ERMENİLERİN SOYKIRIM YALANI

Tevfik Fikret TAŞKIN

ERMENİLERİN SOYKIRIM YALANI

 

Osmanlı idaresinde yaşayan Ermeniler, topluma uyum sağlamışlar, yüzyıllar boyunca devlet kadrolarının en üst kademelerinde, ticarette, mimaride, edebiyatta önemli görevler almışlar, önemli işler başarmışlardır.
Osmanlı, Ermenilerin kendi kimliklerini ve inançlarını korumalarına izin vermiş, toplumun bütün unsurlarıyla uyum ve barış içinde yaşamışlar. Bu barış ve huzur ortamı, 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar sürmüş.
 
Bu tarihten itibaren Avrupa devletlerinin ve Rusya’nın kışkırtma politikaları etkili olmuş. Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla isyan hareketleri, bağımsızlık çalışmaları daha da artmıştır.
 
Osmanlı-Rus Savaşları (1877-78) sırasında, Rusya’nın kışkırtmaları ve açık teşvikiyle özellikle Doğu Anadolu’da Taşnak ve Hınçak Komiteleri kurulmuş, bu örgütlenme ile terör hareketleri başlamış.
 
Yıllarca bağrımızda besleyip serpilmesine izin verdiğimiz Ermeni kardeşlerimiz, dostlarımız birden düşman olmuş, ellerine silah alıp köylerde, kasabalarda hatta büyük şehirlerde savunmasız halka, saldırmaya, onları katletmeye kısaca, soykırıma başlamışlar.
Dünyada eşi benzeri olmayan eziyetlerde, kıyımlarda bulunmuşlar. Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya gibi Osmanlı üzerinde kötü emelleri olan devletler, dönemin padişahı II. Abdülhamit’e baskı yapmışlar, suikast bile düzenlettirmişler. Böylece iyice şımaran Ermeni komitecileri, Anadolu’nun birçok yerinde kanlı isyanlar çıkarmışlar.
 
Müslüman Türk nüfusunu yok etme niyetlerini saklamadan, buldukları her fırsatta isyanlarına devam etmişler, bunun üzerine ordu, padişahtan, yönetimden daha etkili tedbirler alınmasını istemiş.
 
Ermenilerin isyanlarını ve yaptıkları katliamı engellemek için de hükûmet, isyankâr Ermenileri ve ailelerini mecburî göçe tabi tutmuş ve Suriye’ye göndermek için “Tehcir Kanununu” çıkarmış.
 
Bu kanunla Anadolu’daki Ermeni ayaklanmasını sona erdirmek, Müslüman Türk halkını öldürmelerini engellemek istemişlerdir.
 
Aynı anda sekiz cephede çarpışan Osmanlı, Ermenilerin göç sırasında korunabilmesi için de gerekli tüm kararları almıştır. Buna rağmen göç sırasında açlık, soğuk, eşkıya saldırıları gibi birçok nedenden dolayı Ermenilerin bir kısmı yollarda ölmüştür.
 
Bu ölümler, özellikle Avrupa tarafından farklı yansıtılmış, Müslüman Türk halkına Ermeniler tarafından yapılan saldırılar, katliamlar, sanki Ermenilere yapılıyormuş gibi gösterilmiş, hâlâ da gösteriliyor. Hâlbuki, soykırımı yapmaya çalışan bizzat Ermenilerin kendisidir.
 
Günümüzde de yazılı, resimli, toplu mezarlar şeklinde binlerce kanıt, belge olduğu hâlde kendi yaptıkları vahşeti, soykırımı sanki Osmanlı yapmış gibi göstermeye çalışmaktadırlar.
 
Bu gayretin en son örneği de Katoliklerin lideri olan Papa’nın yaptığı konuşma ve sergilediği tavırdır.
 
Yani, Ermeniler ve Türkiye üzerinde hain emelleri olanlar, hâlâ Türk düşmanlığı yapmakta, kendi yaptıkları “soykırımı” Türkler yapmış gibi göstermeye uğraşmaktalar.
 
Üstelik de bunu başarmaktadırlar…
 
O hâlde bizim de boş durmamamız, Türklerin değil, tam tersine, Ermenilerin bu katliamları, soykırımı, Türklere yaptığını belgelerle dünyaya anlatmamız, durmadan, bıkmadan anlatmamız gerekir.
 
Fert olarak, millet olarak, devlet olarak ortak tepki ve kararlılık göstermeli, yazmalı, okumalı, araştırmalı doğruyu tüm dünyaya duyurmalıyız.
 
Yoksa, her zamanki gibi haklı olduğumuz hâlde, haksız duruma düşeriz. Zaten düşüyoruz da…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.