CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşma yapıyor.
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
IRAK VE SURİYE
"Türkmenleri korumak için gerekirse kuzeyde Kürt yönetimiyle görüşülmeli ve onların da desteğiyle koruma sağlanmalıdır. Bölgeyi korumamız lazım. Bölgede huzursuzluk hepimizi için huzursuzluktur. Düne kadar söyledik "Bölgeye silah göndermeyin" diye. Yüzlerce TIR gitti silah dolu. Önümüzdeki günlerde silahı nasıl gönderiyorlar bütün ayrıntılarını belgeleriyle kamuoyuyla paylaşacağız."
KÖŞK SEÇİMLERİ
"Diyarbakır'da kanaat önderleriyle bir araya geldik. Onlara önce cumhurbaşkanı seçimlerini dikkatle izlemeleri ve oy kullanmalarını istedim. AKP bizi orada 'Biz bu sorunu çözeceğiz ama CHP engel oluyor' diye anlatıyor. Onlara şimdiye kadar yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlattım. Sonuç şu biz dürüst olarak sorunun çözüünü istiyoruz. Adres olarak onlara Meclis'i gösterdim. Sorunu çözmek isteyen değil devam ettirmek isteyen parti AKP."
BALYOZ VE ERGENEKON
"Deliller sahtedir dedik. Onlar bize siz de Ergenekoncusunuz ve darbecisiniz dediler. Oysa bizim başkanlarımız hapse girdi. Gençlerimiz öldürüldü. Onlara bir şey olmadı ki, onlar darbe hukukundan faydalandılar. Bir toplantı yapılmış ve nasıl darbe yapacağız diye konuşmuşlar. 325 kişi bu suçtan yargılanıyor. Oysa gerçek şu 275'i bu toplantıya hiç katılmamış. Mahkumiyete dayanak dijital veriler. Şu ana kadar bunlar hangi bilgisayarda üretilmiş bilmiyor. Ama şu biliniyor, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bilgisayarlarında üretilmemiş. Gölcük'te bir hard disk bulundu, 6 yıl önce üretilmemiş. Delillerin sahte olduğu konusunda birçok gerekçe ortaya kondu. Sanıklar, tanıklar dinlenmedi, sizi mahkum edeceğiz dediler. Silivri için toplama kampı dedim diye bana Ergenekoncu dediler.
İnsanlar dışarıya çıktı diye bir sevinç var ama arkasındaki hüznü görmek zorundayız. Acı ve gözyaşı döküldü, ölenler intihar edenler oldu. Mahkeme bu kararı verdi diye sorgulamayacak mıyız? Adalet gelecekse adalete engel olanların da hesap vermesi gerekiyor.
15 Temmuz 2008, Recep Tayyip Erdoğan kendi grubunda konuşuyor ve Ergenekon ve Balyoz davaları için, 'Ben bu davaların savcısıyım' diyor. Ben de hep eleştirdim. Aradan 3 yıl geçti 2011'de söylediği şu: 'İkide bir anamuhalefet partisi benim savcı olduğumu söylüyor, ben milletin savcısıyım dedim.'
Hükümet sözcüsü Bülent Arınç da şöyle demişti 2011'de:
Allah'a şükrediyorum iyi ki Türkiye bunlarla savaşa girmemiş, bunların savaşacak hali yok.
Sonra da şöyle dedi: 'Allah o savcılardan razı olsun ki hiçbir tehditten etkilenmediler ve kararlarını vardiler. Hükümet sadece siyasi olarak bu davaların arkasındadır.'
17 Aralık’tan sonra birden uyandılar: 'Bir katakulli olduğu çok açık' diyor. Sen bu davaların savcılığını üstlenmedin mi. İnanamıyorum.
Birkaç kez okudum gerçekten Erdoğan mı söylemiş diye. Evet o söylemiş. Günah çıkarmaya çalışıyor. En son 22 Haziran’da İstanbul’da bir toplantıda zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyor: 'Onlardan teşekkür beklemiyoruz ama bu ülkede hukuk mücadelesini kimlerin verdiğini bilsinler yeter diyor, pes. Sen onlardan özür dileyeceksin özür. Önce sen özür dile, diler mi dilemez. Çünkü insan olanlar özür diler. Onun için biz diktatör bozuntusu diyoruz. Biz bununla da yetinmiyoruz. O insanların itibarları iade edilmeli. O yüzden kanun teklifimizi hazırladık."