'Bahçeli'nin başka görevleri var, onları en iyi şekilde icra ediyor'

Yeniçağ Gazetesi Ankara temsilcisi Ahmet Takan, Rotahaber'den Eşref Aydoğmuş'a önemli açıklamalarda bulundu. Abdullah Gül'ün, Başbakanlığı döneminde Başdanışmanlığını yapan Takan; MHP'nin kongre sürecinden, Ak Parti'nin yeni Genel Başkanı'na, Hulusi Akar'

Kulis haberleri ve analizleriyle öne çıkan Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan'a gündeme dair sorularımızı yönelttik.


Yeniçağ'ın Ankara ofisinde gerçekleştirdiğimiz röportajda Takan'la, MHP ve kongre süreci başta olmak üzere birçok konuyu konuştuk.

İşte Ahmet Takan'ın Eşref Aydoğmuş'a verdiği o röportaj:

*Yargıtay’ın MHP kurultayı ile ilgili karar vermesi bekleniyor. Olumsuz bir karar çıkarsa MHP’de ve siyasette etkileri nasıl olur? 

Yargıtay’dan “kurultay toplanamaz” şeklinde bir karar beklemek hem akla, hem hukuka aykırı bir şey. Biz Ankara gazetecileri Yargıtay’ın havasını da biliyoruz. Oradaki ağırlıklı karar, olağanüstü kongrenin toplanması yönünde. Ama Yargıtay Başkanı’na, ilgili daire başkanına yapılan baskılar var.

Adalet Bakanı’nın, Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın, hatta Saray’daki çok önemli  şahısların bununla bire bir ilgilendiklerini hepimiz biliyoruz. Çok kısa bir sürede halledilecek bir dava Yargıtay’da niye bu kadar sürüncemede kalıyor. Niye çıkmıyor? Madem öyle retse ret çıkar.  Kabulse kabul çıkar. Sonuçta 3-4 sayfalık bir şey bu. 

Yani sonuçta; Yargıtay da bakacak, o imzalar gerçek mi değil mi, mahkeme usulüne uygun bir yol izlemiş mi, değerlendirecek. Ki tetkik hakimden gelen raporun da, olağanüstü kurultayın toplanması yönünde olduğunu biliyoruz.

Temyiz yeri, tek yetkili yer Yargıtay olmasına rağmen Tosya ve Gemerek’ten çıkan kararlarla Türkiye bir hukuk kaosu yaşadı. Arkasında bu İcra Müdürlükleri’nde yapılan Saray’ın ve hükümetin tezgahladığı oyunlarla da Türkiye bir hukuk cinneti yaşadı. Ama biz o kadar çok cinnet halindeyiz ki toplum olarak, millet olarak… 

İşte terörüydü, Saray’da Başbakan azledilmeleriydi, ekonomisiydi, şuydu buydu… Artık cinnetlere karşı nasır tutmuş hale geldik. Şehit cenazeleri geliyor günde 5 tane falan. Garip bir şekilde kanıksadık.  Saray’da azlediliyor Başbakan. Anayasa ihlalleri, Anayasa darbeleri yaşıyoruz, ki bunların hepsi suçtur, vatana ihanet suçudur. Normal akışında gidiyor gibi görünüyor her şey… Çok tehlikeli bir toplumsal süreç bu süreç.

“SARAY DARBESİ 15-20 GÜN ÖNE ÇEKİLDİ”

MHP’de ‘kongre olmaz’ı düşünmek akla ziyan bir şey. Bakın bu Saray darbesi, esasında Mayıs ortalarında yapılacaktı. Nisan sonuna çekilmesi MHP’deki bu muhalif hareketin artık bir dip dalgası olarak büyüdüğü ve Türkiye’de her yeri sardığı ve siyasette domino etkisi yaratacağı görüldüğü için 15-20 gün öne çekildi Saray darbesi. 

MHP’nin olağanüstü kurultayı, Saray’ın planlamaları çerçevesinde sürünceme bırakılıyor. Yarından ertesi güne ne olur, yaşayarak göreceğiz.

*Ak Partili siyasilerin ve iktidara yakın medyanın, düne kadar ağza alınmayacak hakaretler savurduğu Bahçeli’yi bugün cansiperane savunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben herkesin baktığı gibi bakmıyorum. Herkesin gördüğü şeyler üzerinden okumuyorum siyaseti. Siyaset şöyle bir şey; siz dövüşüyorlar zannedersiniz, esasında sevişirler. Siz sevişiyorlar zannedersiniz, esasında dövüşürler. Siyasetin böyle garip cilveleri vardır. AKP de bu tür yöntemleri çok iyi kullanır.



