1990 yılından bu yana Çekiç Güç, Irak harekâtı ve sonrasında yaşanan Arap baharı olaylarından sonra Ortadoğu’da uzun süre başta kalıp kemikleşen ve ABD’ye biat etmeği bırakan liderleri Amerika cezalandırıp sahadan çekti.
Yeni “3 bölgeli Ortadoğu Planı” için eskilerin değişmesi gerekiyordu. Bu arada Irak operasyonunda kullanmış olduğu “Black Water” isimli özellikle eski askerlerden oluşan paramiliter grubu, bölgenin yapısına uysun diye İslami bir kimliğe bürüyerek “Işid” ismini taktı.
Bu plan için en son duraktan önceki aşama Suriye idi ki öylede oldu. Planda son aşama olan İran, şimdi topun ağzında.
Özellikle 2005’ten sonra Kuzey Irak’ta ayrıca silahlandırıp, eğittiği PKK terör örgütünün bölgedeki muadili YPG ve SDG’yi, bu planda bir aksilik çıkarsa diye sahaya sürmek için bekletiyordu.
Yalnız Fransa özellikle bu silahlı grubu tavlamaya çok çalışsa da Amerika buna müsaade etmedi. Bu yolla Türkiye’nin sinirini bozarak kendisine yakın tutuyor, diğer yandan da Suriye’de Esad’ı devirip Colani’yi başa geçirmek için bu iki örgütü emniyet subabı olarak icapçı tutuyordu.
Bu arada Black Water’in Colani’si Işidin AhmetEl Şara’sı olup Suriye’nin başına geçmişti bile. Daha batılı olsun diye ismi son resmi belgelerde Ahmet Şara’ya dönüştü. YPG ve SDG’nin Suriye silahlı kuvvetlerine katılmaları, bizzat Trump tarafından söylenmişti. Bu teklif yüksek özgüvenli, PKK ve ABD ordusunun eğitiminden başka askeri eğitimi bulunmayan.
Aslında bir inşaat mühendisi olan Mazlum Abdi tarafından red edilince; 3 bölgeli Ortadoğu planında YPG/SDG’nin olmayacağı teminatını Türkiye’ye verdiği için Trump tarafından yalnızlığa itildiler.
Geçmiş süreç içinde yapılan yardımlar ve bunları hazırda tutmak için kullanılan bazı söylemler terör örgütü üyeleri ve sempatizanlarını oldukça şımartmıştı. Ancak geçtiğimiz günlerde Halep’te yaşanan çatışmalar sonrasında Özgür Suriye Ordusunun Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin alınması sonrası, SDG'ye üstü kapalı olarak Fırat’ın doğusu işaret edildi. Sonrasında ise, Barzani güçlerine katılmaları istenecek.
3 Bölgeli Ortadoğu planına değinelim.
Güney Ortadoğu bölgesinin hamisi Suudi Arabistan, Orta kısmında İsrail ve kuzey bölgesi ise Türkiye’nin hamiliğinde olacak. Suriye, Kuzey Irak, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve İran Türkiye’nin koordinasyonunda olacak, bu devletlerin aralarındaki sorunlar yine Türkiye’nin hakemliğinde çözüme kavuşacak. Hal böyle olunca da Türkiye, “Kuzey Irak’ta Barzani ile çalışırız sadece” şartını masaya sürdü, görünen o ki kabul edildi. Amerika Suriye’de Afganistan’da yaptığını yaparak El Şara’ya bırakıp çekilecek.
Diğer taraftan Ukrayna’da Putin’e hareket alanı açmak için, 1823 Monroe doktrininde kabul edilen, ABD’nin arka bahçesi Latin Amerika bölgesinden Venezuela’da Maduro harekâtını gerçekleştirip, Rusya ile arasında suni kriz çıkardı. Bir gece Ukrayna’dan Zelensky alınırsa, BM ve AB topluluğunun sesi çıkamayacak. Zira Trump’ın kışkışlamasıyla İtalya’dan Meloni, Fransa’dan Macron Moskova’ya ziyaret için bilet aldılar bile.
Bu ziyaretler gerçekleşirse, Trump başkanlık seçimlerinde açıktan demokratları destekleyen Zelensky’den suya sabuna dokunmadan kurtulacak ve aralarındaki Suriye-Ukrayna anlaşmasına göre Ukrayna Rusya’nın eskisi gibi ön bahçesi olacak.
Peki, bizim Cabbar cevval Dem partililer ne yapacak dersiniz?
