır” demelidir.
Mücahidemizin giyimi kibir taşımamalıdır. Yani üzerinden marka dökülen, insanların içinde kolayca süsüyle dikkat çeken bir kadın, mücahidelik sıfatından koşarak uzaklaşmaktadır. Çünkü o, hava atmak için değil, Allahın rızasını kazanmak için giyinir.
Mücahideyi örtü üzerinden ele aldık evet. Çünkü günümüzde başımızı nereye çevirsek, şehveti tetikleyici unsurlar göze çarpmaktadır. Çizgi filmlerden, billboardlara kadar her yer. Ve artık Mücahide bildiğimiz kadınlarımız da gerek sosyal hayatlarında gerekse sosyal medyada bu oyunun parçası olarak, birilerinin ekmeğine yağ sürmektedir.
Oysa Mücahide, örtüsüyle, duruşuyla, davranışlarıyla bu ahlak ve maneviyat eksikliğine dur diyebilecek tek varlıktır. Önce kendi nefsiyle cihad ederek, süslerinden arınan kadındır o. Savaş meydanlarında eline kılıcı almış ve düşmanlarına zayiat verdiriyordur. Markalar, trendler, kapital bütün sistemlere direniyordur. Alnı öpülesi kadındır. Fatihler, Yavuzlar yetiştirendir o. Ayaklarının altındaki cennetten haberdardır. İddia ediyorum ki, kadın hakkıyla örtündüğünde toplumumuzda bir huzur ortamı oluşacaktır. Bu sözlerim mücahidelere ve olmak isteyenlereydi şimdi gelelim “Mücahidelikten Süslümanlığa” giden o evrim sürecine.
Beğenilmek, kadın fıtratının dayanamadığı tuzaktır. Nefsin ince noktalarındandır. Günümüzde bunun yerini “like” lar almıştır. Ne kadar like’n varsa o kadar güzelsin.. mi acaba?
“ süslüman” ; yediğini – içtiğini, gezdiğini- gördüğünü, sabah uyandığı anda itibaren – yatak çarşafı , pijamaları ve çorapları dahil bütün özelini- her şeyini sosyal medyada paylaşan, streç pantolon ve taytlarla ve hatta bunları kıvırdığı için biraz da bacak dekoltelerini insanların gözüne sokmak suretiyle, müslüman kadın ve kızların ahlak ayarlarıyla oynayan, arada kadın kadına yaptığı yardım gecelerinde de göbek atmaktan çekinmeyen , yeni bir türdür.
Şimdi soruyorum Sevgili Din Kardeşlerim ! Eline vicdanına koy ve söyle.
Böyle kızlar ve kadınlar bir Fatih, bir Yavuz yetiştirebilir mi?
Parçalanmış İslam alemine, bir birlik ve düzen bu hanım kardeşlerimizle sağlanabilir mi?
Filistin’de bombalar arasında yetimlerine analık etmeye çalışan kadının, bu lükse bulanmış hayatlardan bir alacağı olur mu?
Fransız askerleri elini bir anamızın örtüsüne uzattı diye Maraş’ta savaş başlatan “Kahraman” askerlerimizin bu ablalara söyleyecek bir iki çift sözü var mıdır?
Son olarak yıllarca imam hatiplerde ve diğer liselerde, üniversite sıralarında, “Bu örtü ancak bu başla birlikte çıkar” diye haykıran Hatice Babacan gibi nice mücahidelerin, hatta onların bu en tabii hakkını savunurken okullardan atılan mücahitlerin kul haklarını, böyle kutlu bir davayı dikkat çekme aracı yapan kız ve kadınlarımız ödeyebilecekler mi?
Bir gerçeği daha buradan söylüyorum ki, başörtünün serbest olması da bir Siyonizm projesidir. Çünkü; “ Siyonizm sizin taktığınız başörtüsüne bakmaz, şuurunuza bakar.” Necmettin Erbakan (Allah ona rahmet etsin) . Bizden aldıkları şuuru, geri alabilmek duasıyla..
Milli Görüş Haber /Elif Güven
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.