“BAHÇELİ, AKP’NİN KURULMASININ BAŞ AKTÖRLERİNDENDİR”

Devlet Bahçeli, esasında AKP iktidarının kurulmasının en temel aktörlerinden biridir. Ben bunu 2002 yılından beri söylüyorum. En son Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı’na kadar çıkardı Tayyip Erdoğan’ı. 30 Mart’ta Devlet Bahçeli ile Melih Gökçek arasında yapılan bir gizli görüşme var. Ankara’da Mansur Yavaş kazansaydı, belki de bugün AKP iktidarını konuşmuyor olacaktık. 

Yine Bahçeli, 17-25 Aralık operasyonundan kurtardı.

“BAHÇELİ’NİN BAŞKA GÖREVLERİ VAR, ONLARI EN İYİ ŞEKİLDE İCRA EDİYOR”

*Neden yapıyor peki tüm bunları?

Size ben bunu becerebildiğim kadarıyla diplomatik bir dille söylemeye çalışayım. Devlet Bahçeli’nin ülkücüleri veya MHP’yi iktidar yapmak gibi bir niyeti yok. Başka görevleri var, onları icra ediyor en iyi şekilde.

*Ne gibi görevler?

İşte ancak bu kadar söyleyebiliyorum diplomatik şekilde size…(Gülüyor)  Bunu anlayan anlar zaten.

Biz bunları yazıp çizerken kendi camiamızdan, kendi yakın arkadaşlarımızdan bile çok sert eleştiriler aldık. Bugün gelinen nokta ortada.

*Çok önemli bir şey söylüyorsunuz. Her partinin iktidar olma hedefi vardır. Olmalıdır en azından… Dediğiniz gibiyse eğer, MHP’nin içinden bu işe yüksek sesle dur diyenler, bu dediklerinizi dillendirenler niye çıkmıyor? Farkında mı değiller?

Şimdi bakın, burası ideoloji partisi. Lider-Teşkilat-Doktrin. Bunun hazmedilmesi, bunun içselleştirilmesi, bunun dışa vurulması epey can acıtır, can yakar. İç hesaplaşma, kabullenme olarak epey can yakar. Bunun psikolojik, sosyolojik yönleri vardır, kolay değildir.

*Bahçeli’nin, Akşener için adaylık sürecinde sarf ettiği “O hanımefendi biraz dinlenecek” sözünün arkasında ne vardı sizce?

Devlet Bey bu dip dalgasını biliyordu, görüyordu. 2012 kongresinde, kendi seçtiği delegelerin karşısındaki oy oranını gördü. Devlet Bahçeli, artık bunun son kaybedeceği seçim olduğunu biliyordu.

Karşısında gelişecek, tehlikeyi de(ona göre) tahmin ettiği için bu yolu baştan kesmeye çalıştı. Ama onda da başarılı olamadı. Yani Meral Akşener’in Milletvekili adayı gösterilmemesi için bana bir sebep gösterebilir misiniz? Yıllarca Meclis Başkan Vekilliği gibi en üst düzeyde koltukta oturtturulmuş. Kendisinin seçim bölgesindeki gücü de belli, MHP’ye katkısı da belli.



“EKMELEDDİN İHSANOĞLU, BAHÇELİ’NİN KULAĞINA ÜFLENEN BİR PROJEDİR”

*Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çatı aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun gösterilmesinin, Erdoğan’ın önünü açmak için kasıtlı bir tercih olduğu yorumunu yapanlar oldu. Sizin kanaatiniz nedir? Akşener aday gösterilseydi, durum farklı olur muydu?

Ekmeleddin İhsanoğlu; CHP’nin de, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da tuzağa düşürüldüğü bir projedir. Tayyip Erdoğan, hayatının en rahat seçimini yaşadı. Çalışmadan kazandı. Ekmeleddin İhsanoğlu aday gösterilerek, çalışmadan kazanması sağlandı. Çatılar çizildi, bir şeyler yapıldı…

*Kimin projesiydi peki? Bahçeli’nin mi?

Hayır, Bahçeli’nin de kulağına üflenen bir proje.

*Kim tarafından?

E yani artık…

Bakın anketler yapıldı o dönem. Meral Akşener, anketlerde çok ciddi bir adaydı. Bırakın Akşener’i, herhangi bir lider çıksaydı Erdoğan’ın karşısına, Kemal Kılıçdaroğlu da olabilirdi, ilk turda kazanamayacağının ben size garanti edebilirdim Erdoğan’ın.

 “İMRALI’YA GİDİP ÖCALAN’LA GÖRÜŞEN BİR ADAM BAKANLIK YAPIYOR ŞUAN”

*Çözüm sürecine gelmek istiyorum biraz…  PKK’nın şehirlerde mühimmat depoladığı, ciddi silah stokları yaptığı belirtiliyor. Nitekim süreci yürüten iktidar kanadından da bunlara göz yumulduğuna dair ciddi itiraflar geldi. İleride bu süreçle ilgili hukuki yargılamalar bekliyor musunuz? 

Her şey belgeli. İktidarın bu konuda bugüne kadar yaptığı her şey yazılı, belgeli terör suçudur. Vatan ihanet suçudur. Anayasayı ihlal suçudur. 

Basit bir örnek; çözüm sürecinde askerin istediği izinlere valilerin verdiği ret cevaplarını alın, bitti.

Milli Güvenlik Kurulu’nda nelerin konuşulduğu da kayıt altında. 

İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan’la görüşen bir adam bakanlık yapıyor şuan bu memlekette. Devletin kayıtlarında var. 

Dolmabahçe mutabakatının fotoğrafı ve ondan sonra açıklanan deklarasyon… Her nevruzda Öcalan’ın okutulmasına müsaade edilen mektupları… İmralı’da kurulan masa… 

*Dokunulmazlıkların kaldırılması teklifi kabul edildi. Bundan sonraki süreci nasıl görüyorsunuz? HDP kanadından çok sert açıklamalar geliyor. Demirtaş “Biz demir leblebiyiz, çiğnedikçe dişleriniz dökülecek” dedi…

Bakın bunların hepsi bölünmenin yapı taşlarının devamıdır. Biraz önce dedim; siz sevişmelerden ve dövüşmelerden bir şeyleri okumaya çalışıyorsunuz ama, esasında bunlar çözüm sürecinden beri getirdikleri Türkiye’nin bölünme sürecini, federasyon yapısını, Büyük Ortadoğu Projesini(BOP) dövüşerek inşa etme aşamasına geçtiler. Bunların sonucu ne getirecek?İnşallah öyle olmaz ama, gidecekler Diyarbakır’da meclislerini kuracaklar, parlamentolarını kuracaklar.Zaten bunları destekleyecek hazır bir uluslar arası camia da var. Yurtdışına gidiyorlar geliyorlar, Amerika’da, Avrupa’da ağırlanıyorlar, Avrupa Birliği zaten en büyük destekçileri. Şimdi dövüşerek yapıyorlar. 


Çözüm sürecinde sevişerek yapıyorlardı, şimdi dövüşerek metoduna geçtiler. Siz de bunları sanki dövüşüyorlarmış gibi düşünüyorsunuz. Danışıklı dövüş…

Bu adamların hain olduklarını bugün mü keşfettiler? Üç gün önce çözüm masasında oturuyorlardı. Selahattin Demirtaş yeni mi hain oldu? 

“GARİBAN VATAN ÇOCUKLARI, ERDOĞAN’IN BAAS REJİMİ İÇİN FEDA EDİLİYOR”

Güya PKK ile topyekun bir savaştan bahsediliyor ama bu savaşın bir gerçekliği yok. Ne oluyor, bizim gariban vatan çocukları Tayyip Erdoğan’ın Baas rejimi için feda ediliyor. Bizler de alıştırılıyoruz artık. En sonunda kana bunaltılacağız ve adam orada parlamento kurunca da “ya bölünürse bölünsün’ diyeceğiz bu isteniyor.

PKK’nın baronları hala iş yapıyor, para kazanıyor bu ülkede, şehit olan benim vatan evladımın anasının babasının oturduğu eve bakın, tenekeden gecekondu. Bu fotoğrafları bu milletin görmesi lazım.

“KREŞE KAYYIM ATAYAN İKTİDAR, NİYE PKK’NIN PARA KAYNAKLARININ ÜSTÜNE GİTMEZ?”

