'5 ay önce OHAL kalktı diye oy istediniz'

HDP'nin Efkan Ala hakkındaki gensoru önergesi üzerine CHP Grubu adına Grup Başkanvekili Levent Gök söz aldı.

Levent Gök konuşmasında şunları kaydetti:

 

CHP GRUBU ADINA LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin İçişleri Bakanı hakkında vermiş olduğu gensoru önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
 

DÜNYADAN İSTİFA ÖRNEKLERİ
 
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye dünyada itibarlı bir ülke, saygın bir ülke olma iddiasını sürdürüyor elbette, hep beraber bunu yapmaya gayret ediyoruz. Bunları yaparken dünyanın bütün ülkelerinde kabul görmüş etik davranışların hayata geçirilmesi gerekir. Örneğin, eğer Mısır'da, 2012 yılında bir trenin okul otobüsüne çarpması sonucu 47 kişi öldüğünde Ulaştırma Bakanı istifa ediyorsa, o, Mısır'ın siyasi etik bakımından ne kadar zengin olduğunu gösterir. Yine, Gürcistan'da hapishanede mahkûmlara işkence edildiği görüntülere düşmüş ve İçişleri Bakanı istifa etmişse, bu, Gürcistan'ın siyasi etik açısından Türkiye'den çok daha ileri olduğunu gösterir.
 
 
Yine, Honduras'ta, 2008 yılında alkollüyken polisi dövme görüntüleri İnternet'e sızınca Dışişleri Bakanı istifa etmişse Honduras'ın da Türkiye'den çok daha farklı bir siyasi etik anlayışına sahip olduğu anlaşılır. Hele hele, 2007 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'nde savcıları görevden alma işine karıştığı için eleştirilince Adalet Bakanı istifa etmişse Türkiye'nin gözünü oraya çevirmesi gerekir. Kosova'da 2007 yılında protesto gösterilerinde 3 kişi ölüp 80 kişi yaralanınca İçişleri Bakanı istifa etmişse işte bizim de Türkiye olarak tam da bu işlerin neresindeyiz diye düşünmemiz gerekir ve sadece bu nedenlerden dolayı şu andaki İçişleri Bakanı bu gensoru önergesinin görüşülmesini hak etmiş bir İçişleri Bakanıdır.
 
 
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben on gün kadar önce doğu ve güneydoğu illerini gezen bir arkadaşınızım. Diyarbakır, Sur, Mardin gibi bölgelerde arkadaşlarımızla beraber incelemelerde bulunduk ve orada yaşadığımız, gördüğümüz tabloya baktığımızda Türkiye'nin gerçekten çok olağanüstü bir sürecin içerisinden nasıl ağır travmalarla geçtiğini, o travmaların bugün Meclise de nasıl yansıdığını büyük bir üzüntüyle gördük.
 

5 AY ÖNCE OHAL KALKTI DİYORDUNUZ
 
Şimdi, iktidar partisi beş ay kadar önce -Sayın Bakan da görsün- "Olağanüstü hâl kalktı. Köyümde özgürce yaşıyorum." diye her yeri "billboard"larla doldurmuştu. Değerli milletvekilleri, Türkiye'deki olağanüstü hâl AKP iktidara geldiği zaman 2002'de kalktı ama süresi dolduğu için kalktı ve iktidar partisi bunu -haklı olarak, belki kendi dönemlerinde olağanüstü hâl ilan edilmedi diye- bir demokratik manifesto gibi herkese anlatmaya çalıştı. Ne olmuş? Olağanüstü hâl kalkmış, köyünde özgürce dolaşıyormuş. Kim dolaşıyor? Doğu ve güneydoğudaki arkadaşlarımız, yurttaşlarımız. 
 
 
 

DARBE DÖNEMLERİNDE BÖYLE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI YOK
 
 
Terörün her türlüsüne karşıyız, PKK terörüne de, IŞİD terörüne de, DHKPC terörüne de, hepsine aynı oranda karşıyız. Terör kimden gelirse gelsin karşısında durmaya ve mücadele etmeye kararlıyız. Evet, Cumhuriyet Halk Partisi insan haklarında var. Temel hak ve özgürlükler... Dünyanın en ileri ülkesinde ne kadar varsa Cumhuriyet Halk Partisi de onları savunuyor. Biz bu anlayışla bakıyoruz ve şimdi sokağa çıkma yasaklarına baktığımızda, tam seksen güne yaklaşan sokağa çıkma yasaklarını irdelediğimizde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, sayın milletvekilleri, geçmişe ait sokağa çıkma yasaklarına baktığımızda böylesi bir tablo asla yok. 6-7 Eylül 1955 yılına dönüyoruz. O zaman azınlıklara yapılan saldırılarda -biliyorsunuz, pek çok Rum kesiminden yurttaşımızın dükkânlarına, evlerine saldırı olmuştu- İstanbul, Ankara ve İzmir'de sıkıyönetim ilan ediliyor, Meclisten geçmek kaydıyla, 1955 yılında birkaç gün süren bir sokağa çıkma yasağı var. Sonra, 15-16 Haziran işçi eylemleri sonrası, yine Meclisten geçmek kaydıyla, bir günlük bir sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor 17 Haziran 1970 tarihinde. 12 Eylüle dönüyoruz: Darbe... Her türlü demokrasinin, temel hakların, özgürlüklerin üzerine şal örtüldüğü, kimsenin sesini çıkartamadığı 12 Eylülde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sabah 05.00'ten ertesi gün sabah 08.00'e kadar tam yirmi yedi saat değerli arkadaşlarım, 12 Eylüldeki sokağa çıkma yasağı. Daha sonra geceleri 24.00'den 05.00'e konuluyor, bir müddet devam ediyor. Türkiye'de en uzun sokağa çıkma yasağı 29 Eylül 1980 tarihinde Malatya'da bir patlama meydana geliyor ve tam otuz üç saat olmak kaydıyla sadece Malatya ilinde sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor ama bütün bunların hepsi Meclisten geçmek kaydıyla oluyor değerli arkadaşlarım. (...)

