Sadullah Ergin Cemaat'e mi çalışıyor

Sadullah Ergin Cemaat'e mi çalışıyor

Hanefi Avcı'nın avukatı Fidel Okan, son.tv internet sitesinde kaleme aldığı yazısında eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin'i paralel yapının mensubu olduğuna dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

A+A-
Fidel Okan, HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur'un Sadullah Ergin'e gönderdiği maili yayınlayarak, "Türkiye’nin ayakta olduğu 17 sini 18 ine bağlayan gece Sadullah Ergin’in uyuması ve korumalarına dahi ulaşılamaması artık sanıyorum ki herkes tarafından anlaşılmıştır… Bu daha başlangıç öyle şeyleri belgeleri ile açıklayacağız ki tüm bilinmeyenleri ortaya koyacağız…Paralel Yapının en önemli mensuplarını ne pahasına olursa olsun deşifre edeceğiz….." dedi.


İşte OKAN'IN o yazısı:

Hükümet ilk şoku üzerinden atlattıktan hemen sonra durumu kavradı. İlk iş olarak 21 Aralık 2013 tarihinde Adli Kolluk Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik çıkardı. Amaç belliydi yapılacak yeni darbelere karşı tedbir alınması planlanıyordu. Bu yönetmelik çıktıktan hemen sonra ülkede müthiş bir tartışma başlamış ve Türkiye Barolar Birliği Yönetmeliğin iptali için 23 Aralık 2013 tarihinde dava açmıştı. Muhalefet partileri bu güne kadar hiç görülmeyen sert açıklamaları ardı ardına yapmaya başlamıştı. Dava devam ederken HSYK, 26 Aralık 2013 tarihinde son derece sert bir bildiri yayınladı. Bu bildiri AK Parti tarafından “korsan bildiri” olarak adlandırıldı. Hükümet üyeleri başta Başbakan olmak üzere HSYK’nın bu bildirisine karşı son derece sert açıklamaları ardı ardına yaptılar. Genel kanı HSYK’nın çok açık bir şekilde yargıya müdahale ettiği yönündeydi. Ülkede kazanlar kaynamış, HSYK’nın 'Paralel Yapının' kontrolü altında olduğu kanısı yaygınlaşmıştı. HSYK’nın bildirisine 13 üye imza atmıştı. HSYK’nın doğal üyesi olan müsteşarın, muhalefet şerhini koyduğu bu bildiri aynı zamanda kurulun başkanı olan Adalet Bakanı'nın yokluğunda alınmıştı.

O günün şaşkınlığı ile diğer gizli soruşturmalar gibi, bu bildirinin son dakikada hükümetin bilgisi dışında imzalandığı ortaya çıkmıştı. Ancak bildiri yayınlandığı tarihten bir gün önce yani 25.12.2013 tarihinde karara bağlanmıştı. Karara muhalif olan üyelerin tamamı tarih kısmını yazma gereği duymamışken Adalet Bakanı Müsteşarı Birol Erdem tarih kısmına 26.12.2013 tarihini yazmıştı. Bu çok açık bir şaşırtmacaydı. Esasında konunun ne olduğunu biliyor, ancak ispatlayamıyordum. HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur ve HSYK üyesi İsmail Aydın ile daha önce yaptığımız 5,5 saatlik görüşmede konunun tüm detaylarını sormuştum. Soru cevap şeklinde geçen bu görüşmede vakıf olduğum detaylar korkunçtu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in bu bildiriden, bildiri yayınlanmadan çok önce haberdar olduğu bildirinin kendisine mail yoluyla gönderildiğini sonrasında yüz yüze görüşmeler yapıldığını bakanın onayı dahilinde bu bildirinin yayınlandığını, hatta bakanın müsteşarına dönerek;"Birol sen muhalif kal" dediği söylenmişti. Kaldı ki Birol Erdem’in muhalefet şerhi koyduğu tarihe baktığımızda bu kandırmaca açıkça ortaya çıkıyordu.