Terörle mücadelenin en büyük unsuru terörün finans kaynaklarını kurutmaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, ilk başta bunların uyuşturucu merkezlerini vurdu, para kasalarını vurdu. Hatırlar mısınız bir şey çıktı, TSK uçaklarının, PKK’nın para kamyonunu vurduğuna dair bir haber çıktı. O doğru bir haber. 

PKK’ya ve HDP’ye yakın bir sürü sivil toplum örgütleri, bölgedeki halka yardım topluyoruz diyerek para toplayıp bunları büyük bankalara yatırıp transfer ediyorlar. Nereye gidiyor bu paralar? PKK’ya gidiyor. Bunu herkes biliyor bölgede. Yurtdışından paralar geliyor. Nereye gidiyor?  PKK’ya gidiyor.

Hükümetin de bu para kaynaklarına yönelik ciddi tedbirler alması ve operasyonlar yapması lazım. Kreşe kayyım atayan iktidar, niye PKK’nın para kaynaklarının üstüne gitmez? Ben soruyorum hadi cevap versinler.

Hala İstanbul’da, İzmir’de, Akdeniz’de, Ege’de, özellikle Turizm alanında, özellikle gayrımeşruda şirketleşmiş,  PKK sempatizanı bir dünya insan var. Ben bugüne kadar bunların sabah evlerinden alındıklarını, operasyon yapıldığını duymadım. Gidin sahillerimize, PKK’nın işadamlarından habersiz bir çay ocağı işletin de göreyim.

Hiç tutuklanan PKK baronu var mı? Bir tane operasyona uğrayan PKK baronu var mı?

“HULUSİ AKAR’IN NİKAHA GİTMESİNDE BAŞKA HESAPLAR VAR”

*Hulusi Akar meselesine gelelim... Paşa, Erdoğan’ın nikah şahitliğini yapınca çok eleştirildi. Şehitlerimiz vardı... Siz nasıl değerlendirdiniz?

Ben onu yazdım… Şık bulmadım. İçime sindiremedim. Ama kamuoyunda yükselen eleştirilerde de biraz dozajın kaçırıldığını düşünüyorum. Devlet çarkının nasıl işlediğini iyi tahlil edip iyi gözlemlemek lazım.

Ben şahsen, Hulusi Akar’ın oraya çok istekli gittiğine inanmıyorum. İşin şöyle bir boyutu da var; Hulusi Akar, savunma ihaleleri veren Savunma Sanayi Müsteşarlığı İcra Komitesi’nin iki numaralı koltuğunda oturur. Bir; Başbakan, iki; Genelkurmay Başkanı, üç; Milli Savunma Bakanı. Savunma ihalelerine bu üçünün oy çokluğuyla karar verilir ve onlar biliyorsunuz milyon dolarlardır.

Şimdi Selçuk Bayraktar gibi, savunma ihalesi alan birinin nikahına gitmekle, önceliği başka bir şeydir. Bu öncelik ne Erdoğan’dır ne nikah şahitliğidir diye düşünüyorum.

Bakın biz kendi askerimizi çok dövdük. Haketmediği muamelelere maruz kalmasına göz yumduk. Kimi zaman destekledik. Vesayetçi dedik. Hep bedel ödedi. Ama bu bedeli öderken bile, Türk devletinin bekası konusunda çok net bir duruş sergiledi Türk Silahlı Kuvvetleri. Hala bu duruşun gereği olarak tüm siyasi yorumlara, eleştirilere göğüs geriyor ve asli görevini yapıyor.

Burada biraz ölçülü olmak lazım diye düşünüyorum. Ha tekrar edelim; şık mı? Değil. Ben içselleştirebildim mi? Hayır. Bildiğim Hulusi Akar’a bu fotoğrafı uygun görmedim. Ama benim aklım ve gönlüm diyor ki; burada daha öncelikli işler var.

*Rasim Ozan Kütahyalı bir yazısında “F-16 pilotlarının bile en az yüzde 50'sinin Fethullahçı olduğuna dair çok sağlam raporlar var. 2016 yılında TSK'dan toplu şekilde atılacak bunlar. Hulusi Akar direnmeye kalkarsa da istifasını verir.” demişti. Daha sonra Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından ifadeye çağrıldı. İfadesi alındıktan sonra Kütahyalı’nın söylemlerinde yumuşama gördük. Neydi o süreçte yaşanan? TSK bir mesaj mı verdi?

