FETÖ ile Emniyet içerisinde giriştiği mücadele sonrası Emniyetten atılan, bu nedenle Ankara Hukuk Fakültesini kazanıp bitirerek, kendi hukuk mücadelesini kendisi veren polis müdürü Mehmet Fatih Eryılmaz, 15 Temmuz’daki FETÖ’cü darbe kalkışmasında darbecilere karşı Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü korurken ağır yaralanıp ölümden dönmüştü.
Emniyet Müdürü Mehmet Fatih Eryılmaz, kişisel sosyal hesabından yaptığı paylaşımda FETÖ ile mücadelenin yöntemlerini anlatarak, cani çetenin 2. Kalkışma tehlikesine dikkat çekti. Emniyet Müdürü Eryılmaz’ın yazısı şöyle:
“FETÖ İLE MÜCADELE VE 2.KALKIŞMA TEHLİKESİ
Beni tanıyanlar iyi bilir ki 1988 yılında başladığım polis koleji yıllarından bugüne kadar ömrüm FETÖ örgütüyle mücadeleyle geçti. Ana akım siyaset, bürokrasi, medya ve hatta halk bu örgütün Efsunu altındayken en yakınımda bulunanların dahi istihza ile yaklaşmalarına, örgüt mensuplarının ve sempatizanlarının hayatımı karartmalarına rağmen bu mücadeleden geri durmadım. İtibarımdan, mesleğimden, hürriyetimden olma pahasına bu örgütten korkmadım. Yeri geldi kimse selam vermedi, dost zannettiklerimiz görmezlikten geldi. Haksız tayinler, idari soruşturmalar, gözaltılar ve adli kumpaslar gördüm. Bu acılar ayrı hikaye. "Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir." der Hallac-ı Mansur. Hiç kimse sesimi duymadı ve o cehennemi yaşadım.
Maalesef hayatımı, hürriyetimi, mesleğimi ,itibarımı ortaya koyarak örgütün yapacağı pek çok eylemi nokta atışı bir isabetle bildirmeme rağmen kimse dikkate almadı. Romalıları sürekli Kartaca tehlikesine karşı uyaran Romalılar tarafından deli muamelesi gören Romalı senatör misali deli muamelesi gördüm. En yakınlarım dahi bei duymadı veya duymazlıktan geldi. Bütün bunlara rağmen gece uyumadan gündüz oturmadan bu örgütü takibe, çözümlemeye ve analiz etmeye ,ulaştığım bilgilerle de milletimi uyarmaya çalıştım.
Tanıyanların şahitliğiyle sabittir ki, 17/25 darbe girişimini ,İstanbul'da 2 FETÖCÜ hakimin tutuklu polisleri bırakma girişimini ve 15 Temmuz darbe girişimini (Kemalist görünümlü Gülenist darbe şeklinde formülüne ederek) tam isabetle öngördüm ve bağıra bağıra anlatmaya çalıştım.
17/25 Aralık ve 15 Temmuza yaşamamıza rağmen gerek zamanın çok hızlı akmasından gerekse tüm kanallardan filtreli filtresiz milyarlarca Bilgin'in üzerimize boca edilmesinden dolayı karşı karşıya kaldığımız tehlikenin yeterince anlaşılamadığını düşünüyorum.
Sevr ile gerçekleştirmek istedikleri Türk milletini yok etme projeleri büyük taarruzla püskürtülen Haçlılar ve yerli işbirlikçiler (FETÖ) 15 Temmuz itibarıyla yüzlerindeki maskeleri bırakarak saldırıya geçmişlerdir. Amaç çok net olarak Türkü yok etmektir.
Karşı karşıya bulunduğumuz tehlikenin niteliği ve niceliği ile ilgili olarak temas edebildiğim herkesi uyarmaktayım. Hem daha geniş bir kitleye ulaşabilmek hem de tarihe not düşebilmek amacıyla acil kodlu uyarılarımı buradan yazıyorum.
Karşı karşıya bulunduğumuz saldırı çoklu bir zeka tarafından ince ince planlanmıştır. Planın sahibi Haçlı güçleridir. Haçlı güçleri FETÖ, PKK ve İŞİD gibi farklı olduğu zannedilen ama aynı amaca hizmet eden pek çok karta sahiptir. İnce bir planla bu örgütler üzerimize salınmaktadır.
Bu saldırıya karşı alınacak tüm tedbirler bir yazı boyutuna sığdırılamaz. Ancak; 15 Temmuz darbe girişimi ve haçlının bu darbedeki eli olan FETÖ ye karşı acil olarak alınması gerekli tedbirleri bildireceğim.
1- 15 Temmuz 2016 gecesi Türk milleti için 2. Haçova zaferidir. Saflarımız bozulmuş ve yenilgi kaçınılmaz gözükürken aynı Haçova’da olduğu gibi Türk milleti savaşa müdahale etmiş ve düşmanı püskürtmüştür. Düşman büyük bir yara almış ancak ölmemiştir. Pişman değildir ve yeniden harekete geçeceği kesindir.
