RotaHaber’de ilk yazımız 1 Aralık 2014’te yayınlandı.
İlk yazımızın sonuna bir not düşmüş ve şunları yazmıştık;
“Not: Yazılarımızı takip edenler, kimi öngörülerimiz konusunda ortaya bir ‘apartman dairesi’ koyacak kadar İDDİALI olduğumuzu bilirler.
Yaşlar ilerliyor; ne zaman ne yazmıştım gelecekte hatırlamam pek kolay olmayabilir.
Bir konudaki öngörümü hatırlama kolaylığı açısından RotaHaber’deki ilk yazıma not etmeyi uygun buldum.
Vefat etmiş 7, hayatta 5, toplamda 12 Cumhurbaşkanı var.
Kim olduğunu şimdilik saklı tutuyorum. Zaten ileride gerekçesi ve detaylarıyla ayrıntılı paylaşacağım.
12 Cumhurbaşkanından birinin ismini gelecekte eski cumhurbaşkanları arasında görmeyeceksiniz.
Ceza aldığında apoletleri sökülüp rütbesi geri alınan general gibi, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığında tarihin sayfaları arasından sökülüp atıldığını ve Çankaya Döneminin yok sayıldığını göreceksiniz.
İddiaya girmek isteyen olursa adresim belli, buradayım. NOKTA”
* * *
Yukarıdaki satırların üzerinden 8 aya yakın süre geçti.
Bu arada geçtiğimiz 2 ay içinde 2 cumhurbaşkanımızı kaybettik.
10 Mayıs’ta 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 17 Haziran’da 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel vefat etti.
İddiamızın kapsamına ölmüş veya sağ tüm cumhurbaşkanları dahil olduğu için iddiamız aynı kararlılıkla sürüyor...
Tekrar ediyorum; 12 Cumhurbaşkanından birinin ismini gelecekte eski cumhurbaşkanları arasında görmeyeceksiniz. Böyle bir öngörüm var...
Şimdi bana düşen; “Allah’ım, şimdiye kadar olduğu gibi, bu konudaki öngörümde de beni yanıltma” diye dua etmektir.
* * *
Yıllardır yönetimde olup da Türkiye gerçeklerine yabancı olan insanların haline hep hayret etmişimdir...
Erdoğan Başbakan iken, önceki Milli Eğitim Bakanlarını dershaneleri kapatma konusunda beklenen performansı göstermedikleri için görevden aldığı itirafında bulunmuştu.
Nitekim bu konudaki kararlılık mesajını Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı’ya ileterek, 24 Ocak 2013’te kendisini Milli Eğitim Bakanı olarak görevlendirmişti.
Nabi Avcı çok geçmeden, Haziran 2014’e kadar dershaneler kapanmış olacak açıklaması yaptı. Daha sonra çıkarılan yasa ile bu tarih 1 Eylül 2015 olarak belirlendi.
Yeni Şafak gazetesinde 24 Ekim 2013’te "Dershaneler kapanacak sanmak" başlıklı yazı kaleme aldığımda,henüz ne Zaman gazetesi (16 Kasım 2013 tarihli) “Eğitime büyük darbe” manşetini atmıştı, ne de 17-25 Aralık olayları yaşanmıştı.
Ortaokul düzeyinde VATANDAŞLIK bilgisine sahip olan bir insanın bile, demokratik bir hukuk devletinde böyle bir şeyin imkansız olduğunu bilmesi gerekiyordu.
Nitekim bu konudaki iddialı öngörümüzü yansıtma adına, 24 Ekim 2015 tarihli "Dershaneler kapanacak sanmak" başlıklı yazımızın son paragrafına şu satırları büyük bir kararlılıkla not etmiştik;
"Bu ülkede önümüzdeki 2 yıl içinde tek bir tane bile legal ya da illegal sınavlara hazırlık kursu kalmayacak, tamamı kapanacak" iddiasında olan varsa, noterden ihbarnameyi göndersinler. 100 bin lirayı ortaya koyuyorum...” yazmıştık.
Bu konudaki kararlı öngörümüzü hem katıldığımız televizyon programlarında, hem de ülkenin dört bir yanında verdiğimiz konferanslarda defaatle gündeme getirdik. İmkansızı zorlayan bir öngörü değil, malumun ilanı olabilecek türden tahmini kolay basit bir hadiseydi.
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi’nin son kararı benim için asla süpriz olmadı.
Benim için konunun tek sürprizi, kararın Kadir Gecesi’ne denk gelmesi oldu.
İnsanlar daha bir moral ve şükür hali ile ellerine duaya kaldırdılar.
Alınan bu kararla, bir utanç dönemi daha tarihin tozlu sayfaları arasına giderek yol alıyor.
Gerçi hoş, aksi istikamette bir karar çıksaydı bile moral bozmaya gerek yoktu.
Ülke her halükarda, çok uzak olmayan gelecekte beklenen aydınlık günlere zaten çıkacaktı.
Bir İNAT ve KAPRİS YASASI tarih oldu.
Tıpkı diğer İNAT YASALARININ da hukuk tarihinin çöplüğünde çok geçmeden yer bulacağı gibi...
Şimdilerde kendini içte ve dışta fark ettirmek için değişik vesilelerle ses vermeye çalışan Abdullah Gül, keşke görevde iken, ülkeyi HUKUK DEVLETİ olma vasfından hızla çıkaran yasalara bu kadar kolay teslim olmasaydı. İmza atmasaydı.
17-25 Aralık’ın lekesinin dünya kamuoyu önünde devletimizin imajını olumsuz etkilememesi konusunda tek bir adım atmadı. Hayretle izlemekle yetindi.
Son sözlerimiz şunlar olsun....
Keşke MAHKEMELER SİYASET YAPMASALAR...
HUKUK ÇERÇEVESİNDE karar vermek için,“hele seçim sonucunu” bir görelim deme durumunda kalmasalar.
Eğer bugün kendilerini tanımadığım, bir kez bile olsun görmediğim pek çok insan yolda çevirip, “Ekranda seni izlerken, evde, kahvede, iş yerinde arkadaşlarıma söz verdim... Osman Özsoy’u görürsem alnından öpeceğim dedim...” diyerek alnımdan öpüyorlarsa, BU DEVLETE ve MİLLETE olan güvenimden kaynaklanan cesaretle bildiğim yolda ilerlememdir.
Allah’ın vaadine hiç tereddütsüz olarak inanmaktandır.
Moralinizi asla bozmayın... İnanılmaz güzellikte günler geliyor.
Siz kazandınız...
Keşke onlar da kaybetmeseydi...
Elimde evin tapusunu salladığım diğer iddiaları hatırlatmıyorum bile...
Siz zaten biliyorsunuz
Rahat olun. Sadece işinizi hakkıyla yapın ve Allah’a teslim olun.
Gerisi inanın çok kolay...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Rota Haber
yazaranot@gmail.com
www.osmanozsoy.com.tr
https://twitter.com/ozsoyyazilar