Davutoğlu: Başkanlık istiyoruz

Davutoğlu AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda "Doğum yapan bütün kadınların hizmeti vatani hizmet sayılmalıdır." dedi.

ANKA - Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP Genel Merkezinde, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na başkanlık etti.

 

Burada hitapta bulunan Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin bütün mazlumların sığınabileceği son kale olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Birileri bu son kaleyi tahrip etmek istiyor. Bizler son kaleyi savunmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Son kalenin müdafaa hattı da AK Parti teşkilatlarıdır” ifadelerini kullandı.
 

“MART AYI SONUNA KADAR VAATLERİN TAMAMINI HAYATA GEÇİRMİŞ OLACAĞIZ”
 
1 Kasım seçimlerinde verilen vaatleri yerine getirmek için büyük çaba gösterdiklerini söyleyen Başbakan Davutoğlu, “Biz milletimize tutamayacağımız sözü vermeyiz. Meclis'e sevk edilenlerle birlikte üç ayda vaatlerin yüzde 66'sını gerçekleştirdik. Mart ayı sonuna kadar vaatlerin tamamını hayata geçirmiş olacağız. Bizim tek amacımız milletimiz ve devletimizin güçlenmesidir. Toplumun tüm kesimlerinin rahatlamasıdır” açıklamasında bulundu.
 
 
“DOĞUM YAPAN KADIN, VATANİ BİR GÖREV YAPIYOR”
 
Çalışan kadınların doğuma ilişkin izin ve haklarının güçlendirilmesi için yasal altyapının hazır olduğunu ve Meclis’e gönderildiğini, bundan sonra doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçirilen sürenin memuriyet kıdeminde değerlendirileceğini belirten Davutoğlu, “Çünkü bizim için doğum yapan kadın, vatani bir görev yapıyor. Doğum süresi bunun için memuriyetten sayılacak. Artık kadınlarımız ‘doktor mu olayım anne mi olayım’, ‘öğretmen mi olayım anne mi olayım’ ikilemlerinde olmayacaklar” dedi.
 
Başbakan Davutoğlu, konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2001’de, AK Parti’nin kuruluşunda söylediği “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözlerini hatırlatarak, “Ondan sonra Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Bundan sonra da eski Türkiye’yi getirmek isteyenlere vesayet odaklarına hiçbir şekilde geçit vermeyeceğiz” dedi.
 
 
“KİMSE BENDEN HAYIR OYU VERDİĞİM 12 EYLÜL ANAYASASINI SAVUNMAMI BEKLEMESİN”
 
Yeni Anayasanın ertelenemez olduğunu daha önce de vurguladıklarını belirterek, 12 Eylül ürünü olan bu anayasa ile Türkiye’nin yoluna devam edemeyeceğini, bunun bir zulüm olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:
 
“Kimse benden hayır oyu verdiğim 12 Eylül anayasasını savunmamı beklemesin. Göstere göstere verdiğim hayır oyunun gereğini yapacak, 82 anayasasını tarihe gönderip, bu milletin seçtiği meclisin yazdığı bir anayasayla milletin huzuruna gidip destek isteyeceğiz. Bütün parti ve STK'lardan yeni anayasa yapım sürecine destek vermelerini istiyorum.”
 
Kılıçdaroğlu’nun daha önce ‘Darbe hukukunu yok edelim’ dediğini belirten Davutoğlu, “Darbe hukukunun temeli darbe anayasasıdır. Yeni anayasa Türkiye'yi geçmişin baskıcı ve ötekileştirici sisteminden kurtaracak bir anayasa olmalıdır. Vatandaşlarını tehlike olarak gören bir anayasa Türkiye'nin anayasası olamaz. Bu ihtiyaç yıllardır vardı ama gerçekleştirilemedi. Gecikmiş de olsa bu tarihi adımı hep birlikte atacağız” diye konuştu.


“SİYASİ POLEMİĞİN ÖTESİNDE, KALICI BİR ANAYASA İÇİN GEREĞİNİ YAPMALIYIZ”
 
Yeni Anayasa sürecinin uzlaşma noktalarını çoğaltma süreci olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, “Komisyonda yer alan diğer partilerin de uzlaşma ruhuna uygun katkılar vereceğine inanıyorum. Mademki yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğu noktasında hepimizin ortak bir kanaati var, komplekssiz bir şekilde, konuyu kişiselleştirmeden, partileştirmeden tartışmamız lazım. Kim neyi istiyorsa bu meseleyi siyasi polemiğin ötesinde, kalıcı bir Anayasa için gereğini yapmak üzere ortaya koymalıdır.
 
 
ANAYASA UZLAŞMA KOMİSYONU ÇALIŞMALARI YARIN BAŞLAYACAK
 
Anayasa çalışmaları için CHP ve MHP Genel Başkanlarıyla ve Meclis Başkanıyla ilk görüşmeleri gerçekleştirdiğini söyleyen Davutoğlu, “Meclis’teki bütün partiler Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na verecekleri üyelerini belirlediler. Biz de Cemil Çiçek, Ahmet İyimaya ve Abdülhamit Gül’ü uzlaşma komisyonu için tayin ettik” dedi ve yarın komisyon çalışmalarının başlayacağını hatırlattı.
 

