Darbe mi, Kumpas mı ?

Mürteza ÖZTÜRK

Darbe geleneğine ve dokusuna uygun olmayan, alışık olmadığımız bir kaos ortamındayız.

 

Bunun bildiğimiz türden bir darbe olmadığı konusunda (hükümet hariç) iç-dış bütün analist ve otoriteler hemfikirler.

 

Darbe teşebbüsü mü? O da tartışılır.

 

Cuma akşamı Boğaziçi Köprüsü'nde piknik yapar gibi 40 asker ile darbeye teşebbüs etmek de ayrı bir komedi !


Hiç bir siyasinin tutuklanmadığı, yürütme organının serbest olduğu, kanal kanal röportaj verdiği bir serbestlik ortamına darbeciler neden izin verdiler?

 

Bu ve buna benzer onlarca cevapsız soru var.


Başbakan yeni bir terim ile izah etti: Kalkışma

 

Ardından bu bir terördür dediler.

 

Zaman geçtikçe olayların iç yüzünü, arka planını daha net göreceğiz.

 

Ancak çok net ve acı olan şey; Türkiye tarihinde yaşamadığı bir dehşeti yaşıyor.

 

Türk uçakları TBMM'yi bombalıyor.

 

Genel kurmay Başkan'ı rehin alınıyor ve daha nice savaş ortamını aratmayacak saldırı ve katliamlar yapılıyor.

 

Kim bunlar?

 


AKP'nin koruyup kolladığı, her türlü imkanı ayaklarına serdiği sonra da terörist ilan ettiği FETÖ.

 

O FETÖ ki, yıllardır bunların Türk ve Türkiye düşmanı olduğunu söylemekten dilimizde tüy biten FETÖ.

 

CIA'nın Türkiye şubesi olarak çalışan, Kıblesi Pensilvanya olan sözde İslam hizmetkarı özde ABD'nin taşeron terör ve siyasi örgütü olan Fetullahçı hainler.

 

Böyle kirli ve tehlikeli bir yapının unsurlarını devletin kalbine, kılcal damarlarına kadar yerleştirenler de en az bunlar kadar suçludur.

 

15 temmuz ihanetinin adı ne olursa olsun neticeleri açısından düşündürücü ve bir o kadar da geleceğimiz için endişe vericidir.

 

Devlet bu ihanetin hesabını elbet soracaktır. Sorumlular ve suçlular ve ihmali olanlar yakalanıyor. Adalet karşısında hesap verecekler.

 

Yaralarımızı sarıp yapılan tahribatları tamir edeceğiz elbette. 


Ancak tamir ve telafi edemeyeceğimiz değerlerimiz ne olacak ?


Adını koymakta zorlandığım bu hain saldırıları Hükümet ve basın darbe teşebbüsü diye tescil etti.


Peki darbe kime karşı yapıldı.


İşte asıl sorgulanması gereken soru bu.


Bu sorunun en doğru cevabı kimin zarar kimin fayda gördüğüdür.


Hükümet muhalefetin, halkın, İmamların ve camilerin desteğini de alarak konumunu güçlendirdi. Hükümetin sıkıntılı bütün sorunları, dış politika, iç politika, ekonomi unutuldu. Bir anlamda bütün gündem sıfırlandı. Tek gündem darbe teşebbüsü.


Yürütme aksamadı. Bir tek siyasi, millet vekili zarar görmedi.

 

Operasyon Türk Ordu'suna karşı yapıldı.


Neticelerine bakalım;


Türk Ordu'su yapılan Ergenekon, Balyoz ve bunun gibi kumpaslar ile zaten yıpratıldı. Kozmik odasına girildi, Genel kurmay Başkan'ı terörist diye tutuklandı.


Son darbe ise 15 temmuzda kurulan kumpas ile vuruldu.


Evet bu darbe ise Ordu'ya karşı yapılmıştır.


Bakın 2500 yıllık Türk Ordu'su ne hale geldi;


Mehmetçik sokakta dövülerek, öldürülerek sürüklendi.

 

Bir iddiaya göre kafası kesildi.

 

Çırılçıplak soyundurularak esir kamplarındaki gibi istifledi ve bu görüntüler bütün dünyaya servis edildi.

 

Dünyanın en güçlü Ordu'sunu aciz, zavallı, güçsüz konuma düşürdüler.


Ordu darbe yaptı, halk ve polis önledi algısı yaratılarak Ordu ile polis ve halk arasındaki duygusal bağ kopartıldı.


Namlusundan bile korkulan Mehmetçiği sivil çakallara boğdurttular.


Halkı Ordu'ya karşı kışkırtarak halkın Ordu'ya olan güvenini sarstılar.


Ordu'nun içindeki küçük bir unsurun yaptığı ihanet bütün Ordu'ya mal edildi.


Bu bir darbe teşebbüsü veya terör ise hükümetin yapacağı halkı sokağa değil evlerine davet edip kolluk kuvvetleri ile bunu bastırmaktı.

 

Devletin silah altında ki asker-polis sayısı bir milyondan fazladır.  Bu güç ile bastırmak mümkün değilse tehlikenin boyutu daha vahim olmalı.


Fetullah'ın TSK içindeki unsurları ile dışarıdaki işbirlikçileri Ordu'ya son darbelerini indirmiştir.

 

Mehmetçiğin başına çuval geçirenler ile Mehmetçiği sokaklarda linç ettirenler aynı kirli ellerdir.


AKP çuval olayında, Ergenekon ve balyoz olaylarında  olduğu gibi şimdi de Ordu'ya yapılan kumpasa seyirci kalmıştır.


Ancak unutmamak gerekir ki Ordu bir milletin namusu ve şerefidir. Ordu'nuzu itibarsız hale getirince siz itibarlı olmuyorsunuz.


Yarın Onurumuzu ve namusumuzu koruyacak olan yine Türk ordusudur.


Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.