Ahmet Altan'dan fetö ağzı ile savunma!

'Ergenekon bir katiller sürüsüdür' diyen Altan, 'Balyoz' haberleri gibi haberleri yayınlamak bir gazetecinin en önemli görevlerinden biridir' iddiasında bulundu

 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri ve bu konuda çağrışım yapan mesajlar verdikleri iddia edilen 17 sanık hakkında açılan davada savunma yapan Ahmet Altan, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını savunmayı sürdürdü. “Ergenekon bir katiller sürüsüdür” ifadesini kullanan Altan, "‘Balyoz’ haberleri gibi haberleri yayınlamak bir gazetecinin en önemli görevlerinden biridir" iddiasında bulundu.

FETÖ'nün medya içindeki 'militan kadrosuna' yönelik , aralarında Nazlı Ilıcak, Altan kardeşler, Ekrem Dumanlı, Emre Uslu ve Tuncay Opçin'in de bulunduğu 17 sanıklı davaya İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kaldığı cezaevinden davaya katılan tutuklu sanık Ahmet Altandavaya savunmasını yaptı.

TARAF CEMAAT LEHİNE YAYIN YAPMAMIŞ

2012’de Taraf gazetesinden ayrıldığından beri gazetenin sahibi Başar Arslan’ı görmediğini ve konuşmadığını söyleyen Altan, "Taraf hiçbir zaman Cemaat lehine süreklilik arz eden yayın yapmadı, yapsaydı da suç olmazdı. Savcı Cemaat lehine süreklilik arz eden yayınları merak ediyorsa hükümete bakacak" dedi.

'ÖNDER AYTAÇ'IN İŞİNE SON VERDİM'

İddianamede Önder Aytaç ile görüşmesinin de suç olarak sayıldığını söyleyen Ahmet Altan, "Ben Önder Aytaç’la karşılaştığımda AK Parti hükümetinin danışmanı ve Polis Akademisi’nin öğretim görevlisiydi. Bana Taraf gazetesinde yazmak istediğini söyledi. Ben de mümkün olduğunca geniş yelpazeli bir yazı kadrosu istediğimden 'olur' dedim. Savcının, beni darbeyle ilişkilendirmek için adını iddianameye yazdığı Önder Aytaç, benim işine son verdiğim sanırım tek yazar. 'Apo idam edilsin' dediği için yazılarına son verdim" dedi.

'EKREM DUMANLI İLE AKBAPLIĞIM VAR'

Ekrem Dumanlı ile ahbaplığının olduğunu belirten Altan, şöyle konuştu: "Ekrem, edebiyattan, sinemadan, bokstan, futboldan, benim de sevdiğim bu konulardan anlayan ve hoşlanan bir gazetecidir. Onunla sohbet etmekten her zaman hoşlandım. Bir iki kere buluşup yemek yedik, bir kere de beraber Beşiktaş maçına gittik. Ekrem Dumanlı'yla telefonda konuştuğum için üç müebbedi hak ediyorsam Beşiktaş maçına gittiğim için herhalde elli kere falan müebbedi hak ediyorumdur. Biz konuştuğumuzda ben Taraf Gazetesi'nin genel yayın müdürüydüm, Ekrem de Zaman Gazetesi'nin genel yayın müdürüydü. Ben o sıralarda sadece Zaman'ın değil Sabah'ın, Star'ın yöneticileriyle de konuşuyordum."

TASFİYELERDE ROLÜ YOKMUŞ

Balyoz davasıyla ilgili 'Örgüt mensubu olmayan subayların tasfiyesi, yerine örgüt mensuplarının yerleştirilmesi ve darbe zemininin hazırlanması' şeklindeki suçlamayı reddeden Altan, o dönem genel yayın yönetmenliğini yaptığı Taraf gazetesinde yürütülen algı yönetimini de yok saydı. Altan, şu savunmayı yaptı: "Ben, 2010’da bir haber yayımlayarak 2016’ya kadar bütün askerî tayin ve terfileri gerçekleştirebilir miyim? O tayin ve terfilerin altında benim imzam var mı? Yok. Kimlerin imzası var peki? Genelkurmay başkanlarının, YAŞ üyesi generallerin… Bu altı yıllık süreçte hiç değişmeyen tek bir imza var. Başbakan ve cumhurbaşkanı olarak Tayyip Erdoğan’ın imzası. Suç 2010-2016 arasında işlenmiş. O süreçte benim bir rolüm var mı? Yok. Üstelik askerî tasfiye yasası 2015’te çıkarılmış.”

SAHTE CD'LERİ GÖRMEZDEN GELDİ

Altan, savunmasında Balyoz davasında asıl suçlama konusunun sahte olduğu ortaya çıkan CD'ler olduğuna hiç değinmeyerek, davayla ilgili manipülasyona devam etti.

Balyoz darbe haberlerini ben yayınladım. O haberlerin yayınlanmasının tek sorumluluğu bana aittir. O gazetenin genel yayın müdürü bendim, benden başka kimse o haberlerin yayınlanmasına karar veremezdi.

"Savcı da Balyoz’a “kumpas” diyor ve benim bu haberi yayınlayarak “darbecilik” suçu işlediğimi ileri sürüyor.

Anayasa Mahkemesi’nin bu tür haberlerin suç olmayacağını belirten kararına hiç değinmeyeceğim bile. O konuyu avukatlarım söyler.

Ben daha net, daha açık, daha kesin biçimde, Balyoz haberine “kumpas” diyen bu savcı da dahil herkesle bir hesaplaşacağım.

Önce “Balyoz” denilen olay neydi, ne zaman, ne şartlar altında yapılmıştı ona bakalım.

Balyoz 2003 yılında yani dönemin MİT Başkanı Şenkal Atasagun’un Mustafa Balbay’a “Birinci Ordu darbeye hazır” dediği, dönemin genelkurmay başkanının Birinci Ordu komutanına “Sen darbeye mi hazırlanıyorsun” diye sorduğu dönemde yapılan bir “sıkıyönetim hazırlığı” semineri.

Genelkurmay, Birinci Ordunun hazırlıklarının farkında olduğu için “asla sıkıyönetim hazırlıklarını görüşmeyeceksin, asla iç sorunlarla ilgili hazırlık yapmayacaksın” diye kesin emir veriyor.

Bir emir yetmiyor, aynı konuda ikinci bir emir daha gönderiyor.

Birinci Ordu’nun generalleri ne yapıyor?

İki emre de uymuyorlar.

Açıkça emre itaatsizlik ediyorlar.

Olay, generallerin emre itaatsizliği ile başlıyor.

Generaller toplanıp ne tür hazırlıklar yapıyorlar peki?

Bütün siyasî parti liderlerini gözaltına almak, isim isim saydıkları belediye başkanlarını değiştirmek, tutuklayacakları 200 bin kişiyi yerleştirecekleri stadyumları belirlemek, “halkı yanlarına çekmek” amacıyla Yunanistan’la bir çatışma çıkarmak için hazırlıklarını ve planlarını görüşüyorlar.

Hazırlıklarını yaptıkları daha epey konu var ama bence bu kadarını saymak bile yeterli.

Bu hazırlıkları belirleyen konuşmaları da komutanlarının emriyle kaydedip kasete alıyorlar.

Benim generallerin bu hazırlıkları yaptıklarına dair kanıtım, gerçekliği tartışmalı olan CD’ler değil. Bizzat kendileri tarafından kayda alınan konuşmalar.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri