1. YAZARLAR

  2. Murat Altun

  3. Ne Avrasyacılık, ne Atlantikçilik, ne de Avrupa Birliği Hayali
Murat Altun

Murat Altun

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne Avrasyacılık, ne Atlantikçilik, ne de Avrupa Birliği Hayali

A+A-

Uzun yıllar süren gurbetlik sonrası, memleketimize 2007 yılında kesin dönüş yaptım.

13 yıl önce ülkemizin her köşesinde Şahlanış Hareketimizi tanıtıcı toplantılar yapmaya başlamıştım.

O dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi Avrupa Birliği ile flört halinde idi.

Yazılı ve sözlü olarak, her zaman ve zeminde Avrupa Birliğinin çözüleceğini, etki ve gücünü yitireceğini, İngiltere'nin yani Büyük Britanya'nın kısa-orta vadede birlikten ayrılacağını ifade ettiğimde belli kesimler alaycı ve küçümseyen tavırlar sergiliyorlardı.

Bugün dediğim çıktı.

1990 yılından beri diyorum ki; #Balkanlar, #Kafkasya, #Karadeniz ve #Akdeniz'de, #Asya, #AsyaPasifik ve inanç - kültür coğrafyamızda yeni, akılcı, milli çıkarlarımızı önceleyen, işbirlikler ve ittifaklar kurmak zorundayız...

 

Avrupa Birliği tarihi akış gereği cazibesini yitirmiş, er geç dağılacaktır.

Hep söylüyorum; Rusya Federasyonu öncülüğünde yürüyen esasını, feyiz ve ilhamını, bizim yakışıksız şekilde Deli Petro diye adlandırdığımız, Rusların ise Yüce Çar Petr dedikleri şahsiyetin hedef, fikir ve düşüncelerinden alan Avrasyacılık, esasında Slav, Çin ve Fars işbirliğidir. Bu milli dış siyaset hem Çarlık döneminde, hem Sovyetler Birliği hem de şimdiki onların devamı ve mirasçısı Rusya Devletinin temel görüş ve kabulüdür.

Rusya Federasyonu merkezli yürürlükteki AVRASYACILIK bizim hayrımıza değildir...

Rusya Federasyonu ile orta-uzak gelecekte çıkarlarımız Karadeniz havzasında, Kafkasya'da, İç Asya'da, Akdeniz'de çatışacaktır. Rusya ile akılcı, şahsiyetli, mantıklı, dikkatli siyasi, diplomatik, ticari ilişkiler kurmak milli çıkarlarımız açısından çok önemlidir...

Dağılması mutlak ve önlenemez olan, aşırı genişlemiş ve cazibesini yitirmiş AVRUPA BİRLİĞİ de bizim için emin bir liman değildir.

İkinci Dünya Savaşının hemen ardından 1946 yılı itibariyle hızla yörüngesine girdiğimiz Anglo-Sakson Dünyanın 19. yüzyılda liderliği alan Amerika Birleşik Devletleri himayesindeki ATLANTİKÇİLİK de bizim için uygun, muteber ve güvenilir değildir.

Bir dönem eşbaşkanı olmakla övünülen Büyük Ortadoğu Projesi bölgemize, kültür ve inanç coğrafyamıza kan, gözyaşı, kin ve nefret getirmiştir.

Açıkça görülmüştür ki, Hilafetin bize geçmesi Araplar tarafından haset ve kıskançlık ile karşılanmıştır. Başta Filistin Meselesi olmak üzere, biz ne kadar Araplara içtenlikle, sevgi ve kardeşlik ile yaklaşsak bile Arap Dünyası bizi değil Mısır Devletini ve Suud Krallığını önder olarak görüyor. Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Arap Yarım Adası hattında Sünni İslam Birliği fikri de kuru hayal ve avuntudur.

 

Çıkar yol ve çare ise, Büyük Britanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti ve İsrael Devleti ile milli çıkarlarımız doğrultusunda akılcı, gerçekçi ve teyakkuzda bir dış siyaset geliştirip, önceliğimizi ve enerjimizi Türkçe Dilli ve Türk Soylu ülkeler ve dost ve akraba ülkeler ile işbirliğine vermeliyiz.

İşbirliği sahamızı çok geniş tutmalıyız. Balkanlar, Doğu Avrupa, Fas'tan Endonezya'ya kadar Kuzey Afrika ve Asya-Pasifik, Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya sahalarına yoğunlaşmamız gerekmektedir.

Diplomaside iktidara sadakat değil, liyakat ve ehliyet esas alınmalıdır. Lisan, tarih, coğrafya, psikoloji, felsefe, sosyoloji ve hatta mitoloji bilen diplomatik kadrolar göreve getirilmelidir.

Devletler arasında kalıcı dostluk veya kalıcı düşmanlık olmaz. Karşılıklı çıkarların istikrar içerisinde sürmesi ile ilişkiler iyi yönde devam eder.

İç siyasette ayrışma ve kutuplaşma bitirildiğinde ve dünyanın başına bela edilen korona virüs salgını sonrası yeniden şekillenecek dünyada kuracak olduğumuz bölgesel ittifaklarla ülkemiz, hem milli çıkarlarını ve saygınlığını koruyacak, hem de dünya barışına çok önemli katkı sağlayacaktır...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar