Erdoğan'dan kritik dört koalisyon hamlesi

Prof. Dr. Osman ÖZSOY çok ilginç bir makale ile Erdoğan'ın Siyasi hamlelerle muhalefeti nasıl bloke ettiğini yazdı

7 Haziran seçimlerinin en başta gelen kaybedeni Recep Tayyip Erdoğan oldu.

 

Fakat Erdoğan attığı dört adımla kısa sürede seçimin gerçek kaybedeni olduğu gerçeğini unutturdu.
 
Siyaset sahnesinde oyun kurucu aktör olduğu gerçeğini kısa sürede yeniden kabul ettirdi.
 
Seçimin kaybedeni olduğu halde, bir siyasi fatura ödeme bağlamında karşı hamlelere maruz kalan değil, karşı hamle yapan oyuncu olduğu gerçeğini hissettirdi.
 
Gündeme yeniden hakim oldu.
 
Daha kesin seçim sonuçları açıklanmadan koalisyon görüşmelerinin seyrini etkileyecek 4 kritik adım attı.
 
İlk olarak; Deniz Baykal’la görüşerek, gerekirse CHP’nin içine oynayabileceği mesajını Kemal Kılıçdaroğlu’na hissettirdi.
 
Kılıçdaroğlu’nu hiçleştirdi.Koalisyon görüşmelerinde güçlü aktör olma vasfına balta indirdi. Gerekirse elini kolunu bağlarım mesajı verdi.
 
Bunu yapmaktaki amacı CHP’yi AKP ile koalisyona zorlayacak bir markaja alma faaliyeti yürütmekti.
 
CHP gibi güçlü bir muhalefet partisini koalisyon ortağı yaparak hem büyük ölçüde yitirdiği uluslararası meşruiyetini yeniden sağlamayı, hem de Meclis komisyonlarında çoğunluğu sağlayarak Meclis üzerindeki kontrol ve denetimi kaybetmemeyi arzuladı.
 
Bunda büyük ölçüde başarılı da oldu.
 
Erdoğan – Baykal görüşmesinin ne anlama geldiği gerçeğini algılamakta Kılıçdaroğlu gecikti. Parti içinden tepkiler gelmeye başladıktan sonra durumu fark etti. Bu görüşmeye yönelik rahatsızlığını bir hafta sonra dile getirdi.
 
Eğer bir de AKP­MHP koalisyonu gerçekleşirse, yaklaşan CHP kurultayını da göz önünde tutarak, seçim sonrası hiçbir şey kazanamamış lider olmamak için, hiç olmazsa Meclis Başkanlığını alma arayışına girecektir.
 
Kaldı ki, Erdoğan­Baykal görüşmesinden sonra Erdoğan’ın Baykal aracılığıyla kendisine gönderdiği mesajlardan birinin de, eğer Baykal Meclis Başkanlığı için aday gösterilirse, AKP’nin de destekleyebileceği teklifi olduğu kanaatindeyim.
 
Eğer Baykal CHP’nin Meclis Başkan adayı olur ve AKP ile CHP koalisyon yaparsa, Erdoğan her iki partinin de onursal başkanı gibi çalışacaktır.
 
AKP ile 2 hafta bile olsun koalisyonda kalan bir parti, AKP’yi bir daha eleştirme, hatta düne dair sorgulanması gereken ne varsa hesap sorma vasfını ebediyyen kaybeder.
 
Erdoğan’ın ancak Meclis Başkanı seçildikten sonra hükümeti kurmak için görevlendirme yapacağı açıklaması, olası durumlara
karşı alternatif planlarınında hazır olduğu şeklinde anlaşılmalıdır.
 
Erdoğan’ın kaybedeceği hiçbirşey yoktur. Düne dair söylenmiş ne varsa söylenmemiş sayıp yeni adımlar içine girebileceğini görmek sürpriz olmaz. Çözüm Süreci Masasını seçime ramak kala devirmesi bunun bir örneğidir.
 
Erdoğan’ın diğer bir adımı şu oldu...
 
Başbakan Davutoğlu’nun gönlü MHP ile koalisyondan yana görünüyor...
 
Büyük ihtimalle, böyle bir koalisyonun daha az sorunla yürüyeceği düşüncesinde.
 
Fakat Erdoğan, Demirel’in cenazesinde Abdullah Gül’le görüşerek, hatta ilgili­ilgisiz birçok kişi görüşmeye girerken Davutoğlu’nu davet bile etmeyerek, Gül Kartını Davutoğlu’nun üzerinde bir giyotin gibi gezdirme hamlesi yaptı.
 
Bu görüşmede çay kahve faslı dışında ciddi hiçbirşey konuşulduğunu düşünmüyorum. Erdoğan sadece bir fotoğraf vermek istedi düşüncesindeyim.
 
Koalisyon görüşmelerini benim istediğim gibi yürütmezsen seni gönderir Gül’ü getiririm deme dışında özel bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.
 
Erdoğan’ın dün Meclis’te gerçekleştirilen yemin törenine katılıp bir müddet izlemesi de bir başka adım oldu.
 
Başta AKP olmak üzere, tüm Meclis grubuna varlığını ve siyasi aktör olma özelliğini hissettirmek istedi. Buradayım, ensenizdeyim, hemen üstünüzdeyim dedi.
 
Erdoğan asıl hamleyi Reza Sarraf Olayı’nda yaptı.
 
Erdoğan’ın her türlü etkinlikte tüm detaylarla ilgilendiği herkesin malumu.
 
Erdoğan’ın katılacağının bilindiği bir toplantıda, TİM Başkanının Reza Sarraf’a da ödül verileceğini kendisine bilgi olarak aktarmamış olması SIFIR ihtimaldir.
 
Hatta ben bu toplantının bu süreçte sırf bu sahne yaşansın diye düzenlendiğini düşünüyorum.
 
Ödülü kendisine kimin vereceği ayrıntısının bile görüşüldüğü düşüncesindeyim.
 
Numan Kurtulmuş gibi akçeli işlerde henüz adı çıkmamış biri bu senaryoda kullanılarak AKLAMA olayında dekor yapıldı.
 
Kurtulmuş’un daha sonra Erdoğan’ın rahatsız olacağını bile bile o açıklamayı yapması da, kullanılmış olma düşüncesinden kaynaklanıyor.
 
Erdoğan bu sahne ile, 17­25 Aralık’ın koalisyon görüşmelerinin ön şartı olamayacağı gerçeğini cümle aleme ilan etmiştir.
 
Kamuoyu tepkisini bastırmak için olası koalisyon protokoluna rüşvet ve yolsuzluktan hesap sorulacağı maddesini yazsalar da, AKP ile koalisyona giren hiçbir parti, Reza Sarraf’a ödül sahnesinden sonra 17­25 Aralık’tan hesap sorma içine giremez.
 
Seçimin tek kaybedeni durumundaki Erdoğan şu an siyasi gündemin tek belirleyini pozisyonunu hala koruyorsa, muhalefet
partilerinin beceriksizliğinden başka bir şey değildir.
 
Bir koalisyonda birbiri ile bir araya gelmekten sıtmalı gibi kaçanlar, meydanlarda Yüce Divan’la tehdit ettikleri kişinin ekmeğine yağma sürme yarışındalar.
 
Bu durumda bize, hepsini parmağının ucunda gezdiren siyasi aktöre aferin demek düşer.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Medya Haberleri