Arkadaş!

Dr. Volkan AYDEMİR

Terimin uzun uzadıya kelime anlamını yazmaya gerek görmüyorum, kişiye ve ortamına göre farklılık göstermekle birlikte bazen çok soğuk veya aşırı sıcak ilişkiler içerebiliyor.

Kelime kullanıldığı amaç doğrultusunda sıfat veya zamire dönüşebiliyor. O, şu ve bu gibi zamirlerin yerine arkadaş diyende var, İsmin önünde yer alıp sıfat olarak kullananda.

Nisan ayı içinde yeni bir yaşa girmenin vermiş olduğu duygusal katatoni ile çoğu zaman gençlik yıllarımız gelir aklımıza. Yeni çıkan Sezen Aksu teyp kaset çalarını önden alabilmek için tuhafiye önlerinde sıraya girip beklediğimiz, Aşkın Nur Yengi’nin şarkılarıyla duygusal çöküntüye uğradığımız, Levent Yüksel’in “Yeter ki onursuz olmasın aşk” şarkısını başucu öğüdü yaparak delikanlılığa leke sürmemek için aşktan uzak durduğumuz gençlik yıllarımızın anılarını getirmişiz bu yaşımıza yanımızda.

Bir de birlikte güçlü ideallerle büyüdüğümüz Arkadaşlarımız. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise üniversite derken zaman içinde birçok insan ile çeşitli sebeplerle etkileşime girip ahbap olmuşuz.

Bu tanışıklarımızı; iyi insan ve kötü insan olarak ayırıp yolumuza devam etmeği ilke edinmişiz. Şimdilerin duygusuz ve hissiz plaza deyimi olan “Network”ümüzü sağlam tutma adına karakterimizin uymadığı insanlarla irtibatımızı koparmışız.

Fakat, şu ya da bu sebeple bir dönemimizi birlikte geçirip maddi manevi paylaşım içinde olup dostça ayrıldığımız arkadaşlarımızla olan diyaloglarımız hep farklı olmuştur. Bizler büyürken çok sevdiğimiz Kars için hayaller kurardık. Bizim gruptan İnşaat mühendisi olan Yusuf çok ağırbaşlıydı, hep bir tavuk fast-food açmak isterdi, açtı da.

Bir arkadaşım hayali olan akademisyenliğe yine Kars’ta başladı. Bir başkası Kars için yazmak isterdi hep ve yazıyor. Okul arkadaşlarımdan düğünüme gelebilen ve benim için kıymeti ebedi olan Süleyman bir bankada üst düzey yönetici oldu.

Onunla telefonla her konuşmamızda on yedi yaşımdaki muzipliğimize döner şımartırız birbirimizi. Yalçın global bir markanın mağaza müdürü oldu, gözlerinde hala o hınzırlık olur beni gördüğünde. Memuriyetimin ilk yılları çok zahmetimi çekmiştir sağ olsun.

Mart ayının soğuk ve karlı birkaç gününü geçirdiğim Kars akşamında, turistik sokakların ve günümüzde kafe ve restoran olarak işletmeye açılmış olan tarihi yapıların önünden geçerken. Kar taneleri loş ışıklar altında dans ederek düşerken kara taşlı eski evlerin üstüne.

Ateş çukurlarının etrafında toplanmış kalabalıkların söylediği şarkılar, Akordeon ve vurmalı bir çalgı olan nağara sesleri ile pencereden izlenebilen Kafkas halk dansları gösterileri beni, bu sokakların gece karanlığında sessiz çığlık attığı yıllara götürdü. İşsizliğin hâkim olduğu, liseden mezun olup üniversiteyi kazanamayanların ilk durağı beş büyük şehirdi o yıllarda.

Turizm ve eğlence sektörü yok denecek kadar az, Kafkas halk danslarını rahmetli Şahvelet GENÇLER ve seçip yetiştirdiği ekibi oynardı sadece. Kars’ta ya devlet büyüklerine ya da zengin balolarda gösteri yapılırdı.

