Alerji patlamasına dikkat

Dünya üzerindeki insanların yaklaşık dörtte birinin bir tür alerjisi var ve bu oran her geçen gün daha da artıyor.

Yaz aylarında aksırık, burun akıntısı ve tıkanıklıklara bağlı sıkıntılar yaşandığında, bağışıklık sisteminin yoğun bir çalışma temposuna girdiğini ya da görevini iyi bir biçimde yerine getirdiğini düşünebilirsiniz. Ne var ki, alerji olarak bilinen olgu hiç de sandığınız kadar basit bir durum değil.

Alerjiler bağışıklık sisteminin dış dünyadan gelen kimi zararsız moleküllere yanlışlıkla tepki göstermesi sonucunda ortaya çıkarlar. Bu zararsız moleküller kedi derisinden, kimi yiyeceklere uzanan çok geniş bir yelpaze oluştururlar. Bağışıklık sisteminde böyle bir tepki uyandırabilen herhangi bir moleküle alerjen adı verilir.

Alerjenler bedenimiz için gerçekte bir tehlike yaratmasalar da, bazı insanların antikorları (zararlı kuşatmacıların gözcülüğünü üstlenen bağışıklık proteinleri) tarafından bir tehlike olarak algılanırlar. Alerjiler, immunoglobulin E (IgE) adı verilen özel bir antikor türüyle ilgilidir. Farklı IgE antikorları farklı alerjenleri belirler. Bir alerjen belirlendiğinde, antikorlar bağışıklık hücrelerini tetikleyerek histamin ve daha başka kimyasalların salgılanmasına neden olur. Örneğin vücut herhangi bir alerjik duruma karşı kaşıntı, kızarma, şişkinlik ve sıcaklık gibi tepki gösterdiğinde, bu tepkilerin nedeni histamindir.

Bu son derece önemli bir savunma düzeneğidir. İnsanlarda bağışıklık sisteminin IgE bölümünün böylesine duyarlı olmasının bir açıklaması şudur: Bir zamanlar yaygın ve son derece saldırgan bir tehlike unsuru olan ve deri, solunum yolları ve bağırsaklarda gizlenen büyük istilacı organizmaları saptayıp dışarıya atmak üzere evrilmiş olmasıdır. Çağdaş Batı toplumlarında bu istilacıların yok olmasıyla birlikte IgE sistemi de görünürde hedefi şaşırmaya ve zararsız kimyasal yapıları hedef almaya başladı.

Bu sistem kimilerinde başkalarına kıyasla daha güçlü oluyor. Uzmanlar herhangi bir şeye alerjisi olduğunun farkında olmayan birinin IgE düzeylerinin düşük olduğuna, oysa kimilerinde IgE düzeylerinin 10 kat, dahası bin kat bile daha yüksek olabileceğine ve bunun genlere bağlı bir durum olduğuna dikkat çekiyorlar. Alerjilere daha yatkın olan kişilerin, evrimsel geçmişimizde asalakları saptama ve geri püskürtme konusunda daha başarılı olduklarına inanılıyor. Gelgelelim, özellikle alerjilere eğilimli olmak bağışıklık sisteminin genelde güçlü olduğu ya da aşırı etkin olduğu anlamına gelmiyor. Bu kişiler de, en az başkaları kadar hastalıklara yenik düşebiliyorlar.

Bilim insanları alerjilerin insanları otoimmun hastalıklara yakalanmaya çok daha yatkın hale getirdiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığına da dikkat çekiyor.

SİYASETCAFE.COM

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İlgili Haberler

Polen Alerjisi Çözümleri ve Korunma Yolları

Sağlık Haberleri