2-) Savaş birbirini izleyen bir çok muhabereden oluşur. Bir muhabereyi kazanmak savaşın tamamen kazanıldığı anlamına gelmez. Alman General Clauzoviç’in ifadesiyle Zafer düşmanın savaşma iradesini yok etmektir. 15 Temmuz gecesi düşman püskürtülmüş ama tıpkı 17/25 Aralıktan sonra yapılan operasyonlarla FETÖ nün savaş iradesi kırılamamıştır. Bu irade kırılmadığı müddetçe tehlike devam edecektir. Yaralı düşman çok daha acımasız ve tehlikelidir.
3-) Sun tzu’nun ifadesiyle düşmanı tanımayan onu yenemez. Tehlikenin bertaraf edilmesi ve düşmanın tamamen yok edilmesi için öncelikle düşmanı tanımak gerekir.
4-) FETÖ yalnız istihbari dinleme, ihbar, itiraf v.b. yollarla çözümlenemez. Gerek bu yollarla elde edilen bilgiler gerekse devletin arşivinde bulunan bilgilerle elimizdedir. Çok bilgi vardır. Ancak bu bilgileri analiz edip okuyacak bir akıl olmadıktan ve bu akıl kurumsallaşmadıktan sonra bu bilgiler yok hükmündedir. Görmesini bilenler için her şey birbiriyle bağlantılıdır.
FETÖ ye karşı yapılacak harekat akciğer veya kalp nakli ameliyatı gibidir. Ameliyatı yapacak kadro bu ilme ve tecrübeye sahip kişilerden oluşmalıdır. Bu bilgi ,tecrübe ve gerekli uygun aletler olmazsa yapılacak harekat başarıya ulaşamaz. En hassas neşterler yerine kazma ile operasyon yapmak hastayı tedavi etmeyeceği gibi ameliyat masasında bırakacaktır.
5-) 15 Temmuz darbe girişiminde istihbarat kurumlarındaki zafiyet ortadadır. 17/25 Aralık sonrasında rastlanan FETÖ ile mücadele görevinin kripto FETÖcülere verilmesi gibi garabetlerde ortadadır. En basit bir değerlendirmede dahi 17/25 Aralık sonrası istihbarat kurumlarının 3/1 inin kripto FETÖCÜ olduğu düşünülmektedir. Bu mücadele için görevlendirilenler en ufak bir şaibesi olmayan ,daha önceki mücadele tavır ve hayatlarıyla kendilerini ispat etmiş personelden seçilmelidir. Bununda en kolay yolu önceki yıllarda FETÖ tarafından tasfiye edilmeye çalışan personelin görevlendirilmesidir.
6-) FETÖ 15 Temmuz gecesi püskürtülmüştür. Ancak örgütün operasyonel ve istihbari gücü 2.bir kalkışmaya yetecek ölçüdedir. Başarısız 15 Temmuz darbe girişiminden de ders çıkartacak olan FETÖ daha tehlikeli ve acımasız hale gelmiştir. 17/25 Aralık sonrası yapılan operasyonlarla FETÖ nün bittiğini sanan uyarılarımı dikkate almayarak kulağının üzerine yatanlardan özür değil sadece kendilerine gelmelerini bekliyorum.
7-) 15 Temmuz da başarısız olan FETÖ 2. bir kalkışmadan önce toplumsal düzen ve güveni hedef alacak ve meydana getireceği kaos ortamında harekete geçecektir.
8-) İlk olarak FETÖ 15 Temmuz sonrası kendisine ve sahiplerine karşı oluşan toplumsal mutabakatı hedef alacaktır. Kamuda tasfiyeler yapılırken istihbarat ve diğer bürokrasideki kripto FETÖcüler FETÖcü olmayanları FETÖcü diye ihbar edecektir. Bu be benzeri yollarla FETÖ'ye karşı oluşan toplumsal mutabakatı dinamitlenmeye çalışacaktır. Gözümüz gibi korumamız gereken ilk konu ve en büyük gücümüz bu mutabakattır. Kim olursa olsun bu mutabakatı bozacak bir söz ve eylemde bulunan FETÖCÜ’dür ve haçlıya hizmet eder.
9-) Toplumsal kaos yaratmak, devlet ve toplum bu kaosla meşgulken harekete geçmek FETÖ nün işini kolaylaştıracağından FETÖ etnik ve mezhepsel fayları harekete geçirecek suikastler düzenleyebilir. Etnik ve mezhepsel kesimlerin kanaat Önder'lerine asker, polis ve istihbaratçılar tarafından yapılmış süsü verilerek suikastler yapılıp suç devletin üzerine atılabilir. Özellikle HDP liderleri korunma altına alınmalıdır. Böyle bir suikast iç toplumu iç çatışmaya sürükleyecek PKK ve FETÖ ile meşgul olan güvenlik güçleri mecburen bu güçlerini bölmek zorunda kalacaktır. FETÖ bu esnada toparlanmak için Zaman bulacaktır. FETÖ nün gücü başka bedenlerin içine girip yaşayabilmesinde ve bu bedenlerle eylem yapabilmesindedir.