EFKAN ALA VE 17-25 ARALIK
 
 
Değerli arkadaşlarım, Sayın Efgan Ala, özellikle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının Türkiye'de gölgelenmesine ve kapatılmasına dönük bütün senaryoların içerisinde yer almış baş bir aktördür, hiç tartışmasız. Emniyette, hâkimliklerde yapılan bütün operasyonlarda, Türkiye'de valilere verilen bütün antidemokratik talimatların altında Efgan Ala damgası vardır. Efgan Ala kendisine bağlı olan MİT'le en iyi yaptıkları işi yapıyorlar; muhalefet partisi milletvekillerini fişlemeye, onlar hakkında istihbarat toplamaya, bir açıklarını yakalamaya çalışıyorlar. 
 

BAKANLARA BEDELLİYİ SORDU
 
Şimdi, ben, doğu ve güneydoğuyu gezdim; bizim kahraman askerlerimiz, polislerimiz şehit oluyorlar. Ne uğruna? Hükûmetin çözüm süreci diye yürüttüğü süreçte göz yumduğu ve silah cephanesi hâline dönüştürdüğü doğu ve güneydoğuda gencecik askerlerimiz, polislerimiz şehit oluyor. Peki, askerlerimiz şehit olurken bakanlarımız ne yapıyor, bakan çocukları ne yapıyor? Örneğin, Sayın İçişleri Bakanı burada cevaplandırırsa sevinirim: Hükûmet üyeleri arasından askerliğini para vererek yani bedelli olarak yapan bakan var mıdır? Ben biliyorum. Bakanların çocuklarından askerliklerini bedelli olarak yapanlar var mıdır? Vardır, hepsinin listesi elimizde. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
 
 
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Suç mu? Yapabilir. Yasalar engelliyor mu?
 
 
LEVENT GÖK (Devamla) - Suç değildir elbette ama siz ölen o gariban çocukları, yoksul çocukları, polislerimizi, askerlerimizi oraya sürdüğünüz anda, bunu ben de siyaseten sizlere sorarım. Hangi bakan bedelli olarak askerlik yapmıştır? Hangi bakan çocukları askerliklerini bedelli olarak yapmıştır? Garibanlar cepheye, bizimkiler İtalya'ya, başka bir yere. Var mı böyle yağma? Sıkıysa siz de gidin, sıkıysa siz de gidin. (CHP sıralarından alkışlar)
 
 
(...)
 
 
LEVENT GÖK (Devamla) - Peki, eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ne diyor? "Biz aldanmadık, her şeyden haberimiz vardı, 78 milyonun hatırına gözümüzü yumduk."
 
 
(...)
 
 
LEVENT GÖK (Devamla) - "Silahlarıyla her gün köylerde geçiyorlardı, askerlerimize el sallıyorlardı, asker de onlara hiçbir şey yapamıyor." diyor. İşte bugün doğu ve güneydoğuda askerlerimiz, polislerimiz ölüyorsa bundan dolayı ölüyor. 
 
 
Yine, değerli arkadaşlarım, Diyarbakır eski Emniyet Müdür Yardımcısı diyor ki: "Bizim istihbarat birimlerinin hendeklerin kazıldığından, silahların depolandığından haberi vardır." Şimdi, siz bunları sorgulamayacak mısınız? Bunun hesabını biz mi vereceğiz, kim verecek? O gencecik çocuklar niye ölüyor? Ben her gün şehit cenazelerine gidiyorum, o annelerin, babaların feryatlarına tanık oluyorum. Bunlar sizi hiç mi ilgilendirmiyor?
 
 
İÇİŞLERİ BAKANI'NIN SORUMLULUĞU YOK MU?
 
