Ramazan ayında diyabet hastaları arasında en yaygın soru "Oruç tutabilir miyim?" oluyor.
Kronik bir rahatsızlık olan diyabet, kan şekeri dalgalanmaları nedeniyle hipoglisemi, hiperglisemi ve diyabetik koma gibi tehlikeli komplikasyonlara yol açabiliyor.
Bu nedenle oruç kararı, bireysel tıbbi değerlendirme gerektiriyor. Bazı hasta gruplarında riskler ölümcül seviyelere ulaşırken, uygun koşullarda doğru planlama ve takip ile oruç güvenli hale getirilebiliyor.
Prof. Dr. Serap Yavuzer, diyabet hastalarının Ramazan'da oruç tutarken dikkat etmesi gereken kritik noktaları açıkladı.
ORUÇ KARARI DOKTOR ONAYI İLE ALINMALI
Diyabet hastaları, oruç tutma kararını mutlaka takip eden hekimleriyle birlikte vermeli. Hekim, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirerek onay vermeli ve güvenli oruç tutma konusunda eğitim sağlamalı.
Yaş, diyabet tipi, eşlik eden hastalıklar, kullanılan ilaçlar, hastalık kontrol seviyesi ve yaşam tarzı gibi faktörler detaylı incelenmeli.
HbA1c değeri 9'un üzerinde olan, kontrolsüz diyabeti bulunan, sık hipoglisemi atakları yaşayan veya yakın dönemde diyabetik koma geçirmiş bireyler yüksek risk grubunda yer alır ve genellikle oruç önerilmez.
KAN ŞEKERİ SINIRLARINI AŞMAMAYA ÖZEN GÖSTERİN
Oruç sırasında kan şekeri seviyelerinin 70 mg/dl altına düşmemesi veya 300 mg/dl üzerine çıkmaması hayati önem taşır. Hipoglisemi belirtileri arasında titreme, terleme, kalp çarpıntısı, görme bulanıklığı ve bilinç kaybı yer alabilir. Bu semptomlar ciddiye alınmalı ve kan şekeri ölçümleri gün boyu düzenli yapılmalı. Erken müdahale, potansiyel riskleri minimize eder.
İLAÇ VE İNSÜLİN DOZLARI YENİDEN DÜZENLENMELİ
Diyabet ilaçları ve insülin dozları, iftar ve sahur saatlerine göre ayarlanmalı. İnsülin kullananlarda sahur dozu hipoglisemi riskini azaltmak için düşürülebilir, iftar dozu ise tüketilen kaloriye göre uyarlanabilir. Bu ayarlamalar yapılmadan oruç tutmak ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarır.
SAHURDA PROTEİN AĞIRLIKLI, İFTARDA DENGELİ BESLENME
Sahur, uzun açlık dönemine hazırlık niteliğinde olduğundan protein zengini gıdalar ön planda olmalı. Böbrek fonksiyonları normalse süt ürünleri, yumurta, peynir, az tuzlu zeytin ve tavuk gibi besinler tercih edilmeli. Lifli sebzeler ve tam tahıllar eklenerek tokluk süresi uzatılabilir.
İftarda ise ani karbonhidrat yüklemesinden kaçınılmalı; pide, hamur işleri ve şerbetli tatlılar sınırlanmalı. Çorba ile başlanan iftar, sebze yemekleri, baklagiller ve bulgur gibi düşük glisemik indeksli gıdalarla dengelenmeli. Küçük porsiyonlar ve sütlü tatlılar önerilir.
SIVI TÜKETİMİNİ İFTAR-SAHUR ARASINDA DENGELİYİN
Günlük sıvı alımının azalması, diyabet hastalarında kan şekeri dengesizliğine ve komplikasyonlara yol açabilir. İftara bol suyla başlamak, öğünler arasında şekersiz içecekler tüketmek şart.
Kahve, çay gibi diüretik içecekler ve şekerli meyve suları minimuma indirilmeli. Bu yaklaşım, hipoglisemi ve hiperglisemi risklerini azaltır.
Siyasetcafe.com