İşte tüm bu yaşanan durumların doğru olduğunun ve dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in bu bildiriden haberdar olduğunun belgesi aşağıdadır. HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur ekteki mail çıktısından da görüleceği üzere 23 Aralık 2013 Pazartesi Saat 21.49 da Adalet Bakanı Sadullah Ergine mail atarak bildiriyi göndermiş mailinde ayrıca;

"Sayın Bakanım;

Yargı dernekleri ile hakim ve savcılar neden sessiz kaldığımız konusunda ayaklanmış durumda. Bu iki konuda sessiz kalınması kurulu zor durumda bırakıyor. Ekli uygun görürseniz basın açıklaması olarak yayınlayalım. Sizin için sıkıntı olacaksa genel kurul duyurusu olarak yayınlayabiliriz.

Selamlar İyi Akşamlar" 

Açıklamasını da yaparak takdiri Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e bırakmıştır. Sadullah Ergin Pazartesi günü Ankara’ya gelerek yüz yüze görüşme gerçekleştirmiş ve bildiriye son hali verildikten sonra bilgisi, izni ve onayı ile hükümetin 'korsan bildiri' olarak tanımladığı bu bildiri yayınlanmıştır. Bu bildiriye imza atan 13 HSYK üyesi 'Paralel Yapı Mensubu' olarak kamuoyuna sunulmuş ancak asıl sorumlu olan kişi tereyağından kıl çeker gibi kendisini bu işin dışına atmıştır.

Şimdi aklı vicdanı hür herkese sorum şudur;.Madem ki 13 HSYK Üyesi bu bildiri nedeniyle Paralel Yapımensubu olarak ilan edilmiştir. Bu bildiriyi bilen onaylayan dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin neyin üyesidir? Hükümetin bilgisi dışında yayınlandığı açık olan bu bildiriyi, daha yayınlanmadan önce bilen ve onaylayan son halini veren hatta muhalefet şerhlerini bile kararlaştıran Adalet Bakanı bu bilgiyi Başbakan'dan ve Kabine Üyelerinden neden saklamıştır?

Hepinizin haberi olsun... Bu belgeden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır…

NOT : 17 Aralık günü 4 Bakan ile ilgili operasyon konusunda Başbakanlıkta kriz merkezi oluşturulmuş, 4 Bakan ve dönemin Başbakanlık müsteşarı Başbakanla birlikte olayları algılamaya çalışırken, İstanbul Adliyesinde nelerin döndüğü de anlaşılmaya çalışılıyordu... Başbakan Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i sorduğunda kimsenin bilgisi olmadığı ortaya çıkıyor. Bunun üzerine Başbakan Sadullah Ergin’i cep telefonundan arayarak ulaşmaya çalışıyor. Ancak Sadullah Ergin’in ne kendisine nede korumalarına nede özel kalem müdürüne ulaşılamıyor. Sadullah Ergin’in evde olduğu bilgisi başka kaynaklardan gelince Efkan Ala kendi korumalarını göndererek Sadullah Ergin’i evinden uyandırarak Başbakanlığa getiriyor. Sadullah Ergin Başbakana çok yorgun olduğunu ve o yüzden uyduğunu söylüyor… Başbakan’ın bu cevap üzerine ne söylediğini tahmin edersiniz…

Türkiye’nin ayakta olduğu 17 sini 18 ine bağlayan gece Sadullah Ergin’in uyuması ve korumalarına dahi ulaşılamaması artık sanıyorum ki herkes tarafından anlaşılmıştır…

Bu daha başlangıç öyle şeyleri belgeleri ile açıklayacağız ki tüm bilinmeyenleri ortaya koyacağız…Paralel Yapının en önemli mensuplarını ne pahasına olursa olsun deşifre edeceğiz...
 


