Esaretin Bedeli

Celal Eren ÇELİK

AKP 2002 yılında iktidara geldiğinde kendisi dahi tek başına hem de Meclis’in bu kadar büyük bölümünü kontrol edeceği bir iktidarı beklemiyordu. Bu AKP için şöyle bir sıkıntıya yol açmıştı: AKP iktidara gelmişti ama “DEVLET” yönetecek “KADROLARI” yoktu… Yetişmiş kadrolar “O gömleği çıkarttık” dedikleri ve terk ettikleri Millî Görüş Hareketi’nde kalmıştı. AKP’nin ilk döneminde “İktidar olsa da muktedir” olamayacağı da açıktı ve AKP’de bu durumu biliyordu ve bunun en önemli nedenlerinden birisi yetişmiş kadrosu olmamasıydı.

AKP kendi kadrosunu, kendi medyasını, kendi bürokrasisini, kendi sermayesini inşa edene kadar bir “Geçiş dönemi” yaşayacaktı ve o “Geçiş döneminde” kendilerine yardım edecek “Kadrolara” ihtiyaç vardı. İşte FETÖ yapılanması tam da burada devreye girdi… AKP’nin eksik olan “Yetişmiş eleman” kadrosu FETÖ yapılanmasının yıllardır özenle “Hazırlayarak” oluşturduğu bir kaynaktı. AKP de o kadroları Millî Görüş’ten alamayacağı için FETÖ kadrolarını devletin bürokrasisine yerleştirdi. FETÖ’nün iş adamlarının önü açıldı, yargıda “Alnı secde görüyor” diyerek FETÖ’nün kadrolaşmasına müsaade edildi. AKP “Kendi sermayesini, kendi bürokrasisini, kendi yargısını” inşa ettiğini zannederken aslında FETÖ adım adım devleti ele geçiriyordu ve AKP FETÖ’ye “Esir” hale geliyordu…

FETÖ 2007’de “Cemaat-Hizmet” maskesini topluma karşı takmaya devam etse de Ergenekon-Balyoz kumpas süreci ile birlikte 2011 yılında zirveye varacak etkinliğini sağladığı süreç sonunda AKP ile pazarlık masasına otururken nihayet “Karar vericilere” karşı maskesini indirdi ve masaya “YEŞİL GLADİO” olarak oturdu…

FETÖ’den YEŞİL GLADİO’ya evirilen bu “ŞEBEKE” “Biz bunca şey yaptıysak devleti de beraber yöneteceğiz” diyorlardı…Bunu da artık açık açık gazetelerinde yazıyorlardı… İşte AKP ilk kez o zaman “Esareti” tattı… Evet AKP “Kendi kadrolaşmasını yapacağını ve kullanıp bir kenara atacağını hesap ettiği” bir yapı tarafından aslından “Esir” alınmıştı ve 2014 yılında başlayan iktidar mücadelesi 15 Temmuz Darbe girişimine kadar varacak süreci tetikledi. AKP’nin esaretinin bedelini “Millet ve Devlet” birlikte ödedi ama AKP işin içinden “Millet bizi affetsin” dedi ve çıktı. Ardından AKP “Tek bir adamın her şeyi yöneteceği, tek adam rejimini oluşturacak” Dünya’da benzeri olmayan “GARABET” bir “Türk Tipi Başkanlık Modeli” üzerinde çalışmaya başladı… AKP’yi yönetenler öyle hayallere dalmışlardı ki “%60 ile kazanırız” cümlelerini son derece büyük bir özgüven ile ekranlardan sarf ediyorlardı.

AKP’ye bu “Yüksek özgüveni veren” ise MHP ve lideri Bahçeli’ydi… İttifaklar modelinin fikir babası da isim babası da yine aynı Bahçeli’ydi… AKP “Her şeyi kendisinin kontrol edeceği ve en az %60 oy ile rahat rahat kazanacağı” bir seçimle “Kullandıktan sonra bir kenara atma” düşüncesi ile MHP’den gelen desteği seve seve kabul etti. Ama işler hiç de AKP’nin planladığı gibi gitmedi… %60’lar hayal olurken 2018 seçimleri AKP’yi bu kez de MHP’ye “Esir” etti… AKP bir süre sonra MHP esaretinde “Statükonun” kontrolü altına alındı ama giderek totaliter bir siyasi tavra evrilirken MHP kontrolünde de olsa sistemin kendisine verdiği gücü çok ama çok kötü kullanırken ekonomi, dış politika, yargı ve aklınıza gelebilecek her alanda Türkiye’yi her geçen gün biraz daha dibe çekti. AKP “Esareti” tadıyordu 2. Kez ama bedeli yine “Türk milleti” ödüyordu…

Ve AKP için deniz bitti, pembe hayallerin sonuna gelindiğini AKP yönetimi de anladı… Yıllardır en güvendikleri “Muhafazakâr kemik seçmenleri” dahi AKP’yi terk etmeye başlamıştı ve bu “Önlenemeyen” “Muhafazakâr oy kaybı” AKP için hayati önem taşıyordu. İşte AKP bunun önüne geçebilmek için tam 20 sene önce “Parçalayarak” üzerinden çıkarttığı ve çıkartıp atmak ile de övündüğü Milli Görüş gömleğini “Gardırobundan” yeniden çıkarttı ve tamir edip yeniden bu gömleği sırtına geçirmenin yollarını aramaya başladı… Ama aradan geçen sürede AKP bir zamanlar bizzat üzerinde taşıdığı o “Gömleği” bırak giymeyi, yırtığını söküğünü dahi tamir edemeyecek kadar aslından uzaklaşmıştı… O nedenle o “Gömleği” tamir edip AKP’ye yeniden giydirebilecek uzman “Terziler” gerekiyordu. O uzman “Terziler” ise “Radikal Siyasal İslamcılar” dı… Abdurrahman Dilipaklar, Mehmet Boynukalınlar dahası “AKP’yi “Yönlendiren” Şeyhler-Şıhlar… O “Radikaller” kadar bir de “Millî Görüş” gömleğini hiç çıkarmayanlar vardı ki başlarını Numan Kurtulmuş’un çektiği AKP anlamıştı ki son çaresi bu 2 gruptu…

İşte o zaman AKP için 3. “ESARET” dönemi başladı… AKP bu kez de “Radikal İslamcı/Muhafazakâr Gelenekçi” kanada “Esir” oldu… İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması da, Ayasofya’nın ibadete açılması da AKP içinde Numan Kurtulmuş ekibinin “Millî Görüş” ekolünden gelenlerin ağırlığının artması da hep bu “Esaretten” … Ama AKP’nin bu “Esir” olduğu grupların çağdaşlıkla, modernite ile, kadın hakları ile, teknolojik gelişimle falan işleri yok… Bu grup için “Liyakat” bir anlam ifade etmiyor “Alnı secdeye değmiş olsun” yeter.

Ve AKP siyasal tarihi içerisinde 3. Kez “Esareti” yaşıyor… Daha önce AKP’nin 2 kez yaşadığı “Esarette” bedeli devlet ve millet ödedi… Şimdi yine bir “EASRET” dönemi başladı ve sormak lazım: “ESARETİN BEDELİNİ BU KEZ KİM ÖDEYECEK?”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.