AHISKA TÜRKLERİ ve TRT-1`e Bazı Öneriler!

Selçuk DÜZGÜN

AHISKA TÜRKLERİ ve TRT-1`e Bazı Öneriler!


TRT-1 “Büyük Sürgün Kafkasya” adlı bir önemli dizi filme imza attı.

 

 

Yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin'in yaptığı 2015 yapımı mini Türk dizisi 1944 yılında II. Dünya Savaşı sırasında, Kızıl Ordu'nun başkomutanı Stalin'in sert politikası yüzünden sürgüne maruz kalan Ahıska Türkleri'nin dramatik hikâyesini anlatıyor.

 

 

Film  Gürsel Balcı'nın Sınırdaki Sır ve Fırat Sünel'in Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı romanlarından uyarlanmış.

 

 

Bu tarihi olay bir uyarlanma şeklinde olunca hatalar hemen göze çarpmaktadır.

 

 

Filmi oyuncuların performansı ve tarihi olaya dikkat çekmesi açısından çok önemli bulmama rağmen ilk bölüm itibari ile bazı konulara özelikle dikkat çekmek isterim.

 

 

Ahıska dediğimiz yer, Gürcistan’ın güneybatısında Türkiye sınırında bulunan bölgedir.

 

 

Keşke film Makedonya`da değil de Borçalı`da  çekilseydi.

 

 

Keşke senaryoyu yazan insanlar bir Ahıska köyünde en az 3 ay yaşasalardı...

 

 

Dede Korkut Hikâyeleri’nde Ak Saka olarak anılan Ahıska’dan, Evliya Çelebi’nin Seyahatname eserinde de söz edilmektedir.  

 

Keşke bu seyahatname okunsaydı ve bu Türklerin kim olduğu senaryoda kısaca anlatılsaydı.

 

Ahıska Türklerinin kullanıldığı dil öz Türkçenin halen kullanıldığı dildir.

Keşke Ahıska Türklerinin kullandığı şu anki ağız filimde kullanılsaydı.

 

Filmin bundan sonraki bölümleri o sürgün yıllarını nasıl anlattı bilemem, izleyip göreceğiz ama filmin ilk bölümün de eksik kaldığını düşündüğüm Ahıska Kültürü üzerine bazı bilgiler vermek isterim.

 

Ahıska aile kültürü geçmişten günümüze süregelen en geleneksel kültürdür.

 

Ata erkil bir aile yapısı, aksakallar şurası devam etmektedir.

 

Evin en büyüğü son sözü söyler, dışarıdan evlilik yapılmaz, yeni evlenen çiftler anne ve babaları ile aynı evde kalırlar, evin yaşlıları uyumadan gelin uyumaz, gençler yaşlıların yanında çocuk sevmelerine, kucaklarına almalarına dikkat ederler…

 

Bazı Ahıska İnançları!

 

-Yanan odunun üzerine su dökülmez.

 

-Akşamleyin ev dışarıya değil, ocağa doğru süpürülür ki, bereketi gitmesin.

 

-Kesilen tırnak yere değil, ateşe atılır.

 

- Kurban eti kediye, köpeğe verilmez; suyu temiz bir yere dökülür.

 

-Kırk günlük bebek olan eve et getirilmez. Çünkü bebeğin boynu tutmaz.

 

-Nazar değmemesi için evin giriş kapısına göz dikeni veya üzerlik asılır.

 

-Yere düşen bir tahıl tanesi belki rızk ondadır diyerekten alınır.

 

-Ekmek tek elle kesilmez.

 

-Akşam ezanından sonra evden tuz verilmez.

 

-Hava karardıktan sonra birine süt verilirse kibrit yakılır ve içine atılır.

 

- Nazardan korunmak için üzerlik yakılır ve dumanı evin içine verilir.

 

-Köpek uluması ve baykuş ötmesi hayır sayılmaz. O evden cenaze çıkacağına inanılır.


Birçoğunuzun bizim oralarda bu adetler halen devem etmektedir diyeceğini biliyorum.

 

İşte tüm bunlar Türk gelenekleridir.

 

Türk töresinin ve geleneklerinin yazılmamış kuralları bugün en güzel şekilde Ahıska Türklerinin ailelerinde devam etmektedir.

 

Ahıska Türklerinin bir başka özeliği ve beklide en büyük özelikleri ise çok çalışkan ve vefalı olmalarıdır.

 

Onlar sürgün sonrasında hangi ülkeye yerleşmişse vefa borçları ile oraları kendi vatanları sayıp, ellerinden gelen her türlü hizmeti yapmışlardır.


Bugün onlara başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere bütün soydaşları kucak açmış ve bağırların basmışlardır.

 

Ama Ahıska Türklerinin 1944`den beri yaşadığı sorunun tek çözümü vardır, o da kendi vatanlarına yerleşme haklarının temin edilmesidir.

 

Oda inşallah olacaktır.

 

Dilerim TRT-1`in eksikte olsa çektiği ve çok sayıda izleyiciye ulaştığı bu dizi buna vesile olacak bir yol açacaktır.

 

Eksiklerine rağmen dizi dolayısı ile emeği geçen herkese teşekkürler.


Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.