DOĞDULAR, YAŞADILAR ve ÖLDÜLER

Vedat DEMİRBAĞ

DOĞDULAR, YAŞADILAR ve ÖLDÜLER


Bir zamanlar doğuda çok akıllı ve bilgili bir hükümdar varmış. Bu hükümdar, yeryüzünde yaşayan insanlara ilişkin her şeyi bilmek istiyormuş.

 

 

Vezirlerini yanına çağırmış ve:

 

 

– Bana dünyadaki tüm ulusların tarihini yazın, geçmişte ve şimdi nasıl yaşadıklarını, hangi savaşlara katıldıklarını ve çeşitli ülkelerde gelişmiş iş ve sanat kollarını anlatın!” diye buyurmuş.Ve onlara beş yıl süre tanımış.

Vezirler önünde saygıyla eğilmişler.

 

 

Sonra krallıktaki akıllı adamların en akıllılarını bir araya toplamışlar ve hükümdarlarının dileğini iletmişler. Beş yıl sonra vezirler sarayda tekrar toplanmışlar.

 

 

– Büyük hükümdarım, dileğiniz yerine getirildi! Dışarıya bakarsanız isteğinizin karşılandığını görürsünüz… demişler.

 

 

Hükümdar hayretle gözlerini açmış. Sarayın önünde sonu ufukta kaybolan bir deve kervanı duruyormuş. Her devenin sırtında iki dev heybe ve her heybenin içinde de, marokenle güzelce kaplanmış on büyük cilt varmış.

 

 

– Bu nedir? diye sormuş hükümdar.

 

– Bu dünya tarihidir, diye yanıtlamış vezirler.

 

– Buyruğunuz üstüne bilge kişiler beş yıl durmadan çalıştılar!

 

– Benimle alay mı ediyorsunuz? diye kükremiş kral.

 

– Ömrüm bunların onda birini bile okumaya yetmez! Söyleyin kısa bir tarih yazsınlar. Ama tüm önemli olayları içersin. Ve onlara bir yıl daha süre vermiş.

 

Bir yıl geçmiş ve yine kervan sarayın önünde durmuş. Bu kez yalnızca on deve boyundaymış ve her devenin sırtında iki heybe, bunların içinde de on cilt kitap varmış.

 

Kral çok öfkelenmiş.

 

– Bugüne kadar tüm ulusların yaşadığı yalnızca en önemli olayları yazmalarını söyleyin onlara. Ne kadar süre isterler?

 

Akıllı adamların en akıllısı öne çıkmış ve:

 

– Yarın efendim. İsteğinize yarın kavuşacaksınız, demiş.

 

– Yarın? diye yinelemiş hükümdar şaşkınlıkla.

 

– Çok iyi. Ama beni aldatıyorsanız başınızı yitireceksiniz!

 

Sonunda mavi gökyüzünde güneş yükselmiş, uyku çiçekleri tüm büyüleyicilikleriyle açmışlar ve hükümdar bilge kişiyi yanına çağırtmış.

 

Yaşlı bilge elinde ufacık bir tahta kutuyla içeri girmiş.

 

– Ey ulu hükümdarım, tüm insanlık tarihinde yaşanmış en önemli olayları burada bulacaksınız, demiş kısık bir sesle.

 

Kral kutuyu açmış. Kadife bir yastık üstünde küçük bir parça parşömen duruyormuş. Ve orada tek bir cümle yazılıymış:

 

– “Doğdular, yaşadılar ve öldüler”


Kıssadan hisse işte...

 

Ne olursanız olun, ne yaparsanız yapın sizi üç kelime ile anlatacaklar...

 

Bundan daha basit bir anlatım olmayacak, yada daha derin manalar içeren bir anlatım.

 

Doğmak, yaşamak ve ölmek. Hayatın bütün anlamı bu üç kelime içinde gizli.

 

İnsan oğlunun dolu dolu yaşadığı ve yaşayacağı hayatın en uzun ve net anlatımı...

 

Doğdu, Yaşadı ve Öldü....

 

Yaşadığın, gördüğün, yaptığın, ektiğin, biçtiğin, kırdığın, üzdüğün, mutlu ettiği, sevindiğin, coştuğun, ağladığın, güldüğün, doyduğun, duyduğun ne varsa hepsi sadece bu 3 kelime ile tarif edilecek; doğdu, yaşadı ve öldü..

 

Aç gözlülük ve hırslarının seni esir ettiği,

 

Herkesi ve her şeyi harcayabileceğin bu hayatın sana sunabileceği ne varsa bu 3 kelime arasında kaybolup gidecek.

 

Hiçbir şeyin anlamı olmayacak,

 

Hiç bir kaba ve kılıfa dolmayacak,

 

Gönüllere sığmayan sen, bir avuç toprak altında yatarken yaşadığın onca şey ve yaşattıkların sadece bu üç kelime izah edilecek...

 

Önce uzun uzun anlatacaklar..

 

Belki üç gün belki beş gün hatırlayacaklar.

 

Zamanla unutulmaya yüz tutacak, belki de hiç hatırlanmayacaksın...

 

Ama hatıralarda kalan,

 

DOĞDUĞUN,

 

YAŞADIĞIN ve

 

ÖLDÜĞÜN olacak....

 

Güzel bir iz bırakmak istiyorsan;

 

Kırmadan, incitmeden, acıtmayan yaşa hayatı,

 

sadece yaşamakla kalma çevrene de yaşat.

 

Çevren mutlu oldukça, çevrene faydan oldukça, insanların hatıralarında DOĞUMUN, YAŞAMIN ve ÖLÜMÜN daha kalıcı bir iz bırakır.

 

Filim fırıldaklıklar, sahtekarlıklar, satışlar, vs her türlü kötü davranışlar hatırlanmanı ve hatırlatılmanı engeller..

İnsanca anılmak ve insan gibi hatırlanmak için İnsan gibi yaşamak ve insan gibi davranmak gerek...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.