ERGİN'DEN YANIT: KABUL ETMİYORUM


AKP Hatay Milletvekili ve Adalet Eski Bakanı Sadullah Ergin Son.TV yazarı Avukat Fidel Okan'ın'İhanetin Belgesi' adlı yazısına karşı cevap verdi. Ergin, altında 13 HSYK üyesinin imzasının yer aldığı bildirinin 1. Daire Başkanı İbrahim OKUR tarafından mail olarak gönderildiğini kabul ederken metni okuduktan sonra uygun bulmadığını, hatta bu bildirinin eski HSYK'nın bildirilerinden daha kötü olduğunu, bu nedenle onaylanmadığını Okur'a söylediğini belirtiyor.

Sadullah Ergin sosyal medyadaki hesabı üzerinden yaptığı açıklamada iddiaları kabul etmediğini belirtti.

FİDEL OKAN YAŞANANLARI YAZDI


Fidel Okan, Ergin'in hakkındaki iddiaları yalanması üzerine kaleme aldığı yazıda HSYK tarafından yayınlanan bildirinin perde arkasını yazdı.

İşte Fidel Okan'ın Sadullah Ergin'e yanıt vermek amacıyla kaleme aldığı o yazı:

"HSYK 1. Daire Üyesi İsmail Aydın ve Gazeteci Sevilay Yükselir ile Abdurrahman Şimşek'in de olduğu toplantıda İbrahim Okur'un anlattıklarından hafızamda kalanları sizlere aktaracağım... Şöyle diyor Okur yaşanan gelişmelerle ilgili; “Ertesi günü yani Salı günü 3. Daire Başkanı Ahmet Hamsici ile birlikte Sadullah Bey'i ziyarete gittik. Birlikte makam odasının arkasındaki odada yemek yedik. Ben metnin bir çıktısını kendisine verdim. Bunu basın açıklaması olarak yapmayalım” dedi sonra da ;”Genel Kurul ne zaman?” diye sordu. “Çarşamba yani yarın” dedik. “Çarşamba yakın olur, perşembe yapın siz” dedi. Neden? Çünkü Başbakan yurt dışından dönecekti ve kabine değişikliği olacaktı o gün. Bildirinin girişinde Başbakan'ı yönelik ifadeleri değiştirmemizi istedi. Bir de Müsteşar Birol Bey'e şerh koyması yönünde talimat verdi. Ben kendisine sayın bakanım sivri olan yerleri neresiyse söyleyin düzeltelim dedim. Her tarafı sivri dedi. Ama bunu yapmayıp, ne yapalım… dedi… Hasan Doğan aradı bizim yanımızda. Başbakan o gün yurtdışından gelecekti. Yarın için köşk’e bir randevu talebiniz var mı diye sordu... Bunun üzerine kurula döndük. Üyeleri toplayıp Bakanla birlikte kararlaştırdığımız metni okudum. Ve yayımlanması konusunda karar kılındı ancak Sadullah Bey'in açıklama için 2 gün beklememizi istediğini söyledim. Buna itiraz edenler oldu ama sonunda ikna ettik. Durum budur”

Ben şimdi izninizle yazdıklarımı tamamen iftira ve kurgu olarak yaftalayan Sayın Ergin'e sormak istiyorum; Velev ki Sayın Bakan dediğiniz doğru. Yani siz aslında o bildirinin yayımlanmasına şiddetle karşı çıktınız. Hatta yayınlanmaması konusunda gayret gösterdiniz. Peki bundan ilk önce niye Başbakan'ın haberi olmadı? Ya da diğer kabine üyelerinin. Madem biliyordunuz böyle bir bildiri yayımlanacak ve HSYK korsan bildiri yayınlayacak, neden Başbakan'ı uyarmadınız bu konuda? Ve dahası, siz o koltukta otururken size rağmen gayri ciddi bir eyleme girişen HSYK'ya neden engel olamadınız? Bir de tabi şu soru var; Sizin ifadelerinize göre kurulun iki daire başkanı yalan mı söylüyor oluyor? Ne yani siz o salı günü makamınızda birlikte yemek yiyip, bildirinin son haline birlikte karar vermediniz mi? Ve hatta bildirinin 2 gün rötarlı açıklanması yönünde talimat vermediniz mi? Ve her ikisinin yanında, müsteşarınıza bildiriye şerh koyması yönünde emir vermediniz mi? İsterseniz hangi yemeği yediğinizi de açıklayayım….ama gerek yok…

