Devlete ve Hükumete Anıtkabir şantajı: İmamoğlu ne yapmak istiyor?

Hakan SÖNMEZ

Kıran kırana geçen İstanbul yarışını YSK’nın açıklamasıyla az farkla önde bitiren CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, AK Parti tarafından yapılan itirazlara rağmen Ankara’ya gidip Anıtkabir Özel Defterini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak imzaladı.

Halbuki, az bir fark ile biten yarışta kim geride kalırsa kalsın 380 bin geçersiz oyu gündeme getirmesi ve itirazlarda bulunması seçim sürecinin eşyasına tabi bir durum.

Binali Yıldırım’ın itirazlarını “süreç devam ediyor, itirazlar var ancak YSK sonuçları benim kazandığımı gösteriyor. Bir haftaya bitmesi lazım. Daha uzun sürerse bu iş kokar” diyerek değerlendiren İmamoğlu’nun Anıtkabir Özel Defteri’ni koşa koşa gidip İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak imzalamasının anlamı ne ola ki!

Ekrem İmamoğlu önce AK Parti tarafından yapılan itirazlara bile itiraz etti. Ben sizin yerine de saydım, itiraza gerek yok babından laflar etti. Arkasından da bu işi gerçekleştirdi.

Daha yeni Denizli’ye sürülen Devletin Savcısı Ahmet Çamoğlu Twitter hesabından flaş bir açıklama yaparak FETÖ ve ABD’nin Türkiye’de Ağustos ayında darbe planladıklarını açıkladı.

Ve daha yeni Odatv’nin sahibi ve yazarı Soner Yalçın “Kim ne derse desin Erdoğan’ı kutluyorum” başlıklı yazısında çok dikkat çekici bir ifade kullanarak “Gezi eylemlerinde bir fotoğraf vardı: Bozkurt işareti, Atatürk fotoğraflı Türk Bayrağı ve BDP flaması yan yanaydı… İşte bu seçimde sandıktan bu çıktı!” diyerek İstanbul üzerinden gelişebilecek olayların alttan alta sinyalini verdi.

Yerel seçimlerin ardından hemen her yerde ilginç sinyaller gelirken; Ekrem İmamoğlu; daha kesinleşmemiş, kim kazanırsa kazansın siyasetin doğası gereği ve hukuken belki de on kez saydırmaya hakkı olan oyların ve İstanbul’un sahibi havasında...

Diyor ki, Ekrem İmamoğlu; "Sabırla takip ediyorum ama sabır kadar inancım, kararlılığım en üst seviyede. Bunun bilinmesini istiyorum. Çok şey birbirine karıştı. Bu beni çok üzüyor. Neler karıştı derseniz, devletin imkanları, bakanları, kurumları, neye hizmet edeceğini şaşırmış durumda."

Sandık tutanaklarım bugün sayın Yıldırım lehine bir sonuç verseydi, partim de 'Hayır kardeşim, kabul etmiyorum' deseydi, ben çıkar, 'Sayın Yıldırım, hayırlı uğurlu olsun, seçimi kazandınız' derdim. Aynı şeyi beklerim."

Peki yarın oylar tekrar tekrar sayıldıktan, itirazlar YSK tarafından karara bağlandıktan sonra ne olacak?

Bu sayım ve itirazların sonucunda AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım seçimin galibi ilan edilirse.

Veyahut CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu galip çıkarsa...

AK Parti’nin, Binali Yıldırım’ın yaşanan bu kıldan ince kılıçtan keskin denklemde hakkını arama hakkı yok mudur?

Binali Yıldırım’ın “ben kazandım” açıklamasına köpüren, kızan, yargılayan, yadırgayanlar, "demokrasi, barış, erdem kahramanları", Ekrem İmamoğlu’nun koşa koşa Anıtkabir’e gidip Özel Defteri İstanbul Belediye Başkanı olarak imzalamasına tek bir söz etmeyecekler mi?

İmamoğlu adına yapılanlar en hafifinden açık bir goygoyculuk, alıp da kaçmacılık, yangından mal kaçırmacılık değil midir?

Meseleyi biraz daha açıp daha net sorayım o zaman:

Ekrem İmamoğlu Anıtkabir’de izlediği yol ile Devlete ve Hükumete şantaj mı yapmaktadır?

Ben galip ilan edilmezsem ortalığı yakarım mı? Demektedir.

Ekrem İmamoğlu öncelikle hele bu soruya bir cevap versin!

Devlet mi güçlü, yoksa İmamoğlu ve arkasındakiler mi? Belli olsun.

Hakan Sönmez

Siyasetcafe.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.