Musul'daki mi? Lice'deki mi
Lice'de bayrak indirme olayını savaş sebebi gibi görüp açıklamalar yapan Başbakan, o konudaki sert tepkisini neden Musul'daki konsolosluk işgali için gösteremiyor? Bir ülkenin diğer ülkedeki konsolosluğu kendi toprağı olarak görülür. Orası Türkiye toprağıdır yani. Başbakan'ın samimiyetini ölçmemiz için bir olay daha karşımızda. Erdoğan konsolosluk baskınıyla ilgili olarak Büyük Türkiye'ye yakışır bir şekilde soğukkanlılıkla diplomatik yollarla sorunu çözmekten bahsediyor. Bir dakika. Bunu söyleyen Erdoğan mı?
Eğer o Erdoğan'sa Gezi olaylarındaki protestocuları terörist ilan eden kim? Diyalog kurmak yerine polise sert müdahale emri veren kim? Lice'deki bayrak olayında vatandaşı galeyana getiren kim?
Ne ilginç bir ülkeyiz. Başbakan ülkede gösterilecek toplumsal tepkinin yönünü belirleme gücüne sahip. Koskoca konsolosluk bir terör örgütü tarafından işgal ediliyor. Vatandaşta gık yok. Bayrak madem senin için bu kadar mühim ey Türk, konsolosluk umurunda değil mi? O konsolosluğun ülkenin toprağı, bilmez misin?
Ha buraya kadar ben de yazdıklarıma katılmıyorum. Hiç kimse ne bayrak için, ne de bir bina için galeyana gelmesin. Benim dikkat çekmek istediğim şey şu. Bir başbakan neyi ön planda tutmak istiyorsa onu tutup toplumun hareketini yönlendirmesi. Yönetmek diye ben buna derim(!) Böyle halk da kolay bulunmaz hani. Hakkını yemeyelim!
Sosyal medyada da bayrak inince tepki gösteren TC'ciler konsolosluk baskınına tepki göstermiyor. Biri bildiğin sembol. Diğeri ise adıyla sanıyla işgal.
Bütün olan biteni başbakan yönetiyor demek ki. Neye tepki gösterilecekse, neye kızılacaksa. Toplumun hassasiyeti buna göre çalıştırılıyor.
IŞİD'e yönelik Türkiye devletinin tepkisinin cılızlığı politikanın gizliliğinin işareti. IŞİD görevini yapıyor. Görevlendirenler arasında Türkiye de olabilir. Bu ihtimali yok sayamıyoruz. IŞİD Türkiye'yle ilişkileri bu kadar sağlamken Türk konsolosluğunu işgal ediyor. Bunu sadece "besle kargayı oysun gözünü" sözüyle açıklamaya kalkarsak yanılmış olacağız. Gizli politikalar insani standartlarda etik değerler barındırmak zorunda değil. Dolayısıyla gayri ahlaki her şey 'ulusal çıkar' söz konusu olduğunda meşrulaşır. Tabii bu ulusal çıkar asla ülke insanının yararına değildir.
Şimdi de bu komedya içinde biz hangi Erdoğan gerçek diye bir kez daha soralım. İkisi de gerçek. Her iki davranışı da çıkarları doğrultusunda 'doğru' davranışlar çünkü. Aslında başbakan hiç çelişmiyor. Bizler genel geçer etik üzerinden değerlendirdiğimiz için bocalıyoruz.
"Başbakanını seç" konulu bir bilgisayar oyunu var sanki. Lice'de dağları yırtan bir başbakan mı, Musul'da soğukkanlı olmak konusunda rekorunu kıran başbakan mı?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.