BAŞKANLIK SİSTEMİ İSTİYORUZ

Biz başkanlık sistemini istiyoruz. Niçin karşı çıkıyorlarsa anlatsınlar. En doğru anayasayı yapalım. Siyasi çekişmelerden uzak tutmamız gerekir. Farklı fikirlerin ortaya çıkmasını kazanım olarak görürüz. Ortak geleceğe mührümüzü vuralım. Çarpık ve saptırılmış bir parlamenter sistemi savunmak yerine, hür başkanlık sistemini ya da parlamenter sistemi konuşalım. Ama kimse bu sistemi çok iyi diye bize satmasın. Yeni bir kurucu meclis iradesi ile yol alalım.
 
 
Bu ülke sistem krizi nedeniyle ne sıkıntılar yaşandı. Bilirsiniz bir anayasa kitapçığı sistemin çökmesine yol açmıştı. 7 Haziran, 1 Kasım sonrasında koalisyona geçilmiş olsaydı bu sıkıntıları görmüş olurduk. Sorunları çözme kabiliyeti olan bir anayasa yazmak zorundayız. Temsilde adaletten taviz vermemeli. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü için hayati bir aşama olarak görüyoruz. Vesayeti kökünden temizlemelidir. Kapsayıcı ve kuşatıcı olmalıdır. Türkiye ağırlıklarını üstünden atmalıdır. ”
 
 
“BİR İHANETE KALKIŞMADAN SÖKE’DE SİLAHLARIYLA BİRLİKTE YAKALANDILAR”
 
Türkiye'nin gündeminde terörün yine önemli bir yer tuttuğunu, PKK’nın saldırılarına devam ettiğini belirten Davutoğlu, Sabancı suikastı faili İsmail Akkol’un yakalanmasına ilişkin, “DEAŞ Kilis'e füze attı, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz gerekli müdahalede bulundu. Dün Aydın Söke'de 20 yıl önce Sabancı suikastı sebebiyle kayıp bazı DHKP-C militanları birden su yüzüne çıktılar. Emniyet güçlerimizi tebrik ediyorum, bir ihanete kalkışmadan Söke’de silahlarıyla birlikte yakalandılar” dedi.
 
 
Terör örgütlerinin hepsinin birer piyon olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
 
“23 Temmuz'da huzur ve demokrasi operasyonunu başlattık. Bu terör örgütlerinin perde gerisinde neleri konuştuklarını, PKK'nın uzantısı olan PYD'nin 28 Mayıs’ta DEAŞ ile oturup neyin pazarlığını yaptığını biliyoruz. DHKP-C’nin, MLKP’nin bazı terör örgütlerinin Kandil’de nasıl eğitim aldıklarını biz biliyoruz. Onlar ne yaparsa yapsınlar biz son kalemizi müdafaa etmeye devam edeceğiz. 7 Haziran sonrası terör örgütlerinin saldırılarına karşı başlatılan operasyonlar devam edecek. Biz her zaman bölge insanının yanında olmaya devam edeceğiz. Vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için tedbir alıyoruz.”
 
 
“FRANCO ZİHNİYETİ ARAYACAKLARSA AYNAYA BAKSINLAR”
 
Toledo örneğine ilişkin yapılan yorumlara değinen Davutoğlu, Toledo üzerinden Franco polemiği başlatanların, şehir cahili, kültür cahili, medeniyet cahili olduğunu söyledi ve açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
 
“Biz Toledo deyince Endülüs medeniyetini hatırlarız. Onlar Franco'yu hatırlar. Biz Toledo deyince biblo gibi inşa edilmiş o köklü medeniyetimizin her bir minaresini hatırlarız. Bunlar ise zihinleri Franco, Statlin zihniyeti olduğu için başka bir şey akıllarına gelmez. Toledo'da bir taş bile oynatamazsınız. Modern bir bina yapamazsınız. Gökdelen dikemezsiniz. Mimari dokusunun korunması için aynı taştan eserleri de aynen muhafaza ederek imar faaliyeti yaparsınız.
 
 
İstismar edecekler ya ben kültürel mimari özelliklerin korunması bağlamında Diyarbakır'ı Toledo ile ya da Dubrovnik ile karşılaştırdım diye birinin aklına Franco geliyor, diğerine de özerklik geliyor. Şartlanmış zihniyetlere ne derseniz deyin, 'benim oğlum bina okur, döner döner onu okur' misali başka bir şey bilmez bunlar. Biz onlara, o faşist zihniyetlere faşizmin ne olduğunu da öğretiriz, tarihin ne olduğunu da öğretiriz, Tuleytula'nın ne olduğunu da öğretiriz Allah'ın izniyle. Franco zihniyeti arayacaklarsa aynaya baksınlar. Franco zihniyetiyle Stalin zihniyetini Türkiye'de temsil edenler, kendilerinin olduğu yerde başka hiçbir siyasi harekete, farklı düşünceye izin vermeyecek şekilde terör uygulayanlardır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Siyaset Haberleri