Orada çok farklı bilgilere sahibim, bunu söylemem. Ama hiç Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazdığı gibi değil. Bir sert yazı yazdı, sonra çok yumuşak, yağlayıp yıkadığı bir yazı yazdı. O yağlayıp yıkadığı yazıda söyledikleri öyle değil. Onun dahasını bana sormayın. Öyle yağladığı gibi değil kendisine söylenenler de dahil olmak üzere.

*“Genelkurmay'da beni çok iyi karşıladılar. Son derece sıcak ve samimi bir ortam buldum.” dedi ama?

Boşverin onları. O öyle demek zorundaydı.

Şimdi bakın, Fethullah Terör Örgütü, Fethullah Terör Örgütü… Bir tane silah yok. Bomba yok. Ergenekon-Balyoz davalarındaki haksız ve sonunu düşünmeden yaptıkları hareketlere rağmen bunu söylüyorum bak. O zaman da eleştirdim ben cemaati. Ben bir doğruyu tespit, hakikati yerine koymak için söylüyorum.

Bomba yok, silah yok, nasıl bir terör örgütü?

“MADEM ‘FETÖ’ BU KADAR GÜÇLÜ, NİYE DUMAN OLDULAR?”

Bir de bunlar hala bu kadar güçlülerse niye toz oldular, duman oldular ya? Bu adamlar Hava Kuvvetleri’ni ele geçirmişler, Genelkurmay’ı ele geçirmişler, Harp Okulları’nı ele geçirmişler, bir de üstelik bir partiyi organize edip bir siyasi güç kuruyorlar... Madem bu kadar güçlüler de niye ortada yoklar? 

Hava kuvvetlerinde uçaklara sahip olacaksınız, Genelkurmay’da komuta edeceksiniz, ondan sonra bu kadar muameleye karşı duman olacaksınız. Burada bir tiyatro var. Bu devlet yapısı içinde bir hain varsa temizlensin. Ama bunlar ürettikleri düşmandan beslenen bir siyasi zihniyet. Vesayet rejimiydi gitti, yerine Fetö geldi. Yarın Fetö gider, yerine başka bir şey gelir. Bunlar böyle devam ettiği sürece, sürekli bir düşman yaratırlar. Büyütürler. Madem bu kadar büyük, güçlü, niye biz hissetmiyoruz? Niye bunlar bir şey yapamıyorlar ya? 

Varsa Genelkurmay’da bir “Fetö”, bulun çıkarın? İşte Hulusi Akar da geldi nikah şahidiniz oldu, hadi bulun? 



“TSK, KENDİ İÇ MEKANİZMASINDA DENETİMLERİNİ VE AYIKLAMALARINI YAPAR”

*Yüksek Askeri Şura(YAŞ) var malumunuz Ağustos'ta. Özellikle iktidar medyasında çok şey yazılıp çiziliyor bu konu hakkında…

Daha önceki Yüksek Askeri Şura’larından(YAŞ) bir iki ay önceki gazete haberlerine bakın, hep bir Paralel tehdidi vardır. ‘Paralelciler’ temizlenecektir. Kaç YAŞ geçti yahu. 

17-25 Aralık’tan sonra her YAŞ toplantısı öncesindeki üç aylık havuz medyası nüshalarını inceleyin. Cümlelerine, virgüllerine, noktalarına, köşe yazılarına kadar aynı değilse gelin bir daha konuşalım.

Türk Silahlı Kuvvetleri, mekanizmasında zaten iç denetimlerini ve ayıklamalarını yapıyor. Kimin ne suçu varsa.
Bakın Genelkurmay’ın MİT’e yazdığı “Fetöcüleri belgelendirin” yazısına hala somut tek bir cevap verilemedi.

Ankara bürokrasisinde neler döndüğüne bir bakalım. Bunlar, emirlerine amade olmayan herkesi ‘Fetöcü’ diyerek doğruyorlar. Cemaate en ufak yakınlığı olmayan adamları bile…

*Siz Abdullah Gül’ün Başdanışmanlığını yaptınız. Yakından tanıyan isimlerden birisiniz. Toplumun bir kesiminde hep Gül, Arınç, Çelik gibi isimlerin yeni bir oluşumlara gitmesi, kimi noktalarda iktidara baş kaldırıp ‘durun, ne yapıyorsunuz’ demesi beklendi. Siz tüm bu beklentileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Abdullah Gül hazırı sever. Abdullah Gül’ü İngiltere kenara çekti. İngiltere ve Amerika daha doğrusu. Gül, bu noktalara kendi başarılarıyla kendi başına gelmiş bir siyasetçi değil.