Gösteri kültürü düğünler dışında çok yoktu. Kars gençlerine Kafkas halk danslarını Şahvelet amca öğreterek bir kültür hizmeti sunmuştur. Kars’ın dışında büyükşehirlerde dernekler ve Halk eğitimlerde belki kurslar verilirdi.

On beş yirmi yıl öncesi popülerliği ve ekonomik bir değeri yok denecek kadar azdı. 90’lı yılların ortasında yirmili yaşlarda bir genç, birlikte büyüyüp, okul yollarını arşınladığımız kardeşim Yavuz Üçüncü kuyumculuk yapan ailesinin işleri ters gidince ceketini alarak gittiği Alanya’da Kafkas Halk Danslarını yurtdışından gelen turistlere tanıtıp sevdirdi.

Sonra Kars’tan götürdüğü gençlerden kurduğu ekiplerle aynı anda birçok otelde gösteri ve animasyonlar yaptı. Kars’tan hiç çıkmamış gençlere turistik gösteri kültürünü, animasyonu öğretti.

Tüm bunları yaparken kendisini dış dünyaya hep açık tuttu. İşinin mecburi gereği iki yabancı dil öğrenip ve kişisel gelişimini önemseyen şimdilerde dünyanın birçok ülkesinden gösteri ve animasyon becerileri olan yüz elli, ikiyüz personeli aynı anda istihdam eden başarılı bir iş insanı oldu.

Takip ettiğim kadarıyla çok zorlu yollardan güçlenip geçerek memleketinin gençlerine o yıllarda rehber olabilmeyi başardı. Onun öncülüğünde birçok girişimci genç Kars’ta olduğu gibi turistik bölgelerde günümüzde bildikleri ve sevdikleri işi yapıyorlar.

Geçen hafta Bursa’nın İnegöl ilçesinde şaibeli bir trafik kazasında kaybettiğimiz Tanju’nun vefat haberini ağlayarak verirken gece 02:00’de. Merhametini vefasını zamana karşı dirençli şekilde koruduğunu fark ettim. Yavuz gençlik yıllarımızda da korumacı yanıyla bilinirdi, gözünü budaktan sakınmaz mert ve merhametliydi. Bu karakteri ticarette de başarılı olmasını sağlamış olmalı.

Hava alanında buluştuğumuzda hepimizin gözlerinin ucu ıslak, dudakları her an ağlamaya hazır şekilde bekliyorduk. Yedi sekiz yaşlarında başlayan arkadaşlıklarımız ellili yaşlara gelmiş, okul çıkışlarında çay ve sigara içerken konuştuğumuz konuları değiştirmemiştik.

Bize kardeş gibi büyüdüğümüz, aynı soyadımızdan dolayı bazen kardeşim, kimi zaman amca kızım dediğim (bizim Toprak’ın ergenlik yıllarında halalığını göstermiştir) Yeşim’de dahil olmuştu. Okul kantininde veya kafede bir araya geldiğimizde Türkiye ve Kars üzerine planlar yapardık.

Şimdi masada Tanju eksikti, buruk bir buluşmanın insanın hiç bitmesini istemediği saatlerdi. Siyaset ve Turizm üzerine bol bol konuştuk. Ev sahibimiz Yavuz olduğu için Ala Sonra hep birlikte ayrıldık, Yavuz Alanya’ya bizler evlerimize döndük.

Yüreğimizin kenarında buruk bir hüzün ve eski dostlarla özlem gidermenin garip tadı vardı. Eski arkadaşlarımızla en büyük özelliğimiz on yıl bile görüşmesek, buluştuğumuzda hiç ayrılmamış gibi olmamızdır.

Dört lisenin aynı cadde üzerinde olmasının en büyük güzelliği, her liseden birçok arkadaşının olması ve hiç yalnız kalmamaktır.

Yaşı elliye ulaşan bizlerin hala eski arkadaşlarımıza ve dostlarımıza düşkünlüğünü eskiye özlem değil, dostluğa sadakat olarak tanımlayabiliriz.

Eski bir dostun söylediği gibi: “Dost diğer kendindir.”

KALIN SAĞLICAKLA!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.