Aslında kim kimi kandırıyor?

Mürteza ÖZTÜRK

Aslında kim kimi kandırıyor?

 

Yaklaşık 2 aydır gündemimizi 17 Aralık ve sonrasında ki gelişmeler oluşturuyor.

 

17 Aralık Rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarında bu yana yaşadıklarımız eğer film yapılsaydı gişe rekorları kırardı.

 

Romanı yazılsaydı, en çok satanlar listesinin tepesinden inmezdi.

 

Bu 2 ayda yaşadıklarımız ve duyduklarımız bir film veya roman konusu olsa, senaristin başarısına şapka çıkartırdık.

 

Dünyanın hiç bir yerinde ve hiç bir zaman bir Hükümet bu kadar acze ve gaflet içerisine düşmemiştir herhalde.

 

Son 2 ayda 3 dönem ve 11 yıllık iktidar süresinde ne kadar başarısız ve kötü icraatları varsa tamamını Cemaate fatura edip mağdur edebiyatı yapıp ve koro halinde “kandırıldık” nakaratını tekrarlıyorlar.

 

Toprağın altından çıkan silahlarla kandırıldık!

 

Kumpas Kurdular!

 

Aldatıldık, Kandırıldık…

 

Siz ki BOP projesinin “Eş Başkanlığı” Unvanı ile taltif! Edilen, Büyük Türkiye’yi Bölgede Lider Ülke yapma iddiasında olan, 76 Milyonluk bir Ülkeyi idare eden bir Lider ve partisiniz.

 

Ve… 11 yıldır beraber yürüdüğünüz ortağınız tarafından kandırıldığınızı söylüyorsunuz.

 

11 Yıl boyunca kandırıldınız ve bunu anlamadınız!

 

Hiçbir Akademik kariyeri olmayan, Hiçbir Devlet tecrübesi olmayan sizin ifadenizle “Sahte Peygamber” ve “Âlim müsveddesi” birsi tarafından kandırıldığını iddia etmek inandırıcı olsa bile bu mağdur edildik edebiyatı yapmayı değil yeteneksizlik ve başarısızlığın ispatı olarak istifa etmeyi gerektirir.

 

**

Bir hatırlatma yapalım:

 

90’lı yıllarda Avrupa’da özellikle Almanya’da bir furya başlamıştı.

 

Cemaat, Tarikat ve Cami dernekleri seferber olmuş Avrupa’da yaşayan Türklerden para topluyorlardı.

 

Bu paralar ile işyerleri, Televizyon kanalları açılacak, Holdingler kurulacaktı.

 

Para verenler bu işletmelerin ortağı olacaktı.

 

Hem para kazanacaklar hem düşüncelerini hem de yayacak mecraları olacaktı. Bu sayede de Kemalist rejim yıkılarak yerine İslami rejim kurulacaktı.

 

Yüksek Kârlar vaat edilerek milyarlarca Mark toplandı.

 

Ve para verenlerin paraları buhar oldu uçtu. Ne kâr alabildiler ne de anaparayı.

 

Binlerce gurbetçi mağdur olmuştu.

 

Müslüman gurbetçiler Müslüman Cemaat ve tarikatların iş adamları tarafından dolandırılmıştı.

 

Televizyonlara çıkabilecek kadar şanslı olanlar dertlerini anlatıp haklarını aramaya yani paralarını geri almaya çalışırken bir yandan da dolandırıcıların cezalandırmalarını istiyorlardı.

 

Ama aldıkları cevap onları bir daha yıkmıştı.

 

Çok bilen Üstatların verdiği fetva ibretlikti:

 

“ Muhteremler, siz haksızsınız. Çünkü Müslüman uyanık ve akıllı olmak mecburiyetindedir. Aldatılamaz ve kandırılmaz.

 

Yani “Akıllı olsaydınız, saf olmasaydınız kandırılmasaydınız”

 

Kandırılan mağdurlar bu fetva ile yola salındı.

 

**

 

Siz Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneteceksiniz ve biz kandırıldık diyeceksiniz!

 

Muhteremler size de derler ki:

 

Müslüman akıllı ve uyanık olmak mecburiyetindedir. Saf olmasaydınız, kandırılmasaydınız.

 

Hem Müslüman olacaksın, hem saf olacaksın ve Devlet yöneteceksin!

 

Aslında bütün bu “kandırıldık”, “Aldatıldık” edebiyatı bir suçluluk halinin hezeyanıdır.

 

Kandırılan siz değilsiniz. Siz bu işlerin müsebbibi, baş sorumlususunuz. Bu Millet size oy verdi.

 

Millet ’ten aldığınız ve ağzınızdan düşürmediğiniz Milli iradeyi cemaate teslim etmeniz için sizi iktidar yapmadı.

 

Siz Millet ‘ten aldığınız yetkiyi Cemaate sunarak bu Milleti kandırdınız.

 

Kandırılan biri varsa o da Türk Milleti’dir.

 

Kandırılan Cemaat’in ve AKP’nin birlikte kumpas kurduğu Türk Milet’idir.

 

Kandırılan inançlarını, kutsallarını kullanarak parasını ve oyunu aldığınız Müslüman’lardır.

 

24.02.14

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.