Saray’daki Başbakan’ı azl operasyonuyla da gördüğümüz üzere uluslararası güçler bir süre daha Tayyip Erdoğan’la devam etme kararını aldılar. Bunun en somut örneği, Davutoğlu’nun, gideceği halde iptal edilen ABD ziyaretidir.

“KÜSKÜNLER CEPHESİNDEN BİR CACIK OLMAZ”

Şimdi, küskünler cephesi dediğiniz cephede ne olur? O cepheden hiçbir cacık olmaz. Meclis’teki fotoğrafları gördünüz değil mi? Davutoğlu’nun oylama sırasındaki fotoğrafları? Binali Yıldırım’ın ilan edildiği günkü o havayı?

Hiç, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Abdullah Gül niye burada yok diye sordu mu? Ahmet Davutoğlu’yla biz beraber çalıştık. O da başdanışmandı, ben de başdanışmandım. Davutoğlu, Tayyip Erdoğan’ın değil Abdullah Gül’ün Türk siyasetine kazandırdığı bir isimdir. Ve Tayyip Erdoğan ondan hiç hazzetmezdi. Ben yakın şahidim. 

Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Ahmet Davutoğlu’nu kullanarak çok önemli bir darbe gerçekleştirdi. O cepheyi böldü. Belki orada büyüyecek bir muhalif hareketin, Davutoğlu’nu onların arasından alarak o zaman önünü kesti. Ahmet Davutoğlu başına gelecekleri biliyordu aslında. Bile bile gitti. Başbakanlık koltuğu cazip geldi. Buradan yaparım dedi. Ama karşısında öyle büyük kurtlar var ki. Ben Davutoğlu Başbakan olduğundan beri gideceğini yazıyorum. Açın Yeniçağ’ın arşivlerine bakın.

Siyaset güçtür, gücü kullanma işidir. Beğenelim beğenmeyelim, Tayyip Erdoğan bu işi iyi yapıyor. 

*Davutoğlu’nun ekibine yönelik tasfiye süreci olacağından bahsediliyor…

Davutoğlu’nun ekibi mi? Bir Lütfi Elvan’ı var ya. Bir iki tane de şeyi var, teyze çocuğu falan filan… Durduk yere büyütmenin manası yok.

Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı yaptı.  O kadar büyük ismin ne hale düştüğünü görüyoruz. Bülent Arınç yine…

Hiçbir şey olmaz o cepheden. Darbenin olduğu gece bir görüşme oldu dolaylı yollardan, orada da anlaşamadılar. Sonra şeye döndüler; kongre sonrasına bakalım.

“SARAY’DA BİR KOLTUK VERSİN, HEPSİ YİNE KARDEŞ OLUR”

Onların mücadeleleri hala o siyasi rantta yer almaya yönelik. “Biz varız, bak biz bu kadar konuşuyoruz, bizi konuşturmamanın tek yolu bize de yer ver.” mantığı.

Bakın Saray’da Tayyip Erdoğan bir koltuk versin, hemen yine kardeş olurlar. Refik olurlar.

*Son olarak, Ak Parti’de Binali Yıldırım’la başlayan süreçte bizi neler bekliyor? Binali Yıldırım ismi nasıl bir tercih?

Binali Yıldırım şirketleşme mantığının bir ürünü. Tayyip Erdoğan AKP’yi büyük bir şirket gibi yönetiyor. O şirket onun malı. Bütün hisseleri topladı. O şirketin departman yöneticileri var.  İşte Berat Albayrak’ı var, şunu var, bunu var. Şirketin CEO’luğuna da Binali Yıldırım’ı getirdi. Bakar; Binali Yıldırım şirketi onun istekleri doğrultusunda ne kadar yürütebiliyor? Binali’ye bir gün ‘İn Ali’ der, yerine başka birini getirir. Ahmet Davutoğlu uyumsuz muydu?

*Cerattepe, Yeni Anayasa, tutuklu akademisyenler, Dündar-Gül gibi birçok konuda Saray’ın hoşuna gitmeyen çıkışları oldu?

Hayır hayır. Ömrünü uzatmak için yapıyordu o çıkışları. Yani sonunun geleceğini biliyordu, kamuoyuna bir gerekçe olsun, sizler bunu böyle söyleyin diye yapıyordu...

RÖPORTAJ: EŞREF AYDOĞMUŞ

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Medya Haberleri