10-) Bu aşamada devlet ve millet olarak en zayıf noktamız düşmanın kullanacağı Kürt kartıdır. Bırakın Terörle arasına mesafe koymayı terör örgütünün bir parçası olan HDP doğal olarak Yenikapı mutabakatında yer alamazdı. Ancak kaderini Türkiye cumhuriyeti içinde gören Kürt vatandaşlarımızın kanaat Önder'lerine kesinlikle bu mutabakatta yer açılmalıdır.
11-) FETÖ örgütünün diğer İslami cemaatlerin bedenine sızdığı artık herkesin bildiği bir sırdır. 17/25 ten önce kamuda örgütlü olmayan bir çok İslami cemaat bugün örgütlü konumda gözükmekte ise de hiç bir zaman kamuda dikey örgütlenmesi olmayan bu cemaatlerin birdenbire kamuda boy göstermeleri izaha muhtaç dahi değildir. Gerek devlet gerekse bu cemaatler kendilerini ve 2008 den sonra kendilerine katılmış gözüken kamu görevlilerini sorgulamak zorundadırlar.
12-) 17/25 Aralık tan sonra başlayan ve Sayın Cumhurbaşkanı'ndan başka sahipleneni olmayan mücadelede bir çok devlet yetkilisi eş, dost, akraba, meşrep veya FETÖ'nün şantajından korkmak gibi sebeplerle hem devleti hem cemaati idare etme stratejisi gütmüşlerdir. 15 Temmuzdan sonra ise kurumlarında sakladıkları ve kefil oldukları FETÖ’cüleri hesap sorulacağı korkusuyla daha derine gömmektedirler.
13-) İkinci bir kalkışma için FETÖ nün Ordu içinde kalan elemanlarıyla tekrar iletişime geçmesi ve motive etmesi gerekmektedir. FETÖ nün yapısı gereği Ordu içinde bulunan elemanlar hücre yapısı gereği kendi hücresinden başkalarını tanımamaktadırlar. FETÖ bu elemanlarının senkronizesini abi denen sivil örgüt mensuplarıyla sağlamaktadır. Bu abi yapılanması bir an önce tespit edilip derdest edilmeliydi. Bu konu en önemli konudur ve yeterli yol alınamamıştır. Eğer 17/25 Aralıktan sonra bu abi/imam operasyonu yapılmış olsa idi 15 Temmuz yaşanmayabilirdi.
14-) ÖKK tıpkı istihbarat kurumları gibi tamamen temizlenmeli ve acilen güçlendirilmelidir. ÖKK envanterine tank, helikopter ve uçaklara karşı kullanılabilecek stinger, tanksavar ve uçaksavarlar konulmalıdır. Bu kuvvet acil müdahale gücü olarak düşünülmeli ve buna göre yapılandırılmalıdır.
15-) Özellikle büyük şehirlerdeki emniyet müdürlükleri düşürülemeyecek kaleler olarak yeniden inşa edilmeli, polis özel harekat yukarıda anlatılan ÖKK gibi yapılandırılmalıdır.
16-) FETÖ nün halktaki karşılığının yüzde 1 civarında olduğu değerlendirilmektedir. Ancak bu örgüt tüm devlet kurumlarında örgütlenmiştir. Yani en sağlam olan halktır. Bir halk Ordu'su olan ve Mehmetçik olarak gönlümüzde her daim yeri olan halk çocuklarının askeri darbelerde kullanılamamasına yönelik eğitim askerliğin başında verilmelidir.
17-) Yüksek rütbeli ve sayıca çok ancak vatana ve anayasaya sadık olmayan personeldense vatana ve anayasaya sadık az sayıdaki rütbelilerle mehmetçiklerden oluşacak mobilize olma kabiliyeti ve Ateş gücü yükseltilmiş ve moral motivasyonu artırılmış bir TSK acil ihtiyacımızdır. Maddi ve manevi kaynaklar bu yolda seferber edilmelidir.
Bu saldırı yalnız bir FETÖ saldırısı değildir ve 15 Temmuz da püskürtülmekle biten bir mesele değildir. Bu saldırı bir başlangıçtır. FETÖ ve diğer terör örgütleriyle devam edecektir. Ancak bu bizi korkutmamalıdır. Milli mutabakat devam ettikçe akıllı ve hızlı olunduğu müddetçe; "Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir."
Hakan Sönmez siyasetcafe.com