Son dönemde yaşanan olaylar, aileleri çocuk güvenliği konusunda alarma geçirirken, uzmanlar fiziksel önlemlerin ötesinde duygusal ve iletişim temelli yaklaşımların hayati rol oynadığını belirtiyor.
Öğr. Gör. Elif Türel, çocuk koruması için kişisel sınır eğitimi, aile içi iletişim ve dijital güvenlik gibi unsurların bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini savunuyor.
Türel'e göre, çocuk güvenliği bireysel bir mesele değil, toplumun ortak yükümlülüğü olarak görülmeli.
Riskler önceden tespit edilip, önleyici stratejiler geliştirilmeden kalıcı koruma sağlanamaz. Türel, çocukların ev ortamında güvende hissetmelerinin temel taşını oluşturduğunu ifade ederek, ihtiyaçları karşılanan ve duygularını özgürce paylaşabilen çocukların sır saklama eğiliminin azaldığını söylüyor.
Bu yaklaşım, çocuk koruması stratejilerinin temelini güçlendiriyor.
SAĞLIKLI İLETİŞİM ÇOCUK KORUMASININ ANAHTARI
Aile içi iletişim, çocuk güvenliğinde belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor. Türel, ebeveynlerin çocuklarını yargılamadan dinlemesinin ve duygularını kabul etmesinin, çocukların sorunlarını paylaşmasını teşvik ettiğini belirtiyor.
Cezalandırıcı veya korku odaklı iletişim modelleri ise tam tersi etki yaratıyor; çocuklar yaşadıklarını gizlemeye yöneliyor. Günlük sohbetler ve ortak etkinlikler yoluyla bağları güçlendirmek, aileyi güvenilir bir liman haline getiriyor. Bu yöntemler, çocuk koruması için pratik ve etkili araçlar sunuyor.
KİŞİSEL SINIR EĞİTİMİ ERKEN DÖNEMDE BAŞLAMALI
Çocuklara bedenlerinin kendilerine ait olduğunu öğretmek, çocuk güvenliğinin vazgeçilmez bir parçası. Türel, özellikle 0-6 yaş grubunda, yaşa uygun bir dille "hayır" deme hakkı ve yardım isteme bilincinin aşılanması gerektiğini vurguluyor. Bu çocuklar, olayları anlamlandırmakta zorlanabildiği için korku yaratmayan eğitim yöntemleri, uzun vadeli koruma sağlıyor. Kişisel sınır eğitimi, çocuk koruması stratejilerinde erken müdahalenin gücünü gösteriyor.
DİJİTAL GÜVENLİKTE REHBERLİK ÖN PLANDA OLMALI
Dijital ortamlar, çocukların günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelirken, yeni riskler de beraberinde geliyor. Türel, ailelerin çocuklarının dijital deneyimlerine aktif katılmasını tavsiye ediyor.
Yaş uygunluğu, ekran süresi sınırlaması ve ebeveyn rehberliği, dijital güvenlik için temel adımlar. Çocuklara kişisel bilgileri paylaşmama, yabancılarla iletişim kurmama ve rahatsız edici durumlarda yetişkinlere başvurma eğitimi verilmeli. Yasaklayıcı tutumlar yerine bilinçlendirici yaklaşımlar, daha kalıcı sonuçlar veriyor.
ÇOCUK GÜVENLİĞİ TOPLUMUN ORTAK SORUMLULUĞU
Türel, çocuk güvenliğinin sadece kriz dönemlerinde değil, günlük hayatta sürekli desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Çocukların değer gördüğü ve ifade özgürlüğü bulduğu ortamlar, hem koruyucu hem önleyici rol üstleniyor.
Bilinçli ebeveynlik ve toplumsal paydaşların işbirliği, bu alanda başarıyı getiriyor.
Siyasetcafe.com