 
LEVENT GÖK (Devamla) -  Bir sorumlu yok mudur bu işte? Ankara'da patlayan o bombada, 28 kişinin öldüğü bombada -Ankara'nın en güvenli yerinde ölen 28 kişinin, bugün ölen 1 kişiyle 29'a çıktı- İçişleri Bakanının hiç mi sorumluluğu yoktur?
Kimsenin mi yoktur? Başbakanın sorumluluğu yok mudur? Ne konuşuyorsunuz siz! Türkiye'yi bir kan gölüne döndürüyorsunuz. Çok dikkatli olmak durumundayız.
 
 
ARTVİN HATIRLATMASI
 
 
Şimdi, güneydoğuda ve doğuda sokağa çıkma yasakları var. Peki, Artvin'de ne var? Artvin Cerrattepe'de ne oluyor? Hükûmete yakın bir iş adamına bir bakır madeni tahsis ediliyor. O bakır madenine iş adamının adamları girsin diye, iş makineleri girsin diye Artvin'e giriş çıkışlar yasaklanıyor değerli arkadaşlarım. Yani, sokağa çıkma yasağı artık nitelik değiştirdi. Artvin gibi hiçbir sorunu, hiçbir asayiş sorunu olmayan bir yerde İçişleri Bakanının -ki ben de kendisinden rica etmiştim lütfen yardımcı olun diye- Valiye verdiği talimatlarla tam 25 bin Artvinli -açık cezaevine dönüşmüş durumda- orada yaşıyorlar, TOMA'ların, gazların pençesinde boğuşuyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)
İnsanlar Artvin'i terk etmek istiyor, çıkamıyor; Artvin'e girmek isteyenler giremiyorlar. Nedir bu? Cengiz İnşaata bakır madenini vereceksiniz, verecekseniz de ne olacak? Yani, burada hangi rant var da, hangi siyasetçiyi ilgilendiriyor da, hangi bürokratı ilgilendiriyor da, bu kadar topunuzla tüfeğinizle, TOMA'nızla Artvin'i sardınız? Yazıktır! Yazıktır!
 
 
EFKAN ALA'NIN O TAPESİNİ HATIRLATTI
 
 
Bakın, şimdi, Efkan Ala geçmişte çok konunun muhatabı olmuştur. Bilgi Teknolojileri Başkanına bir gazetecinin sesinin kapatılması talimatını veriyor, Başkan da diyor ki: "Bana mahkeme kararı lütfen gönderin." Efkan Ala'nın demecini okuyorum: "Yav Kardeşim, biz yasa yapan yeriz; gerekirse, hangi yasaysa bulur çıkarır sizin yaptığınızı suç olmaktan çıkarırız." diyor, "Savcıdan korkmayın, size koskoca yüzde 50 oy almış partinin iradesini söylüyorum." Kim söylüyor bunu? İçişleri Bakanı Efkan Ala. Hani hukuk? Nerede? 
 
 
Başka ne diyor Efkan Ala? Bilal Erdoğan'ın evine polisler gittiği zaman talimat veriyor, "Yaklaşanı vurun." diyor. Kim söylüyor bunu? İçişleri Bakanı Efkan Ala söylüyor. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar!)
 
 
Efkan Ala başka daha ne söylüyor? Efkan Ala bu kürsüye çıkıyor, diyor ki: "Ben Anayasa'yı tanımıyorum, Anayasa'yı tanımıyorum." Siz Anayasa'yı tanımıyorsanız biz de sizi tanımıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
 
 
GÖREVİNİZ KINAMAK DEĞİL
 
 
Efkan Ala çıkmış Ankara patlamasından sonra, 28 kişi ölmüş, tweet atıyor, "Lanetliyorum, ülkemize yapılmış bir saldırı, kınıyorum." Biz de sizi kınıyoruz Sayın Bakan, sizin göreviniz kınamak değil, sizin göreviniz bu olayları önlemek, başından beri önlemek, "İnsanlar ölmesin." demek. Bunları yapabiliyor musun? Yapamıyorsun. (CHP sıralarından alkışlar)
 
 
Sayın Bakan, sizin atmanız gereken "tweet" şuydu: "Sevgili Türk milleti, ben görevimi yapamadım, onurlu bir şekilde istifa ediyorum." demeniz gerekirdi. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
 
 
LEVENT GÖK (Devamla) - Herkesin gerekçesi ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi insan haklarına saygılı, terörün tam karşısında olarak Suruç katliamının hesabını sormak için bu gensoruya "evet" oyu verecektir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
 
 
Ankara katliamının hesabını sormak için bu gensoruya "evet" oyu verecektir. 102 kişinin öldüğü, gardaki patlamanın hesabını sormak için bu gensoruya "evet" oyu verecektir. 
 
 
Bu evetler, İçişleri Bakanının Türkiye'yi yönetemediği tablosunu göstermek içindir. Bu evetler, Türkiye'yi demokrasiyle, insan haklarıyla, temel hak ve hürriyetlerle tanıştırmak içindir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
 
 
Bu evetler, yasadışı davranan, Anayasa'yı tanımayan İçişleri Bakanına Anayasa'yı hatırlatmak içindir.
 
 
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Siyaset Haberleri