Benim tanıdığım Denktaş!

Selçuk DÜZGÜN

“Bir Zamanlar Kıbrıs” adlı diziyi herkes gibi bende heyecanla bekledim ve ilk bölümünü  izleyerek  teşekkür ettim.

Ama bir noktada hata yapmışız!

Dizi ne kadar güzel olursa olsun, oyuncular ne kadar yetenekli olursa olsun eğer “bir zamanlar” denen tarihi olaylara  hakimseniz  dizinin eleştirilmesi kaçınılmaz  oluyor.

Evet dizinin eleştirilme konusu elbette Kıbrıs Türkü’nün iki efsanevi liderine biçilen roller.

Dr. Fazıl Küçük okuduğum, Denktaş ise yaşadığım tarih.

Bu yüzden ben tanıdığım DENKTAŞ üzerinden olaya bakıyorum ve  kesinlikle dizinin senaristleri, yapımcıları hakikate hesap vermelidir diyorum.

Rauf Raif Denktaş kimdir? 

Rauf Raif Denktaş neler yapmıştır, neler yapmamıştır? Hiç mi araştırılmadan böyle bir senaryo ile seyirci karşısına çıkılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti daha  bir yaşında iken Kıbrıs’ta dünyaya gelen Denktaş 88 yıllık hayatı boyunca bir kahraman gibi ve “Türkiye olmadan Cennete bile gitmem” diyerek mücadele vermiştir.

1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş 88 yıl boyunca sanki annesizlik hasretini Türkiye’de görmek istercesine ANAVATAN diyerek mücadele vermiştir.

Daha 16 yaşında eğitim için İstanbul'a  geldiğinde yatılı okuduğu yurt odalarında Türk askerini adaya çıkarmak için hayaller kurmaya başladı.
Yaşadığı hayatında daha 24. yılındayken halkına hatip olarak hitap etti.
Türk cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Fazıl Küçük arasında ara bulucu rolünü üstlenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. 

Faiz Kaymak'ın teklifi ve Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi'nde başkanlığa seçildi. 

1955 yılında terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön verdi.

1958 yılında hükumetteki görevinden istifa etti. 

Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958 tarihinde Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu.

Yaptığı o kadar çok şey varki; 

Adaya silahları teknelerle bir militan gibi o taşıdı...

Rum saldırılarını örgütleyen EOKA adlı örgütün karşısına TMT mücahitleri ile o çıktı. 

Banka müfettişi sıfatı ile adaya gönderilen Türk subayları ile   10 bin kişilik TMT gücünü o  oluşturdu. 

Nihayet Türk Askerinin adaya çıkmasını o sağladı.

Yetmedi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurdu.

AMA!

Biz şahit olduk, en azından ben şahit olurken işin merkezindeydim.
Ömrünün son zamanlarında ada da vefasız bir gurup ve dönemin (ANNAN PLANI  zamanları) Türkiye hükümetinin siyasi istekleri yüzünde istenmeyen adam ilan dilmiş  bir kahraman.

Denktaş bir de 1964 Londra Konferansı'nda Yunanistan'ın girişimi ile ‘'İstenmeyen adam'' ilan edilmişti.

O dönemin istemeyenlerini anlarımda , bizim dönemimiz de gördüklerim ve tanık olduklarım beni kahretmişti.

Kıbrıs politikalarında bugün geldiğimiz nokta en geçmişin hatalarından dönme noktasında azından beni rahatlatmaktadır.

Evet fiziken ve fikren kahramanlık mücadelesini anlatmakla bitiremediğimiz Denktaş bu mücadele yıllarında   3 çocuğunu kaybetmenin acısını bile yaşayamadı.

Benim tanıdığım Denktaş o dizideki Denktaş değil.

O dizi DENKTAŞ üzerine kurgulanmalı ve 1. derecede rolü o temsil etmeliydi.
Eğer ısrarla Denktaş rolü o şekilde verilmeye devam edilecekse, “Türkiye de ne işin var git derdini Kıbrıs’ta anlat” diyen ve benim de  tanık olduğum dönemlerde Denktaş’ı Türkiye’ye sokmak istemeyenlerin  Denktaş’ı yıpratma görevlerine devam ettiğini düşüneceğim.

Bu arada benim tanıdığım Denktaş’tan bana kalan en önemli miras şu cümlelerdir;  “Her devrin adamı olmayacaksın, her devirde adam olacaksın”

Benim bu hayattaki en büyük mucizem onu yakından tanımak ve onunla birlikte Kıbrıs Türk’ünün davasına hizmet etmektir.

ANAN PLANI döneminde ABD’den dönüşünde onu havaalanında karşılayan,  köy köy, ev ev onun için gezerek kendi hükümetimi karşısına alan , TV ekranlarında yorumcu olarak canla başla çalışan ve nihayetinde ona canlı yayında silah hediye eden bir ruhla bugün halen onu savunmaya devam etmekteyim.

Ömrüm yettikçe de açık ve gizli düşmanlarına karşı savunmaya devam  edeceğim.

Dalkavuk olmaya gerek yok,  ya dizi kendine çeki düzen verir ve gerçek Denktaş’ı anlatır, ya da biz her devirde adam kalma gayretimizle  protestomuza devam ederiz.

Türk Milletinin milli bir görevi de abide-i şahsiyetlerine sahip çıkmaktır.
Denktaş Türk milletinin ve o milletin devletleşme sürecinin son örneklerinden biriydi ve koskoca bir tarihin özetiydi.

Bizim için öyle kalmaya devam edecektir.

Bu yüzden onu aciz, ağlarken , kafasına silah dayanmış vs... bir şekilde bir dizide bile görmeye tahammülümüz yoktur.

Ruhu şad olsun.

Evlatları görevde.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.