Kars’ta söylendiği gibi özgünlerine (düştükleri duruma) ağlayıp, Diyarbakır spor maçlarında Türkiye’nin hegemonyasındaki Barzani yönetimi bayrağı açarak yine bölücü tezahuratlar atıp, Bursa markası olan Uludağ gazozunu ve içenleri sosyal medyada linç ve boykot edecekler.
İran olaylarına değinecek olursak. İRAN’da rejim değişimini isteyenler ABD yanlılarıdır, daha önce de yazmıştım. Trump İran petrolünü Fransa güdümünden çıkarıp kendisi kullanmak istiyor. Diğer yandan Güney Azerbaycan coğrafyasındaki Türkler Fars milliyetçisi 19. Yüzyılda İngilizler ile işbirliği yaparak Kaçar Han hanedanlığına son veren Pehlevi ailesinin şah rejimini istemek şöyle dursun şiddetle karşılar. Sokaklarda eylem yapan Farslar ABD’yi ülkeyi işgale davet edercesine şah yanlısı slogan atıyorlar.
BRICS her ne kadar ekonomik topluluk olsa da 6. Maddesinde topluluk üyesi bir ülkenin güvenliği, diğer ülkeler tarafından askeri işbirliği içinde sağlanacaktır deniyor. Bu da 2024 yılında üye olan devletin diğer üye devletler tarafımdan korunacağı anlamına geliyor. Zira Çin 6. Nesil savaş uçaklarını İran hava sahasında devriye ile görevlendirmiş bulunuyor.
Yıllardır batı tarafından Türkiye’ye koz olarak kullanılan bölgedeki ayrılıkçı etnik gruplar bu defa, Amerika ve İsrail çıkarları doğrultusunda gaza getirilerek fena halde kullanılmışa benziyorlar.
Bizim vatandaşlarımız arasındaki ayrılıkçı sempatizanları ise, 2. çözüm sürecinde gaza gelip fena halde sobelenmiş bulunuyorlar.
Bu işin sonu nereye varır gibi öngörülerde bulunmam gerekirse:
2024 yılında seçim yapması gerekirken ve savaşı bahane ederek seçimi unutan. Muhalif gazeteci ve siyasileri cezaevlerinde tutan Zelensky 2026 yılında veda eder.
İran’da yaşanabilecek yönetim değişikliğinin şekli her ne kadar molla rejiminin yıkımı gibi görünse de, özünde Fransa ittifakındaki yönetim yerini ABD ittifakına bırakmış olacak. Yani Basra körfezinden çıkan İran petrolü sudan ucuz fiyata başta Fransa olmak üzere AB ülkelerine gidiyorken, ondan daha ucuz fiyata ve direkt rafineriden Amerika Birleşik Devletler hesabına geçecek.
Bu kadar yeraltı zenginliğine sahipken, İran halkını kimse egemen bırakmaz.
Zira, Rıza Pehlevi’nin torunu Şah Pehlevi ile görüşen Trump geçmişi hatırlamış olacak ki İran yönetimini kendisine bırakma konusunda hala tereddüt yaşıyor.
Yeni 3 bölgeli ORTADOĞU planına göre; kürt bölgesini İran haritasından ayırarak, geri kalan bölgelerinin demografisinin dışarıdan yönlendirilen göçler suretiyle deriştirilip seyreltilmesi söz konusu.
Bu göçlerin nereden geleceğini ise tahmin etmek zor olmasa gerek. Eski dünya düzeni ömrünü tamamlamış görünürken, yenidünya düzeninin doğması ise sancılı olacağa benziyor.
Türkiye iç ve dış politikasının etkisini, diplomatik yansımalarına bir defa daha şahitlik etmiş olduk.
Benim en büyük tesellim Tarım Bakanı ve bakanlığındaki bazı bürokratlarının kendi yetki alanları içinde kalmaları. Doğudaki şap salgınında kendilerini anmıştık zaten. Ülkeyi kamyona yükleyip götürseler, Bakan beyinde bürokratlarının da haberi olmayacak. Buradan ayrıca Tarım Kredi Kooperatifleri genel müdürüne özellikle rica ediyorum:
Beyefendi ya ilaçlarınızı ya da tedarikçinizi değiştirin! Embriyo transferi ile hiçbir canlı yılda 15 (on beş) defa doğum yapamaz. Buna hiçbir sığırı inandıramaz ve ikna edemezsiniz.
KALIN SAĞLICAKLA!