Diyeceksiniz ki ben bildiriden önce Müsteşarım Birol Erdem ile birlikte Başbakan ve Efkan Ala ile görüştüm. Evet biliyorum, görüştünüz, İyi tamamda, görüşmüş olmanız sizi aklamıyor ki…Öncesinde zaten olan olmuş. Bildiri onayınızla tüm HSYK üyelerinin eline geçmiş… O dakikadan sonra Başbakanla yaptığınız görüşmede neyi değiştireceğinizi düşündünüz… Ortalık zaten birbirine girmiş... Ve tüm yaşananları tersine çevirme imkanınız varken bunu kullanmayıp, bildiriden önce Başbakanla yaptığınız görüşmenin ne önemi kalıyor?...

Gelelim Ergin’in Yalanladığı makalemin ikinci kısmına… Hemen ifade edeyim ki bu makalede Ergine özellikle ve bilinçli olarak bir iki açık kapı bırakmıştım… Oda, oradan girmiş… Ama maalesef çıkmaz sokağa çıkıyor…. Şimdi anlatayım…

Yer başbakanlık konutu... Tarih 18 Aralık 2013…Başbakan Erdoğan kurmaylarıyla darbe girişimin değerlendirmelerini yapıyor. İlgili bakanlar ve Mit Müsteşarı tam kadro konuttalar. Toplantı geç saatlere kadar sürer. Ancak bir ara Başbakan başka bir görüşme için toplantıdan ayrılır. Bakanlar toplantıya devam ederler. Bir saat kadar sonra Başbakan toplantı odasına geri döner. Herkes oradadır ama Adalet Bakanı Sadullah Ergin yoktur. Salondakiler kendisinin yorgun olduğunu gerekçe göstererek ayrıldığını söyleyince Başbakan, yardımcılarına Ergin'e derhal ulaşılması konusunda talimat verir. Ama ulaşılamaz. Çünkü Ergin telefonlarını kapatmıştır. Sadece o değil yardımcıları da kapatmıştır. Başbakan bunun üzerine çok sinirlenir ve o dönem henüz müsteşarı olan Efkan Ala'dan Ergin'i bulmasını istemiştir. Bunun üzerine Ergin'in evine korumalar gönderilir ve uykudan uyandırılarak apar topar konuta getirtilir. Sonrasını tahmin etmeniz sanırım güç değil. Çok kritik bir toplantının ortasında uykusuzluğu gerekçe gösterip ayrılan ve sürecin en mühim bakanlık koltuğunda oturan Sadullah Ergin'e kendisinden habersiz toplantıdan ayrılması ve telefonlarına ulaşılamaması nedeniyle, kızar Başbakan. Sayın Ergin cevap yazısında bu aktardığım hikayenin de tamamen bir uydurmaca olduğundan hareketle yine beni yalanlama yoluna gitmiş. Dikkat ederseniz o tarihte toplantıda olduğunu sonra evine gittiğini sonrasında geri geldiğini söylemiş…. Eeee… Peki neresini yalanlıyorsunuz.

Başbakandan habersiz toplantıyı bırakıp gittiğinizi mi? Telefonlarınızı kapattığınızı mı? Sizi dönemin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın Getirttiğini mi? Yoksa Başbakanın size kızmasını mı? Söyleyin hangisi yalan…"

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.