Diaspora'nın ABD / PKK destekli siyasi programı

Veysel BOĞATEPE

Yıllardan beridir soykırım tezine uluslar arası platformlarda destek arayan ermeni lobisinin en büyük emeli ABD başkanının ağzından dünya kamuoyuna duyurmaktı.

Ermeni bakış açısıyla ABD başkanının soykırım demesi, her türlü mecrayı kullanarak sürdürdükleri kara propagandalarını bir adım daha ileri taşımış olacaktı ancak bu yalnızca Ermeni bakış açısını yansıtıyordu.

Aynı şekilde Trump’a da soykırım dedirmek için yoğun çaba harcamışlardı ancak başarılı olamamışlardı. Bugün ABD başkanı Joe Biden’in yanlıca Ermeni tarihçilerinin palavralarına dayanarak soykırım tezini savunan açıklamalarda bulunmasının ne tarihsel gerçeklikle ne de hukuki açıdan önemi olmasa da amaç başkadır.

Kırk yıl önce ABD başkanı Ronald Reagan’da benzer açıklamalarda bulunmuş ve birkaç yıl sonra da ABD yargısında düzenlemeler yapılarak soykırım yalanı hukuki zemine oturtulmaya çalışılmıştı.

Dünyanın süper gücü olduğunu iddia eden ABD’nin böyle bir yalanı sahiplenmesindeki amacını ve meselenin özünü anlamak için de PKK / Ermeni ilişkileri ile ABD’nin bu ilişkideki rolüne bakmak gerekiyor. Çünkü ABD tıpkı PKK’da olduğu gibi soykırım tezini de Türkiye’nin üzerinde ikinci bir sopa olarak kullanmak istiyor. 

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Warren M. Christopher tarafından 23 Temmuz 1993’te kaleme alınan ve “Ermeni Kaynaklarından PKK’ya Destek” başlığı atılan telgraftaki ayrıntılar, soykırımın iddiasının gerçekte tarihi bir yalan, bir proje olduğunu teyit ediyor.

ABD’nin Ankara ile Erivan Büyükelçiliğinin yanı sıra Washington’a gönderilen telgrafta Ermenistan’ın 1915 tehcirini dünya kamuoyunda “Soykırım” olarak kabul ettirmek için yoğun çaba ve diplomasi yürüttüğünü ancak PKK ile ilişkilerinin açığa çıkması durumunda bu planın sekteye uğratılacağına dikkat çekilerek Ermenistan’ın bu konuda uyarılması talep ediliyor.

Aynı telgrafın devamında soykırım yalanının ABD tarafından desteklendiği ve yönlendirildiği ise “(…) Bu bakanlık için endişe nedenidir. PKK bilinen bir terörist grup olduğu için PKK’ya verilen her türlü Ermeni desteği, Ermenistan ve Ermeni Davaları hakkındaki uluslar arası kamuoyu görüşünü olumsuz etkileyecektir.” şeklinde açıkça teyit ediliyor.

Christopher’ın bu ifadeleri, Ermenistan’ın uluslar arası platformlarda Türkiye aleyhine kullandıkları soykırımın yalan ve kara propaganda üzerin inşa edilmiş kapsamlı bir program olduğunu ve ardında yine ABD olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koyuyor.

Aynı telgrafta Ermenistan’ın PKK’ya eğitim, sığınak ve sağlık konusunda yardım ettiğini de açıkça dile getiren Christopher, bunu nasıl bir gizlilik içinde yürüttüklerini ve Türkiye’yi nasıl kandırdıklarını da“(…) Tabii ki Ermenilerle konuşana dek Türklere bu konudan bahsetmeyeceğiz.” sözleriyle itiraf ediyor.

Ermenistan’ın PKK’ya verdiği desteğin soykırım projesini tehlikeye düşüreceğinden endişelenen ABD’nin bu konuda Ermenistan’ı ikaz ederken asıl muhatabı sözde müttefiki olan Türkiye’den bu gerçekleri gizlemesinin nedeni yukarıda da belirttiğim üzere PKK’dan sonra soykırım yalanını Türkiye’nin üzerinde ikinci bir sopa olarak kullanma düşüncesidir.

Yalanı teyit eden üç büyük Ermeni davası

Kendi tarihçilerinin çarpıttığı tarihsel gerçeği kara propagandaya dönüştürerek sonuç almaya çalışan Ermenistan her yıl olduğu gibi bu yıl da 24 Nisan’da sahneye çıkarak propagandasını bu defa ABD başkanı Joe Biden’in ağzından sürdürdü.

Joe Biden yalnızca soykırım demekle yetinmedi, Osmanlı döneminde Ermenilere zulmedildiğini, imha kampanyası çerçevesinde katledildiğini ve ölüme gönderildiğini söyleyerek bir kez daha tekrar edilmemesi için de taahhütte bulunduğunu açıkladı.

Türkiye’ye yönelik kabul edilemez ağır suçlamalarının kaynağı yine Ermeni tarihçilerinin uydurdukları yalanlardan ibaretti ve doğrudan Osmanlı suçlanıyordu. Yeni Osmancıların, Osmanlı torunu olmakla övünenlerin böylesine ağır suçlamanın karşısında konunun tarihçilere bırakılması gerektiğini söyleyerek kuru gürültü çıkartmalarına şaşırmamak gerekir çünkü geçmişte Boğaziçi Üniversitesinde Ermeni sorunu paneli düzenleyerek ermeni lobisini şımartan da kendileriydi.

İnatla sürdürülen tarihsel yalana karşı gerçekleri ortaya koymak yerine tarihçilere bırakılmayacak kadar siyasi bir dava olduğunu da kavrayamadıkları gibi sanki marifetmiş gibi Türkiye’nin NATO üyeliğini riske atacağına dair açıklamalarda bulunarak konuyu geçiştirdiler.

Yazının başından beridir soykırımın bir tarihsel yalan olduğunu söylerken bizzat bunu ABD’li diplomatın Washington’a yazdığı telgraftan alıntılar yaparak teyit ettim. Ayrıca ABD’nin kendi mahkemeleri ne tarihsel gerçekliği, ne de hukuki bir dayanağı bulunmayan soykırım iddiasını tanımamıştır.

Örneğin; ABD’nin 1976 tarihli “Yabancı Egemen Bağışıklığı Yasası”na göre bir kişi ya da kurumun malına haksız yere el konulmasına karşı o kurumların ABD’de yargılanabileceği hükme bağlanmıştı. Bu yasaya göre ABD’deki Ermenilerin Türk kurumları hakkında yargı yoluna gidebilmesi için atalarının Osmanlı vatandaşlığından çıkartıldığını ve mallarına el konulduğunu ispatlaması gerekiyordu.

Ermeni soykırım mağdurlarının sigorta şirketlerine dava açmasının önünü açan yasa ise ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’nde “Poochigan Kanunu” adıyla 2000’de kabul edildi. Kısacası ABD’nin siyasi kadrosu böyle bir hukuki düzenlemeyle soykırım yalanını hukuki zemine oturtmak için büyük çaba harcamıştı.

Nihayetinde uluslar arası hukukta ve diplomaside büyük yankı uyandıran ve tabii ki Ermeni lobisini heyecanlandıran Movsesiyan, Davoyan ve Bakalian davalarında Ermeniler iddia ettikleri gibi atalarının Osmanlı vatandaşlığından çıkartıldığını ve mallarına el konulduğunu kanıtlayamadıkları gibi mahkeme, soykırımı tanımadığından hareket ederek2019’da bu üç davanın tamamını düşürmüştü.

Mahkemenin kararı aynı zamanda soykırımın tarihsel bir yalan olduğu anlamına geliyordu. Ermeni Diasporasının uluslar arası platformlarda destek aradığı kara propagandalarına karşı Türkiye eylem planına geçmek yerine konuyu yalnızca tarihçilere bırakmakla büyük hataya sürüklenecek ve hatta Ermeni lobisinin elini daha da güçlendirecektir. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.